Survivor'ın o kahramanı yaşadıklarını ilk kez anlattı: "Asıl Survivor mücadelem şimdi başladı"

Koronavirüsle mücadelede yüksek risk altında görevlerini yerine getiren sağlıkçıların hepsi ayrı birer kahraman. Üstelik hayatları da, ilişkileri de tamamen değişti. Kimi “virüs kaptıysam yavruma da geçmesin” diyerek çocuğunu göremiyor, kimi eşini… İşte o kahramanlardan biri de Survivor 2020’de de mücadele etmiş Makbule Karabudak…

Yayınlanma Tarihi: 26.04.2020 11:02
Değiştirme Tarihi: 26.04.2020 16:36
Survivor'ın o kahramanı yaşadıklarını ilk kez anlattı: 'Asıl Survivor mücadelem şimdi başladı'

Şebnem Ber (sebnem@acunn.com) 

Dünyada koronavirüs salgınıyla mücadele dur durak bilmeden devam ederken, bu mücadelenin en ön safında sağlık çalışanları yer alıyor. Her ne kadar koruyucu giysiler ve maskelerle kendilerini korusalar da, birçoğu hayatlarını riske atarak koronavirüs hastalarıyla ve o hastaların belki de virüsü kapmış yakınlarıyla sürekli temas halinde. En büyük risk de, sıradan bir kişinin virüse bir kez maruz kalırken; onların çok defa maruz kalması. Virüs damlacık yoluyla da bulaşabildiği için havaya zerreciklerin saçıldığı işlemlerde tehdit altındalar. Üstelik mesai saatleri de eskisi gibi değil. Yoğun bir tempoyla gece-gündüz demeden çalışıyorlar.

Hepimizin minnettar olduğu bu kahramanlardan biri de, Makbule Karabudak. Evet, bu isim hiç de yabancı değil. Makbule’yi hepimiz Survivor 2020’de tanıdık. Ana mesleği ebelik olan Makbule’nin Survivor macerası kısa sürmüş ve sezonun ilk konseyinde yarışmadan elenmişti. Elendiğinde çok üzülmüştü belki ama o zamanlar hayatın onu kutsal bir göreve çağırdığının farkında değildi…

Haber ile ilgili metin girin!.

Biz de gurur duyduğumuz sağlık çalışanlarından sadece biri olan Makbule’yle yaşadığı süreci konuştuk…

“HASTALARLA DİREKT TEMAS HALİNDEYİM”

İstanbul’da koronavirüs vaka sayısının en fazla olduğu ilçede görev yapıyorsunuz. Öncelikle neler yaşıyorsunuz, bir gününüz nasıl geçiyor? 

Evet, Esenyurt İlçe Sağlık Müdürlüğü’nde çalışıyorum. Esenyurt, İstanbul’da vaka sayısının en fazla olduğu ilçe. Aynı zamanda nüfusun da en fazla olduğu ilçe. Yani yapılması gereken çok iş var burada. Diyebilirim ki, asıl Survivor bana burada başladı. Evim Tarabya’da. Her gün Tarabya’dan Esenyurt’a gidip geliyorum. Göreve başladığım 17 Mart’ta zaten salgın başlamış ve ilk veriler açıklanmıştı. Ücretsiz izinler de iptal edilmiş ve tüm sağlıkçılar görevine dönmüştü.

Her gün görevimin başındayım. Ekranlarda gördüğünüz o koruyucu kıyafetleri giyiyor ve pozitif hastaların temaslılarına (yakınlarına) gidiyorum evlere. Şikayeti olanlardan direkt sürüntü örnek alıyorum. Yani Covid 19 testi yapıyorum. Her gün sahada, hastalarla temas halindeyim anlayacağınız.

Yani siz pozitif hastaların temas ettiği yakınlarını bulup, onların da taşıyıcı olup olmadıklarını tespit ediyorsunuz öyle mi?

Evet. Diyelim ki, benim ailemden biri pozitif ve diğerlerinin de şikayetleri var. Bu 10 kişi de olabilir, 20 kişi de. Tüm bu temaslıları buluyoruz. Koronavirüs hastası, işe gitmişse iş arkadaşlarını, servise binmişse serviste olanları, aile büyüklerinin yanına gitmişse aile büyüklerini tek tek arayıp, şikayetleri olup olmadığını öğreniyoruz. Bilgilerini alıp, evlerine gidiyoruz ve test yapıyoruz. Her gittiğimiz evde de işimiz bittikten sonra koruyucu kıyafetleri hemen kapının önünde değiştiriyoruz.

Günde ortalama kaç kişiye test yapıyorsunuz?

Günlük vaka sayımız değişiyor. Şu an bulunduğum kurumda 30 ekip var ve ben sadece biriyim. Bazen 15 numune alıyorum, bazen 20 numune. Vatandaş, “Hafif öksürüğüm var” dese bile evine gidip o numuneyi alıyoruz. İşlem bittikten sonra üzerimdeki tulumu, maskeyi, gözlüğü kapının önünde çıkarıyor ve tıbbi atık poşetine atıyorum. Yanımdaki diğer sağlık çalışanı arkadaşım yeni tulumu, maskeyi, gözlüğü çıkarıyor ve yine hemen orada giyiyorum. Çünkü biz 3 kişi geziyoruz; 1 şoför ve 2 sağlıkçı. Dolayısıyla aynı kıyafetle binemeyiz arabaya. Şoförü de riske atamayız.

Haber ile ilgili metin girin!.

Bugüne kadar olan süreçte yoğunluğunuz arttı mı yoksa aşağı yönlü bir seyre geçti mi?

Evet, şu ana kadar çok yoğun çalıştık. Şimdi azaldı diyebilirim. Tamamlamamız gereken hasta sayısını azalttık. O yüzden ekipleri böldüler, gün aşırı gidiyoruz artık. Arada tatillerimiz de oldu. Tabii bu vaka sayısıyla alakalı. 1.5 ay içinde toplam 6 gün izin yapmışımdır. Ama eğer yoğunluk oluşursa full çalışmaya devam ederiz. Mesela bölgede 10 vaka çıktıysa ve bunların 100 temaslısı varsa, teker teker hepsine gidip numunelerini almak zorundayız.

Her koronavirüs hastası evinde tedavi edilmiyor. Ev karantinasında tedavi altında olanlar da var. Yakınlarının dışında siz bu hastaların da evlerine gidip tedavilerini kontrol ediyor musunuz peki?  

Evet, doğru. Herkes hastanede tedavi edilmiyor. Ev karantinasında tedavi edilen hastalar da var. Bu hastalar evin bir odasında izolasyon altında tutuluyor. Yanlarına girip bilgilendirme yapıyor, uyacakları kuralları anlatıyoruz. Tedavide kullanılan ilacın 5 günlük bir yükleme dozu var. Onu kullanmalarını ve şikayetleri tamamen geçtikten sonra 14 gün daha kendilerini izole etmelerini istiyoruz.

İnsanların kafasında şöyle bir soru işareti oluşmuş olabilir. Siz ebesiniz ama koronavirüs mücadelesinde direkt sahadasınız. Ebeler sadece anne ve bebekle ilgilenmez mi?

Biz ebe olduğumuz için sadece doğumda çalıştığımızı zannederler. Ama evet ben ebeyim, bir başkası hemşire. Bir hemşireyi asla doğumhaneye vermezler. Ama bir ebe; acil servisten dahiliyeye, cerrahiden ameliyathaneye sağlığın her alanında çalışır. Yani ebeler Türkiye sağlık sektöründe her alanda çalışabiliyor. Ebeliğin görev tanımında sadece anne ve bebek yok yani. Ebelerin sağlığın her alanında çalışma yetki ve vasıfları vardır.

İşin duygusal ve psikolojik yönünü irdelemek istiyorum biraz da. Milyonların bu virüsten korunmak için eve kapandığı böylesine zor bir dönemde, o hastalarla her gün yüz yüze gelmek size neler hissettiriyor?  

İnanır mısınız; o tulumu giyip, maskeyi ve gözlüğü taktığımda kendimi süper kahraman gibi hissediyorum. Şu an sağlıkçılar çok büyük bir mücadele veriyor. Bununla nasıl gurur duyuyorum, kelimelerle anlatamam. Bu zamana kadar biz sağlıkçıların kıymeti bilinmiyordu. Ne kadar büyük fedakarlıklarla çalıştığımız, ne kadar zor işlerin üstesinden geldiğimiz bilinmiyordu. Şu an bunun biliniyor olması nasıl güzel bir duygu anlatamam. Ülkem için, insanlarımız için bu sürece katkıda bulunmak beni çok mutlu ve motive ediyor. Ve gerçekten yaptığım işle gurur duyuyorum.

Hadi bir mesaj verin insanlara. Bu süreçte neler yapmalılar? 

Lütfen herkes çok duyarlı olsun. Evet, herkesin tahammülü azaldı belki. Evde oldukları, işlerini yapamadıkları için. Ama “sabreden derviş muradına erer” demiş büyüklerimiz. Hep birlikte sabredeceğiz. Sabredelim ki, güzel günler görelim. Ve lütfen sağlık çalışanlarına kısa süreli değil, anlık değil, sürekli saygılı ve hoşgörülü olalım.