Deprem korkusu psikolojiyi olumsuz etkiliyor

Deprem korkusu psikolojiyi olumsuz etkiliyor
Yayınlanma Tarihi: 28.09.2019 20:55 | Değiştirme Tarihi: 28.09.2019 20:55

17 Ağustos travmasını çok yakından hisseden İstanbul’da “deprem psikolojisi”nin yeniden nüksedebileceğini belirten uzmanlar, günlük hayattaki akışı komple engelleyecek düzeydeki kaygı bozukluğu durumunda psikiyatrik destek alınması gerektiğini söylüyor.

Bahçeşehir Üniversite Hastanesi Medical Park Göztepe'den Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Alparslan Asil Budaklı zaten kişilerin büyük şehirlerde anksiyete, kaygı seviyesinin yüksek olduğunu anlatarak “Doğal afetlerin de yaşamı tehdit edici etkisiyle beraber bu kaygı pekişebiliyor. Diğer yandan doğal afetlerde ve yaşamı tehdit eden diğer durumlarda kişilerde bazı kaçınma davranışları görülüyor. Örneğin deprem olur, evi yıkılır ve enkaz altında kalınır. Bu tipik bir üçlemedir. Elbette önlemler alınacak, bunu zaten uzmanlar belirtiyorlar, deprem anında nerede bulunulması gerektiğine, ne yapılması gerektiğine dair uzmanlar çeşitli önlemler açıklıyorlar. Ancak Perşembe günü 14:00’den önce kişi ne yapıyorsa, bir an önce o yaşama geri dönmeli ki depremin o travmatik etkisinden kurtulabilsin” dedi.

PSİKİYATRİK HASTALIKLAR TETİKLENEBİLİR
Kaygı düzeyi yüksek kişilerin yazılı ve görsel medyada deprem haberlerini sıkça izlemesi, depreme maruz kalıp depremden korkan ve dış mekanlara çıkmış kişilerle çok fazla etkileşim halinde bulunmasının psikolojilerini daha da olumsuz etkileyeceğini vurgulayan Dr. Budaklı, şunları söyledi: “Bir de zaten psikiyatrik rahatsızlığı olup böyle bir yıkıcı afete maruz kalanlarda, ya da yıkıcı olmasa bile o korkuyu hisseden kişilerde tabii ki bazı hastalıklar tetiklenebiliyor. Rahatlamak adına kişi alkol kullanımını, madde kullanımını artırabiliyor. Diğer yandan zaten böyle panik atağı olan birisinin bu atakları tetiklenebiliyor, artabiliyor, sıklığı artabiliyor. Daha önceden tedavi görüp iyileşmişse bile panik ataklar nüksedebilir.”

PSİKOLOJİK YARDIM ALMAKTAN ÇEKİNMEYİN
Dr. Alparslan Asil Budaklı sözlerini şöyle sürdürdü: “Psikiyatride önemli bir husus vardır. Evet bazı belirtiler vardır, kaçınma davranışı, kaygı hali, bunaltı... Mesela işe geç kaldığımızda da kaygılanırız. Bu, hayatın içerisinde olan bir kaygıdır. Ama bu kaygı seviyesi örneğin bir ev hanımının evle ilgili işlerini ya da çocukları ile ilgili bakımını aksatmasına neden olacak derecede yaşamını engelliyorsa; bir çalışanın hem sosyal, hem de mesleki işlevsellik dediğimiz iş başarısına, iş temposuna adaptasyonuna engel oluyorsa, o zaman psikiyatri tedavisi alabilirler. Doğal afetlere yalnız yakalananlar da olabiliyor. Aile olarak yaşayanlar biraz doğal yaşamlarına dönmeye başladıklarında birbirlerine destek olarak normale daha çabuk dönebiliyorlar. Yalnız yaşayanlarda özellikle bu travmatik anı nerede yakalandıysa oraya girememe, orada bulunamama gibi kaçınma davranışlarına neden olabiliyor. Eğer tekrar döndüklerinde mesleki, sosyal işlevsellikleri azalıyorsa mutlaka bir psikolojik yardım almalarını öneriyoruz.”