Canlı
TV8'de şu an

Bu yarışmacının performansını beğendiniz mi?
Tropikal ve el değmemiş güzellik: Zanzibar

Tropikal ve el değmemiş güzellik: Zanzibar

Afrika’da seyahat etmek kendimi ve yaşadığım her şeyi küçücük hissettiriyor. Bu sefer, Zanzibar'dayım... Plajlarını ineklerin mesken tuttuğu, oyma tahta kapılarıyla ünlü, tarihte köleciliği en kötü şekilde deneyimlemiş, Afrika’nın en çok turist çeken baharat adası... İşte Zanzibar gezi rehberi

24.10.2016 12:33

Afrika'da günden güne gördüğüm her doğal güzellik beni kelimesiz bırakıyor. Günlük "Ne giysem, hangi restorana gitsem, hangi ayakkabıyı alsam" soruları yerini; "Su aygırı ağzını ne kadar çok açabilir, zürafalar su içerken nasıl çömelir, çöl kumları günün her saatinde rengini nasıl değiştirir, saatlerce çölde araba kullandıktan sonra uçsuz bucaksız okyanus ve pespembe flamingolar nasıl belirir, en kuru yerde pirinç nasıl yetişir, penguenler ne kadar komik olabilir, filler küçücük bir su birikintisini nasıl hissedip kilometrelerce yol gelebilir, ya da şimdi size uzun uzun bahsedeceğim Zanzibar’ın bembeyaz kumları, turkuvaz suları, palmiye ağaçları bir insana nasıl bu kadar huzur verebilir"e bırakıyor. Zanzibar, plajlarını ineklerin ve Masai Mara taklitlerinin mesken tuttuğu, oyma tahta kapılarıyla ünlü, tarihte köleciliği en kötü şekilde deneyimlemiş, Afrika’nın en çok turist çeken baharat adası...  İç işlerinde bağımsızken, dış işlerinde Tanzanya’ya bağlı büyük bir Müslüman ada. Doğal güzelliği yanında, vizenin kapıdan alınması, kite surfing, tüple dalış, snorkel, yunuslarla yüzme gibi aktivite seçenekleri, restoran bolluğu, halkın sıcak kanlılığı da turistleri çeken diğer nedenler. Sanmayın ki adanın her yeri turistik, sırtçantalıların konakladığı doğu sahilleri hâlâ bakir, Afrika’nın bir çok yerinden güvenli ve temiz. Kenya ve Tanzanya sonrası gördüğüm yeri, Afrika’nın tozlu tarafından çok farklı bulduğum için kendime gelebilmem tam bir ayı buluyor. Ciddi ciddi taşınmayı düşünüyorum. Adayı her terkediş planları ertesi haftaya erteleniyor, ayaklarım geri geri gidiyor. Zanzibar’da gece kulüplerine bile parmak arası terliklerimle gittikten sonra, tekrar dağ botlarımı giymek işkence gibi geliyor. Geçen sürede Afrika’da sürekli patates kızartması, tavuk, fasulye, pilav, maze yedikten sonra, Zanzibar’ın turistler için genişletilmiş mönüsünde kendimi tam bir rüyada hissediyorum. Bol bol sahil mangallarına katılıyorum. Bir de en ucuz yerde bile konaklasam, en lüks otelde bir şey yiyip içtikten sonra o otelin imkanlarından yararlanıyor olmak da bir sırtçantalı olarak gururumu okşuyor. Ben çoğu turist gibi adaya direkt olarak hava yoluyla değil, ikinci seçenek olan Darüsselam’daki Azam Marinadan, Kilimanjaro adlı hızlı teknelere, 35 dolar vererek ulaşıyorum. Ada içinde ise her yere taksi veya 'Dala dala' denilen halk otobüsleri kullanıyorum. Yine Mzungu (beyaz turist, söğüşlenecek adam) olduğum için, fiyatlar her yerde her sefer değişiyor. Pazarlık yapmak asli görevim olmaya devam ediyor.Zanzibar’da kaldığım bir ayın büyük çoğunluğu adanın en çok beğendiğim yeri, doğu kısmında yer alan 'Paje ve Jambiani' sahillerinde geçiriyorum. Doğu kısım gelgitin en çok yaşandığı yer. Sular her gün günde iki kere, kilometrelerce çekiliyor. Bu çekilme gündüz vakitlerine denk geldiğinde birçok kişi resiflere kadar yürüyüp snorkelle dalış yapıyor, yürüyüş sırasında da minik su birikintilerinde bir çok deniz yıldızı ve balık görüyor. Yerel halk da bu gelgit sorununu fırsata çevirip, resifler arasında buldukları deniz kabuklarını toplayıp satıyor. 

Sırtçantalıların en doğru adresi, Paje...
Herkesin herkesi tanıdığı, küçük bir Müslüman kasabasından çok daha fazlasını vaadediyor. Yerlilerin, sırtçantalılar için her öğün çok ucuza yemekler sattığı, aradığım herşeyi yerel/gezgin restoranlarda, marketlerde bulabildiğim bir yer. Şöyle söyleyeyim her sabah kalktığımda belki on çeşit hamur işi bulabileceğim tezgahlar, yerlerini öğlen pilav-et satanlara, akşam ise mangal yapan amcalara bırakıyor. Konaklama için en iyi adres, Paje’nin en ucuz konaklaması olan ‘The House Hostel'. Paje By Night’ın sahibinin yaptığı leziz İtalyan pizzaları, Paje sahilinin en iyi havuzu olan Cristal Resort’un havuzunu, Bausinga Restoranda yediğim Zanzibar'ın en ucuz ve en lezzetli hamburgerini, Mr. Kawaha’da içtiğim kahveyi unutmak zor. Balayı çiftlerine özel, Jambiani...
Diğer sahillerden daha elit ve boş bir sahil. Bana sorarsanız balayı için en iyi adres. Sakin, huzurlu ama belli bir bütçeyle gitmiş sırtçantalı iseniz hayatta kalması zor bir kasaba.  Jozani Ormanı’na red colobus maymunlarını görmek için orman turu yapılabilecekler arasında. Ben, onun yerine Red Monkey Lodge’da konaklayıp, kırmızı maymunların  günün her saati ayağıma kadar gelmesini tercih ediyorum. Üstelik otel, her ihtiyacı karşılayacak tam bir cennet. Hiç tur insanı olmamama rağmen, bu otelin düzenlediği kasaba turuna katılıp, günlük hayatın nasıl döndüğü hakkında birkaç bilgiye sahip olmak için, yerel şifacıları ziyaret ediyorum, hindistan cevizini içtikten sonra nasıl geri dönüştürdüklerini öğreniyorum.

Sinsice kanınıza girip sizi bambaşka insana dönüştüren kıta: Afrika

Michamvi/ Pingwe, Zanzibar’ın ünlü, okyanusun ortasında bir kayanın üstüne inşa edilmiş restoranı olan ‘The Rock’ın olduğu yerleşim. Tam karşısındaki ‘Upendo Beach Club’, Zanzibar’da en beğendiğim yerlerinden. Kaldığım bir ay boyunca her pazar günü ziyaret etmekten kendimi alamıyorum. Adanın kuzey kısmı daha çok gelişmiş, en çok bar ve restoranın bulunduğu kısım. Okyanus, doğu kısım kadar güzel olmasa da gelgitten çok fazla etkilenmediği için Nungwi, çok turistik. Bu sayede istediğim herşeyi kolayca bulabiliyorum. Adada güneşin denize batışının izlenebileceği  tek yer olduğu için, en güzel gün batımlarını sahile atılan masalarda izleyip, mum ışığında romantik yemekler yiyorum. Sırtçantalıların ise dolunay partileri için gittiği bir yerleşim adanın kuzey batısında bulunan Kendwa, uçsuz bucaksız turkuaz sular ve biraz kafa sakinliği isteyenler için Nungwi’den yürüme mesafesinde. Nungwi’de anlaşarak yaptığım Mnemba Adası snorkel turu da ağzımı açık bırakan diğer güzelliklerden.

Adanın güneybatı kısmında bulunan, Kizimkazi yunus turları ve snorkel açısından en zengin yeri. Kizimkazi’da yapılan yunus turu için turist kandırmacalarından biridir diye gitmemek için uzun süre direniyorum ama arkadaşlarımın tavsiyeleri sonrası gittikten sonra, yunus turu hayatımda yaşadığım en güzel deneyimlerden birine dönüşüyor. Yunuslarla neredeyse yan yana yüzüyoruz. Suyun içinde çıkardıkları sesleri duyup, birbirleri ile oynayışlarını görmek muhteşem bir duygu.

Adanın batı kısmı aynı zamanda Zanzibar’ın kalbi olan Stone Town, ada hayatından farklı, daha çok sahillere giden minibüslerin birleşme noktası, atm ve market kaynağı olarak kullanılıyor. İnanılır gibi değil! Koca adadaki tek atm Stone Town’da olduğu için her 3-4 günde bir mutlaka Stone Town’a gitmek zorunda kalıyorum. Tarihte İngiltere, Pers İmparatorluğu, Çin, Portekiz, Arap, Mısır sömürgelerinin uğrak yeri olduğu için Stone Town buram buram tarih kokuyor. İstilalardan korunmak için yapılan medina yani eski şehir, labirent sokaklardan oluşuyor. Stone Town’da gitmeniz gereken yerler arasında balık pazarı, baharat pazarı, Freddy Mercury’nin evi bulunuyor. Yemek için olmazsa olmaz Lukman restotant. Stone Town’dan mutlaka gidilmesi gereken bir diğer yer ise Prison Adası. Prison adası (Changuu Adası), 1893’te Zanzibar’ın ilk İngiliz başbakanı Lloyd Mathews tarafından satın alınıp, hapishane olarak dizayn ediliyor. Fakat hapishane olarak kullanmaya fırsat kalmadan sarı humma salgını için karantina adası olarak kullanılıyor. Ada, Şeyseller’den hediye olarak gelen dev kaplumbağalar sonrası ise, turizm cenneti oluyor. Dünya üzerinde yaşayan en yaşlı memeli canlı burada bulunuyor. www.evdenuzakta.net

Yorumlar | 0
üye profil