Şiirle güzelleşen Prizren

Şiirle güzelleşen Prizren

Balkanlar’ın birçok şehri tablo gibidir, seyretmeye doyamazsınız. Kosova’nın en zarif yerleşimi, Osmanlı’nın “mücevher şehri” Prizren diğerlerinden farklıdır. Doğası, mimarisi kadar halkın sanata bağlılığıyla güzelleşir. Ne kanlı savaşlar ne de göç silebilmiştir bu tutkuyu.

Kartpostal arkasına karalanacak beş cümlede Prizren nasıl anlatılabilir? Uzun mesaj okumayı sevmeyen bir dost bu zarif şehri görmeye nasıl ikna edilir?

İki hafta önce, güneşli bir sonbahar sabahı, restorasyonu süren Prizren Kalesi’nin surlarına oturup şehri kuşbakışı seyrederken bunu düşündüm.

Ufukta, kuş uçumu 17 kilometre uzakta görkemli Paştrik zirvesi, ardında Arnavutluk, yaklaşık 60 kilometre uzakta Lanet Dağları… Kalenin sırtını verdiği yemyeşil Ön Şarlar, zirvelerden süzülüp şehri ikiye bölen Ak Nehir (Lumebarthi). Akarsuyun üstüne inci gerdanlık gibi yerleştirilmiş Taş Köprü, kıyısında sürprizlerle dolu 400 yıllık Sinan Paşa Camii. Kalenin yamacına sığınmış tarihi mahalleler: Maraş (pınarlar anlamında), çarşının bulunduğu Şadırvan, geçmişte birbirinden güzel köşklerin sıralandığı Saray… Yukarıdan bakıldığında biblo gibi görünen cumbalı ahşap evler, camiler, kiliseler, ruhban okulu… Ve nehrin ardındaki geniş ovaya hızla yayılan yeni yapılar…

 Zedelenen mozaik

“Yüksek dağların eteğinde, zamanın donduğu bir Balkan kasabasında, geçmişin asude hayatından kalan son izlere, etnik mozaikle oluşan kültürel zenginliğe, kuşaktan kuşağa aktarılan güçlü sanat sevgisine ve ıskalanmış barışa tanıklık etmek istersen Prizren’i görmelisin.”

Kaleden çekilmiş panoramik fotoğraflı posta kartının arkasına herhalde bunları yazardım... Dostumun iştahını kışkırtmak için not düşerdim: “Köftelerin, fırında et yemeklerinin, özellikle isli etin tadı uzun zaman damağında kalacak…”

Köyleriyle birlikte nüfusu 227 bin’i bulan Prizren’de, halkın yüzde 90’ı Arnavut. Ataları Osmanlı döneminde bu topraklara yerleştirilmiş 8 bin Türk yaşıyor. Türkçe 4 resmi dilden biri. Sırp ve Boşnak topluluklar iç savaş sonrasında çok küçülmüş. Hıristiyan cemaati yok denecek kadar az.

Şehrin talihi coğrafi konumu, etnik çeşitliliği. Talihsizliği hem Sırp hem de Arnavut milliyetçiliğinin merkezi olması: Babasını öldürüp tahta geçen Stefan Dusan’ın 1350’lerde kurduğu Sırp-Yunan İmparatorluğu’nun başkenti, 1877’de kalenin eteğindeki küçük evde toplanan 47 Arnavut liderin ilan ettiği Prizren Birliği’yle ulusal kurtuluş meşalesini ateşledi... İşte bu nedenle Sırplar ve Arnavutlar’ın arzusu kentin tek sahibi olmak. Aralarındaki gerilim Osmanlı ve Tito Yugoslavyası gibi güçlü merkezi yönetimlerin sözünün geçtiği dönemlerde azalıp, savaş dönemlerinde tavan yaptı, çok kan aktı. 2008’de Amerika’nın girişimiyle kurulan, NATO birliklerince korunan, meydanlarında Amerikan bayrağı da dalgalanan Kosova Cumhuriyeti’nde bugün fırtına durulmuş gibi görünse de çoğu kişi bu durumun geçici olduğu kanısında.

Nereden nereye

O Prizren ki yüzyıllarca müreffeh yaşanan bir kültür şehri. Göz alabildiğine uzanan bağlarında merlot, chardonnay, pinot noir gibi nadide üzümler yetişmiş, şarap yapılmış, ırmak kıyısındaki dabakhanelerde deriler işlenmiş, fabrikalarında ayakkabıya dönüşmüş, kuyumcuları telkari işlemiş ve tüm bu üretim Balkanlar’ı Adriyatik’e bağlayan ticaret yolundan Avrupa’ya yayılmış.

O Prizren ki Sırp İmparatorluğu’ndan itibaren kültürle yoğrulmuş. İstanbul’un fethinden 2 yıl sonra Sırplar’ı yenen Osmanlı, yaklaşık 460 yıl bu özelliği korumuş. “Şairler Şehri”, “Balkanların Mücevheri” demiş. Savaşlar bitip Tito yönetimi kurulunca yine kültür baş tacı edilmiş.

Gönüllü rehberliğimi üstlenen tiyatrocu, gazeteci Nafis Lokviça “Biz Türkler bunca savaşa, yıkıma sanat sayesinde dayandık” diyor. Ebeveynlerin çocuklarını mutlaka bir sanat dalına yönlendirdiğini anlatıyor. Şehirdeki kültür derneklerinin en uzun soluklusu Doğru Yol, 65’inci yaşını kutluyor. Bu sürede tiyatro, müzik, edebiyat topluluklarından pek çok sanatçı yetişmiş. Şehirde aylık iki edebiyat dergisi yayımlanıyor, her yıl şiir festivali düzenleniyor.

Edebiyat, şiir, sanat sevgisi Prizren’in tekkelerine kadar girmiş. Çarşıda, kafe ve barlarla dolu bir avludaki Melami Tekkesi’ni ziyaret ettiğimde ileri gelenlerden biri “Kitapsız hayat düşünemiyorum” diyordu. Grubun lideri, hukukçu Raif Vırmiça aynı zamanda Kosova Türk Araştırmacılar Derneği’nin başkanı. Bugüne kadar yerel mimari, kültür, tasavvuf geleneği üzerine 25 kitabı yayımlanmış. Bunlardan biri de “Prizren’de Şairlik Geleneği.” Yüzyıllardır halkın sanat ve şiir geleneğini yaşatmaya öncelik verdiğini hatırlatan Vırmiça bunun nedenini de açıklıyor: “Toplum kültürü, sanatı, şiiri destekleyerek kendi varlığını korumaya çalıştı.”

Geriye kalanlar

Prizren’de bugün biri UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde olmak üzere 6 büyük kilise, 35 cami, birer tarihi köprü ve manastır, pek çok çeşme bulunuyor. Rum ustaların süslemeleriyle çiçek bahçesine dönüştürdüğü Sinan Paşa Camii, etnografya müzesi olarak ziyarete açık tutulan Prizren Birliği, Sadi tarikatının son şeyhi (eczacı) Musa Şeyhzade’nin ahşap evi, Şadırvan Meydanı çevresindeki çarşı geçmişteki yaşama ışık tutan yapılar.

2012’den bu yana şehre gelen turistlerin yarısından fazlası Türkiye’den. Sokakta yaygın Türkçe konuşulması, halkın misafirperverliği memnuniyet nedeni. Belgesel, şarkı, şiir, esnaf festivallerinde sokaklar daha da şenleniyor. Turizm sezonu mayıs- ekim arasında. En kalabalık dönem yurtiçi öğrenci turlarının yoğunlaştığı temmuz.

Priştine mutfağı

Çevredeki dağ köylerinde hayvancılık yaygın. Bu nedenle et Türkiye’ye oranla lezzetli ve çok ucuz. Yemeklerde ağırlık kırmızı et ve hamur işlerinde. Mönülerin gözdesi güveçte et. Kurutulmuş, ardıçla islenmiş leziz etlerin kilosu 45 TL. Kasap sucuklarının meraklıları 50 kiloyu bulan kolilerle dönüyor Türkiye’ye. Çarliston ve gavata biberi yerel mutfakta önemli bir yere sahip. Közlenip tuzlu kaymakla doldurulduktan sonra fırınlanan biber yerel mutfağın özgün lezzetlerinden biri. Baklavadan sonra en gözde tatlılar üç farklı süt karışımından yapılan Latin Amerika uyarlaması triliçe ve sütlü-yumurtalı kaymakçina. Bozanın kıvamı daha sulu ve ekşi. 1870’de Priştine’den Türkiye’ye göç eden Hacı Sadık Bey, bu formül rağbet görmeyince daha yoğun, açık renkli ve tatlı versiyonunu hazırlayıp Vefa Bozası adıyla İstanbul mutfağına kazandırmış.

Cennet dağlar

Prizren’den başlayıp Makedonya, Kosova, Arnavutluk sınırları boyunca farklı kollara ayrılan Şar Dağları 1600 kilometre uzunlukta. Kosova tarafı yemyeşil, önemli bölümü orman. 30 civarında zirveden en yükseği Büyük Türk (2748 metre), kentin kuş uçumu 25 kilometre güneybatısında. Açık havalarda rahatlıkla görülüyor. Prizren’in sayfiye yeri Prevalla Yaylası, 1547 metre irtifada. Kalenin eteğinden, Ak Nehrin kayalara oyduğu Jupa Vadisi boyunca Makedonya sınırına tırmanan yoldan ulaşılıyor. Merkezden otobüsle 40 dakika sürüyor. Bilet 5 TL. Milli park ilan edilen vadide konforlu, manzaralı dağ otelleri kurulmuş. Bazılarında oda fiyatı 20 Euro. Spor öğretmeni, kayakçı, dağ rehberi Nedih Limani sonbaharda bu bölgenin dağ yürüyüşleri için ideal olduğunu söylüyor. Prevalla’dan Prizren’e inen 25 kilometrelik manzaralı parkur yaklaşık 10 saat sürüyor.

HABERE OY VER:
Görüntülenme : 0 Yayınlanma Tarihi: 17/10/2016 09:24:50

Haber Yorumları (0)

500

    Acunn.com'u Facebook'ta takip et.

    Acunn.com'un eğlenceli dünyasını yakından takip etmek için Facebook sayfamızı beğenin

    ×
    Son gelişmelerden anlık haberdar olabilirsiniz.

    Acunn.com Bildirim ile, web sitesine girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.