'Ne zaman geleceksin baba?'

'Ne zaman geleceksin baba?'

Pilot Yüzbaşı Murat Eren, kumpas davalarından cezaevinde kalan tek asker. Avukatlarının cuma günü yeniden yargılama talebinde bulunduğu Eren’in evine gittik. Eşiyle ve çocuklarıyla konuştuk. Her şeyden habersiz 3.5 yaşındaki ‘Beren’in dünyasına girdik.

30 Mayıs 2006, saat gecenin bir yarısı. Evimizi bastılar. Babam, ‘Ne olursa olsun, yataklarınızdan çıkmayın’ diye bağırdı. Ben 10 yaşındaydım, kardeşim Burak 9. Küçücük halimle yatağın içine saklandım. Sesleri duymaya çalışıyordum. Bütün evi arıyor, dağıtıyorlardı. Odama girdiler. Yataktaydım. Biri gelip beni hışımla yataktan çekti. O yüzü asla unutmayacağım. Salona götürdü. İçeriye girerken babam girişteki tekli koltukta oturuyordu. Yüzü bembeyazdı. Sonrasını hatırlamıyorum. Kimsesiz kalmıştık. Okulda kimse bizimle konuşmuyordu. Arkadaşlarımız büyük büyük laflar ediyor, bizimle dalga geçiyorlardı. Aforoz edilmiş gibiydik. Neyse ki aslan gibi bir annemiz vardı. Babam bizim kahramanımızdı ve onun öğrettiği şeyi yaptık, onurumuzla savaşıp hayata tutunduk. Özlediğim tek şey babamın gülüşü. Öyle bildiğiniz gibi değil, bana bakıp öyle içten gülümser ki... Adaletini sorguladığım herkese soruyorum: Benim babam neden hâlâ cezaevinde? Babasız büyüyen üç çocuğun vebalini nasıl ödeyeceksiniz? Bu dünyada ölüm var, artık tek bir günüm daha babamın hüznünü yaşayarak geçsin istemiyorum!”

Bu çığlığın sahibi Büşra Eren, şimdi 20 yaşında genç bir kız. Herkes onu duysun istiyor. Babası ‘Kumpas davalarında hapiste kalan tek tutuklu emekli Yüzbaşı Murat Eren... 10 yıllık süreçte bir aile öyle çok şey yaşadı ki...

 

PAZARLARDA LİMON SATIYORLAR

O güne dönelim. 30 Mayıs 2006’ya... Eren ailesinin evi basıldıktan bir gün sonra baba Kara Pilot Yüzbaşı Murat Eren ‘Atabeyler Operasyonu’ kapsamında gözaltına alındı. Atabeyler, Ergenekon operasyonları başlamadan önce devlet içinde derin yapılanmanın ilk örneği olarak tanımlanıyor. Özel Kuvvetler Komutanlığı’nda görevli rütbeli askerler tarafından kurulduğu iddia edilen ‘çete’, dönemin başbakanı Tayyip Erdoğan’a suikast ve darbeye teşebbüs ettiği iddiasıyla yargılanıyordu.

Murat Eren, çok değil 3 ay 22 gün sonra tahliye ediliyor ama TSK’dan ihraç ediliyor. Özel havayolu şirketlerinde iş bulamıyor. Pilotluktan başka bildiği iş de yok. Pazarcılık yapmaya karar veriyor. Havlu, çarşaf, masa örtüsü alıp pazar pazar dolaşıyor eşiyle birlikte. Bir yandan da arkadaşları görecek diye çekiniyor. Sonra başka pazarlarda simit, çay satmaya başlıyorlar. Bir gün pazardan dönüyorlar. Soğuk bir gün. Üşüyorlar ve ne şanssızlık, evde doğalgaz kesik. Eşi televizyonu açıyor. Nazlı Ilıcak, televizyonda konuşuyor: “Murat Eren’i hatırlarsınız. Başbakan’a suikast hazırlığındaydı. Şu anda karapara işinden milyon dolarlık jeep’lere biniyormuş.” O arada Murat Eren, evi ısıtmak için sobayı yakmaya çalışıyor.

BEREN’İ KUCAĞINA ALSIN!

Beren, doğduğunda babasıyla...

Sonra küçük bir kafe açıyor, tutmuyor. Bir güvenlik şirketinde çalışıyor, ardından kendi işini kuruyor. Bu kez tutturuyor. Bu arada yaşadıkları kötü günler eşiyle ilişkilerini bozuyor ve ayrılmak zorunda kalıyorlar. Annesiyse kanser oluyor.

Güzel günlerin habercisi gibi geliyor yeni aşk. 2009’da tanıştığı asistanı Hande’yle 2011’de evleniyorlar. Bir de bebek bekliyorlar. “İşler düzeliyor mu” diye düşünürken, kötü sürpriz kapılarını çalıyor. Murat Eren, Genelkurmay Askeri Mahkemesi’nin mahkûmiyet kararının infazı için cezaevine girecek. Hande Hanım 38 haftalık hamile: “Doktorum her şeyin yolunda olduğunu söyledi, birkaç gün yurtdışına çıkacaktı. Murat da Ankara’ya gitti, duruşmalarla ilgili bilgileri, belgeleri almak için. Dönerken yolda beni aradı, ‘Geliyorum ama sana söylemem gereken bir şey var’ dedi. Tutuklama kararının çıktığını söyledi. İki gün boyunca hiç durmadan ağladım. Ertesi gün apar topar doktorumu aradım. Yurtdışında olduğu için beni başka bir doktora yönlendirdi. ‘Pazartesi sabahı erkenden git, 38’inci haftan bitiyor, seni sezaryene alsınlar’ dedi. Murat bebeği görsün istiyordum. O hafta sonu o kadar çok ağladım, o kadar çok dua ettim ki pazartesi sabaha karşı sancılarımla birlikte suyum geldi. Ve biz arabamıza bindik, dörtlüleri yaktık, aynı filmlerdeki gibi... Gittik. Fakat Beren iri bir bebekmiş, normal doğumu başaramadım. Yine sezaryen oldum ama Beren’i vaktinden önce, zorla dünyaya getirmemiş oldum.”

KISA SÜRECEK, GÖRECEKSİN!

Beren’in doğumunda Murat Eren

Baba doğuma giriyor, Beren’i anneden önce görüyor. 29 Nisan  2013’te yani 20 gün sonra teslim olacak. O vakti kendilerine ayırıyorlar: “Hastaneden çıkmak istemedim. Çünkü orası izole bir ortamdı bizim için. Beren, ben ve Murat vardık. Sonra eve gittik. Anlatmak öyle zor ki. Sürekli yanımızdaydı. 20 gün Beren’in altını o değiştirdi, duş aldırdı. Ben sadece emziriyordum. Hiç ayrılmadılar. Beren’e severek aldığımız kıyafetleri, üstü kirlenmese bile değiştire değiştire giydiriyor, onlarla fotoğraf çektiriyorduk. Daha bir haftalıktı, bebekler 40’ı çıkmadan sokağa götürülmesin derler ya, biz ne olacağını bilmiyorduk, babası bebek arabasıyla dolaştırmak istiyordu. Bunu da yaptık. Çok zordu, gitmesini hiç istemedim.”

Ama gidiyor. Giderken de, “Kısa sürecek, göreceksin, merak etme” diyor. Beren babası kapıdan çıkar çıkmaz ağlamaya başlıyor ve 3.5 ay hiç susmuyor. Anne, Beren görsün diye onun boy hizasında, evin her yanına babasının fotoğraflarını yapıştırıyor, pilotluk hikâyelerinden masallar anlatıyor.

ANNE, ONLAR BABAMIN ARKADAŞI MI?

Geçen hafta Hande Eren ile evinde buluştuk. Şimdi 3.5 yaşında olan minik Beren de oradaydı. Hiçbir şeyden haberi yok. Ne zaman kapı çalsa, “Babam geldiiiiii” diye sevinç çığlığı atıyor. Ve ne zaman uçak geçse “Babamın arkadaşları geçiyor” diyor.

İşin garibi 15 Temmuz FETÖ’nün darbe girişimi gecesinde evlerinin üzerinden helikopterler uçarken, pilot olmak isteyen Beren, “Anne bu uçakları uçuranlar babamın arkadaşları mı” diye soruyor. Anne ilk kez cevap veremiyor.

Biz annesiyle konuşurken, o her şeyden habersiz oyun oynuyor. Elindeki uçağı uçurup duruyor, pilot olacak ya... Sonra bir bardak suyu dans ederken yere döküyor, banyodan aldığı bezle halıyı silmeye çalışıyor. Pembe bir telefonu var, sürekli onun çaldığını söylüyor ve “Babacım” diyor, bana uzatıyor, “Babam arıyor, konuşsana”... Yakında oturan anneannesi evden çıkarken ona “Fazla uzaklaşma” diyor. Hep böyleymiş, babasını iş için uzakta sanıyor. Karanlıktan korkuyor. Ve fotoğraf makinesine hep poz veriyor. Yaklaşık bir yıldır cezaevine gitmiyorlar. Geçen yazdan beri Murat Eren, Yeditepe Üniversitesi’nde yüksek lisans yapıyor. Açık cezaevinde yatanların böyle bir hakkı var. Onlar da babayı görmeye üniversiteye gidiyorlar. Beren’e buranın işyeri olduğunu söylüyorlar.

YENİDEN YARGILANACAK MI?

Beren’in babasına mesajı var: Seni çok özledim babacım.

Tıpkı diğer çocukları Büşra gibi, Burak gibi...

Murat Eren’in avukatı Hüseyin Ersöz, tüm bu gelişmelerden sonra Askeri Yargıtay Üçüncü Dairesi’ne yargılamanın yenilenmesi başvurusunda bulundu. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ile Anayasa Mahkemesi’ndeki süreç devam ediyor. Bu mahkemelerden biri neticelendiği ve infazın durdurulmasına karar verildiği takdirde Murat Eren tekrar özgürlüğüne kavuşabilecek.

Röportajımız bitiyor, Beren ile oyunu bir türlü bitiremiyoruz. Sürekli bir şeyler anlatıyor. Adı kumpas olan büyük bir oyunun ortasında büyümeye çalışıyor. Biz evden ayrılırken arkamızdan ağlıyor, “Gitmeyin, çok uzağa gitmeyin...”

 

HANDE EREN: YANLARINA KALMASIN

Eşinizle nasıl tanıştınız?

- 2009’da çalıştığım şirketin ortağıydı. Temizlik, güvenlik, yemek hizmetleri veren bir şirketti. Benim için çok zordu, çünkü genellikle operasyonda çalıştım. Murat Bey beni asistanı olarak aldı. O dönemde hayranlığım arttı. Ama bana sürekli “Abicim, abicim” diyordu. “Hayranlıktan öteye gidemeyeceğiz herhalde” diyordum üzülerek.

Tarih 2009 olduğuna göre kumpas davaları başlamıştı.

- Evet tabii. Bu dönemde yine duruşmaları vardı. İki ayda bir Ankara’ya gider, hepimizden helallik isterdi. Ben ağlayarak eve gelirdim, “Anne Murat Bey yine gitti. Dönmeyebileceğini söylüyor” derdim. Biz böyle her duruşmadan sonra oturup dua ederdik. 

 

 

İş arkadaşlığı nasıl aşka dönüştü?

- 2010 Kasım’ında aynı şirkette başka bir departmana geçtim. Geç saatlere kadar çalıştığım bir gündü. O da ofisteymiş. “Gel seni eve bırakayım” dedi. Sonra beraber kahve içmeyi teklif etti. Üç ay sonra nişanlandık. İki ay sonra da evlendik.

Murat Bey’in ikinci eşisiniz değil mi? Tüm bu uzun yargılama dönemini yaşayan bir de eski eşi var...

- Evet öyle. Biz tüm bu süreçleri bilerek evlendik. Tabii ki bu kadar uzun süreceğini ve olayların bu kadar çirkinleşeceğini düşünmüyordum ama bunları yaşayacağımızı tahmin ediyordum. Zor dönemler yaşamışlar eski eşi ve çocuklarıyla. Biz tanıştığımızda ayrılardı.

 

 

“Her şeyi bilerek evlendim” dediniz, peki aileniz karşı çıkmadı mı?

- Dedem eski bir İşçi Partili. Siyasi meselelerden cezaevinde yatmış. Bu duruma alışıklar yani. Zaten Murat’ı tanıdıktan sonra kafalarda soru işareti kalması mümkün değil. 

Kimseye kızgın mısınız?

- Kin ve nefret değil, adalet isteği. Yanlarına kalsın istemiyorum. Bizim gibi değil, adilce yargılansınlar. Ama ne olursa olsun ailelerine ve çocuklarına çok üzülüyorum. Çünkü öyle zamanlarda akraba kadar yakınların bile sırtını dönebiliyor sana, insanlar bunu yaşadı.

Beren’e söyleyecek misiniz?

- Pedagog şu anda anlayamayacağını söyledi. Umarım o anlamaya başlamadan Murat özgürlüğüne kavuşur. 

Tekrar Türk Silahlı Kuvvetleri’nde çalışmasını ister misiniz?

- Hayır istemem. Ama onun görüşü başka. Kendi bileceği iş.

 

Murat Eren, eşi Hande, oğlu Burak ve kızı Beren ile. 

30.05.2006: Murat Eren gözaltına alındı.02.06.2006: Genelkurmay Başkanlığı Askeri Mahkemesi Tutuklama Kararı verdi.04.06.2006: Ankara Kapatılan 11. Ağır Ceza Mahkemesi Nöbetçi Üye Hâkimi Kadir Kayan (Kozmik Odada Arama Yapan Hâkim) 2. kez tutuklama kararı verdi.15.09.2006: Ankara Kapatılan 11. Ağır Ceza Mahkemesi tahliye kararı verdi.22.09.2006: Genelkurmay Askeri Mahkemesi tahliye kararı verdi.29.04.2013: Genelkurmay Askeri Mahkemesi’nin Mahkûmiyet Kararının infazı için cezaevine girdi.15.10.2014: Cezaevi’nden Denetimli Serbestlik Koşuluyla serbest bırakıldı.13.02.2015: Ankara Kapatılan 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nin Mahkûmiyet Kararının infazı için yeniden cezaevine girdi. Halen infaz devam ediyor.

 

NEDEN ÇIKAMIYOR?AVUKAT HÜSEYİN ERSÖZ:

Murat Eren, hakkındaki mahkûmiyet kararları, Yargıtay ve Askeri Yargıtay tarafından hukuka aykırı biçimde onandığı için cezaevinde bulunuyor. Tekrar özgürlüğüne kavuşması Anayasa Mahkemesi’nin vereceği ‘Adil Yargılanma Hakkı’nın ihlal edildiği kararıyla olabileceği gibi, Askeri Yargıtay 3. Dairesi’nin ve Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nin ‘Yargılamanın Yenilenmesi Kararları’yla da olabilir. Yargılama süreçleri baştan sona Adil Yargılanma Hakkı ihlalleriyle dolu.

 

HABERE OY VER:
Görüntülenme : 0 Yayınlanma Tarihi: 07/08/2016 01:10:19

Haber Yorumları (0)

500

    Acunn.com'u Facebook'ta takip et.

    Acunn.com'un eğlenceli dünyasını yakından takip etmek için Facebook sayfamızı beğenin

    ×
    Son gelişmelerden anlık haberdar olabilirsiniz.

    Acunn.com Bildirim ile, web sitesine girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.