Canlı
TV8'de şu an

Bu yarışmacının performansını beğendiniz mi?
Organ bağışı ile yeniden hayata dönenler

Organ bağışı ile yeniden hayata dönenler

Gülben Ergen, bu hafta böbrek, karaciğer ve kornea nakliyle yeniden hayata dönenlerin hikayesini dinledi.

20.07.2016 15:34

Yıllar önce tüm organlarımı bağışladım. Bedenim bu dünyadan göç ettikten sonra insanlara sevinç verebilmek için. Bu büyük imkanın önündeki "gereksiz" yasal önlemi ise yeni öğrendim.

Yasalar, organlarımı kendi kararımla bağışlasam bile aile yakınlarıma soruyor ve o üzüntülü anda ailem “Hayır almayın organlarını” derse maalesef bu kararım geçerli sayılmıyor. İnsan psikolojisine ne kadar aykırı bir durum... Kim bir yakınını kaybetse, o en zor zamanda sorulacak en ağır soru olarak gelebilir bu. O anın duygusallığı ile. Kişi kendi kararı ile imzasını vermiş, organlarını bağışlayarak bir sevaba girmiş, bunun için gerekli olan prosedürü yerine getirmiş ama hepsi çöp olabiliyor. Bu hayatta insan bedeninin ne denli geçici olduğunu bilenler için bir fırsattır, müjdedir, sevinçtir organ bağışı... Aslolanın yürek, düşünceler ve ruhun sonsuzluğu olduğunu bilenler, dışını süslemekten, içini süslemenin hazzına varanlardır...

* Geçmiş olsun. İki hafta önce böbrek nakli olmuşsunuz. Nasıl başladı hastalığınız?- Seda: Bir yıl önce gebeliğim sonucu tansiyon rahatsızlığım oldu. Ardından böbreklerim hasar gördü. 29 yaşındayım. 6 aylık hamileydim buraya geldiğimde. Hem böbreğimi hem bebeğimi kaybettim. Bir yıldır ilaç tedavisi görüyordum. İki hafta önce böbrek naklim gerçekleşti.

* Nakil için beklediğiniz bir süre oldu mu?- Seda: Olmadı çünkü kayınpederim bana böbreğini verdi. Önce dayım verecekti ama onun tansiyonu olduğu için olmadı. Allah razı olsun kayınpederim hiç düşünmeden verdi. * Çok etkileyici bir şey… Sami Bey gerçekten sizden Allah razı olsun. Tek evladınız mı var?- Sami (Kayınpeder): Üçüzlerim var. İki erkek biri kız. Dördüz doğdular ama biri yaşayamadı. Oğlum kan grubumu sordu. Sonra Seda’ya uyduğunu öğrendik. Bir dakika bile tereddüt etmedim.- Doç. Dr. Volkan Tuğcu: Önce kan grubuna sonra doku uyumuna bakıyoruz.

Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Böbrek Nakli Kliniği ekibi
 KENDİME GELİNCE İLK SÖZÜM ŞU OLMUŞ:
“ANNE ACABA ORGANLARIMI BAĞIŞLAYABİLİR MİYİM?”
* Karar verdikten sonra tek böbrekle nasıl yaşayacağım diye doktora sordunuz mu?- Sami: Hocamız bizi yeterince aydınlattı. Ama ben zaten gözüm kapalı verdim. - Doç. Dr. Volkan Tuğcu: Tek böbrekli biri çift böbrekli biri gibi olmaz. Kendini susuz bırakmaması, sigara, alkol gibi şeylerden uzak durması gerekli. Bir de böbreklere zarar veren ağrı kesicileri kullanmamaları lazım. Belirli diyetleri vardır. * Ameliyatlarınız zor mu geçti?- Sami: Ameliyattan sonra sadece bir gün gaz sancısı çektim. Onun dışında çok şükür hiçbir sıkıntım olmadı. Sanki hiç ameliyat olmamış gibiyim.- Seda: Çok iyi geçti. İki gün sonra kendime geldim. Çok ağrı çekmedim. İki hafta olmasına rağmen şu anda çok iyi hissediyorum.* Organlarını bağışlamayan insanlar için nasıl bir çağrıda bulunursunuz?- Seda: Bir insanın hayatını kurtarmak herkesin hayatını kurtarmak demektir.Ben herkesin organlarını bağışlamasını istiyorum. Ameliyattan sonra kendime gelince ilk lafım şu olmuş: “Anne, acaba ben organlarımı bağışlayabilir miyim?” Bunun önemini çok iyi anladım.

 TÜRKİYE’DE İLK DEFA ROBOTİK BÖBREK NAKLİ AMELİYATINI YAPAN  DOÇ. DR. VOLKAN TUĞCU ANLATIYOR 
BÖBREK ÇIKINCA HASTALAR PİYANGO VURMUŞ GİBİ SEVİNİR
* Türkiye’de ilk kez robotik böbrek nakli operasyonunu siz yapmışsınız. Nasıl oluyor robotik böbrek nakli?- 2009 yılında hastanemize Da Vinci robotu geldi. O zamandan beri prostat, mesane ve böbrek kanseri ameliyatlarını robotik cerrahi ile yapıyoruz. Geçtiğimiz aralık ayının sonunda robotik cerrahi yöntemiyle böbrek nakli yapmaya başladık.

Doç. Dr.Volkan Tuğcu* Robotik böbrek naklinin özelliği nedir?- En önemli özelliği içeriyi 10-15 kata yakın büyütmesi. Bu çok önemli bir avantaj. Damarları çok iyi görüyorsunuz. İkincisi el ne kadar titremese de bir titreme payı vardır. Ama robotta titreme yoktur. Robotun kolları istediğiniz yere girebiliyor. Hastalar da çabuk ayağa kalkabilmek için Da Vinci’yi tercih ediyor. Üç gün sonra taburcu oluyorlar. Bir lenf sıvısı vardır. Hem alıcıdaki böbrekte hem de o damarların kenarında. Bu sıvı açık cerrahide birikme yapıyor. Bir daha ameliyat geçirmek zorunda kalabiliyor hastalar. Ama robotta lenf sıvısı birikmiyor.

SİZ BAĞIŞLASANIZ BİLE ÖLDÜGÜNÜZDE AİLE HAYIR DERSE ORGANI ALAMIYORUZ
* Kadavradan mı yoksa canlı birinden mi daha çok nakil oluyor?- Bizim ülkemizde kadavradan (beyin ölümü gerçekleşmiş) yapılan nakil oranı çok düşük. Siz bağışladınız diyelim ama siz öldüğünüzde ailenizden izin istiyorlar. Aile fertleri yok derse organlarınız alınamıyor.

* Benim kararımı hiçe sayıyorlar yani…- Aynen öyle. Bu kanunu maalesef değiştiremedik. Avrupa’da böyle bir şey yok. Bizim canlı vericimiz fazla. Çünkü bizde akrabalık ve maneviyat önemlidir. Aynı Hindistan gibi. Biz kadavradan almayı arzu ediyoruz. Kimse tek böbrekli kalmasın kimse diye.

 

BÖBREĞİN TEKİNİ BİZ DİĞERİNİ SIRADAKİ HASTANE ALIYOR
* Böbrek yetmezliği çeken hastalar diyalize giriyor. Bu çözüm oluyor mu?- Diyalizde maalesef beş yıl içinde hastaların yüzde 55’ini kaybediyoruz. Hastalar üç günde bir diyalize girerler. Hasta biraz kendini toparlar gibi olur ama her yeri şişer. Her diyaliz hastası böbrek nakli olması gereken hastadır. Bizim istediğimiz hastanın diyalize girmeden önce nakil olabilmesi. Diyaliz tüm vücuda olumsuz etki ediyor. * Hastanenizde bir hastanın beyin ölümü gerçekleşti ve ailesi nakil için izin verdi diyelim. Sonraki süreç nasıl oluyor?- Böbreğin tekini biz tekini sıradaki hastane alıyor. Biz kan grubu uyan ve böbrek bekleyen (genelde 6-7 kişi oluyor) herkesi hastaneye çağırıyoruz. Orada da hangi hastanın enfeksiyonu, başka bir rahatsızlığı yoksa ve en çok uyumu gösteriyorsa onu alıyoruz ameliyata. O piyango vurmuş gibi bağırıyor diğerleri de başı eğik bir şekilde evine gidiyor. Şu anda hastanede böbrek bekleyen 200 kişi var.

 

EŞİNDEN ALINAN KARACİĞERLE HAYATA TUTUNAN ADEM YENİ: 
“BEN SENİN KARINIM. İYİ GÜNDE KÖTÜ GÜNDE BİR OLMAYACAK MIYDIK? İŞTE KARACİĞERİMİN PARÇASI SENİN”
* Adem Bey rahatsızlığınız tam olarak neydi?- Adem: Hasta olduğumu bilmiyordum. Bir gün bayıldım ve gözlerimi hastanede açtım. İki gün yaşadığımı bile hatırlamıyorum. Gözlerim görmüyordu. Sonrasında siroz teşhisi kondu. - Emine (Eşi): Hepatit B’si vardı. Sonradan öğrendik ki siroza çevirmiş. * Karaciğer nakli olmanız gerektiğini ne zaman öğrendiniz?- Adem: Üç sene sonra. Üç sene başka bir hastanede tedavi gördüm. Orada bana “Bir şeyin yok, iyisin” diyorlardı. Sonra doktor değiştirdim ve yeni doktorum bana “Hemen karaciğer nakli olman lazım” dedi. * Bunu öğrendiğinizde karı-koca ne hissettiniz?- Adem: Hastanede dünya başıma yıkıldı.- Emine: Eşim çabuk pes eden bir insandır. Ben mücadele etmeyi severim. Eşim hayata küsmüştü. Her şeyden ümidini kesmişti. “Ben bittim” diyordu. Eşime karaciğerimi verebileceğimi bilmiyordum. Kan grubumu A biliyordum. Meğer benim kan grubum eşimle aynı B imiş.* Kan grubunuzu bilmiyorsunuz ve donör arıyorsunuz. Önce nerelere gittiniz?- Emine: Önce eşimin akrabalarına gittik. Kimse böyle bir şeyin altına girmek istemedi. 15 gün herkesi dolaştık.- Adem: Düştüğünde kimseden hatta ailenden bile fayda gelmiyor. * 15 gün boyunca bütün birinci derece akrabalarınıza sordunuz mu?- Adem: Herkese sorduk. Tahlilleri yaptırdık. Bir tanesinin gizli tansiyonu ve gizli şekeri vardı. Onlar olmadı. Bir tane yeğenimin tutuyordu. Üniversiteye gidiyordu. O vermek istedi ama babası izin vermedi. - Emine: Ne yapacağız diye düşünürken benimkine baktıralım, belki tutar dedik. İlk önce kan grubumuzun tutması gerekiyormuş. Sonra başka şeylere baktılar. Ve “Sizinki tutuyor” dediler. Ben de “Evlenirken iyi günde kötü günde bir arada olmayacak mıydık? Ben senin karınım, sen benim ciğerimin parçasısın. İşte al ciğerimin o parçasını, şifa bul” dedim. * Sizin yaşam kalitenizde ne tür değişiklikler oldu bu ameliyat sonrası?-Emine: Doktorumuz Remzi Bey her şeyi ayrıntısıyla anlattı. “Yaşamında hiçbir şey değişmeyecek. Sadece bir ameliyat geçireceksin ve o sürecin zorluğu olacak” dedi. “Kendini hasta gibi hissetmeyeceksin” dedi. Gerçekten de hayatımda hiçbir değişiklik olmadı.

 

ÖNCE İYİLEŞ VE BİR DEMET ÇİÇEK GETİR SONRA YEMEK DAVETİNİ KABUL EDERİM
* Eşiniz size karaciğerinden bir parça verdi. Çok önemli ve örnek alınması gereken bir olay. Ne yaptınız teşekkür etmek için?- Adem: Daha bir şey yapamadım. Ama tamamen düzelince yapacağım. - Emine: Daha bir çiçek bile getirmedi. - Adem: Güzel bir yemeğe çıkalım diyorum ama çıkmıyor.- Emine: Biraz daha iyileşelim ondan sonra yaparız. * Adem Bey iyi bir eş mi? Ameliyattan sonra değişmeler oldu mu?- Emine: İyi bir eştir. Öyle olmasaydı zaten vermezdim karaciğerimi. * Ameliyat sabahı neler yaşadınız? Birlikte mi girdiniz ameliyathaneye?- Adem: Eşim ameliyata benden bir saat önce girdi.- Emine: Ben en çok kızımızı düşündüm. Biz gidersek o ne yapar diye. Kızımız o halimizi görmesin diye hastaneye getirmedik. Ameliyata girmeden önce eşimle helalleştik. “Bana bir şey olursa kızımıza iyi bak” dedim. Eşim de aynı şeyi söyledi ve sonra sedyelerle ameliyathaneye indik.- Adem: Çok zordu o kısım. Benim ameliyatım çok uzun sürdü. Karaciğer ameliyatı dünyanın en zor ameliyatlarından biriymiş. * Ameliyattan uyandıktan sonra nasıldınız?- Adem: 5 saat sonra uyandım. İlk önce “Eşim nasıl, onu görmek istiyorum” dedim ama göstermediler. “Yan tarafta şu an, durumu iyi” dediler.- Emine: Ben de hemen eşimi sordum.

KİLO ALDIM SANIYORDUM MEĞER HEPSİ ÖDEMMİŞ, ŞİMDİ SIRIM GİBİ OLDUM
* Hemen nakil olamasaydınız ne yapacaktınız?- Adem: Ya ölecektim ya da nakil için sırada bekleyecektim. Belki bir ayda çıkardı belki de bir yılda. Benim bekleyecek vaktim yoktu. * Aynı durumda eşiniz olsaydı siz de karaciğerinizi verir miydiniz?- Adem: Verirdim. Düşünmezdim.* Karaciğer naklinden sonra hayatınızda ne gibi değişiklikler oldu?- Adem: Neredeyse tüm hayatım değişti. Kilo aldığımı sanıyordum ama almamışım meğer hepsi ödemmiş. 70 kilo girdim ameliyata, çıktıktan sonra 54 kiloya düştüm.

KORNEA NAKLİ İLE GÖRMEYE BAŞLAYAN ALAADDİN ÇELİK:
NE TUHAF İNSAN GÖRMEYİNCE KONUŞMAK DA İSTEMİYOR
* Uzun yıllar sağlık sorunu yaşamamışsınız. Ne oldu da gözleriniz görmez oldu?- Alaaddin Çelik: Bankacıydım. Emekli olduktan sonra gözümde çıkan bir uçuk nedeniyle gözlerim kapandı ve görmemeye başladım. 

* Ne kadar süre gözleriniz görmedi?- Alaaddin Çelik: Üç seneden fazla. Sonra Banu Hoca’ya geldim. Bana kornea naklinin yapılması gerektiğini söyledi.* Üç sene boyunca nakil olmak için mi beklediniz?- Alaaddin Çelik: Kornea nakli yaygın olmadığı için beklemek zorunda kaldım. Başka hastanelere de gittim fakat orada böyle yaşamam gerektiğini ve gözlerimin açılamayacağını söylediler.* Göremediğiniz dönemde psikolojiniz nasıldı?- Alaaddin Çelik: İçime kapandım. Evin içinde dolaşırken bile bir yardımcı olması gerekiyordu yanımda. Kendi işimi yapamıyordum. Bu sefer sinirleniyor ve üzülüyordum.

GÜLBEN HANIM SÖYLEYİN CENAZE SAHİPLERİNE, KORNEA ALININCA CENAZENİZİN BÜTÜNLÜĞÜ BOZULMUYOR
* Alaaddin Bey’in gözleri uçuktan mı kapandı?- Uçuğun tipleri vardır. Maalesef uçuğun kimi tipleri kornea nakline gidebiliyor. Daha 1-2 yaşımızdayken uçuk virüsünü hepimiz alıyoruz. Bağışıklık düşünce bu gözde de çıkabiliyor. Kimi tipleri gözün ön tabakalarını etkiliyor hiç iz bırakmadan geçiyor. Kimi tipleri en ön şeffaf tabakayı, korneayı tamamen damarlandırıyor. Şeffaflığını yitirtiyor ve gözün görmesini engelliyor. * Alaaddin Bey’e kornea bağışı yapan kahramanı tanımıyoruz. Yasal olarak donörlerin kimlikleri gizli olmak zorunda değil mi?- Evet bu yasal bir zorunluluk. Biz sadece göz bankasından kornea dokusunu veren (ölen) kişinin yaşını, korneasının hücre sayımını ve bulaşıcı hastalığı olup olmadığını biliyoruz. Alaaddin Bey üç kez kornea nakli oldu. Önce sol gözünden oldu sonra sağ gözünden oldu. Fakat o gözde uçuk tekrarladı. Sonra bir kez daha nakil oldu.

* İki farklı kişinin korneası var yani…- Üç farklı kişiden alınmış dokular var. Donörlerden biri 58 diğeri 62 ve 60 yaşında.* Korneada doku uyumunun olması şart mı?- Şart değil. Genç birinin dokusuysa tutuyor. Bir de cenaze bütünlüğünü hiç bozmadığı için Türk yasaları aile aksi bir beyan vermediği veya aksi bir vasiyet olmayınca izinsiz alınmasına müsaade ediyor. * Gerçekten mi? - Evet. Kornea bir organ değil. Bir doku. Ve alındığında cenaze bütünlüğü bozulmaz. Kimi aileler vermek istemiyor. “Yakınımın gözünü oydurtmam” diyorlar. Halbuki böyle bir şey yok. Korneanın alınıp alınmadığı belli olmuyor. Çünkü şeffaf bir doku. Ama buna rağmen ülkemizde zor buluyoruz. * Nakil prosedürü nasıl oluyor?- Devlet bazı hastanelere göz bankası açılmasına izin veriyor. Kornea dokusunu ancak göz bankasındaki doktorlar alabiliyor. Biz de oraya müracaat ediyoruz. Sıraya giriyoruz. Ve sıra bize gelince oradan alabiliyoruz. * Kornea bağışının yaygınlaşması için ne söylemek istersiniz?- Lütfen aileler gözün tamamı alınıyor sanmasın. Kornea nakli insanların hayatlarında çok ciddi farklar yaratıyor.

Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Organ Nakli Bölüm Başkanı ve Karaciğer Nakli Sorumlusu Prof. Dr. Remzi Emiroğlu:
ORGAN NAKLİ AMELİYATLARI İÇİNDE EN ZOR OLANI KARACİĞERDİR
* Adem Bey’in operasyonu nasıl gerçekleşti? Ne kadar sürede tamamen iyileşecek?- Adem Bey bizim polikliniğimize başvurduğunda ileri evre karaciğer yetmezliği ve karın içinde sıvısı mevcuttu. Karaciğere giden damarlardan biri tıkalı olduğundan biraz da tedirgindi. Bu ameliyatı yapabileceğimizi öğrendiğinde yüzünde o mutlu tebessüm belirdi. Eşi, zaten Adem Bey’e karaciğerini vermeye çoktan hazırdı. Ameliyat çok başarılı geçti ve ameliyat sonrası 3. gün “Ben evime gidebilecek kadar iyiyim” dedi. Bu enerjisi hiç azalmadı ve ameliyattan 10 gün sonra taburcu oldu. Ameliyat sonrası ilk 3 ay yoğun takip ve ilaç tedavisi yapılan dönemdir. Ama 3 ayın sonunda karaciğer nakli olan insanlar normal hayatlarına dönerler. * Karaciğer nakli diğer organ nakilleri arasında zorluk açısından kaçıncı sırada? - Organ nakli ameliyatları içinde teknik olarak en zor olanıdır. Sonra akciğer, kalp, pankreas ve böbrek gelir. * İflas etmiş bir karaciğere bir parçanın nakledilmesi kesin çözüm müdür?- Nakledilen küçük bir parça değil tabii ki. Alıcının kilosuna göre vericiden karaciğerin yüzde 70’ine kadar alabiliyoruz. Çocuklar için daha küçük bir parça yeterli olabiliyor. Alıcı ve verici aynı anda ameliyata giriyor ve ortalama 4 saat verici, 8 saat kadar da alıcının ameliyatı sürüyor.

ORGAN BAĞIŞI DİNEN SAKINCALI MIDIR
HAFIZ SELMAN OKUMUŞ: BAĞIŞ YAPMAK İSTEYENLER TEREDDÜT ETMESİN
* Kuran-ı Kerim ve hadisi şeriflerde organ nakli konusunda sarih bir hüküm bulunmamaktadır. İnsan mükerrem ve mükemmel bir varlıktır. Kur’an-ı Kerim’de Tin suresinde böyle buyurulur. İnsan organı mülk olmadığı için satılamaz bağışlanamaz. Ancak zaruret halinde organ nakline izin verilir.Mecelle Kaidesi şöyledir. Zaruretler mahzurlu olan şeyleri mubah kılar.Bir de Mâide suresinde Yaratan Allah ‘İyilik yapmada birbirinizle yardımlaşın’ diye buyuruyor. Bundan daha büyük bir iyilik olur mu? Öyleyse fedakar olalım.* İnsanları organ bağışı konusunda teşvik etmeliyiz. Tereddüt etmesinler. Çünkü Hazreti Muhammed “Bir hayra vesile olan o hayrı işlemiş gibidir” buyuruyor.- Bu ameli salihtir. Belki de bu ameli sayesinde kişiye cennet vacip olur. Zira amellerin eylemlerin karşılığı ve mükafatı ancak Allah tarafından takdir edilir.

Sağlık Bakanlığı organ nakli verileri
25802 KİŞİ ORGAN NAKLİ İÇİN BEKLİYOR
* Kadavradan yapılan bağış;2013 yılında 379,2014 yılında 407,2015 yılında 472.* Ülkemizde en çok böbrek nakli ve karaciğer nakli gerçekleştirilmektedir. * 2015 yılında canlı ve kadavra vericilerden olmak üzere toplam 3204 böbrek nakli, 1216 karaciğer nakli gerçekleştirilmiştir. 2015 yılında toplam 4552 organ nakli gerçekleştirilmiştir.* Ülkemizde en fazla beklenen organ böbrektir.Şu an için Bakanlığının sisteminde kayıtlı olarak böbrek bekleyen hasta sayısı 22555’tir. Organ nakli olmak için bekleyen toplam hasta sayısı ise 25802’dir.* En zor bulunan organlar kalp ve akciğerlerdir.

 

Yorumlar | 0
üye profil