Son günlerde izlediğimiz diziler eskilerini özletiyor mu?

Son günlerde izlediğimiz diziler eskilerini özletiyor mu?

"Gelen gideni aratır!" diye boşuna dememiş atalarımız... Her yeni dizi başladığında ya da ekrana her baktığımızda izlediğimiz birini ya da bir hikayeyi diğeriyle benzetiriz. Ancak son zamanlarda bu benzerlikler biraz can sıkmaya başlamadı mı?

Romantik komediler, Barbie-Ken tadında başroller ve bir bölüme düşen sakarlık ya da talihsizlik sayısı… Unutmadan bir de esas kız ya da esas oğlanın mutlaka beyaz da olsa bir yalanın içinde olması… Size yaklaşık iki sezondur ekranda izlediğimiz dizilerin yüzde seksenini özetledik. O zaman sormak lazım, izleyici bu durumdan memnun mu? Eskiyi fazlasıyla özlüyor olabilir miyiz?

 

 

EKRAN BİRBİRİNİ TEKRAR EDEN DİZİLERLE Mİ DOLDU?
Dünya piyasasında gençlik dizileri (romantik komedi olsa bile) bir yerinden vampir ya da kurt adam hikayelerine, dünyaya gök taşı düşme mevzularına bağlanırken bilhassa işin Amerika tarafı çektiği her işin bir derdi olmasını istiyor. Bir yapım “Dış görünüş önemli değil, senin ruhun güzel olsun!” derken, bir diğer yapım lisede yaşanan abukluklara traji-komik taraftan bakıyor. Karakterlerin mükemmel olma kaygısı yok, karakterler ne kadar mükemmelse seyirci onlara o kadar arkasını dönüyor. İngiltere ya da Kuzey taraflarına dönecek olursak orada zaten aşkla alakalı ya da ailevi durumlar olabildiğince doğal ve yalın anlatılıyor, insanların derdi başka da diyebiliriz. Aslında şunu söylemek lazım her ülkede farklı sosyolojik faktörlere göre ekranın yıldız bir çifti var ama  yapımcıların tercihini o çiftler ya da onların hikayeleri belirlemiyor. Dolayısıyla ekran birbirinin aynı işlerle dolup taşmıyor. 

 

GERÇEK TELEVİZYON SEYİRCİSİ İKİYE BÖLÜNDÜ 

Bundan sadece dört-beş sene öncesine gidersek Leyla ile Mecnun, Ezel, Kuzey Güney, Aşk-ı Memnu, İşler Güçler, Kara Para Aşk, Merhamet, Suskunlar, Behzat Ç. gibi işler izledik. Medcezir ve Güneşi Beklerken kendi türleri içerisinde bir tarz yarattılar ve ekranda oldukları süre içerisinde güzel bir etki yarattılar. Ancak son iki seneye baktığımızda sosyal medya seyircisi ve gerçek televizyon seyircisi adeta ikiye bölündü. Sosyal medyanın izlediğini çoğu zaman Total ya da AB dediğimiz kitle kabul etmiyor. En yakın örneğini 46: Yok Olan’ın final yapması ile verebiliriz. O Hayat Benim, Asla Vazgeçmem, Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz gibi sosyal medyada fırtınalar estirmeyen ama kitlesi sağlam işler ekranın bel kemiğini oluştururken, sosyal medya başka işleri sahipleniyor. Güneşin Kızları’nın bitmemesi için atılan iki milyon tweet’in kaba tabir ile “boşa gitmesi” ile ortaya çıkan durum belli; yapımcıların tam tersi işleyen bir seyirci algısı var. Satın alma gücü olan seyirci daha fazla mücadele, daha fazla gerginlik ve drama istiyor. Survivor’ın bu kadar izlenme sebeplerinden biri yarışmacıların kişilikleri ile işin bir reality-show’dan çıkıp bir nevi kendi dünyasını kendi yaratmasıdır. Açık söylemek lazım, şu an izlediğimiz dizilerin çoğunda Semih kadar  farklı bir karakter, Avatar Atakan kadar sağlam bir delikanlı modeli, Serkay kadar havalı bir çocuk ya da Nagihan gibi kendine özgü bir karakter yok. Hikaye başa sarılıyor, bu sebeple başA dönüyor ve bu bir şekilde izleme alışkanlıklarına yansıyor. Pembe dizi alışkanlıklarımızın geri döndüğünü, gerçeküstü değil de gereğinden fazla gerçek karakterleri izlemek istediğimizi düşünüyorum. 

 

 

Ulan İstanbul’un internet macerası kısa sürse de başarılı bir girişimdi. Belki on bölüm bedava olduktan sonra para alınsa ya da diziyle beraber başka bir şeyler vaad edilse daha iyi bir sonuç alınabilirdi. Önümüze bakmak gerekirse Ulan İstanbul macerasından çok güzel sonuçlar alıp yola devam edilebilir. Netflix Türkiye’nin de “Merhaba!” demesi ile bu süreçte bunların olması kaçınılmaz görünüyor. Açıkçası çeşitlilik isteyen seyircinin buna “Hayır!” diyeceğini de sanmıyorum.  Geleneksel alışanlıklarına devam edenler de bir şekilde bu işe zamanla bulaşacaktır, imkansız olduğunu düşünmüyorum.  Ülkenin sosyoekonomik ya da kitlesel tercihlerinden dolayı televizyonun en bedava eğlence olduğu düşüncesi neredeyse otuz senedir bizimle… Ancak gerek kablolu yayınlar, gerek sadece maç yayınlarını izlemek için ortaya dökülen paralarla aslında o bedava algısını çoktan yıktık. 

 

 

Türünün başarılı örnekleri Kiralık Aşk ve Tatlı İntikam’ın etkisi yeni yaz dizilerine de bulaştı. Seyircinin beklentisi artık çok daha yüksek sadece iki güzel insanın aşkını ya da birbirlerinden sakladıklarını izlemek niyetinde değil… Ortaya kabul görecek bir hikaye koymak gerekiyor, reyting sonuçları da aşağı yukarı bunu gösteriyor. Bakalım bu yaz bizi şaşırtan, izlerken izlediğimize inanacağımız bir hikaye gelecek mi? Merakla bekliyoruz.

 

noluyo.tv Tarafından hazırlanmıştır.
 

Görüntülenme : 0 Yayınlanma Tarihi: 26/06/2016 14:54:36

Haber Yorumları (0)

500

    Acunn.com'u Facebook'ta takip et.

    Acunn.com'un eğlenceli dünyasını yakından takip etmek için Facebook sayfamızı beğenin