Barcelona'yı Reddeden İlk Türk!

Barcelona'yı Reddeden İlk Türk!

Galatasaray'ın 4 sene üst üste şampiyon olan, UEFA Kupası'nın kaldıran efsane kadrosunun vazgeçilmez isimlerinden biri olan Ergün Penbe, Acunn.com için Burak Erat'ın sorularını yanıtladı.

RÖPORTAJ: BURAK ERATFOTOĞRAFLAR: ÖZGÜR GÜDERSOYGalatasaray'ın 4 sene üst üste şampiyon olan, UEFA Kupası'nın kaldıran efsane kadrosunun vazgeçilmez isimlerinden biri olan Ergün Penbe, Acunn.com için Burak Erat'ın sorularını yanıtladı.Galatasaray'da imza attığı sayısız başarılarla birlikte Türk Milli Takım'la da dünya 3.lüğü yaşan Ergün Penbe hem kendi futbol hayatı hem de günümüz futbolu ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu.- Yıllarca sol ayağınızla tabiri caizse 'adrese teslim' asistlerinizle beraber oynadığınız bir çok aradığı isimlerden biri oldunuz hep. Galatasaray'da beraber forma giydiğiniz ve en beğendiğiniz golcü kimdi?Tabii ki de Hakan Şükür. Biz Hakan ile birlikte gençlik dönemlerimiz denebilecek yaşlardan itibaren çok beraber oynadığımız için artık ben Hakan'ın ne zaman nereye top isteyebileceğini ezberlemiştim ve bu yüzden de Hakan hayatımda unutamayacağım tek golcüdür. Fakat şunu da eklemeliyim ki Ümit Karan'ın da yeri benim için çok farklıdır. Bazen top adresine gitmese bile hiç ummayacağınız pozisyonları gole çevirip beni çok şaşırtırdı. Haber ile ilgili metin girin!.  - Peki yabancı golcülerden favoriniz hangisiydi?Kesinlik Adrian Ilie. Tam anlamıyla bir santrafor değildi aslında fakat gelen toplara ilk vuruşları çok üst düzeyde ve enteresandı. Ayrıca Ilie'nin gidişine de en çok üzülenlerden biri ben olmuştum, eğer daha fazla kalabilseydi Galatasaray'da kesinlikle bize çok katkısı olurdu.- 13 sene boyunca Galatasaray forması giymenize rağmen hiç bir zaman takım kaptanlığı size teklif edilmedi. Bunun nedenini neye bağlıyorsunuz?Evet forma giydiğim seneler çok uzun gibi gözükse de aslında takım içinde 90'lı yıllarda benden önce transfer olmuş çok isim vardı. Bülent, Tugay, Suat, Hakan gibi arkadaşlarım benden önce Galatasaray'da top koşturmaya başladıkları için hak onlarındı ve bu yüzden bu görevi alamadım galiba. Fakat bir dönem eski arkadaşlarımdan geriye kalan tek isim ben olmuştum ve o dönemde de Hakan Şükür'ün İtalya ve İngiltere maceraları olmuştu bir süreliğine, aslında Hakan'ın geri döndüğü sezon kaptan ben olacaktım fakat Haklan geri dönünce hem yaşından hem de daha eski olmasından ötürü kaptanlığın kendisinde olmasının daha doğru olduğunu düşündüm.- Futbolunuzda zirve yaptığınız dönemlerde Avrupa takımlarından teklif aldınız mı?Evet bir çok istek geliyordu o dönemler fakat ilk olarak Newcastle United beni çok istemişti ve resmi bir teklifle bana gelmişlerdi 2000 senesinde fakat hiç düşünmeden reddetmiştim çünkü Galatasaray takımında kurulu bir düzenim vardı ve biz de artık bir Avrupa takımıydık bu yüzden de gitmeyi istemedim.- Avrupa'ya gitmediğinize pişman mısınız?Hayır hiç değilim. Çünkü Galatasaray'da kaldıktan sonra da Avrupa'da çok önemli işlere imza attık ve kariyerimde istediğim hedefe ulaştım aslında. Hatta şunu da eklemek isterim; 2003 senesinde Nou Camp'ta Barcelona ile 2-2 berabere kaldığımız bir maç vardı. O maçta harika oynamıştım ve Barcelona'nın izleme ekibi maç sonrası soyunma odasına gelip beni sormuşlardı fakat onlara da rengimi ve başka bir takıma gitmek istemediği orada belirtmiş olmalıyım ki daha sonra resmi bir teklifle gelmediler bana. Yani işin özü Barcelona'yı reddeden ilk futbolcuyum diyebilirim belki de. (gülüyor)- Tugay Kerimoğlu dışında ülkemizden Avrupa'ya transfer olan oyuncular pek uzun süre takımlarında tutunup başarılar yakalayamadılar. Siz bunu neye bağlıyorsunuz?Türk insanı biraz duygusal oluyor yani aile özlemi, memleket hasreti ağır basınca buna alışamıyorlar diye düşünüyorum ben.- Peki Tugay duygusal değil miydi?(gülüyor) Tugay da duygusaldı tabii ki de fakat o dönemde bizler hepimiz aile gibi olduğumuz için biliyorum; Tugay zor bir dönemden geçiyordu ve bence hayatı için en doğru kararı vermiş oldu Avrupa'ya transfer olmakla. Sonuçta Galatasaray'da kalmış olsaydı belki de 2 seneye futbol hayatı bitecekti fakat daha sonra dünyanın en önemli liglerinden birinde belki de en önemlisinde 8 sene boyunca top koşturdu. Hem ülkemizi hem de futbolumu çok iyi tanıttı Avrupa'ya. Haber ile ilgili metin girin!.  - Peki futbolculuk kariyerinizi noktaladıktan sonra Galatasaray Kulübü'nden teknik görevler için hiç teklif aldınız mı?Evet Adnan Polat döneminde alt yapı sorumluluğu teklif edilmişti bana fakat ben kendi adıma teknik direktörlüğü düşündüğüm için o teklifi reddetmiştim. Belki yaşım biraz daha ilerlemiş olsaydı kabul edebilirdim fakat ben aksiyonu seven birisi olduğum için daha fazla lig heyecanı ve futbol içinde olmak istedim.Şunu da sizinle paylaşmak isterim; antrenör olduğum dönemde asıl hedefim Bülent Korkmaz ile birlikte ekip olarak çalışmaktı fakat ben o dönemde Haccettepe'de rahmetli Erdoğan Arıca'nın yardımcılığını yapıyordum ve Erdoğan hocanın ayrılışının ardından da takım teknik direktör olarak bana kalmıştı bu yüzden Bülent Korkmaz le birlikte çalışma projemiz de suya düşmüş oldu ayrı yollara saptık.- Futbolculuk döneminizde Fenerbahçe ya da Beşiktaş'tan teklif aldınız mı?Evet aldım. Özellikle 1996 - 2000 sezonları arasında Galatasaray takımının sergilediği performans sonrası diğer iki kulübümüzden de teklif almıştım. İlk olarak benimle en ciddi ilgilenen takım Fenerbahçe olmuştu. O dönemin yönetici Sadettin Saran beni bizzat telefonla arayıp paranın hiç önemli olmadığını ve her şartımı kabul edeceklerini belirtmişti ancak o sezon sonunda sözleşmem bitiyor olmasına rağmen Fenerbahçe'nin bu teklifini Galatasaray'a mal olmuş bir oyuncu olduğumu belirterek kibarca reddetmiştim ve Galatasaray takımı ile olan sözleşmemi daha az bir paraya da olsa uzatma kararı almıştım.Beşiktaş takımına da 2002 senesinde çok yakındım. O dönem Lucescu bizi şampiyon yapıp Beşiktaş takımının başına geçmişti ve beni de çok istiyordu. O zamanki başkanımız rahmetli Özhan Canaydın'ın transfer politikasındaki tutumunu da hiç beğenmediğim için Beşiktaş takımına transferim an meselesiydi. Sonuç olarak çok başarılı bir sezon geçirmiştik ve ben kadrodaki en kariyerli isimlerden biriydim ve sözleşmemdeki şartların kendi açımdan daha kabul edilebilir olmasını istiyorum ki nihayetinde Beşiktaş'a imza atmak üzere olduğumu gören Galatasaray yönetimi o dönemde sözleşmemde bir iyileştirme yaparak benim Galatasaray takımımda kalmamı sağladılar.- Futbol kariyeriniz boyunca neredeyse sol kanadın ve orta sahanın her yerinde görev yaptınız. Kendinizi en başarılı bulduğunuz mevkii neresiydi?Evet ben aslında futbol hayatıma sol açık olarak başladım yani ya açıkta ya da forvet arkası sol kanat olarak görev yapıyordum fakat Galatasaray takımında bir dönem Hakan Ünsal'ın da sakatlıklarından dolayı sol bek mevkiisinde sıkıntılar yaşadık ve Fatih Hoca da beni daha önceki dönemlerinden iyi tanıdığı için sol bek görevini bana verdi. Aslında bir futbolcu olarak çok mevkii takıntım olduğu pek söylenemez fakat daha sonradan şunu fark etmiştim ki; Lucescu Galatasaray'a ilk göreve geldiğinde beni orta sahada forvet arkası olarak oynatmayı tercih etmişti ve bu görevde kendimi çok daha rahat hissetmiştim yıllarca çünkü ben  sorumluluk almayı seven bir futbolcuyum. Hatta o dönem bir ara Ümit Karan'ın menajeri Ümit için bir cd hazırlatmıştı ve o cd'yi izlediğimiz de o dönem takımın en golcü ismi Ümit'in gollerinin neredeyse tamamında benim asistlerim olduğunu görmüştük.- Hem futbolculuk döneminizde hem de sonrasında ezeli rakip taraftarlarının bile hala saygı duyduğu ender futbolculardansınız. Bunun sebebini neye bağlıyorsunuz?Evet bu belki de hayatım boyunca en çok duyduğum soru ve bu durumu birkaç da örnek vererek açıklayayım size. Sonuçta biz futbolcular saha içerisinde hep göz önünde olan insanlarız ve sahada nasıl bir imaj çizer yaşanan olaylar nasıl reaksiyon gösterirsek dışarıdaki izleyenlerden de onun karşılığı bir tepki görürüz. Ben bu açıdan her zaman işimi düşünen bir futbolcu saha dışıyla hiç bir zaman ilgilenmedim çünkü futbolcu olmasaydım belki de o tribündeki seyircilerden biri de ben olacaktım ve bende onların verdiği tepkiyi verecektim sahadaki futbolculara.Mesela, Kadıköy'de kaybettiğimiz 6-0'lık maç sonrası yaşadığım bir anı var; maçtan sonra doğal olarak canımız çok sıkkındı ve gece yazlığıma gidip kafayı dinlemeye karar vermiştim. Yol üstünde yiyecek bir şeyler almak için bir benzincide durdum, içeriye girdiğimde de maçtan dönüyor olan bir kaç Fenerbahçe taraftarı ile karşılaştım. İlk olarak bana verecekleri tepkini sert olacağını düşünsem de taraftarlar yanıma yaklaşarak beni tebrik ettiler ve şunu itiraf ettiler; "şu an siz Galatasaraylı futbolculardan başka herhangi birine denk gelseydik çok kötü şeyler olabilirdi fakat dokunmayacağımız tek isim sensin" o anda belki de ben değil başka bir takım arkadaşım içeri girmiş olsaydı çok kötü olaylar hatta kavga bile yaşanabilirdi. Hatta ertesi sabah bir işim dolayısıyla Kadıköy'e geçtiğimde de her yerde karşılaştığım Fenerbahçe taraftarından da aynı tepkiyi görmüştüm.Sonuçta futbolcular kendini bilmeli ve saha içinde yaptıkları davranışların karşılığını dışarıda görebileceklerini kabul etmeliler. Haber ile ilgili metin girin!.  - 100'ler üst seviye maça çıkmış bir futbolcu olarak en heyecanlandığınız maç hangisiydi?Açıkça konuşmak gerekirse benim bu hayatta en heyecanlandığım yer okul döneminde tahtaya sözlüye kalktığım dönemdir. Maçlarda da tabii ki de tatlı bir heyecan oluyor ama aşırı heyecan ve stres her zaman insanı hataya yönlendiriyor bu yüzden ben heyecanımı sahada her zaman koruma taraftarıydım.- Arsenal maçındaki ilk penaltı? Nedir bu penaltının hikayesi?O gün aslında Fatih Hoca ilk penaltıyı atması için ilk olarak Hakan Şükür'e gitti fakat Hakan kabul etmedi. Daha sonrasında bana gelince açıkçası çok şaşırmamıştım çünkü Galatasaray kariyerimin ilk penaltısını kullanacaktım ve tabii ki de kabul ettim. O gün benim doğum günümdü ve içimde de kendime uğurlu geleceğim yönünde bir his vardı ve çok şükür ki yanılmadım da.- Peki Mancini ve Galatasaray ?Galatasaray yönetimi Fatih Terim'in gidişinin ardından Fatih Hoca'nın karizması ve başarıları altında ezilmeyecek bir isim getirmeliydi ve nitekim bu isimlerden biri olan Mancini'yi de takımın başına getirdiler. Ama şu anda bakacak olursak Mancini daha 12-13 maçtır takımın başında ve ben Galatasaray'a daha bir şey verebilmiş olduğunu düşünmüyorum izleyip, görmek lazım zamanla. Fakat Galatasaray bu kolay gol yeme alışkanlığından vazgeçmezse ligde ve özellikle de Şampiyonlar Ligi'nde işi çok zor.- Galatasaray Kulübü'nden jübile teklifi aldınız mı?Sözde aldım ama benim adıma aldım denemez. Galatasaray'daki son sezonumun sonunda ben 1 sene daha takımımda forma giyip futbolu bırakmak istiyorum fakat o zamanın yönetimi benim 1 sene daha futbol oynamak istediğimi bilmelerine rağmen beni takımdan gönderme amaçlı bir jübile teklifi yaptı. Ben bu teklifi reddettiğim zaman bana 1 senelik daha sözleşme yapılacağının sözünü almış olsam da hemen ardından Adnan Sezgin'in yaptığı "Ergün Penbe ile yollarımızı ayırdık" açıklamasıyla gözden çıkarıldığımı anladım ve 1 sene daha futbol oynamak için Gaziantepspor ile el sıkıştım. Fakat daha sonrasında bir jübile teklifi almadım. Haber ile ilgili metin girin!.  - Son dönemlerde Fatih Terim'in ardından Florya'da oluşan bir otorite, ağabey eksikliğinden sıkça söz ediliyor. Bu görev için sizce uygun isim kim?Evet bu dışarıdan da çok net görülebilen bir eksik çünkü Fatih Hoca teknik direktörlüğünün yanı sıra hem bir baba hem de bir abi gibi sadece futbolcular değil tüm kulüp çalışanlarıyla çok yakından ilgilenen bir teknik patrondur ve kendisinin ardından da bu boşluğun doldurulması amacıyla bildiğim kadarıyla Ujfalusi ile anlaşıldı. İşte bu anlam veremediğim bir durum. Sonuçta bu önemli göreve Galatasaray'ın ruhunu o sistemini, kültürünü bilen geçmişte daha önemli başarılara hizmet etmiş yıllarını vermiş bir ismin geçmesini gerekir düşüncesindeyim. Sadece kendi adıma değil benim dönemimdeki bir çok arkadaşım adına söylüyorum bunları fakat bizim kulüplerimizde nedense bir yabancı hayranlığı var ve bu da kolay kolay geçeceğe benzemiyor. Haber ile ilgili metin girin!.
Yorumlar | 0
üye profil