Bu Albüm Daha Başlangıç...

Bu Albüm Daha Başlangıç...

Kurban'dan Kerem Tüzün, Nekropsi'den Cem Ömeroğlu ve Siddartha Kaan Sezgin'den oluşan 'Kök', ilk albümleri 'Bilmece' ile karşımızda.

Kurban'dan Kerem Tüzün, Nekropsi'den Cem Ömeroğlu ve Siddartha Kaan Sezgin'den oluşan 'Kök', ilk albümleri 'Bilmece' ile karşımızda. Ekip albümü "Bizim için eski kredi kartı borcunu kapatmak gibi oldu. Devamı gelecek..." diye sunuyor.Kök, sekiz yıl önce kuruldu. Onların dönemdaşı olan ve Myspace aracılığıyla tanıdığımız gruplardan üç beş tanesi ya hayattadır ya değil. Hepsi telef oldu. Onlarsa ince ince işledikleri ve sayısı artık hayli fazla olan şarkılarından 10’unu seçip albüm kaydettiler: Bilmece. Kütür kütür, tempolu ve çaktırmadan farkındalık yaratabilecek bir albüm. Kendinizi, bulunduğunuz durumu sorgulayabileceğiniz; iki saniye durup “Ne dedi bu adam şimdi?” diyeceğiniz bir içeriğe sahip.Yer yer, Camus romanlarından sonra yaşadığınız iç sıkıntısını, gürül gürül akan bir tempoda savrulurken yaşamak mümkün. Üstelik bunu, işinin ehli yıldız bir kadrodan dinliyorsunuz. Gitarda Nekropsi’den Cem Ömeroğlu, baslarda Kurban’dan Kerem Tüzün, davullarda Siddartha’dan Kaan Sezgin ya da daha iyi bildiğiniz ismiyle Kaan Sezyum...Nasıl bir araya geldi grup?Cem Ömeroğlu: Kerem’le (Tüzün) 2003 civarında İTÜ MİAM’da öğrenciydik ve çalmaya başladık. Yaptığımız şarkıları dinlettik birbirimize, fikirler geliştikçe stüdyo seanslarına başladık. Normalde, müzisyenler bir araya gelir ve albüm kaydetme telaşıyla 10 şarkı yazarlar ve “Konserlerde ne çalacağız?” sorusu başlar. Bizde öyle olmadı. Önce sıkı bir hazırlık süreci geçirdik. Birkaç albüme sığacak kadar şarkımız oldu.Albümde internet üzerinden yayımladığınız şarkıların çoğu yok...Cem: İlk albümün bütünlüğünü oluşturabilecek şarkıları hem form, hem ses bütünü olarak bir arada duranları derleyerek seçtik. Belki diğer albümlerde internetten duyduğunuz şarkılara gelecek sıra.Kerem Tüzün: 2003’ten beri bu işin çevresinde döndüğümüzden, konserlerde çaldığımız 20’ye yakın şarkının haricinde de bir şeyler var elimizde. Kendi başlarına konsept albüm oluşturabilecek şarkılar bunlar.Albümün talihsizliği, çıkış tarihinin Gezi Parkı olaylarına denk gelmesi ve taze günlerini arada kaynayarak geçirmesi. Albüm çıktığı zaman siz dahi onunla ilgilenecek halde değildiniz yüksek ihtimalle.Cem: Albüm çıktığında ona dair bir öncelik kalmamıştı. O yüzden albüm çıkmamış gibiydi bizim için. Olaylar başlayınca ikinci planda kaldı, o kapıyı kapatıp bekledik. Yeni yeni konuşmaya başladık albümü.Albümün liriksel konseptinin Gezi’de yaşadıklarımızla ilinti kurulabilir ve kafa açabilir nitelikte olduğu kanaatindeyim. O ara duymak isteyebilirdim sanki.Cem: Böyle söyleyebiliyoruz çünkü şu an en azından soluk alabildiğimiz bir ortamdayız. Rahatça oturup çay içebiliyoruz. Gaza maruz kalmıyoruz, bir sıkıntı yok. Ancak o süreçte böyle bir ortamın var olduğunu pek sanmıyorum. Olayların içerisinde müziğin pek yeri yoktu. Sadece mizahın yeri vardı. Müzik öyle bir şey değilmiş, bir kez daha gördük. İyi hissetmiyorken, gerek/yeter konfora sahip değilken, bir yaşam mücadelesi verirken pek müzik düşünmüyoruz. Sonradan yorumlanınca tabii ki ilişkiler var. Buraya bir anda düşüp gelmedik. Bir birikim vardı, bu birikim insanları bu hale getirdi. Bu albüm de o birikimden minik bir kare.Öğüt vermeden sorgulatan, çaktırmadan da ders çıkartmanızı sağlayan bir öğreti gibi sözler. Anadolulu bir ağız da var ortada biçimsel olarak.Cem: Ailem, özellikle anne tarafı, o kültürün içinden diyebilirim. Fokloru, köy hayatını yerinde görmesem de hissettiren bir ortamda büyüdüm. Onların şivesi, dinlediği müzikler, ozanlar, Âşık Veysel, Yunus Emre hepsinin payı var. Daha samimi ve çekici bulduğum bir ağız. Bu noktadan bakınca, yakaladığımız şeyleri yeni bir Türkçe/İngilizce karışımı ağızla söylemektense ‘ama’ yerine ‘amma’, ‘kendini’ yerine ‘kendin’ demekte sakınca görmedim. İçerik olarak baktığımızdaysa bir arayış var, çok soru, saptama, önerme var.Bu kadar karman çorman yarını belli olmayan bir memlekette yaşamasak bunları yazabilir miydin?Cem: Yazamazdım. Ama kendi hayatımdan başkasını da bilemediğim için de şüphedeyim... Doğduğumuzdan beri bir savaşın içerisindeyiz burada. Belki yaşadığımız çevre yeni hareketlenmeye başladı ama sağımız, solumuz, komşumuz yıllardır savaş halinde. Bir taraftan çok güzel bir yerde büyüdük. O ikisi iç içe geçmiş durumda, etkisi hayli fazla.Müzikal anlamda buralı olma durumu da var mı sizde?Cem: Kendi adıma konuşacak olursam hep bağlamalar, türküler dinlemişliğim var. Oraya bir kez kafayı uzattığınızda geri çekemiyorsunuz. Bunun gitar çalışıma yansıdığını düşünüyorum. Dediğiniz şey, o icra tavrından geliyor. Kerem bana “Gitarı bağlama gibi çalıyorsun” der bazen. Gerçekten bağlamayla çalınabilecek formlar veya bağlamayla yazılmış ve gitara uyarlanmış parçalar var. Bunlardan çok ilgisiz parçalar da var.Kaan Sezgin: Evet, bir kondisyon gerektiriyor. Albümde on şarkı var. Konserlerde yorgunsak 18, sıkıysak 21 şarkı çalıyoruz. Kondisyona sahip değilseniz sıkıntı çıkmaya başlıyor. İlk desteden sonra yorgunluk başlıyor. Bazen, “Keşke günü gününe çalışsaydım” dediğim oluyor. Dinamik olmak için sürekli kondisyona sahip olman lazım. Bir gün önce iyi dinlenmen, iyi beslenmen gerekiyor. Olmuyor yoksa, akmıyor.Kerem: Hepimizin, ne kadar farklı yollarda olsak da şu sert müzik yolundan geçmiş olmamız bilek işçiliğini beraberinde getiriyor. Ona albümde saygı duruşunda bulunduk.Cem: Hepimiz tempolu, dinamik çalmayı ve mümkünse var olan enerjiyi bir adım öteye taşımak için gayret ediyoruz. Seyirciye çarpabilir miyiz diyerek tempo seçiyoruz. Ya harekete geçersiniz ya kapatırsınız.Bu arada Kaan’ın zilleri harika değil mi?Cem: Zillerini iyi seçer.Kaan: 91’den beri davul topluyorum. Şimdiye kadar kazandığım tüm parayla zil aldım, davul topladım diyebiliriz. Hâlâ Amerika ’daki trampeti mi alsaydık diye konuşuyoruz gelirken.İşin içinde Sezyum olduğu için herkes komik bir şeyler bekleyebilir.Kaan: Bu albümün komik hiçbir tarafı yok. Müzikle mizah bir arada olmaz diye bir durum yok ama hani ‘Flight of the Conchords’ gibi bir şey yok ki ortada.Kerem: Aslında mizahi bir duruşu var. Ben Cem’in sözlerini biraz hin ve muzır bulurum.Tekerleme okuma, bilmece sorma gibi bir hava var sanki.Kaan: Üç kişi çalan gruplara bakın, mesela Rush, Primus, Jimi Hendrix Experience. Hepsi kırık tipler. Hepsinin müzikal duruş manasında o kırıklığın getirdiği bir mizacı var. Bizde de o var. Enstrümandan anlıyorsan bak burada çok komik şeyler oluyor gibi bir durum var. Sinirin bozulabilir.Cem: Aramızda çok komikleşebiliyoruz ama sahnede o kadar işimiz oluyor ki nefes alamıyoruz. Şaka yapmaya vaktimiz kalmıyor. Halbuki isteyeceğim bir şey.Kaan: Dalga geçer gibi çıkamıyorsun sahneye. Olmuyor, dağılıyorsun.Cem: Bizi çok havaya sokarsanız ve atıyorum çok sarhoş ederseniz gerekli performansı sergileyemeyiz. O yüzden kuliste malzemenin kontrol altında tutulması gerekiyor.Kök’ten daha atmosferik, daha enstrümantal en az yedi dakikalık şeyler duymak isterim...Kaan: Provalarda çalıyoruz. Fakat şöyle bir kuralımız var: İş tamamen bitmeden sahneye taşımıyoruz. 10 dakikalık, 12 dakikalık jam session’lar yapmak istiyoruz. Bu albüm bizim için tüm eski kredi kartı borcunu kapatmak gibi oldu. Bu daha başlangıç yani. Devamı gelecek.Radikal

Görüntülenme : 0 Güncelleme Tarihi: 04/08/2013 11:11:09
Yayınlanma Tarihi: 04/08/2013 11:12:59

Haber Yorumları (0)

500

    Acunn.com'u Facebook'ta takip et.

    Acunn.com'un eğlenceli dünyasını yakından takip etmek için Facebook sayfamızı beğenin