Olimpiyat şampiyonu Taha Akgül, FANATİK'e konuştu!

Olimpiyat şampiyonu Taha Akgül, FANATİK'e konuştu!

Gururumuz, altın çocuğumuz, Olimpiyat şampiyonumuz Taha Akgül, FANATİK ekibiyle birlikte madalyasını Cebeci mezarlığındaki şehitlere götürdü, onlara armağan etti: Kürsüye çıktıysak şehitler sayesinde.

"Bu ülke varlığını onlara borçludur. Bayrağımız, istiklalimiz, istikbalimiz varsa, olimpiyat kürsüsüne çıkıp İstiklal Marşımız’ı çaldırıyorsak, onların bu cansiperane savaşı sayesindedir” "Güreşi bırakmıştım! Çünkü başarım yoktu. Akranlarım milli takıma gidiyorlardı. 2009’da geri döndüm, Türkiye üçüncüsü oldum. 300 TL maaş bağladılar. Gençler Dünya Şampiyonası’nda ikinci oldum ve önüm açıldı” "Üzerimde büyük bir baskı vardı. Herkes benden altın bekliyordu. İkinciliğin başarısızlık olarak kabul edileceğinin bilincindeydim. 7 saat odaya kapadım kendimi ve kazandım” Türkiye’nin 2016 Rio Olimpiyat Oyunları’ndaki tek altın madalyasını kazanan milli güreşçi Taha Akgül’ün gururu yüzünden okunuyordu. Olimpiyat şampiyonluğunun yanı sıra arka arkaya 2 Dünya, 4 de Avrupa şampiyonluğu elde ederek serbest güreşte son 4 yıla damgasını vuran biri olmasına karşın, oldukça mütevazı, efendi ve biraz da utangaç bir gençti karşımızda oturan. Tesisin kameriyesinde 6 yıldır kendisini çalıştıran ve bugünlere gelmesinde büyük emeği olan antrenörü Abdullah Çakmar’laydı. Rio’da kürsüye çıktığında boynuna geçirdiği altın madalyasını armağan ettiği şehitlerimizden açtık sözü. Başta 15 Temmuz Şehitleri olmak üzre şehitlerimizle ilgili bir kaç cümle daha söylemesini istedik. “Bu ülke varlığını onlara borçludur” dedi ve devam etti:  ‘Minnet duyuyoruz’ “Tarihin her döneminde ülkesi için can veren şehitlerimiz sayesinde bugün hür ve bağımsız bir millet olarak yaşayabiliyoruz. Son olarak bunun örneğine 15 Temmuz’da şahit olduk. Orada vatanı için canını feda eden insanlarımızı gördük. Onlara hep beraber minnet borcumuz olduğunu düşünüyorum. İşte görüyorsunuz, ordumuz bugün (dün) bir sınav daha veriyor. Mehmetçik Suriye’de bu vatan için, bayrağı için bir kez daha tarih sahnesine çıktı. Allah onların yardımcısı olsun, onlara kuvvet versin, zafer ihsan etsin. Bizler rahat yaşıyorsak, bayrağımız, istiklalimiz, istikbalimiz varsa, olimpiyat kürsüsüne çıkıp İstiklal Marşımız’ı çaldırıyorsak, onların bu cansiperane savaşı sayesindedir.” Ruhlarına Fatiha okudu Bunun üzerine Taha Akgül’e, “Cebeci Askeri Şehitliği’ne gidip şehitlerimizi ziyaret edelim mi?” diye bir teklifte bulundum. Tereddütsüz kabul etti. Ve milli formasıyla olimpiyat altınını da alarak beraberce Cebeci Şehitliği’nin yolunu tuttuk. Kapıdan içeri girdi. Merdivenleri ağır ağır çıktı ve şehitliğin tam ortasında durarak duasını okudu. Sessizce, huşu içinde...  Cebeci Şehitliği’nden sonra eski Olimpiyat, Dünya ve Avrupa Şampiyonu Dünya Güreş Birliği (UWW) Asbaşkanı Ahmet Ayık’ı ziyarete gittik. Sivas’tan hemşehrisi olan Ayık’la biraz sohbet ettikten sonra söyleşimize devam ettik. Tekrar onu güreşe ara verdiği günlere götürdüm. Neden ara verdiğini sordum. Cevabı şaşırtıcıydı:  ‘Güreşi bırakmıştım’ “Aslında ben ara vermemiştim, güreşi bırakmıştım! Çünkü hiç bir başarım yoktu. Benim akranım çocuklar milli takım kamplarına gidiyor, geliyorlardı. Bu da beni çok üzüyordu. Alt kategorilerde bir şey elde edememem hâlâ içimde uktedir. Kendimi tamamen eğitime vermiştim. Gece gündüz çalışıp 9 Eylül Üniversitesi Türkçe Bölümü’nü kazandım. Türkiye 539.’su oldum. Sivas’ta ise 6. sıradaydım. Şimdi ise Cumhuriyet Üniversitesi BESYO’da yüksek lisans yapıyorum. Türkçe öğretmenliği bölümünü bıraktım.” Yeniden güreşe dönüşünün hikayesini sordum, o da devam etti:  ‘Abdullah hoca her şeyim!’ “İki yıl bıraktıktan sonra bir yakınım İzmir’de Büyükşehir’in güreş kulübüne gidip öğrenci harçlığımı çıkarabileceğimi söyledi. Ben de bunun üzerine gittim, antrenmanlara başladım. Remzi Musaoğlu benimle ilgilendi. Bir ay sıkı çalıştım, ondan sonra da 2009’da Türkiye üçüncüsü oldum. Bu, benim kariyerimdeki ilk sportif başarıydı. Bunun üzerine 300 TL maaş bağladılar. 2010’da  ise şimdiki hocam Abdullah Çakmar’la tanıştım. O da beni ASKİ’ye getirdi. Abdullah hoca benim her şeyimdir. Onun üzerimde büyük emeği var. Kısa bir süre sonra Gençler Dünya Şampiyonası’na giderek ikinci oldum. Bundan sonra da önüm açıldı. 2012’de Avrupa Şampiyonluğu ile başladığım madalya sürecinde sadece iki kez yenildim. Birinde de sakat olduğum için kaybettim.” Olimpiyat öncesi herkesin kendisinden altın madalya beklediğini ve bunun üzerinde ne gibi bir etkisi olduğunu sordum kendisine. Taha Akgül şu şekilde cevapladı:  ‘Yedi saat odaya kapandım’ “Evet, üzerimde büyük bir baskı vardı. Herkes benden altın bekliyordu. İkinciliğin başarısızlık olarak kabul edileceğinin bilincindeydim. Zaten çok çalışmıştım. Yılda toplasan bir ay bile izin yapmam. İzin günlerimde bile çalışırım. Şimdi de mesela bir hafta sonra çalışmaya başlayacağım. 2017 Mart ayına kadar büyük bir şampiyona yok ama ben çalışmadan duramam. Çünkü sen güreşi bir bıraktın mı, güreş seni on bırakır. Olimpiyat öncesine gelince... Üzerimdeki yük fazlaydı. Özellikle Rıza finalde kaybettikten sonra bu yük daha da arttı. Final günü odama kapandım.” ‘Rakiplerimi hep izlerim’ “7 saat hiç çıkmadım. Kimseyle konuşmadım. Cep telefonumu kapadım. Dünyayla irtibatımı kestim. Bir nevi meditasyon uyguladım kendime. Zaten her zaman dua eden bir insanım. O gün de finale bu şekilde çıktım. Elbette kaybedersem diye korktuğum da oldu. Ama rakiplerimi iyi tanıyorum. Rakiplerimin maçlarını hep izlerim. Tanımadığım rakibimi ise Youtube’a girer bulurum izlerim. Onların kuvvetli ve zayıf taraflarını bilirim. Onlar da beni tanır ama bazen bir şey yapamıyorlar işte! Şampiyon olduktan sonra kuş gibi hafifledim. Çok mutlu oldum. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzre devlet büyüklerimizin  araması beni onore etti. Annem ve babamın orada olması beni çok mutlu etti. Onları oraya götüren sponsorum P&G firmasına bunun için ayrıca teşekkür ediyorum. Benim için her şey güzel oldu.”  ‘İkinci olsam bırakacaktım’ Peki ya sonrası diye ekledim... Gözleri parladı ve şunları söyledi: “Bu bir başlangıç Hamit abi. Olimpiyat Şampiyonu olmasaydım bırakacak, Kırkpınar’a devam edecektim. Şimdi 2020 ve 2024 Olimpiyat Oyunları’nda da altın madalya alarak Türk Spor tarihine geçeceğim. Çünkü bundan önce iki olimpiyat alan güreşçilerimiz var, üçüncüsünü alan yok. Avrupa Şampiyonluğu rekoru bende. Dünya Şampiyonluğu’nda ise rekor kırmama üç şampiyonluk daha var. Önümüzdeki sekiz yılda bütün bunları başaracağıma inanıyorum.” Biz de kendisine bu uzun soluklu koşuda başarılar diledik ve tekrar ASKİ Spor Salonu’na yolcu ettik.  Özel hayat yok “Güreşe öylesine adapte oldum ki!..” diyen Taha Akgül, bu nedenle özel hayatının, sosyal yaşamının yok denecek düzeyde olduğunu belirterek şunları söyledi: “Benim güreşten başka hiç bir şeyim yok. Özel hayata, özel ilişkilere, sosyal yaşama pek vaktim olmuyor. Kız arkadaş, aşk gibi şeyler tabii ki önemli ama, güreş yaparken böyle bir yaşantının içine girersen kaybedersin. Bundan sonra eğer uygun birini bulursam evlenirim, daha düzenli bir hayatım olur. Yaşım itibariyle de bunun zamanının geldiğini düşünüyorum zaten.”   Her yerde güreşiyor Geçmiş yıllarda bazı şampiyon güreşçiler, Türkiye şampiyonaları ile Vehbi Emre, Yaşar Doğu gibi uluslararası turnuvalarda mindere çıkmadan direkt Avrupa Şampiyonaları’na giderdi. Taha’ya bunu da sordum. O da şu şaşırtıcı cevabı verdi: “Ben her yerde güreşirim. Türkiye Şampiyonası’na da giderim, diğer uluslararası turnuvalara da... Eğer ülkemizde benden iyi bir güreşçi varsa, çıkar beni yener, milli takıma o gider. Ben, Olimpiyat ve Dünya Şampiyonu’yum diye kendimi ayrıcalıklı görmem. Benim önümde de Avrupa Şampiyonu bir güreşçi vardı. Çıkıp onu yenmesem, bugün buralarda olmayacaktım. Ayrıca Olimpiyat Şampiyonu bir güreşçiyi Türkiye’nin her yerindeki güreşseverin izlemeye hakkı var.”  Aile boyu güreşçi Taha Akgül’ün babası Recep Akgül ile ağabeyi Yasin Akgül de güreş yapmış. Küçük kardeşi Furkan Akgül ise güreşe uzak kalmış. O arkeolojiyi tercih etmiş! Baba Akgül milli mayoyu pek giyememiş ama ağabey Yasin Akgül’ün Türkiye çapında bazı dereceleri olmuş. Taha’nın güreşe başlamasında babası ile ağabeyinin büyük katkısı olmuş. Ancak fizik yapıları ise tam ters orantılıymış. Gerek ağabeyi, gerek kardeşi, gerekse babası kısa boyluymuş! İçlerinde en uzunu Taha (1.93). Babası ve ağabeyi, güreşi bıraktıktan sonra bile başlaması gerektiğini, bunu başarabilecek bir yapıya sahip olduğunu söylemişler. Sivasspor ve Galatasaray Taha Akgül’ün güreş dışında ilgi duyduğu tek branş ise futbol. Güreşe ara verdiği iki yılda spor salonlarında vücut geliştirme çalıştırmış. Ama amatör olarak... Çok iyi bir futbol taraftarı ve oyuncusu olduğunu söyleyen Taha Akgül, “Fanatik bir Sivasspor taraftarıyım. Sivas’ın bütün maçlarını tribünden izlerdim. Hâlâ da seyrederim. Galatasaray’a da sempatim var. Eğer güreşçi olmasaydım, futbolcu olmak isterdim. İyi bir santrfor olabilirdim. Kamplarda sık sık futbol maçları yaparız. Hatta burada beraber çalıştığmız antrenman arkadaşlarımızı Rio’ya götürdük, orada da antrenmanlardan önce futbol maçları yaptık” diye konuştu. Hamit Turhan TAHA AKGÜL RÖPORTAJININ 2. BÖLÜMÜ YARIN...  

HABERE OY VER:
Görüntülenme : 0 Yayınlanma Tarihi: 25/08/2016 02:32:52

Haber Yorumları (0)

500

    Acunn.com'u Facebook'ta takip et.

    Acunn.com'un eğlenceli dünyasını yakından takip etmek için Facebook sayfamızı beğenin

    ×
    Son gelişmelerden anlık haberdar olabilirsiniz.

    Acunn.com Bildirim ile, web sitesine girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.