Doğduğundan beri katı yemek tüketemeyen 17 yaşındaki Rudina Gioaka, ilk kez Türkiye'de yemek yedi

17 yaşındaki Arnavutluk vatandaşı Rudina Gioaka, doğuştan yemek borusu darlığı problemi yaşıyordu. Bu yüzden de hayatı boyunca hiç katı yiyecek yiyemeyen Gioka, sadece sıvı gıdalarla beslendi. Genç kız, Türkiye'de gerçekleştirilen opersayon sonucu hayatında ilki yaşadı.

Yayınlanma Tarihi: 10.03.2020 11:45
Değiştirme Tarihi: 10.03.2020 11:47
Doğduğundan beri katı yemek tüketemeyen 17 yaşındaki Rudina Gioaka, ilk kez Türkiye'de yemek yedi

Yemek borusunda darlık ile dünyaya gelen Arnavutluk vatandaşı 17 yaşındaki Rudina Gioka, hayatı boyunca hiç katı gıda yiyemedi. Yemek borusundaki 2 milimetrelik açıklıktan, sadece sıvı gıdalarla beslenerek hayatta kalmayı başaran genç kız, Türkiye'de gerçekleştirilen genişletme operasyonları sonrası hayatında ilk kez katı yiyecek yedi. Köftenin tadına bakan Gioka, "Ameliyattan sonra ilk yediğim yemeklerden birisi de köfte oldu, çünkü köfteyi çok seviyorum." dedi.

Arnavutluk Tiran'a bağlı Perifer kasabasında yaşayan 17 yaşındaki Rudina Gioka, yemek borusunun doğuştan darlığı nedeniyle hayatı boyunca hiç katı gıda alamadı. Gioka, yemek borusunda 13 santimetre boyunca ilerleyen, kalem ucu büyüklüğünde, yaklaşık 2 milimetrelik açıklıktan geçebilecek sıvı gıdalarla besleniyordu. Arnavutluk'taki doktorlar genç kıza yapılacak bir şey olmadığını, yemek borusunun komple değiştirilmesiyle tedavi olabileceğini söyledi. Ülkede bu ameliyatı gerçekleştirebilecek cerrahın olmaması nedeniyle, Arnavutluk ile Türkiye arasındaki sağlık anlaşması gereği, bakanlıklar arasında yazışmalar tamamlandı ve ülkesi, Rudina'yı Türk hekimlerine emanet etti. Rudina, Ocak ayında İstanbul Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi çocuk cerrahisi kliniğine yatırıldı. Çocuk Cerrahisi Klinik Şefi Prof. Dr. Ali İhsan Dokucu ve ekibinin gerçekleştirdiği genişletme operasyonlarıyla yemek borusu nakline dahi gerek kalmadı ve yemek borusundaki açıklık 8 milimetreye kadar çıkarıldı, Rudina geçen ay hayatında ilk kez yemek yiyebilmenin mutluluğunu yaşadı. Genç kız ilk defa köftenin tadına baktı. Rudina'nın tedavisinin tamamlanmasının bir yıl süreceği öğrenildi.  

"TEK HAYALİM EVE DÖNÜNCE HER İSTEDİĞİMİ YİYEBİLMEK"

Lise ikinci sınıf öğrencisi olan Rudina, iyileşip okulunu bitireceğini ve ileride psikolog olmak istediğini belirterek, "Hastalığımdan dolayı artık hayattan ve hiç kimseden bir beklentim kalmamıştı. Çok kolay bir hayatım olmamıştı. Katı gıdaları yiyemediğim için tatlarını da bilmiyordum çoğunun. O nedenle küçükken çok canım çekmiyordu. Mandalina portakal gibi meyvelerle, sıvı gıdalarla beslenebiliyordum daha çok. Türkiye'ye gelene kadar hiçbir umudum yoktu. Burada tedavi olabileceğimi öğrendiğimizde hayat benim için değişti. Önce buraya gelemeyeceğim diye çok korktum, çünkü işlemler için çok uzun süre bekledim. Geldikten sonra da ya ameliyattan çıkamazsam diye endişe ettim biraz. Ama çok şükür her şey yolunda gitti. Şimdi tek hayalim evimize dönmek ve canım ne istiyorsa onu yiyebilmek. Oradaki profesör birkaç milimlik deliği görünce şoke oldu ve genişletme işlemini hiç boşuna denemesinler bu mümkün değil, ancak yemek borusunu komple değiştirirlerse tedavi olursun dedi. O yüzden buraya geldiğimizde çok stresliydik acaba başarılı olacak mı işlem diye.  Ama burada duyduklarımızdan sonra inanılmaz mutlu olduk ve işlem de başarılı oldu. Artık tüm yemekleri yiyebiliyorum. Ameliyattan sonra ilk yediğim yemeklerden birisi de köfte oldu, çünkü köfteyi çok seviyorum." dedi.

YEMEK BORUSUNUN KOMPLE DEĞİŞTİRİLMESİ İSTENDİ

Arnavutluk'tan yemek borusu değişimi istemiyle kendilerine gelen Rudina'nın hikayesini Ağustos ayında Sağlık Bakanlığı Uluslararası Hasta Birimi'nden kendilerine ulaşan maille öğrendiklerini anlatan Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Cerrahisi Klinik Şefi Prof. Dr. Ali İhsan Dokucu, "Önümde bir dosya vardı. 17 yıldır beslenemeyen, sadece sıvı gıdalar alarak bu yaşına gelmiş ve özofagusu (yemek borusu) bir şekilde hastalıklı bir kızı bize sevk etmek istiyorlardı. Sevk gerekçesi de yemek borusunun tamamının değiştirilmesi yönündeydi. Sağlık Bakanlığımızın farklı ülkelerle anlaşması gereği, bazı hastaların Türkiye'de tedavi edilmesiyle ilgili organizasyonu çerçevesinde Rudina'nın tüm işlemleri Eylül ayında tamamlandı ve Ocak ayının ilk haftası hastanemize yatırıldı" dedi.  

"ÇOK ÇOK NADİR GÖRÜLEN BİR DURUM"

Yemek borusunun bu kadar darlığı ile seyreden hastalıkların daha çok sonradan gerçekleştiğini anlatan Prof. Dr. Dokucu, "Yemek borusunun neredeyse tamamen kapanması ile seyreden hastalıklar, ya 'kostik yanık' dediğimiz çocuğun bazı kimyasal maddeleri yanlışlıkla içmesi vs. ile gerçekleşir ki maalesef ülkemizde de çok sık yaşanıyor, ya da ağır reflüye bağlı daralmalar sonucu oluşur. Rudina'daki gibi konjenital, yani doğuştan gelen özofagus darlığı, hele ki 13 santimetre boyunca ilerleyen bir darlık, oldukça nadir görülen bir durum. Darlık yaklaşık bir kalem ucu genişliğindeydi. Hayatı boyunca 1-2 milimetrelik bir açıklıktan beslenmiş çocuk. O kadar milimetrik bir açıklıktı ki balonla genişletme için kullanacağımız 'guide wire' dediğimiz incecik kılavuz telini dahi zor ilerlettik. Onlarca kez muayene, endoskopi ve toplamda 5-6 kez 'dilatasyon' yani genişletme işlemi uyguladık ve normale yakın bir noktaya getirerek açıklığı 8 milimetreye çıkarabildik. Bundan sonra bizde veya ülkesinde, bir yıl boyunca tedavisine devam edecek. Arnavutluk'taki meslektaşlarımız yemek borusu nakli önermiş ama buna gerek kalmadı. Biz onun kendi doğal yemek borusunu koruyarak tedavisini sağladık ve evine gönderiyoruz" diye konuştu.

"BİR HASTA İÇİN EN İYİSİ KENDİ ORGANIDIR"

Özofagus replasmanı yani yemek borusu değişiminin de çok zor bir cerrahi işlem olduğunu söyleyen Prof. Dr. Dokucu, sözlerini şöyle devam etti:

"Sıklıkla mide veya kalın bağırsak, bazen de ince bağırsak kullanılıyor bunun için. Ama onların da kendi zorlukları var. Biz asistanlarımızı hep şunu söyleriz: Bir hasta için en iyisi kişinin kendi yemek borusudur. Hasta da olsa zedelenmiş da olsa onu korumak, korumayı becerebilmek en önemli tıbbi yaklaşımdır."

"YEDİĞİNİ GERİ ÇIKARIYORDU"

Baba Agim Gioka ise, Rudina'nın en küçük çocukları olduğunu söyleyerek "3 oğlum iki kızım var. Rudina en küçüğümüz. Hastalığı daha 3 aylıkken ortaya çıkmıştı. 2018'in başlarına kadar hiçbir şey yapılamadı. Sadece rutin kontroller yapılıyordu. Doğduğundan beri hiç normal gıda ile beslenmedi. Her öğününde sıkıntı çekiyordu. Katı gıda hiç alamadı çünkü çiğneyip yutmaya çalıştığında dahi tamamen geri çıkarıyordu. Hep süt ürünleri ile büyüdü. Örneğin bizim oraya özel bir peynir çeşidi vardır, suludur biraz; onları yiyerek büyüdü. Bir de sulu meyveler, çorbalar vs. Özellikle son 3 yıldır canı başka yemekleri de çok çekiyordu, büyüdü çocuk her şeyin farkındaydı çünkü. Ama yiyemiyordu. Tam yutkunacağı an kusuyordu. Son bir iki yıldır orada çok az bir genişletme işlemi yapıldı, birkaç tane küçük işlem yaptılar boğazına. Ama yeterli gelmedi. Sabrederek bugünü bekledik ve sonunda Türkiye'de tedavi edilmesi sağlandığı için çok mutluyuz. Buradaki tedavisi sırasında her şey çok güzel gitti. Personel harika, doktorlar harika, her şeyimizle çok ilgilendiler" dedi.

Kaynak: DHA