Tedavi edilmeyen böbrek taşları böbrek kaybına yol açabilir!

Tedavi edilmeyen böbrek taşları böbrek kaybına yol açabilir!
Yayınlanma Tarihi: 30.01.2019 09:32 | Değiştirme Tarihi: 30.01.2019 09:32

Böbrek taşlarının tanı ve tedavisi hakkında önemli açıklamalarda bulunan Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Volkan Tuğcu, tedavi edilmeyen böbrek taşlarının ciddi sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti.

Böbrek taşı; idrardaki tuzların, minerallerin ve metabolitlerin çökerek kristaller oluşturması ve bunun sonucunda kristallerin büyüyerek böbreğin belirli bölgelerinde toplanmasıyla ortaya çıkan bir problemdir. Böbrek taşı birçok nedene bağlı olarak ortaya çıkabilmektedir. Tuz kullanımının artması, sık idrar yolu enfeksiyonu geçirme, obezite, genetik rahatsızlar, barsaktan geri emilim bozuklukları, hipertansiyon, tek taraflı gıda alımı gibi faktörler böbrek taşına neden olabilmektedir.

Böbrek taşı hangi belirtilerle kendisini gösteriyor?

İdrar kanallarının içerisinde oynayan taşlar genelde bir yan ağrısına sebebiyet vermektedir. Taşların idrar kanalını tıkaması sonucunda da böbrek içi idrar basıncı artış göstermektedir. Bu da böbrek kapsülünü gerer ve hastalar arasında “bıçak saplanır gibi ağrı” diye tarif edilen ağrıya neden olur. Bu ağrı tıp literatüründe “renal kolik” olarak adlandırılır ve doktora en sık başvurulan ağrı çeşidi olarak bilinmektedir. Böbrek taşlarının ağrısız bir şekilde seyredebileceği de unutulmaması gereken bir noktadır. Böbrek taşı, ağrıların yanı sıra sık idrara çıkma, mide bulantısı ve idrarda renk değişikliğine de neden olmaktadır.

Böbrek taşının tanı ve tedavisi nasıl yapılıyor?

Böbrek taşının tanısı bir üroloji uzmanı tarafından yapılacak bir takım işlemler sonucu belirlenmektedir. Bu işlemler;

  • Ayrıntılı fizik muayene
  • Ultrasonografi
  • Kan tetkikleri
  • İdrar tetkikleri
  • Röntgen
  • İlaçlı böbrek filmi
  • İlaçsız bilgisayarlı tomografi olarak sıralanabilir.

Tanının konulması sonucu tedavi rotası belirlenir. Tedavide bir takım değişkenler bulunmaktadır. Taşın böbreğe verdiği zararın büyüklüğü, taşın bulunduğu yer ve taşın boyutu uygun tedavinin belirlenmesinde önemli rol oynamaktadır. Tedavi, her hasta için farklı olabilir. Kimi hastalarda böbrek taşının kendiliğinden düşmesi beklenirken, kimi hastalarda ise ilaç tedavisi, taş kırma (ESWL) veya cerrahi müdahale gerekebilmektedir.

Genellikle kendiliğinden düşme durumu olmayan, 2 cm’den küçük ve idrar kanalını tıkamayan taşlarda ilk yapılan işlem taş kırma (ESWL) tedavisidir. ESWL ile taşın kırılamadığı durumlarda ise Fleksible URS (RIRS) olarak adlandırdığımız, idrar kanalından endoskopik yöntemle girilerek lazer ile taşın kırılması işlemi uygulanır. Bir diğer senaryo ise böbrek ve idrar kesesi arasında bulunan ve “üreter” olarak adlandırdığımız kanalda oluşan tıkanmalardır. Bu kanalı tıkayan taşlarda da yine kapalı yöntemle girilip “Ureterorenoskopi” olarak adlandırılan yöntem uygulanır.

Böbreğin şeklini alacak derecede büyüyen, 2 cm’den büyük taşlarda ise “Perkütan nefrolitotomi” olarak bilinen yöntem uygulanır. Bu yöntemde dışarıdan tek bir delik ile böbreğe erişim sağlanır. Büyük böbrek taşlarında üroloji hekimlerinin işini kolaylaştıran bir uygulamadır. Bunların yanı sıra karından açılan bir delik ile yapıla laparoskopik operasyonlar da günümüzde böbrek taşı tedavisinde önemli rol oynamaktadır.

Tedavi edilmeyen böbrek taşı ne gibi sonuçlar doğurur?

Böbrek taşları idrar yolları için yabancı bir cisimdir. Bu sebeple taşın varlığı enfeksiyon sıklığını önemli ölçüde artırır. Enfeksiyon riskinin yanı sıra böbreğin idrar üreten kısımlarına da zarar verir ve böbrek kaybına yol açabilir.