Ve Ezgi Mola itiraf etti!

Ve Ezgi Mola itiraf etti!

Ezgi Mola yaşadığı büyük değişimi anlattı...

İşte o röportaj...

- Reklam kariyerin asansöre giremeyen kızdan, bir güzellik markasının yüzü olmaya evrilmiş...- Evet 2002 yılında asansöre şişman diye giremeyen kızı oynuyordum. O zaman o reklam işini çok ilginç bir şekilde aldım. Öğrenciyim, ucu ucuna yaşıyorum. Tam o yıllarda, kendimi denkleştirip, karşıya geçtim. Yağmur yağdı, saçım ıslandı, süründüm yollarda, yaptığım makyaj aktı...Tam girdim reklam için oyuncu seçecek ajansın kapısından... "Çekimler bitti, kasetleri gönderdik" dediler. "Tamam ya, benim hatam" dedim... Ama oradaki yetkili benimle deneme çekimi yapmaya karar verdi, çekti ve gönderdi kaseti. Son giden kişiyim. Beni seçtiler... ezgi mola fotoğrafları  

Nereden nereye...

- Evet şimdi güzellik yüzü oldum (gülüyor). İnanılmaz gururum okşandı. Hangi kadının hoşuna gitmez. Her kadın beğenilmek ister. Ben de işimle birlikte, fiziken de talep görüyorsam niye mutlu olmayayım. Hep derlerdi bana, "Sen bir yerin yüzü olmalısın" diye... İçimi kan ağlatan iki cümle vardır, "Çok güzel yüzün var ama..." ve "Çok iyi oyuncusun ama..." Bunlar fiks.

Evet hakkındaki yorumlar hep bir ama ile bitiyor... Kilona bağlanıyor bu ama'lar...

- Ekşisözlük'te, "Hayatımın Kadınısın'da iyi kadın oyuncu olduktan sonra sıfır beden vücut ölçülerinin hiçbir anlam ifade etmediğini kanıtlayan genç oyuncu" diye yazmışlar. Bu yoruma o kadar sevinmiştim ki. O kadar mutlu olmuştum ki, o zamanlarda bayağı kiloluydum. Bundan 15-16 kilo fazlaydım ve biraz da dert etmeye başlamıştım.

Neden dert etmeye başlamıştın?

- Kamera önündeyim ve insanlar beni bir yerde gördüklerinde fotoğraflarımı çekiyorlar. Onu geç; ayakkabımı bağlarken belim ağrıyordu. Bunu yaşadığım yaş da 23...Öte yandan da oldum olası böyleydim, kiloluydum. Başka bildiğim bir alternatif yoktu ki. Dert olmaya başlamasının sebebi sağlık olabilir sadece. Onun dışında, "Kiloluyum, çok dert ediyorum bunu" gibi bir durumum yoktu. Öyle doğdum, öyle büyüdüm. Yani bir anda, bir ilaçla, bir sağlık ya da psikolojik çöküşle kilolu olmadım. Bu benim normalimdi.

Mutfağı seven bir ailen var o zaman...

- Ailem yemek yemeyi sever. Ama Türk toplumunda yemek deyince, sevmeyen yoktur ki...

- Yemenin de neşeyle bir bağlatısı var galiba...

- Kesinlikle. Ne demiş Cemal Süreya, "Kahvaltıyla mutluluğun bir ilgisi olmalı..." Sabah akşam kahvaltı yapabilirim. Bir peynir, zeytin, ekmek ömür geçer öyle... Bayılırım... Baksana "Yemek" deyince gözlerim parlıyor.
Görüntülenme : 7616 Yayınlanma Tarihi: 15/02/2015 17:19:33

Haber Yorumları (0)

500

    Acunn.com'u Facebook'ta takip et.

    Acunn.com'un eğlenceli dünyasını yakından takip etmek için Facebook sayfamızı beğenin