Vedat Özdemiroğlu: Memleketi kurtarma hevesinde değiliz

Vedat Özdemiroğlu: Memleketi kurtarma hevesinde değiliz

“Çizerler ne kadar polis çizdiyse, biz de o kadar polis ve derin devlet yazdık. Bunlarla hiç ilgilenmeyen, büyümemiş bir ergen psikolojisiyle davranan yazar tipi var. Ben öyle yapamayanlardanım.” Bu sözler, mizah yazarı Vedat Özdemiroğlu’na ait. Sosyal ve siyasal eleştirilerini Gırgır, Avni, Leman, Uykusuz ve daha bir çok dergi ile kitaplarında okuduğumuz Özdemiroğlu, bu kez yeni bir mizah dergisinin kaptanı olarak karşımızda. Adı: Mağara.

Kendinizi kaç yaşında hissediyorsunuz?- Mizaha başladığım yaş 19. Picasso “Genç olmak zaman alır” der ya, ben ne o kafayı kaybetmek istedim ne de yaşım 48 olmasına rağmen büyüdüğümü hissettim. Mizahta dalgacılık vardır. Ben de mesleğim gereği, o neşeli, genç bakışı tutmaya çalışıyorum.Mizah korku ve yalnızlıktan kaynaklanır, sözünüz bu denklemde nereye düşer?- Espri ve mizah, insan davranışlarında gerilimden, terörden, şiddetten en uzak davranma biçimidir. İnsanlar bu saydığım iletişim biçimlerini sevmez ama mizahçı bunlardan en tedirgin olan, en narin yapıdaki insandır. “Birlikte gülmeyi beceremeyenler birlikte ağlar” denir. İnsan ya sevgiden ya korkudan kaynak alır. Ben sevgiyi, gülmeyi seçtim.Karamsarlığa kapılmadınız yani...- Sanırım neşeyi, işte o karamsarlığa kapılmanın endişesinden seçtim. Algıda öncelik neşeden yana olduğu zaman, dünya daha katlanılır bir dünya olur. Niyeyse hep çoğaldığımızı, çok kalabalık olduğumuzu söylüyorlar ama bence çok azız. Çünkü insan, dünyayı neşelendiren, zevklendiren bir şey. Bir zamanlar insan yoktu, dünya daha mı iyiydi acaba?Belki de öyleydi. Doğayı tahrip eden yoktu mesela...- Katılmıyorum. Çünkü bu, olumsuz örnekler yüzünden olumlu örneği kaçırmak demek. Geçenlerde bir arkadaşım “Beyoğlu’nda yürünmüyor” dedi. E karşıdan gelen için de sen engelsin. Ne ara esas oğlan oldun da kalabalık türünü beğenmez hale geldin? 30 sene önce de Beyoğlu’nun eskiden daha güzel olduğundan bahsediyorlardı. Güzel şeyler kayboluyor fakat yerine yeni güzellikler geliyor. Senin içinde güzellik varsa, Beyoğlu da güzel. Ben insanın dünyaya yük olarak algılanmasına karşıyım. Türkiye’yi 100 milyon, dünyayı 10 milyar görmek istiyorum. Söz konusu benim kızım olunca güzel de, başkasının çocukları olunca mı şikâyet edeceğim? O bakış, hep beraber yaşamanın coşkusuna ters olur. Mağara dönemlerinden bu yana yok etmek isteyenler hep vardı. Ama hayat, direnenler ve barış içinde, birlikte yaşamayı seçenler sayesinde devam ediyor. Bombalar patlıyor, savaşlar oluyor ama bir akıl var ki, sekiz milyar insan yaşıyor. İnsan ırkı tümden başarısız değil.Dergiye neden Mağara ismini seçtiniz?- Dergide Gırgır’ın rüzgârı hissediliyor. Atilla Atalay, Behiç Pek, Kemal Aratan, Erdal Belenlioğlu ve Zafer Temoçin var. Mağara ilk evimiz. İnsanlar korumuş, yadigâr bir oluşum olmuş. İlk evimize dönelim, selam edelim dedim, bu ismi koydum.Türevlerinden hangi özelliğiyle ayrılacağını düşünüyorsunuz?- Diğer dergiler yazı ağırlıklı ve daha ciddi. Mağara, biraz daha gamsız ve mizah ağırlıklı. Üstelik yazı çizi dengesi yarı yarıya. Benim bildiğim iş mizah. Zaten ülkeyi ve dünyayı kurtarmaya heveslenmedik. Yani yapabilsek yapardık canım, niye esirgeyelim? O yüzden ayda bir çıkacak ve alındığında kolaylıkla okunup bitirilebilecek bir dergi olmasını istedim. İnsanları yeni sorumluluklara davet etmektense, onları biraz neşelendirmek istedim. Güncel siyasete de çok yüz vermedik ki, bu da bilinçli bir karardı. Zaten hayat, bütün teorilerden daha komik. Fransız bir çocuk Bodrum’da ezan okunurken anneannesine “Mösyö neden ağlıyor” diye sormuş. O çocuk kafası çok güzel. O kafayı kaybetmeyelim istedim. Galip Tekin’in “Mizah bir saldırı sanatıdır” sözüne katılır mısınız?- Doğru ama eksik. Mizah, aynı zamanda bir savunma sanatıdır. Katlanabilme gücü verir. Otoriteye ve yaptıklarına bir yurttaş olarak gücüm yetmiyor ama onları anlama, tanımlama ve eleştirme kabiliyetine sahibim. Onlar beni zihnen ele geçiremez. İşte bu yüzden bir savunma sanatıdır. Bu, kitleler için de böyle. Gezi’de İstanbul, mizah dergisi çıkarmış haldeydi. Tek dünya, tek ülke olmalı, sınır koymak terbiyesizlikBu bize ne söylüyor?- Türk halkının çok eleştirilen zihinsel yapısının söylendiği gibi olmadığını söylüyor. Bu halk çok zeki ve bütün teorileri aşmış bir seviyede hayatına devam ediyor. İnsanların birbirlerini öldürmesi çok saçma. Bıraktığında ölüyor zaten, günü gelince. 40 senedir içsavaş çıksın diye neler oluyor; yine de halkın sağduyusu bütün nutuklardan ağır basıyor. Yugoslavya bu baskıya dayanamadı, oradan sekiz ülke çıktı. Daha mı iyi oldu Allah aşkına? Yugoslavya’yı özlüyorum bazen!O neden?- Parçalanma değil, toparlanma yanlısıyım. Tek dünya, tek ülke olmalı. Sınırlar koymak terbiyesizlik!

VEDAT OLMASAM SABRİ OLURDUM

◊ Babanız isminizi Beşiktaşlı Vedat Okyar’dan dolayı koymuş. Peki, isminizi siz koysaydınız hangi futbolcu olurdu?- Rahmetli Sabri Dino olurdu, çocukluğumun kahramanları arasındadır. O kadar iyi bir Beşiktaşlıyım ki, bütün oyuncularımızın ismi bana çok güzel geliyor. Vedat Okyar gibi ince ruhlu bir adamın adını almak çok güzel. 48 yıldır bir alternatif düşünmemiştim, Vedat iyi.Mağara çizerleri Erdoğan Dağlar, Mustafa Satıcı, Zehra Ömeroğlu, Serdar Akkoyun; yazarlarsa Murat Beşer, Ali İhsan Varol, Efe Gültekin, İlker Ekiz...

HABERE OY VER:
Görüntülenme : 0 Yayınlanma Tarihi: 15/10/2016 01:45:55

Haber Yorumları (0)

500

    Acunn.com'u Facebook'ta takip et.

    Acunn.com'un eğlenceli dünyasını yakından takip etmek için Facebook sayfamızı beğenin

    ×
    Son gelişmelerden anlık haberdar olabilirsiniz.

    Acunn.com Bildirim ile, web sitesine girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.