Trajediden Kara Mizah Yaptık

Trajediden Kara Mizah Yaptık

Engin Altan Düzyatan ve Hazal Kaya'nın başrollerde olduğu 'Bu Son Olsun', 12 Eylül'ü kara mizah yoluyla beyaz perdeye taşıyor.

12 Eylül'de yaşananları 'Bu Son Olsun' filminde mizahi bir dille anlatan Orçun Benli: "12 Eylül'den nasıl komedi çıkar?" diyorlar. Oysa ki kara mizah, trajedilerden çıkar. Bu film de kendi evlatlarını yok edenlere bir karşı duruş.Engin Altan Düzyatan ve Hazal Kaya'nın başrollerde olduğu 'Bu Son Olsun', 12 Eylül'ü kara mizah yoluyla beyaz perdeye taşıyor. 6 Ocak'ta gösterime girecek olan film, Orçun Benli'nin ilk yönetmenlik denemesi. Benli; filmini ve filmi çekerken yaşadığı zorlukları anlattı.İRONİ İYİ BİR YÖNTEMÖnce filmden bahsedelim...Bu film 12 Eylül döneminde geçen bir kara komedi. Bana "12 Eylül sürecinden komedi nasıl çıkar?" diye soruyorlar. Peki, Nazi Almanyası'ndan Chaplin nasıl komedi çıkarmış? 'Great Dictator' filmini hatırlayın. Ve unutmayalım ki; kara mizah dünyanın en büyük trajedilerinden çıkar.Oyuncu kadromuz çok iyiydi. Bütün ekibin tek bir gayesi vardı; insanlara samimi bir hikaye anlatmak. 'Bu Son Olsun' kendi evlatlarını yok eden 'Our Boys'lara (bizim çocuklar) bir karşı duruştur netekim!Filmin konusu nereden çıktı?12 Eylül döneminde sokağa çıkmak yasak! Peki de kardeşim, evi olmayanlar ne yaptılar o zaman? Kendimize bunu sorduk ve 'Bu Son Olsun' ortaya çıktı. İroni iyi bir anlatım yöntemi. Ancak özellikle 12 Eylül söz konusu olduğunda, ironik anlatım daha da anlamlı bence.EVREN DE BİR KARİKATÜRTabii kimse 12 Eylül filmi deyince bir komedi filmi beklemiyor...Ama aslında büyük bir tiyatrodur 12 Eylül, gerçek bir komedidir. Kenan Evren bile başlı başına bir karikatür. Yaşattığı acılar bunu değiştirmez. Kaldı ki ben böyle dönemleri "Acılar çektik, bizi şöyle ezip geçtiler" diye anlatmanın o iktidar sahiplerini daha da güçlü gösterdiğini düşünüyorum. Onlarla mavra yapmak, onların nasıl karanlığın cüceleri olduğunu göstermek gerekli.Filmin hedef kitlesi kimler?Aslında bizim filmimiz her kesim için. Bu filmde devrimci de var, milliyetçi de. O devri yaşayan ya da yaşamayan herkes kendisinden bir şeyler bulacaktır filmimizde. Sonuçta şimdi de çok demokratik bir süreç yaşamıyoruz. 12 Eylül rahminden çıkan bir iktidar ile karşı karşıyayız; dolayısıyla pek yabancılık çekmeyecektir insanlar filmdeki dönemi izlediklerinde.Filminizde bazı kişilere birtakım göndermeler de var...Filmimizin son sahnesinde, Taksim Gezi Parkı'nda, bir bankta ölü bulunan oyuncu Yadigar Ejder'e bir göndermede bulunduk. Ayrıca bu filmi İhsan Yüce'ye adadık. İhsan Yüce bildiğiniz gibi 'Kibar Feyzo' ve 'Davaro' gibi filmlerinin senaristidir.ÇOK GİYDİRDİK ELBETTEFilm biraz dokundurmalarla yürüyor. Cesur bir film. Tepki çekmekten korkuyor musunuz?Kara komedinin esprisi budur; çok giydirdik elbette! Ama şunu söyleyebilirim; hikaye beş evsizin gözünden anlatıldığı için o beş evsiz 'sağ'a, 'sol'a, cuntacılara nasıl bakıyorsa filmde de o doğallıkta anlatılıyor.Film bir fraksiyonun gözünden anlatılmasa da; sonuçta, finalde bir önermemiz oluyor bizim de elbette. Ama tabii ki izleyenlerin bir kısmından tepki gelecektir. Hatta ben bu filme iki taraftan da tepki gelebileceğini düşünüyorum.YÖNETMEN KOLTUĞU RAHATMIŞ'Bu Son Olsun' ilk filminiz olduğu için sizin için farklı bir önem taşıyordur. İlk "Motor" dediğinizde neler hissettiniz?Yönetmen koltuğu gayet rahattı. Oturunca Metin Erksan'ın anlattığı koltuk hikayesini anımsadım. Hoca, koltuğun ana kucağından türediğinden bahsetmişti. "Evladım rahat oturun" demişti ve onun anısıyla filme başlamak, sabah kahvesiyle birleşince süper oldu. Yıllarca yönetmen koltuğunun yanındaki koltukta oturuyordum.İlk gün sete gittiğinizde neler yaşandı? Neler hissettiniz?O gün sete gittim, ekip bana yönetmen koltuğunu gösterip "Buyrun hocam" dedi. Bir an şaşkınlık yaşadım. "Ne hoca mı, ben mi?" falan diye... Sonra oyuncular geldi, "Hocam bu rol nasıl bir rol; nasıl oynayalım?" filan diye sormaya başladılar. İşte o anda kendimi bir garip hissettim. Bunlar hep benim için değişik olaylardı. Dedim ya, hep yönetmenin yanındaki koltukta oturmuştum sinema kariyerim boyunca.BABAMIN KARTIYLA BAŞLADIKFilmi çekerken ne gibi zorluklarla karşılaştınız?Mesela filmin bütün anlaşmaları yapıldı, oyuncuları belli oldu, set kuruldu fakat sponsorlardan beklediğimiz para gecikti ve gelmedi. Bir anda herkes "Eyvah ne yapacağız? Set iptal olacak" moduna girerken; ben, "Hayır, set devam edecek; ben parayı bulacağım" dedim. 3-5 bin lira birikmiş param vardı, bu paralarla start verdik. Ama o para iki günde bitti.Daha sonra aklıma babamın kredi kartı geldi. 10-15 bin lira civarında limiti olan bir kartı vardı. O kredi kartı ile filmi çekmeye başladık. Ama o da 10 gün sonra bitti. Tam umutların tükendiği anda teknik ekipten bir arkadaşımız para dolu bir zarf ile geldi ve "Al hocam" dedi. Bankadan 10 bin lira kredi çekmiş... Yani anlayacağınız, filmi bu zorluklarla çektik. İşte burada da, bizim için en önemli olan şey bütün ekibin hikayeye inanması oldu.DİZİ SETİNDE ÇÜRÜYEMEMBu filmi çektiniz bitti. Şimdi hedefte ne var. Dizi yönetmenliği yapmayı düşünür müsünüz?İki farklı hikayemiz var ama sanırım fantastik komedi olanı çekeceğiz. TV sektörü ile ilgili ahkam kesmek benim işim değil. İnsanlar çalışıyorlar ve para kazanıyorlar. Zaten oradaki çürüme, çalışma şartları ya da estetikten yoksun zihniyet, kökleri daha derinlerde olan bir mevzu. Ben tercihen, bundan sonra da film çekmeye devam edeceğim. Ömrümü 24 saat boyunca dizi setlerinde çürütemem.

Foto Galeri İçin Aşağıdaki Fotoğrafı Tıklayınız...Haber ile ilgili metin girin!.
Görüntülenme : 1260 Güncelleme Tarihi: 25/12/2011 12:11:05
Yayınlanma Tarihi: 25/12/2011 11:21:56

Haber Yorumları (0)

500

    Acunn.com'u Facebook'ta takip et.

    Acunn.com'un eğlenceli dünyasını yakından takip etmek için Facebook sayfamızı beğenin