Üstünde ne var? Aklından neler geçiyor?

Üstünde ne var? Aklından neler geçiyor?

Pg Art Gallery, 4 Haziran – 16 Temmuz tarihleri arasında Mehmet Sinan Kuran’ın “Üstünde Ne Var?” isimli kişisel sergisini sanat severlerle buluşturuyor.

Gece yataktasınız, uykuyla uyanıklık arası bir moddasınız, bilinciniz açık ama bir türlü kontrol edemiyorsunuz. Kafanızdan bir sürü alakasız düşünceler, olaylar geçiyor. Öyle kendi kendine olay çözme ya da kavga etme hali değil; tamamen o ara hayatınızda ne varsa fikirlerin yarı bilinçli yarı bilinçsiz kafadan şelale gibi akması. Ya uyanayım ya da yeter artık uykuya dalayım diyorsunuz, yok o da olmuyor. Onun üzerinde de bir kontrol gücü yok çünkü…

 

 

Mehmet Sinan Kuran’ın resimlerine bakarken benim aklıma gelen hal işte bu oldu. Sanki Mehmet Kuran, o yarı uyku yarı uyanıklık halinde kontrol edemediğimiz düşünceleri almış ve o an kağıtlara aktarmış. Bizler yataklarımızda dönüp dururken, biri bunu yeteneğe dönüştürmüş… Kimilerinin “çağdaş minyatür” diye adlandırdığı (sanatçının ise resimlerini belli bir kalıba sokmakla alakalı çok bir derdi yokmuş) çizimlerinde büyüklüğüne göre onlarca, yüzlerce detay var. Pg Art Gallery’deki Üstünde Ne Var? sergisini gezerken resimleri uzun uzun keyifle inceledim, farklı farklı köşelerinin, ortasının, detaylarının fotoğraflarını çektim. Çünkü mesela, İtalya tatil hayallerim de vardı o resimlerde, evde huzurla boş boş oturduğum hallerim de!

 

 

Aslında aylar önce kulağıma çalınmıştı Mehmet Sinan Kuran’ın Pg Art’ta sergisi olacağı, resimlerini görmek için heyecanla bekliyordum. Galeri (ve sanatçı), beklentileri daha da üste taşıyarak, hem sanatçının (alıp da kaçasım gelen!) deftelerini yıl yıl ayırarak incelememiz için bir köşesinde konumlandırmış, hem de çapraz duvarda biz gezenlere koca bir duvar ayırmış.

 

 

İster 5 yaşında olun ister 55, ister boyunuz hizasında ister tabureye çıkarak ister yerlere yatarak, ister aşırı yetenekli olun ister sıfır yetenek, galeride o duvar sizin bir şeyler çizmeniz için var! Zaman zaman sanatçıların kendi açılışlarına bile gelmedikleri fantastik (!) bir sanat ortamında Mehmet Kuran bence harika ve çok samimi bir iş yaparak her sabah galeriye gidip galeri kapanana kadar orada duruyormuş. Galeriye girdiğinizde hemen yanınıza gelip elinize bir kalem veren sanatçı, belki o ısrar etmese ancak kendine güvenenlerin birşeyler çizeceği duvara sergiden yolu geçen herkesin katkıda bulunmasını sağlıyor. Üstelik çok hoş sohbet, siz çizerken, sizinle fotoğraflarınızı çekiyor, muhabbet ediyor ve sonra da bu fotoğrafların bir kısmını Instagram’dan da paylaşıyor. Böylece sadece sergiye değil, keyifli bir etkinliğe gitmiş gibi hissediyorsunuz kendinizi. Sanatçı, sonra bu çizimleri kendi kafasına göre birleştiriyor. Örneğin; benim beceriksizce çizdiğim, denize, kendi özgürlüğüme atladığım resmim Instagram’dan gördüğüm kadarıyla bambaşka bir hal almış. Sırf onu merakımdan bile galeriye tekrar ne yapıp edip uğrayasım var.

 

 

 

Defterlere gelince, onlar benim için tamamen bir gıpta konusu… Eskiden sıkı bir ajanda tutucuydum. Kırk yılda bir de olsa, dönüp ajandalarıma aldığım notlara bakmaktan, neler yaptığımı, nelerin ö dönem önemli olduğunu görmekten zevk alırım. Fakat artık defter, ajanda tutmak benim için bir iç savaş. Tüm toplantıların, tüm notların dijitalde olduğu (ve sonra da tabiiki kaybolup gittiği) bir zamanda her sene özene bezene aldığım ajandalara az da olsa not tutmak için kendimi (pek de verimli sonuçları olmadığı halde) zorlamaya devam ediyorum. Dolayısıyla, Mehmet Kuran’ın alışveriş listesinden, eş dost telefonuna, şiirlere kadar çeşit çeşit detayın yanında bir de şahane çizimlerinin bulunduğu defterleri hem gıpta ettiriyor, hem başkasının hayatına gizli bir pencereden bakıyormuşsunuz hissiyatı veriyor, hem de her sayfada ayrı bir konu, ayrı bir sürpriz görmek keyif veriyor. Acaba şu arka sayfada ne kaçırdım hissiyatıyla uzun uzun defter inceliyorsunuz…

 

 

Mehmet Kuran’ın kendisiyle galeride kısa karşılaşmamızdan ve okuduğum röportajlarından anladığım kadarıyla, kendisi oldukça rahat biri. Özellikle bir röportajındaki şu sözü hem (yetenekleri olsun, olmasın) beyaz yakalar için başlı başına kendini yakın hissetme ve hayal kurma sebebi, hem de gayet samimi:”28 yıl ticaret yapmaya çalıştım. Ama her işte battım. Eşimin “Böyle resimler yapan birinin ticaretle uğraşması saçma, hepsini bırak sadece resim yap”  demesi, bugün burada olmamın ilk adımlardan biri.”

Şimdi böyle net bir insanın, keyifli sergisinin metninde özel olarak sanatla uğraşmayan, sıradan insanları korkutan imgeler, dışa vurumlar, sonsuz döngüler gibi anlamı karmaşıklaştıran, sergi ile izleyici arasındaki bağı koparan ağdalı dilli bir metnin olması, sergi ile ilgili tek eleştirim. Ki zaten bu konu, farklı bloggerların sık dile getirdiği bir konu. Gerçekten keyifli, herkesin kendinden bir şeyler bulabileceği bir serginin metnini okurken sınava girmiş, birazdan anlamadık diye elimize cetvelle vurulacakmış gibi hissetmesek keşke…

 

 

Uzun lafın kısası, benim metin eleştirime çok takılmayın, hem sanatçının hem galerinin şahane bir iş çıkardığı Üstünde Ne Var? sergisini 16 Temmuz 2016 tarihine kadar Pazartesi günleri hariç sabah 10.00 ile akşam 19.00 saatleri arasında ziyaret edin!

Mehmet Kuran gibi bir yeteneğiniz de yoksa, gece gece düşüne düşüne kendinizi yormamaya çalışın, uykunuzu iyi alın!

 

irmakozer.com Tarafından hazırlanmıştır.
 

Görüntülenme : 0 Yayınlanma Tarihi: 29/06/2016 09:58:38

Haber Yorumları (0)

500

    Acunn.com'u Facebook'ta takip et.

    Acunn.com'un eğlenceli dünyasını yakından takip etmek için Facebook sayfamızı beğenin