Dünyaca ünlü sporcular kafa karıştırdı!

Dünyaca ünlü sporcular kafa karıştırdı!

Dünyaca ünlü isimlerin yer aldığı sporcuların doping yaptığının iddia edilmesi, uluslararası spor kamuoyunda tartışmalara yol açmaya devam ediyor.

Dünyaca ünlü isimlerin yer aldığı sporcuların doping yaptığının iddia edilmesi, uluslararası spor kamuoyunda tartışmalara yol açmaya devam ediyor. Aralarında ABD’li tenisçiler Serena ile Venus Willams kardeşler, erkeklerde eski dünya 1 numarası İspanyol tenisçi Rafael Nadal ile 5 bin ve 10 bin metrede dünya ve olimpiyat şampiyonluğu bulunan Büyük Britanyalı atlet Muhammed (Mo) Farah ile kariyerinde 3 kez Fransa Bisiklet Turu’ndan zaferle ayrılan Chris Froome gibi dünyaca ünlü sporcuların doping yaptığını iddia eden raporların ortaya çıkması, uluslararası spor kamuoyunda şaşkınlıkla karşılanmıştı. "Fancy Bear" olarak da bilinen Tsar Team adlı Rus bilgisayar korsanlarının (hacker), Dünya Dopingle Mücadele Ajansı (WADA) tarafından çoğu 2016 Rio Olimpiyat Oyunları’na katılan sporcuların sağlık bilgilerinin saklandığı verilere düzenlediği siber saldırıların ardından ele geçirdiği ve çeşitli zaman aralıklarıyla yayımladığı sağlık raporlarında ciddi iddialar yer alıyor. Birçok hastalığın tedavisinde kullanılıyor Söz konusu raporlarda şu ana kadar adı geçen 107 sporcunun, 30’un üzerinde yasaklı maddeyi doktor kontrolünde tedavi amaçlı kullandığı ifade ediliyor. Bu yasaklı maddeler, adale ve kas yırtılmaları, astım, ödem, şok, davranış bozukluğu ve hiperaktivite gibi geniş yelpaze dilimindeki hastalıkların tedavisinde kullanılıyor. WADA, raporlarda adı geçen sporcuların yasaklı maddeleri sadece tedavi amacıyla kullandığını ve söz konusu saldırılarla 2016 Rio Olimpiyatları’na katılan ünlü isimlerin marka değerlerinin karalanmaya çalışıldığını vurguluyor. "Yasal doping" iddiası Uluslararası basında ise sporcular tarafından kullanılan tedavi amaçlı yasaklı maddelerin "yasal doping" olarak kullanılabileceği yönündeki iddialar, dikkati çekiyor. Konu hakkında AA’ya değerlendirmelerde bulunan Türkiye’nin deneyimli doping uzmanlarından Dr. Kaya Livanelioğlu ise söz konusu iddialara katılmayarak, "Tedavi amaçlı yasaklı maddelerin, doping amacıyla kullanıldığı iddiasına cevabım hayır. Kortizonla, astım ilaçlarıyla doping yapılmaz." ifadelerini kullandı. WADA’nın saygın bir kurum olduğunu ve sporda son yıllarda ortaya çıkan dopingle ilgili yolsuzluk olaylarının kişisel eylemler olduğunu belirten Livanelioğlu, "Bu olay bilinçliyse, çeteleşme gerektirir. Bireysel durumlar da yaşanabilir ama 100 kişinin çeteleşme olasılığı çok azdır. Her uluslararası federasyonun onaylayıcı ayrı bir sağlık heyeti var. Bireysel olarak hata yapan sporcu olabilir ama genel anlamda bu yönde iddialara inanmıyorum." dedi. Raporları inceleyen Dr. Livanelioğlu, yoğun efor sarf edilen tenis, bisiklet ve yüzme gibi sporlarda kas yaralanmaları ve astımın özellikle son yıllarda sıklıkla karşılaşılan sağlık sorunları arasında yer aldığını ve söz konusu yasaklı maddelerin bunların tedavisinde kullanıldığını söyledi. Ünlü sporcuların gördüğü tedaviler Livanelioğlu, kamuoyuna sızan belgelere göre, kariyerinde 22 grand-slam şampiyonluğu bulunan kadınlarda dünyanın efsane tenisçileri arasında yer alan Serena Williams ve ablası Venus, erkek tenisinin en önemli isimlerinden İspanyol Nadal ile son yılların en başarılı bisikletçisi Froome’un kortizon, Fransa Bisiklet Turu’nda bir şampiyonluğu ve 5 olimpiyat madalyası bulunan Bradley Wiggins’in ise astım tedavisi gördüğünü de belirtti. Raporlarda birçok sporcunun tedavisinde kullanıldığı iddia edilen kortizon hakkında bilgi veren Livanelioğlu, "Yasaklı maddelerin büyük bir kısmı, tıpta kortizon dediğimiz bir ilaç. Kötüye kullanımı olabileceği için yasaklı maddeler listesinde. Kortizonun halk arasındaki adı "stres hormonu"dur. Korku, endişe, kaza, yaralanma gibi akla gelebilecek her travmada salgılanan bir hormondur. Yaşamsal görevi vardır. Bunun yanında, anlatılamayacak kadar zararı ve faydası var. Kemiği zayıflatır ve kırılmasını kolaylaştırır. Enfeksiyonu artırır. Kontrollü kullanıldığında ise spor yaralanmalarında ilk müdahale döneminde kullanılır ve yaraların daha çabuk iyileşmesini sağlar. Ödemi çözer. Astım krizinde bazen hayat kurtarıcıdır." diye konuştu. "Sporun "Wikileaks’i" Dr. Livanelioğlu, WADA’nın ADAMS adlı yüksek güvenlikli sisteminin siber saldırı yoluyla üçüncü kişilerin eline geçmesinin endişelendirici olduğunu kaydederek, "Sporcuların mahrem sağlık belgelerinin ele geçirilmesi vahim bir durum. Bu raporlar, sporun "Wikileaks"i ama uluslararası politikada onun meydana getirdiği gibi bir etki yapacağını düşünmüyorum. Burada magazinsel bir hafiyelik söz konusu." değerlendirmesinde bulundu. WADA’nın güvenlik sistemi hakkında da bilgiler veren Livanelioğlu, "WADA’nın kurduğu dopingle mücadele sisteminin, kuralları ve uygulamalarıyla her zaman mükemmel olduğunu düşünüyorduk. Devletler, sivil toplum, sporcular gibi kısımları var. Kuralları ve işleyişi ise bağımsız. Teknolojinin gelişmesi ekseninde veriler sanal ortama taşındı ve her kişinin özel bilgileri dosyalar halinde kayıt altına alındı. Uygulama sonrasında endişeler yaşandı. Her sporcu bu sisteme kayıt olamaz. Uluslararası şampiyonalarda başarılı olması gerekir. Herkesin kullanıcı ismi ve şifresi var sistemde. Sporculara yapılan testler, tedavi amaçlı kullanım izinleri ve benzeri her bilgi burada depolanır. Burada yaşanan en büyük sorun, güvenlik. WADA’nın bu sistemi mükemmel şekilde koruması gerekirdi. Yaşananlarda bir numaralı sorumlu WADA’dır ve bu durumun altından maddi ve manevi yönden kalkması gerekir." şeklinde görüşünü belirtti.Sporcuların yasaklı madde kullanabilmesi için birçok ön koşulun karşılanması gerektiğini kaydeden Dr. Livanelioğlu, şunları söyledi: "Elit düzeyde başarılı bir sporcu, öyle bir hastalığa maruz kalır ki tedavisi sadece WADA’nın yayımladığı yasaklılar listesinde yer alan maddelerle yapılır. Sporcular da hastalanınca tedavi olacak ve gerektiğinde yasaklılar listesindeki maddeyi de kullanacak. Dünyadaki en temel insan haklarından bir tanesi, hastaların tedavi seçme özgürlüğüdür. WADA’nın getirdiği kurallar, bu uygulamaya kolaylık getirmekte. Kısa adı TAKİ olan "tedavi amaçlı kullanım izni veya istisnası" diye bir sistem var. Tedavisi sadece yasaklı maddelerle mümkün olan sporcu, doktorunun muayene bulguları ve bilgisi dahilinde tetkik sonuçlarını TAKİ formuna işleyerek bu işten sorumlu ulusal veya uluslararası federasyona iletir. Çok ciddi bir inceleme sonucunda 21 ila 30 gün arasında bu başvuruya bir cevap verilir. TAKİ başvurusuna olumlu cevap alabilmek için kriterler, söz konusu yasaklı maddenin sporcunun performansında çok belirgin bir artışa sebep olmaması ve hastalıkla ilgili alternatif bir tedavi ihtimalinin bulunmamasıdır. Kriterler karşılanırsa ilacın veriliş yolu, kullanım süresi ve dozajı gibi değişkenleri de içeren izin, yazılı olarak ilgili sporcuya verilir. En önemli nokta, izin çıkana kadar sporcunun yasaklı maddeyi kullanmaması gerekliliğidir. Trafik kazası gibi? acil durumlarda, bu yönde bir sorgulama yapılmaz. Sporcular, madde kullanımlarının onaylanmaması durumunda WADA ve CAS’a itiraz etme hakkına sahiptir." "Sakallı ve bıyıklı sporculara denk geldim" Son yıllarda Rusya ekseninde ön plana çıkan doping olaylarının uzun yıllardır sporun içinde var olan bir sorun olduğunu öne süren Livanelioğlu, "Doğu Avrupa bloku ülkeleri adına yarışan, 70’li yıllarda düzenlenen olimpiyatlarda kadınlarda neredeyse sakallı, bıyıklı atletlere ve yüzücülere denk gelmiştim. O ülkelerin ideolojilerini yaymak amacıyla sporu kullandığını düşünüyorum." ifadelerini kullandı.

HABERE OY VER:
Görüntülenme : 0 Yayınlanma Tarihi: 30/09/2016 12:03:58

Haber Yorumları (0)

500

    Acunn.com'u Facebook'ta takip et.

    Acunn.com'un eğlenceli dünyasını yakından takip etmek için Facebook sayfamızı beğenin

    ×
    Son gelişmelerden anlık haberdar olabilirsiniz.

    Acunn.com Bildirim ile, web sitesine girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.