Sosyal izolasyon günlerini evde geçirenler ile birlikte Beyaz Kentin Sessizliği’ne karışmak

Sosyal izolasyon günlerini evde geçirenler için film izlemek belki de en büyük keyiflerden biri. Bu sebeple, yeni çıkan ya da efsaneleşen bazı filmleri sizler için yorumluyor, “The Platform” filmi ile başladığımız incelemelere hız kesmeden, Beyaz Kentin Sessizliği ile devam ediyoruz. 

Yayınlanma Tarihi: 03.04.2020 13:29
Değiştirme Tarihi: 03.04.2020 14:07
Sosyal izolasyon günlerini evde geçirenler ile birlikte Beyaz Kentin Sessizliği’ne karışmak

Pelin Yavuz (pelin@acunn.com)

Öncelikle belirtmeliyim ki, filmi izlediğinizde zaman kaybı yaşamış gibi hissetmeyeceksiniz ama büyük bir ihtimalle sizin için unutulmaz bir film de olmayacak. Beyaz Kentin Sessizliği için, özellikle "psikolojik gerilimden hoşlanan sinemaseverlerin zamanını verimli değerlendirebileceği bir Netflix içeriği" diyebiliriz. 

Film ile ilgili detaylara geçmeden önce 2019'un Ekim ayında vizyona giren, Ali Atay'ın yönetmen koltuğuna oturduğu "Cinayet Süsü" filmine minik bir atıf yapmak istiyorum; her iki filmde de cesetlerin konsepti izleyende benzer çağrışımlar yarattığı için; iki film türü birbirinden aslında çok uzak olsa da, bu filmin sonunda Cinayet Süsü'nü izledikten sonraki tatmini yaşayamıyorsunuz. Bu nedenle, izleyiciyi muhteşem bir oyunun içine alan ve yüzleri güldüren Cinayet Süsü'nü de yakın zamanda online platformlarda görebiliriz diye umuyorum.

Haber ile ilgili metin girin!.

"Beyaz Kent" Üçlemesinden Beyazperdeye 

2019 yapımı İspanyol filmi “Twin Murders: The Silence of White City”, Eva García Sáenz de Urturi’nin “Beyaz Kent” üçlemesinin “El Silencio de La Ciudad Blanca” kitabından uyarlanan senaryosu ile sosyal izolasyon günlerinde evde izlenecekler listesine eklenecekler arasında. 

Hala izlemeyenler için filmin konusundan kısaca bahsedelim.

Haber ile ilgili metin girin!.

Beyaz Kentin Sessizliği | Twin Murders: The Silence of White City

Hamile eşini bir trafik kazasında kaybeden dedektif Unai, inzivadadır fakat bu dönemde hapishaneden çıkmak üzere olan bir seri katilin yirmi yıl önce işlediği iddia edilen cinayetlerle birebir aynı yöntemin kullanıldığı yeni vakalarla tekrar karşılaşılır. Cinayet masasının, dedektifi göreve çağırmasıyla olaylar daha da hızlanacaktır.

Aralarında ünlü ve ismi duyulmuş kişilerin de olduğu bir dizi cesetle yüzleşen dedektif Unai, böylece, beşer yaş aralıklarla seçilen ve çift olarak belli yerlere bırakılan insanların katilini bulmak için ekip arkadaşı Estibaliz Ruiz de Gauna ile birlikte yirmi yıl önce çözdüğünü sandığı davanın peşinden tekrar gitmeye karar verir ve Vitoria-Gasteiz’e döner. 

Yoksa, Unai, 20 yıl önce yanlış kişiyi mi tutuklamıştır?

Haber ile ilgili metin girin!.

Bundan sonrası için spoiler uyarısı vermekte fayda var, işte detaylar…

2016 yılında, Vitoria kentinde geçen filmde, Eski Katedral Mezarlığı’nda cesedi bulunan aynı yaştaki iki gencin ortaya çıkmasıyla ivme kazanan hikâye, flashbackler ile güçlendirilmesiyle birlikte; filmin sinematografisi, renk aralığı, çerçevemelesi ve oyunculukları ile izleyiciyi filme çekmekte başarılı kabul edilebilir. 

Şehrin detayları, tarihi dokusu, özellikle de çatı katında geçen aksiyon sahnesiyle seyirciye eşlik eden görsel şölen ise, üzerine konuşmaya değer kalitededir. 

Haber ile ilgili metin girin!.

Filmdeki dini motifler ve sembolizmi yaşatan referanslar da izleyicinin dikkatini ölçer şekilde konumlandırılmış görünüyor, ki her ne kadar dikkatli izleseniz de, filmin sonunda birçok şey havada kalıyor...

Filmin neredeyse başında katilin kim olduğunu seyirciye veren senarist, seyircinin düşünmesi gereken asıl soruyu da belirliyor: 

“Mario Santos katil, evet ama neden?”

Bu soruyu odağına alan filmde, akışı tamamlayan tüm sahneler aslında zemin görevinde. Filmde yaşına meydan okuyan güzelliği ile Alba Díaz de Salvatierra karakterinin, yani cinayet masası yeni başkan yardımcısının Unai ile yakınlaşması, gazeteci eşi Mario Santos’un cinayet planının fitilini daha da ateşliyor ama o zamana kadar işlenen cinayetlere de sağlıklı bir açıklama getirilmiyor. 

Mario’nun öldürdüğü insanları neden beşer yaş ara ile seçtiği, öldürürken neden arı ile boğmayı tercih ettiği, çıplak bedenlere neden böyle bir konsept hazırladığı, filmin sonunda neden eşi Alba’ya bu işi son kez yapmayı planladığını söylediği de bilinmeyenler arasında.

Haber ile ilgili metin girin!.

Çıplak bedenlerin üzerine konan çiçekler, dövme motifindeki çağrışımlar ve olayları birbirine bağlarken kullanılan karakterler bir önceki sahneleri besleyecek şekilde kararlaştırılmasına rağmen ne yazık olay örgüsünün içini doldurmuyor.

Filmin bir üçlemeden uyarlama olması sebebiyle mi bilinmez ama başrolün hayatıyla ilgili boşluklar ve finali; akıllara, diğer kitapların da senaryolaştırılarak yeni bir seri ile karşımıza gelebileceğini getiriyor.

Ki zaten, filmin finaliyle birlikte havada kalan tüm konuların, izleyicide gizem uyandırmak yerine senaryoya zarar vermiş olması, ancak seri filmlerin gelmesi ile telafi edilebilir duruyor.

Haber ile ilgili metin girin!.

İspanyol yapımı bu filmi izlediğimiz süre boyunca aklımızda dönen sorular ve nabız yükselten aksiyon sahneleri filmi izlenebilir kılıyor. 

5.2/10 IMDb puanı ile değerlendirilmiş olması kulağa çok adil gelmese de, senaryosundaki eksikliklere rağmen izleyiciyi içine çeken filmin başarı sağladığı söylenebilir.