Üçüncü kahve dalgası memleket sahillerinde

Üçüncü kahve dalgası memleket sahillerinde

‘İstanbul Kahve Festivali’ni açıldığı gün, yani geçtiğimiz Perşembe ziyarete giderken “20-30 tane stand vardır. Hipster kardeşlerimiz deli profesör laboratuarı dekorunu andıran imbikli sistemlerden kahve içiyordur” diye düşünmüştüm. Bu fikirleri kendime sakladığım iyi olmuş. Bugün kapanacak festival, Türkiye’nin son sevdasını iyi özetliyor.

Kendini sıkı kahveci olarak görenlerdenim... Çay değil (kahvaltıda içerim sadece) kahve diyenlerdenim. Sabah tek göz açık vaziyette, sürünerek de olsa ilk ulaştığım yer kahve makinesidir.

Öğrenci evinde granül kahveye insanlık dışı muamele ettiğimiz günlerde bile bitmemiş, tükenmemiş bir tür aşk diyeyim özetle ki; hiçbir kahve formatı o tarzda muameleyi hak etmemiştir; buradan kendimi ve o evlerde kalmış arkadaşlarımı gecikerek de olsa şiddetle kınıyorum!

Hal böyleyken...

 

 

İstanbul’da Beyoğlu, Kadıköy, Nişantaşı gibi semtlerde yürürken olmasa da Instagram’da ‘trend belirleyicileri’nin paylaşımlarında, gazetelerin ekonomi sayfalarına ara sıra sıkışan haberler sayesinde olmasa da bir dostunuz sayesinde fark etmiş olmalısınız.

Kahve tüketim alışkanlıklarında dikkat çekici bir değişimi tetikleyen dip dalgasının sesi çınlıyor sokaklarda.

Bu saydıklarımın hiçbirini fark etmediyseniz, “Dalga sesi filan duymadım ben, n’oluyo ka’veye?” diyorsanız “Bugün KüçükÇiftlik Park’ta ‘İstanbul Coffee Festival’e bir bakın” derim.

‘İstanbul Kahve Festivali’ni açıldığı gün, yani geçen perşembe ziyarete giderken “20-30 tane stand vardır. Hipster kardeşlerimiz deli profesör laboratuvarı dekorunu andıran imbikli sistemlerden gelen soğuk kahvelerini içiyordur” gibi kendime saklasam daha iyi olacak türden fikirlerim vardı.

 

İMBİKLERİN HASTASIYIM

 

İmbikli sistemler oradaydı, hayranlıkla seyrettim, başında duran arkadaşları sorularımla yıprattım. Ama “Yarım saat kalırım” diye gidip dört saat sonra çıktığım festivalden bana kalan asıl duygu, “Vayy be!” şeklinde özetlenebilecek hayranlık destekli bir şaşkınlık oldu.

Üretici, makine tedarikçisi, satıcı vesaire derken 200 civarında stand kurulmuş. Kendisini kahveyle rahat hisseden otomotiv, giyim kuşam gibi markalar da gelmiş.

Bu yıl üçüncü kez düzenlenen festivale perşembe öğlen saatlerinde gelen kalabalık dikkat çekiciydi. İlk yıl 10 bin, ikinci yıl 25 bin kişi ziyaret etmiş, bu yıl 30 bini aşacağı satılan biletlerden belli.

Gelenlerin dünyanın çeşitli bölgelerinden gelen, farklı tekniklerle yapılan kahveleri tatması zaten cepte. Ama seminerlerle, atölye çalışmalarıyla işin ekonomisinden yapım inceliklerine kadar farklı konularda teorik ve pratik bir aydınlanma süreci de yaşıyorsunuz.

 

İLKİ KİTLELERE SEVDİRDİ; İKİNCİSİ ZİNCİR GETİRDİ

Kadıköy’de ‘Breaking Bad’ dizisi temasıyla açılan Walter’s da festivalde.

Kahvenin ‘üçüncü dalgası’ inanılması güç bir hızla yayılıyor. Aynı zamanda SCAE’nin (Avrupa Kahve İhtisas Birliği) yönetim kurulunda etkinliklerden sorumlu üye olarak görev yapan Mert Soley, üç yıl önceye kadar bu tarzda dört adet kahveci varken bugün 300’e ulaşıldığını söyledi.

“Dalga mevzuu nedir?” derseniz...

İlk dalga, kahvenin kitleler tarafından kolayca tüketilmesini sağlayan granül gibi kahvenin yaygınlaşması, ikinci dalgaysa ‘fast food’ tarzı yapılanma şemasıyla daha kaliteli kahveyi kitlelere ulaştıran zincir mağazaların ortaya çıkması...

 

 

Üçüncü dalga ise daha butik tarzda çalışan, kahvesini seçen, kavuran, zenginleştiren, farklı tekniklerle sunan ‘nitelikli kahveciler’ oluyor.

Festivalde kahvenin/kahveciliğin bugününü ve geleceğini okumanın yanı sıra Türk kahvesinin gelişimini de gözlemleyebiliyorsunuz, hatta çayıra çimene yayılıp konser izlerken kahveli kokteyllerle çakırkeyif de olabiliyorsunuz.

 

NELER ÖĞRENDİM NELER

 

**‘Cold brew’ yani soğuk demlemede dakikada 3-4 damla kahve elde edildiğini...

** Kahvenin toprağa düşmesinden dilimize damağımıza ulaşana kadar 114 farklı işlemden geçtiğini/geçebildiğini...

** Zincir kahvecilerde yedi gramdan bir fincan kahve çıkarılırken, ‘nitelikli’ kahvecilerde bunun 16 grama kadar çıkabildiğini...

** Memleket nüfusunun yüzde 78’inin kahve içtiğini, ortalama 110 fincan (Türk kahvesi dahil) kahve tükettiğimizi...

** Her türlü makinenin çalışmasını saygıyla izlemeyi seven biri olarak, bazı kahvecilerde gördüğüm muhteşem makinelerin fiyatlarının bir otomobil fiyatına denk geldiğini...

** Çok yetenekli barista’lar yetiştirdiğimizi, bunların uluslararası yarışmalara katıldıklarını...

** Evdeki kahve makinesinden çok memnun olsam da aklımı çelen yeni makineler olduğunu...

HABERE OY VER:
Görüntülenme : 0 Yayınlanma Tarihi: 09/10/2016 01:12:14

Haber Yorumları (0)

500

    Acunn.com'u Facebook'ta takip et.

    Acunn.com'un eğlenceli dünyasını yakından takip etmek için Facebook sayfamızı beğenin

    ×
    Son gelişmelerden anlık haberdar olabilirsiniz.

    Acunn.com Bildirim ile, web sitesine girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.