"Lösemi ise bir çaresi var"

'Lösemi ise bir çaresi var'
Yayınlanma Tarihi: 10.05.2019 14:10 | Değiştirme Tarihi: 10.05.2019 14:10

Lösemi Lenfoma Miyelom Hastaları ve Araştırma Eğitim Birliği(LLMBİR) Derneği tarafından Ankara’da gerçekleştirildi.

Lösemi Lenfoma Miyelom Hastaları ve Araştırma Eğitim Birliği(LLMBİR) Derneği tarafından Ankara’da gerçekleştirilen 7. Lösemi Lenfoma Miyelom Hastaları Kongresi'nde konuşan LLMBİR Derneği Başkanı Prof. Dr. Muhit Özcan, kemik iliği nakillerinde farkındalığın arttırılmasına yönelik ‘Lösemi ise bir çaresi var!’ isimli sosyal sorumluluk projesinin hayata geçirileceğini duyurdu.

Kongrede konuşan LLMBİR Derneği Başkanı Prof. Dr. Muhit Özcan, kök hücre vericisiyle ilgili toplumda yanlış bilgilerin yaygın olduğuna dikkat çekerek, şöyle konuştu:

"Toplumda ‘Kök hücre vericisinin başına bir şey gelir mi? Kısır kalır, tiroitleri şişer, saçları dökülür’ gibi yaygın yanlış inanışlar mevcut. Sırf bu üç nedenden dolayı kardeşlerine verici olmayan ve kardeşleri hayatlarını kaybeden vakalar mevcuttur. Bugüne kadar verici olup hayatını kaybeden kişi sayısı istatistiklere yansımamıştır. Kök hücre vericileri için kesinlikle bir risk söz konusu değildir. Kök hücre bağışçısı olmayı yaygınlaştırmalıyız.”

‘KİŞİYE ÖZEL İLİK BAĞIŞI KAMPANYALARINA KARŞIYIZ’

Kişi özelinde yapılan bağışlarda doku testlerinde araştırmalar yapılırken zaman kayıplarının meydana geldiğini ifade eden Prof. Dr. Özcan, “İstatistiklerde bugüne kadar Türkiye’de kişiye özel ilik bağışı kampanyası sayesinde ilik bulunma verisi bulunmamaktadır. Kişiye özel kampanyalar tedavi sürecine zarar vermektedir. TÜRKÖK'e kayıt olan bağışçılar bir yıl sonra sistemde bağış yaptıkları hasta dışında bir hasta ile eşleşince ilik vermeyi reddedebiliyorlar. Zaman, umut ve emek kayıpları ortaya çıkarken, bu kayıplar yüzünden hastalar hayatlarını kaybedebiliyorlar. Kişiye özel ilik kampanya bağışları tedavi sürecine çoğunlukla zarar vermektedir. Kan kanserlerinde 15 gün gibi zaman kayıpları önemlidir. İşte bu yüzden dernek olarak kişiye özel ilik bağışı kampanyalarına karşıyız” dedi.

‘TÜRKKÖK'E, MİLLİ BAĞIŞÇILIĞA DESTEK OLMALIYIZ’

Kişiye özel kampanyalar yerine TÜRKÖK'ün kurumsal yapısında olan milli bağışçılığa destek olunması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Özcan, “Bir insana ilik nakli gerektiği zaman verici bulma olasılığı aile içinden yüzde 36, dünya ilik bankalarından yüzde 35, TÜRKKÖK'ten ise yüzde 40'dır. Ama başka bir yöntem daha bulunmaktadır. Haploidentik nakil tam uyuşumlu kardeş veya akrabası bulunamayan hastalar için çok önemli bir seçenektir. Löseminin kesin tedavisi kök hücre nakli ile yapılır. Kök hücre nakli için birinci verici adayı aile içindeki tam tutan kardeştir. İkinci verici ihtimali de dünya ilik bankasıdır.  Dünya ilik bankasında bugün 25 milyon verici var. Uygun nakli buradan bulma olasılığımız da yüzde 35. Aileden tutan oran yüzde 36 ve ilik bankasından bulunan oranı da yüzde 30-35 olarak ele alırsak geriye yüzde 40’lık bir oran kalıyor. Geçtiğimiz yıllar içersinde Türkiye’de kök hücre bankası kuruldu ve kurulur kurulmaz da inanılmaz faydalı oldu. TÜRKÖK'ün çalışmalarını destekliyoruz" dedi.

Kök hücre naklinin yapılamadığı durumlar için son 10 yılda eski bir yöntem ile ilgili yeniden çalışıldığını ve iyi bir başarı elde edildiğini dile getiren Özcan, haploidentik nakil adı verilen bu yöntem ile başarının yaklaşık olarak tam tutan kardeş seviyelerine ulaştığını kaydetti. 

‘İLİK NAKLİ ADALET GİBİDİR, GECİKTİĞİ ZAMAN İKİSİ DE İŞE YARAMAZ’

İlik nakillerinde zaman kayıplarının önemine değinen Prof. Dr. Muhit Özcan sözlerine şöyle devam etti;

"İlik nakillerinde zaman çok önemlidir, ilik nakli adalet gibidir, geciktiği zaman işe yaramaz, tam zamanında yapılmalıdır. Hastanın içinde bulunduğu zaman kaybı göze alınarak, çok özel bir zamanlamayla tedavi yapılmalıdır. Dünya bankalarından ilik beklerken bazı hastalar hayatlarını kaybetmektedirler. Bu anlamda ilk olarak yüzde yüz uyumlu akraba nakilleri, ardından TÜRKKÖK veri tabanının taranması ardından ise haploidentik nakil yöntemine başvurulmalıdır. Bu anlamda dernek olarak SGK ile tedavi sürecindeki engelleri kaldırmak için girişimlerimiz devam etmektedir."  

DHA