Şişman Kel Fark Etmez

Şişman Kel Fark Etmez

Birçok erkeğin rüyalarını süsleyen Hadise, seveceği veya evleneceği erkeğin öyle Brad Pitt gibi yakışıklı olması peşinde değil. 'Karakterli biri olsun yeter' diyor.

'KapIdan bir girdi, kuğu gibi süzülüyor. Yıllardır televizyona çıkarım ve olduğum kiloda gözükürüm. İlk defa bu kutunun insanı bu kadar farklı gösterdiğine şahit oldum. Bana doğru geldikçe o kilolu düşündüğüm kız gitti, gözümün önüne bilakis karşıma lokum gibi balık eti bir hatun geldi. Sonunda karşılaşmıştık işte. Onun samimiyetine, sıcakkanlılığına bayıldım. O kim mi? işte Hadise karşınızda, tüm güzelliğiyle.' diyen Neslihan Yavuzcan'dan Hadise ile müthiş bir röportaj...   BABAMIN GİDİŞİNİ UNUTAMAM- Hadise nasıl bir ailede doğdu? Tam derinden bir soruyla başladık, süper. Annem de, babam da Çerkez ve Sivaslıyız biz. Babam Lezgi, annem Gumuk. Annemle, babamın ayrılmasına rağmen çok sıcak bir ailede büyüdüm. İlginç bir şekilde annem ve babam o sıcaklığı tuttu. Bizi her konuda destekleyen bir anne ve baba var arkamızda.     - Anne ve babanın ayrı olması sende bir travma yaratmadı mı? Hiçbir şeklide yaratmadı. Ama ayrıldıkları günü hiç unutamam.  11 yaşındaydım, babamın evden çıktığı günü hatırlıyorum. Beni etkilemedi, çünkü annem çok güçlü bir kadındı. Hiçbir şeklide üzüntüsünü ve zorluklarını yansıtmamaya çalıştı. Bizi hayatında hep ilk noktaya koydu. Okulumuz ikisi için de çok önemliydi.  4 kardeşiz, hepimiz okullarımızı bitirdik. Erkek kardeşim evin en küçüğü prensimiz şu anda okuyor. Birbirimize hep destek çıkan bir aileyiz. Belçika'da doğdum.   - Kardeşlerinle aran nasıl? Çok iyiyiz. Bir tanesi kız kardeşim menajerim, yoldaşım, sırdaşım, her şeyim. Diğeri yoldaşım sırdaşım ve stilistim. Çok güzel, çok rahatım, bir kere yalnız değilim. Ailem her zaman yanımda. Bu da annemi çok rahatlatıyor. Eskiden hep yalnızdım.  Annem hiçbir zaman işime karışan bir kişi değil. Allah bozmasın, çok mutluyum. Anne, baba ve erkek kardeşim şu an Belçika'dalar. Annem 'Yarın Türkiye'ye yerleşiyorum' dese ben de buradan hiçbir yere çıkmam galiba. Çünkü ben aileme çok düşkün bir insanım. Onların enerjisi bana da geçiyor. Onları görmeden, duymadan duramıyorum.  ŞİŞMAN, KEL, UZUN SAÇLI VEYA KISA BOYLU OLSUN AMA...   - İlk aşkını anlatır mısın? Allahhhh ilk aşk... Çok küçüktüm, aynı mahallede yaşayan bir çocuğa çok aşıktım. Hiçbir şey olmadı tabii. Bisikletimle hep onun evinin önünden geçerdim. O, benden biraz daha büyüktü, ama çok yakışlıklıydı, gözleri masmaviydi. - Sarışın erkekleri mi seversin? Hayır, hayır... Hiç öyle bir ayrım yapmam. Bir şey söyleyeceğim ve bunu da çok samimi söyleyeceğim. Şişman olsun, zayıf olsun, kel olsun, uzun saçı olsun, kısa boylu olsun hiç fark etmez yemin ediyorum. Önemli olan benim aşık olmam. Çünkü yakışıklı olup, iğrenç bir karakteri olsa ben o kişiyle olamam ki. Hakikaten olamam. O zaman 20-30 kilo daha ağır olsun, ama benim mutluluğuma, mutluluk versin. İşte budur. İşte o zaman o kişiye aşık olurum ben.      BEN DE ELENMİŞTİM   - Müzik eğitimi aldın mı? Hiç almadım. Tabii ki, ses konusunda kendimi geliştirmek için elimden geleni yapıyorum. Eskiden konservatuara gitmek istemiştim. Bir şekilde olmadı. Bilmiyorum neden. Belki annemle, babamın ayrılma dönemine denk geldi. Hayalimde öyle bir şey vardı olmadı. Allahtan gelen bir yetenek işte benimki.      Haber ile ilgili metin girin!.   - Geçtiğimiz hafta 'O ses Türkiye' yarışmasında gidenler için çok ağladın. O sahneler sen de geçmişe yönelik bir şey mi hatırlattı?   Ben de geçmişte bir yarışmaya katılmıştım. O yüzden bende çağrışım yaptı. Elendiğimi ve o sahnede olup hayal kırıklığı yaşamak, 'burada yarışma benim için bitiyor' demek. Ben finali geçemedim ve elendim. Son 25'e filan kalmıştım. Bu yüzden yarışmacıların o heyecanını ve hissini çok iyi anlıyorum. Bihter, Hülya ve Bulut'u çok seviyorum. Takımımda 19 kişi vardı. Onları 3'lemiştim. 2 kişi elenmek zorundaydı. Onlarla çok vakit geçirdim, bana çok soru sordular, tavsiyelerimi ciddiye alıp, her şeyi uyguladılar. Bu beni çok duygulandırıyor. O günde sözleri unutmaları beni çok üzdü. Beni nasıl üzdü, onlar hayal kırıklığı yaşadı, kendi adlarına.     - Haftada kaç gün adaylar ile ilgileniyorsun? Bu çekimlere bağlı. Şimdi düello bölümündeyiz. Mesela son provamızı o kadar uzattım ki, gelip bizi kapıda beklediler. Binayı kapatana kadar çalışıyoruz.   - Türkiye bu yarışmayla sizi daha yakından tanıma fırsatı buldu, öyle değil mi? Geçtiğimiz gün Duesseldorf sokaklarındaydım. İnsanlar bana 'gel bana, gel bana'  diyorlar. Şaka gibi. Acun bana 'senin bu hareketin efsane olacak, Hadise' demişti. İnsanlar beni, sanki onların evindeymişim gibi, öyle seviyorlar. Ben bunu hep istedim. Yaptığım klipler ve koltuktaki Hadise arasında aslına çok benzerlik yok. Çünkü, sahnedeki Hadise, başka bir Hadise... İnsanların bunu görmesi beni çok mutlu ediyor. KENDİMLE SEVİŞİR GİBİ   -  'Dans ederken, vücut dilimle, kendimle sevişir gibi dans ederim' dediniz bir röportajınızda.Hadise kendisiyle nasıl sevişiyor? Hakikaten sahneye hakim olmak istiyorsan, kendinden emin olman lazım. Ve nasıl emin olabilirsin, kendinden, vücudundan, sesinden, sahne performansından emin olduğun an insanlar sendeki o gücü görebilirler. Ve ben bunun için çok çalışan bir insanım. Kendimden çekinmeyen, yeni şeyler denemeyi çok seven bir insanım. Kendini sevmek zorundasın ki, o hissi insanlara verebilesin. Ben kendimi sahnede çok seviyorum. Normal hayatta, benim de her genç kız gibi emin olmadığım şeylerim vardır. Sahnede bu yok bende. Sahnede hayatta emin olmadığım şeyler kayboluyor. Ve hayatta Hadise, çok duygusal, çok düşünen, insanları mutlu etmek isteyen, kırmak istemeyen bir insan. Hep huzur ve mutluluk peşindeyim. Sakinliği seven, yalnız olmayı da severim. Boş günüm olsa bile çok erken kalkıp spor yapmayı severim. Pilates yapıyorum, koşuyorum, saunaya girmeye bayılıyorum. Boş günümü kendime harcıyorum. Zaping yapmayı, anlamsız şeyler izlemeyi çok seviyorum. Ve işimle ilgili çok çalışıyorum. Yılda iki kez repertuar yapıyorum. Koreografımla hazırlanıyorum.   - Hülya Avşar ile neden bu kadar kavga ediyorsunuz? Bence hiç öyle bir şey yok. Acun'a ilk başlarken şunu söyledim 'jüri üyeleri arasında raiting amaçlı bir tartışma yapılırsa, ben çıkarım' dedim. Benim için en önemli olan şey bu. Ben o kulvar da gözükmek istemiyorum bir sanatçı olarak. Dördümüz o koltuklara oturmadan önce birbirimizle sohbet ediyoruz. Biz birlik içindeyiz. Burada polemiğe yer yok. Bu yarışmacıların yarışması, bizim değil.  Yarışmacılar için neler yapmadım, ama hepsi yarışmacılar için yapılıyor. Ben, Hülya Avşar'ı seviyorum ve sayıyorum. 3'ünü de seviyorum.   Haber ile ilgili metin girin!.   EUROVİSİON'A HALK KİMİ İSTİYORSA O GİTSİN   - Eurovision'a kim gitmeli? Ben bu konularda bugüne kadar isim vermedim. Benin haddime düşmez. Bence halk kimi istiyorsa, o gitsin.   - Eurovision'a giden bir sanatçı olarak, giden sanatçıya neler tavsiye edersiniz? Çok şey tavsiye ederim. Doğru bir ekiple çalışmak lazım. Bu hikayeyi baştan sonuna anlayan 2-3 kişi olması lazım, kendi ekibinin haricinde... Doğru bir organizasyon, iyi bir ajanda, doğru anlarda doğru şeyleri yapmak ve doğru ülkeleri ziyaret etmek. 2 saat konuşabilirim ama her şey ekip.   SAÇMA SAPAN DETAYLAR   - Balık eti haline hepimiz bayılıyoruz. Kilondan memnun musun? Ben kilosuna dikkat eden, çok spor yapan bir kadınım. Her kadın gibi şiştiğimiz anlar olur, zayıfladığımız anlar olur. Ben kendimi çok seviyorum ve kendimle çok mutluyum. 'Eurovision'a katılalı böyle, Belçika'ya gideli şöyle oldu' diye yapılan eleştiriler bana çok saçma geliyor. Klip yaparım başka bir şey, 'daha mı kilolu, burada bunu neden giydi'  derler.- Neden bu kadar eleştiriye maruz kalıyorsun sence, Belçika'da da böyle mi? İnsanlar burada yorum yapmayı seviyor. Yurt dışında böyle şeylerle ilgilenmiyorlar. Eurovision dönemi bana, 'Neden Türkiye için gittin?' diye sordular. Ben de 'Ben bir Türk kızıyım' dedim. Ve o dönem ne saçıma, ne kiloma, ne de kıyafetime, makyajıma ilgili hiç yorum yapmadılar. Türkiye'yi temsil etmeme rağmen her gün çok saçma konular tartışılıp ekibe ve bana çok kötü enerjiler verildi. Bu konuda büyük fark budur. Burada çok fazla eleştiri yapılıyor. İnsanlar yaptığımız işleri görmeden saçma sapan detaylara eleştiri veriyor. Bunun neden böyle olduğunu bilemiyorum ve kendi kafamda çözmeye çalışıyorum. Bunu kitabını mı, yazsak acaba. Burada böyle. Buna da tabi” ki de katlanmak lazım.   Haber ile ilgili metin girin!.   - Estetiğe karşı mısın? Hiç karşı değilim. Bende hiç estetik yok. Güzel yapıldığı an bence çok güzel. Komik durmasın kedi gibi durmasın insanların yüzleri. Bir süre sonra kadınlar birbirlerine benzemeye başlıyorlar. Burun biraz eğridir düzeltilebilir, göğsün küçüktür büyültebilirsin. Neden olmasın.   - Sen nereni yaptırmak isterdin? Bence kırışıklıklara karşı belki ilerde mutlaka düşünürüm. Ben kendimi iyi hissetmiyorsam yaptırırım.   BU RESMEN HAKARET   - En son Naz Elmas'ın sevgilisiyle  yazıldın. Doğru mu? Şaka gibi. Ben, Naz Elmas ile de, sevgilisiyle de hiç tanışmadım. Öyle bir şey yok. O haberi gördüm ve şaşırdım. Benim çevrem o kadar kısıtlı ki. Bunu da anlamıyorum. İşimden direk evime geliyorum. O gün dedim ki 'insanlar bugün kimin hakkında yalan yazsam, bu boşluğu nasıl doldursak' diyerek iş yapıyor. Bu mu, gazetecilik Allah aşkına. Ben buna saygı duyamam. Bu resmen hakaret.   - Hadise neden bu kadar hadiseli? İnsanların ismi kaderleriyle doğru orantılıymış. İnsanlar isimleri gibi olurmuş. Ben buna inanıyorum. Ben sakinim ve mutluyum ama insanlar hadise yaratıyor. Ben yaratmadan, insanlar benim yerime hadise yaratıyor. Hadise yaratıp, gündem olma gibi bir derdim yok. Ben işimle, sahnemle, yaptığım şarkılarımla manşet olmayı seviyorum.   EROL KÖSE İLE HİÇ TANIŞMADIM   - Erol Köse sizinle neden bu kadar çok uğraşıyor? Benim yarattığım sadece iş hadiseleri var. Kendisiyle tanışmıyorum. Tanımadığım insanların benimle bu kadar uğraşmasını anlamıyorum. Benim çevrem çok küçüktür. Buna yorum yapmak bile çok gereksiz.   İSTEDİKLERİ GİBİ ARAŞTIRSINLAR   - Türkiye'de çok para kazandınız mı? Ben çok çalışan bir insanım. Paradan önce yaptığım ve başardığım işler önemli.  Bir projeye katılırsın, o koltukta olabilirsin ama insanlar seni hiç sevmeyebilir ve sen yine de paranı kazanabilirsin. Öyle bir şey olsa ben o zaman çok mutsuz olurum. Bu işte hiçbir zaman para ben de birinci sırada olmadı. Çünkü ben işime ve kendimi geliştirmek için kendime çok fazla yatırım yapıyorum. Tabii her insan gibi benim de yatırımlarım var. Bunlar özel konular. Çok fazla çalışan bir insanım. Allah'ın bana verdiği yetenekle beraber sadece kendime, aileme değil dünyaya her konuda güzel şeyler vermek istiyorum. Sürekli almak olmaz. Vermekte lazım. Yoksa bir yerde tıkanırsın. Ben bundan çok korkarım. Özel bir detay paylaşabilirim, markaya para vermeyi sevmiyorum. Çok zorlanıyorum ve üzülüyorum. İçim rahat olmuyor marka bir şey alırsam. Bunun cimrilikle ilgisi yok hemen aklıma dünya hali geliyor. 'Bu kadar para bu kıyafete değer mi?' diyorum.   - Türkiye'de vergi vermediğiniz söyleniyor.  Bunu iyice anlatır mısınız, herkes bilgilensin? Bu konuyla ilgili çok konuştum. Her şey Türkiye için. Bu konu çok gereksiz. Her şey ortada. Herkes araştırabilir   SEVİLMEYİ SEVEN BİR KADINIM   - Hadise'yi ne mutlu eder? Mutluluk beni mutlu ediyor. Huzur, sağlık beni mutlu ediyor. Hastalanmayı sevmiyorum. Önemli anlarda hastalanınca hiçbir şeyin tadını çıkaramıyorum.   - Dışarıdan görünen hadise cool bir kadın, peki hadise nasıl bir kadın? Ben sevilmeyi seven, sevildiği insanlardan, ilgi görmeyi seven bir kadınım. İlgi görmediğim zaman bir burukluk yaşayabiliyorum. Sevmek çok önemli bir faktör hayatımda. İş konusu başka. İşimle ön planda olunca bu bana gurur veriyor.     Haber ile ilgili metin girin!.   EN BÜYÜK KOMPLEKSİM YAŞ   - Hayatı belli dönemlere ayırsak. Çocukluk ve şimdi 20 küsürlerde, 30'lara doğru olan Hadise. Bu dönemlerde kendinizi nasıl anlatırsınız? Ne diyorsun sen 30'lara doğru mu? Ben hep 18 yaşında kalmak isteyen insanlardanım. Büyümeyi istemiyorum.  25 yaşındayım. Önümüzdeki 5 sene bana bu soruyu sorma lütfen. Hep 25 kalacağım. Bir kompleksim varsa o da yaş konusu. Çünkü istemiyorum yaşlanmak. 12-13 yaşındayken, 18 yaşında olsam ve orada kalsam derdim. Şimdi de aynı şeyi söylüyorum.   BÜYÜK AİLE İSTİYORUM   - Neydi senin için 18 yaşın özelliği çok büyük bir aşk mı vardı? Aşk vardı tabii ve en güzel aşk galiba o dönemdi. Ama okul ve ev hayatım çok güzeldi. Tek sorumluluğum kendi telefon faturamı ödemekti. Şimdi çok büyük sorumluluklar var hayatımda. Çok büyük bir ekibim var, insanlar benim sayemde para kazanıyorlar, ekmek yiyorlar. Bu benim için çok önemli bir şey çok mutlu oluyorum.  Büyük, bir sorumluluk.     - Evlenmeyi düşünüyor musun, çocuk özlemin var mı? Allah izin verirse istiyorum. Bunun planı yapılmaz. İnsan aşık olunca aşık oluyor. Büyük aile isterim. 5-6 çocuk isterim. Kahvaltı sofraları dolu dolu olsun. Herkes derdini, kavgalarını, mutluluklarını anlatsın. Ben gürültüyü seviyorum evde. tlu ediyor.  Foto galeri için tıklayınız.   Haber ile ilgili metin girin!.      
Görüntülenme : 2009 Güncelleme Tarihi: 10/12/2011 22:57:33
Yayınlanma Tarihi: 10/12/2011 12:45:35

Haber Yorumları (0)

500

    Acunn.com'u Facebook'ta takip et.

    Acunn.com'un eğlenceli dünyasını yakından takip etmek için Facebook sayfamızı beğenin