Canlı
TV8'de şu an

Bu yarışmacının performansını beğendiniz mi?

İsmail Kartal: Galatasaray maçını 10 kişiyle kazanabilirdik

Fenerbahçe Teknik Direktörü İsmail Kartal, ilk yarıdaki performanslarının üzerine çıkacaklarını ifade etti.

19.01.2015 15:58

Fenerbahçe Teknik Direktörü İsmail Kartal, ilk yarıdaki istatistiklerin üzerine çıkacaklarını söyledi. Antalya'daki kampın son gününde yaptığı açıklamalarda önce kamp sürecine değinen Kartal, herkesin büyük bir ciddiyet ve özveri ile çalıştığını söyledi.   Kampın son derece güzel geçtiğini belirten İsmail Kartal, Fenerbahçe Televizyonu'nda yayınlan "Günün Röportajı" programına katılarak şunları söyledi: "Kamp güzel geçti, güzel devam ediyor. Kampın amacı zaten gerek fiziksel; gerek zihinsel, gerek teknik ve taktik olarak takımımın gelişimini sağlamak. Bu kamplarda takımın bir adım, iki adım daha yükselmesi için; yukarıya taşıyıp daha iyi olması için bir program dâhilinde çalışmalar sürdürülür. Burada olumsuz hava şartları, yağışlar olsa da bizim çalışma ortamımızı pek etkilemedi. Oyuncularımız da sağ olsunlar, bu konuda hepsi özverili. Bugüne kadar gerek mental, gerek fiziksel, gerek taktik ve teknik açıdan iyi bir ortam var. Çok tempolu çalışıyoruz. Bu açıdan da çok memnunum. 9-10 günde hiçbir şey için çok hızlı değişim olmaz. Burada ufak bir dokunuşa ihtiyaç vardır. Birlikteliğe ihtiyaç vardır. Bu birlikteliğin devam etmesi için geçmişte biz göreve geldiğimiz günden bugüne kadar; atılan temelleri vardır. Kampta bu atılan temellerin devamını gerçekleştirdik. Hem fiziksel hem taktiksel olarak mix antrenmanları yaptık. Yaygın antrenmanlarla biz bugünlere geldik. Sezon başında bunu planlamak zorundaydık, çünkü bazı sıkıntılarımız vardı. Dünya Kupası'ndan geç gelen oyuncularımız, sakat oyuncularımız ve cezalı oyuncularımız vardı. Bunlarla ilgili planlamalar yaptık, 6. 8. haftaya kadar kendimize hedef koyduk. O haftalara kadar gerekli planlamalar dâhilinde yaptığımız çalışmalarla hedeflerimizi tutturduk. 6. ve. 8. haftadan bugüne kadar geldiğimiz noktada da takımımız ilk yarıyı lider bitirdi. Her geçen gün adım adım, ufak ufak da olsa; hem oyun olarak hem de fizik olarak takımımızın daha iyi olduğunu, daha ileriye gittiğini ve geliştiğini gördük. Bunun da kanıtını geçen yaptığımız basın toplantısında bütün medyadaki arkadaşlarımızla da paylaştık. Fiziksel gelişimimizin ne olduğunu, ne kadar koşabildiğimizi, ligin ortalamalarını, bizim sprint mesafelerimizi ve sprint adetlerinin ne olduğunu, rakiplerimizin ne olduğunu; bunları gözlemleyerek bakarak, günlük haftalık yapmış olduğumuz planlar doğrultusunda çok yakından takip ederek bu gelişimi görmek açıkçası beni ve ekibimi çok mutlu ediyor. Bunu biz bir adım daha yükseltebilir miyiz, bir adım daha ileriye götürebilir miyiz diye ekibimle birlikte planlama yaptık.  Bu programımızı da çok yakından sıkı bir şekilde takip ediyoruz. Sağ olsun oyuncularım da bu programa hepsi uyum gösterdiler. Hepsinin huzurlu isteyerek; içten bir şekilde katılmaları teknik adam olarak, ekip olarak  bizi daha coşkulu hale getiriyor,. Antrenmanlardaki o coşkuyu görüp sonuçları aldıkça inanın çok mutlu oluyorum. İnşallah bunu da lige yansıtırız. Bu coşkumuzu, birlikteliğimizi, yapmış olduğumuz kampın artılarını lig maçlarına yansıtarak, iyi bir şekilde lige başlarız diye düşünüyorum."   Hedefledikleri noktaya tam gelemediklerini söyleyen Kartal, "Bazı oyuncularımızın sezon içinde milli takımlara gitmesinden dolayı bizim istediğimiz seviyelerde değillerdi, ama mecbur olduğumuz için o şartlarla oynatmak zorunda kalıyorduk. Ama şimdi o oyuncularla birebir yaptığımız görüşmelerde onlara anlattık. İlk yarı böyle oldu; ama bundan sonra böyle olması gerekiyor gibi önlerine bazı realiteleri koyduk. Sezonun ilk devresindeki performans analizlerini, antrenman analizlerini gösterdik. Kendisindeki var olan potansiyeli de bildiğimizi onu da açığa çıkarabilmenin tek bir yolunun bu kampta iyi çalışarak arkadaşlarını yakalamaları gerektiğini ve önlerine geçmeleri gerektiğini anlattık, konuştuk. Kendileri de olgunlukta karşıladılar. Şu anki gidişatımız ve geldiğimiz nokta itibariyle oyuncularımızın performanslarının yükselmesi, istekli ve arzulu olmaları bizi mutlu ediyor ve iyi yoldayız. Tam istediğimiz yerde olmasak da, istediğimiz yere yakınız" şeklinde konuştu.   Devre arasının takımın iyi gidişini olumsuz anlamda etkilemeyeceğini belirten Teknik Direktör İsmail Kartal, Fenerbahçe'nin sezonun ilk yarısında genel anlamda iyi futbol oynadığını ifade etti.   İsmail Kartal, "Devre aralarını iyi değerlendirebilirseniz, iyi bir çalışma ortamı sağlarsanız; oyuncu grubunuzda o coşkuyla buna inanırsa, içten ve isteyerek çalışırsa, ben bir sıkıntı olacağını sanmıyorum. Aksine daha iyi olacağımızı ve bıraktığımız yerden devam edebileceğimizi düşünüyorum. Ben şuna katılmıyorum, ne hikmetse herkes şunu söylüyor, 'Fenerbahçe son 2 maç iyi oynadı' Ben buna katılmıyorum. Fenerbahçe sezon başından beri iyi oynuyor. Biz ilk maç Karabük'ü yendik. O dönemde Karabükspor ligin en iyi takımlarından biriydi. Trabzon'a gittik, o maçta yüzde 70 topa sahip bizdik. Sadece net gol pozisyonu bulamadık. Kontradan bir iki pozisyon verdik, Trabzon'da Trabzon'a karşı daha önceden de maçlar kazandık, belki berabere kaldık ama hiç bu kadar rakibi etki altına aldığımız maç olmamıştı. Galatasaray maçında 10 kişi kaldık mesela. O maçta da 10 kişiyle kazanabilirdik, iyi oynayarak kaybettiğimiz bir maçtı. Beşiktaş maçı iyi oynayarak kazandığımız bir maçtı. En son biz mesela 9 maçtır kendi sahasında yenilmeyen Erciyes'i yendik. Bazı maçlar vardır, bu uzun bir mücadeledir.. Lig, puan mücadelesidir, uzun bir maratondur. Bana söyleyebilir misiniz; dünyada bir takım her maç çıkıp mükemmel futbol oynasın, herkese her maç 3- 5 tane gol atsın. Böyle bir takım yok, dünyada olamaz. Tabii ki düşüşler, vasat oynadığımız maçlar olacaktır. İyi oynadığınız maçlar olacaktır, kötü oynadığınız maçlar da olacaktır. Bunun bir standardı vardır. Oynadığınız 10 maçın 7 tanesini iyi oynarsınız, 1 tane 2 tane kötü oynarsanız, 1 tane vasat oynarsınız. Bu sizin ligde şampiyon olmanıza yeterli bir standarttır. Ama ben kendime göre, takımın sorumlu teknik adamı olarak yorumladığımda şunu söyleyebiliyorum; biz genelde iyi oynamışız. Kötü oynadığımız Akhisar maçı var. Ben de kabul ediyorum baştan sona kötü oynadık. Vasat oynadığımız maçlar da vardır, doğrudur. Bazen iyi oynadığımız ama rakibe pozisyon vermediğimiz maçlar vardır. Bu benim için iyi oyun anlamına gelir. Her maç rakibe 3 gol atarsınız ama 5 pozisyon verirsiniz bu iyi oynadığınız anlamına gelmez. Ama 1 -0 kazanırsınız, disiplinli oynarsınız, hiç pozisyon vermezsiniz, 3 puan alırsınız. Bu benim için iyi bir oyundur. Örnek, Erciyes maçı. İlk yarı 2-3 tane yarım pozisyon diyebileceğimiz ataklarımız var, rakibe pozisyon vermemişiz. 90 dakikanın tamamına baktığınız zaman yalnızca uzaktan attıkları, direğin üzerinden giden bir pozisyon var. Ama oyunun son 20 dakikasında çok coşkulu bir Fenerbahçe var. Sonuçta 1-0 kazanılmış bir maç, hiç pozisyon vermemişiz. Benim için çok mühim bir oyundur. İyi bir taktikle kazanılan bir 3 puandır. Ama insanlar bunu, biz kötü oynayarak 3 puan kazanmışız gibi anlatıyor. Ben buna katılmıyorum. Balıkesir maçı keza aynıdır. Oyuncularımız çok ağır şartlarda mücadele verdiler. ''Tesadüf gol, Fenerbahçe kötü oynayarak kazandı'' dediler. Ben ona da katılmıyorum. O maçta da rakibimize hiç gol pozisyonu vermedik.. O gol olmasaydı, ben biliyorum ki oyunun son bölümlerinde belki 2-0, 3-0 da kazanabilirdik. Golün verdiği rahatlıkla oyuncularım oyunu tutarak, maçı bitirmesini bildiler ve 3 puan aldık. Yani bunları iyi ayırt etmemiz lazım. Kimse Konya'yı 10 kişiyle yendiğimizi konuşmuyor, bu kolay bir şey değil. 10 kişiyle Eskişehir'e 2-1 mağlupsunuz evinizde son anda o baskıyı yaratabiliyorsunuz. O enerjiyi dışarı çıkartıp, penaltı kazanıp, maçı berabere bitirebiliyorsunuz. 2-0 geridesiniz Galatasaray'a karşı 10 kişiyle hala üstüne gidip, 1 gol atıp, 1-2 tane de kaçırabiliyorsunuz. Bunlar çok önemli şeyler. Bu takımın bir karakteri var. Biz asla mağlubiyeti kabul etmeyiz. Ne olursa olsun biz son ana kadar mücadele edeceğiz... Sahaya er zaman kazanmak için çıkıyoruz. Ben bireysel antrenmana önem veren bir antrenörüm. Daha doğrusu her antrenörün önem verdiğini, vermesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü takım ve grup antrenmanlarında bazı oyuncular tam konsantre olamayabiliyor, bazı çalışmaları yapmaktan kaçınabiliyor. Yapamayacağından endişe duyan veya o gün tam anlamıyla antrenmana konsantre olamayanlar olabiliyor. Bazı şeyler tam yerine oturmadan antrenmanlar bitmiş olabiliyor. Dünyanın her yerinde bu böyledir. Biz bunları görebiliyoruz, tespit edebiliyoruz. Oyuncuların eksik olan yönlerine göre bir planlama yapıyoruz. Onları bireysel, birebir antrenörlerle veya grup çalışmalarıyla, kimini mesela salonda kuvvet antrenmanlarına alıyoruz,  bazılarının zayıf olan üst bölgelerini tespit edip onlara yönelik çalışıyoruz. Bazılarının alt kas gruplarına yönelik daha sağlam olmaları için bu çalışmaları yapıyoruz. Bazılarının da sahada kalarak vuruş tekniğini geliştirmesi için kimine orta, kimine gol vuruşları, kimine dripling yaptırıyoruz. Kiminin ayak içi, kiminin kafa vuruşlarını geliştiriyoruz antrenman sonraları. Bu süreçte de herkesin bireysel, daha iyi konsantre olmalarını, daha çok işin içine girip sahiplenmelerini sağlayarak birebir ilgileniyoruz. Onları  ne kadar sevdiğimizi inandığımızı, aynı zamanda da daha iyi olmalarını istediğimizi,  takıma daha fazla katkı sağlamalarını düşündüğümüzü, onlara her zaman yardımcı olabileceğimizi, onlara inancımızı hissettirerek bu çalışmaları yapıyoruz. Şu ana kadar bunların karşılığını aldığımızı düşünüyorum. İkinci yarı daha fazla karşılığını alacağımızı düşünüyorum. Bazı antrenmanları tek yönlü yapmıyoruz. Bir antrenman içinde hem bir felsefeyi çalışıyoruz, hem fiziki gelişimi sağlıyoruz, hem de maç temposunun da üzerinde bir ritmi yakalatmaya çalışarak, ekibimizin hayal gücünü kullanarak özel organizasyonlar oluşturuyoruz. Hem oyun felsefemizi, hem de fizik antrenmanlarımızı aynı anda geliştirmeye çalışıyorum. Bunların getirmiş olduğu artılar.İikinci yarı ben takımımın daha dirençli, daha savaşçı ruhlu, daha tempolu olacağını, daha iyi mücadele edebileceğimizi düşünüyorum. Bunları yapan, bu noktaya gelebilmiş. Aşabilmiş oyuncu grubunun, futbol takımının oyun felsefesi anlamında da teknik ve taktik olarak da çok daha rahat yapabileceğini, daha iyi mücadele edebileceğini ve sonuca daha iyi gidebileceğimizi düşünüyorum" dedi.   Takımı ilk yarı istatistiklerinde genelde rakiplerinin önünde olduğunu belirten İsmail Kartal, bu rakamların daha da üzerine çıkacaklarına inandığını dile getirdi. Kartal, "Ben bu rakamları koruyabileceğimizi, zaman zaman da üzerine çıkabileceğimizi düşünebiliyorum. Çünkü şu ana kadar gelmiş olduğumuz nokta ve yapmış olduğumuz çalışmalar gerçekten ekip olarak beni mutlu etti. Ben bu ışığı alabiliyorum. Aldığım için de ekip olarak biz çok mutluyuz. Oyuncularımın, ben ikinci yarıdaki performanslarının, en azından kaldığımız yerden devam ettirip ve üstünde mücadele edeceğimizi düşünüyorum. Buna da inanıyorum" ifadelerini kullandı.   Futbolda bilimin desteğini almaya önem verdiğini ifade eden İsmail Kartal, futbolcuların bütün aksiyonlarını yakından takip ettiklerini söyledi. İsmail Kartal, "Biz antrenörler önce gözlem metoduyla oyuncularını değerlendirir. Görürüz,  biz gözlem metoduyla takımdaki oyuncuları, yapılanları, yaptıklarımızı hepsini... Gözlem metodu en doğru, önemli yoldur, metottur. Ama biz bununla da yetinmeyip kendimizi bilime dayalı bilimsel anlamda da yaptığımız çalışmalarla farklı kaynaklardan bilgilerimizi güncelleyip daha sağlıklı çalışmalar yapıyoruz. Örneğin GPS'lerimiz var. Oyuncularımızın hangi nabız aralıklarında çalıştıklarını takip ediyoruz. İstediğimiz nabız aralıklarında oyuncu grubunun ne kadar yol kat etmesi gerektiğini, ne kadar sprint atmaları gerektiğini planladık. Bu planlama çerçevesinde de antrenmandan sonra bu geri dönüşleri aldığımızda gözlem metoduyla birleştiriyoruz. Böylece tüm detayları çok net bir şekilde değerlendirme şansına sahip oluyoruz...Teknolojinin getirdikleri ve bilimsel verilerle bizim düşüncelerimiz tam örtüşmüş oluyor. Arada bir kayıp olmuyor ya da afaki rakamlarla hayali rakamlarla değil gerçekçi bir çalışma yapabiliyoruz. Ne durumda olduğumuzu ne kadar iyi olduğumuzu da görmenin mutluluğunu yaşıyoruz" şeklinde konuştu.   Oyuncularıyla ilişkilerinin çok samimi temellere dayandığını ifade eden İsmail Kartal, herkesin büyük bir ciddiyetle işini yaptığını dile getirdi.   İsmail Kartal, "Ben de futbolcuydum, futboldan geldim. Oyuncularımla ben arkadaş gibiyim. Yeri geldiğinde antrenör yeri geldiğinde baba oğul gibi konuşabiliyorum. Belli sınırlar içerisinde belli bir mesafe içinde oyuncularımla sohbet ediyorum, yaşadıklarımı anlatıyorum, futbolun konjonktürel gelişimi hakkında onlara bilgi veriyorum. Onlarla yaptığımız işleri konuşuyoruz. Onların fikirlerini alıyoruz. Ben şeffaf bir insanım, her şeyi insanların yüzüne karşı söylerim. Onların fikirlerini almaya özen gösteririm. Ama sahaya geçtiğimizde oraya bir iş yapmak için çıkıyoruz. Oraya sohbet etmek için değil zaman geçirmeye değil işimizi her dakikasını nasıl dolu dolu geçireceklerini, bize ne kadar fayda getirmesi gerektiğini ben oyuncularıma anlatıyorum. İşimizi en iyi şekilde yapmamız gerektiğini anlatıyorum. Ki yaptığımız işin bir kıymeti bir faydası olsun. Bu çalışmalar bize şampiyonluğu ancak böyle getirir. Taraftarlarımızı mutlu edelim. Orada asla bir konsantre eksikliğine boş zaman öldürmeye çıkmıyoruz. Orada en ayrıntısına kadar almasını, anlamasını sağlamak için bu antrenmanları yaptırıyoruz. Orada tabii ki ben antrenör olarak işimi yapıyorum bu nedenle de orada ağabeylik babalık bitiyor. Sonuçta onlar da kendi işlerini yapacak ki biz iyi çalışalım başarılı olalım. Onlar bunu biliyor. Benim orada sesimi yükselterek onları pozitif yönde yönlendirdiğimi ve onları motive ettiğimi biliyorlar. Orada hiçbir zaman hiç kimse için ağzımdan kötü bir şey çıkmamıştır" diye konuştu.   İsmail Kartal son bölümde ise sarı lacivertli taraftarlardan beklentilerini şu ifadelerle dile getirdi:   "Taraftarlarımız için varız. Onlar varsa biz varız. Biz onları mutlu etmek için uğraşıyoruz. Belki bu sezon zaman zaman vasat oynadık iyi oynamadık ama takımımız her geçen gün iyi oynuyor iyi çalışıyoruz. Yükselen bir grafiğimiz var. Bizi tribünlere gelip desteklemelerini istiyoruz. Onların varlığının onların enerjisinin bizi bir adım daha yükselteceğini ve bu şampiyonluk yolunda onların da bize vereceği enerjiyle daha iyi ve coşkulu oynayan bir Fenerbahçe Futbol Takımı olacağını söyleyebilirim. Bizim onlara ihtiyacımız var onlar bu şampiyonluk yolunda bizim her şeyimiz. Onları mutlu etmek için burada çalışıyoruz. Futbolun güzelliklerini futbolun daha iyiye gitmesini istiyorsak ülkemiz ve kulüpler adına daha başarılı olmasını istiyorsak, taraftarıyla, antrenörüyle, futbolcusuyla, kulübüyle, yöneticisiyle her alanda hep beraber birbirimize destek vermeli, çalışmalı ve sabırlı olmalıyız. Durmadan bu antrenör bu futbolcu kötü dersek futbolu kendi ellerimizle bitiririz ve futbolu aşağıya çekeriz. Ben tüm futbol kamuoyunu biraz daha hoşgörülü olmaya davet ediyorum."
Yorumlar | 0
üye profil