Murat Evgin İçini Böyle Döktü

Murat Evgin İçini Böyle Döktü

Bin aptalı eğlendireceğime bir akıllıyı eğlendiririm..

Murat Evgin son dönemin en üretken müzik adamlarından biri. Bugüne dek 'Beni Ellere Verdin', 'İnan Bana', 'Dün, Bugün, Yarın' ve 'Bambaşka Bir Şehir' adlı dört albüm çıkaran ünlü müzisyen, geçtiğimiz günlerde 'Bugün Evlenmişsin' adlı yeni single'ını müzikseverlerin beğenisine sundu. Batı'da 'gerilla marketing' adı verilen, kendisinin ise 'züğürt pazarlama' olarak nitelendirdiği teknikten yararlanan Evgin, şarkıyı piyasaya sürmeden önce İstanbul'daki çeşitli alışveriş merkezlerinin içine, siyah zemin üzerine yerleştirmiş bir beyaz duvak koydurttu.Duvağın altına da single'ının adı yani 'Bugün Evlenmişsin' yazıldı. Bu duvak halkta büyük merak uyandırdı. Ardından bu sahibi belirsiz duvak, bir internet sitesindeki habere konu oldu. Haber sadece bir günde 55 bin tıklandı ve bir anda herkes bu duvağın sırrını konuşmaya başladı. İlgi maksimum düzeye oluştuğunda Evgin, yeni şarkısını ve dolayısıyla duvağın sırrını hayranlarıyla paylaştı. Evgin'le dijital platformda tıklanma rekorları kıran bu şarkının hikayesini ve müziğin hayatındaki yerini konuştuk...ZEHRİMİ ŞARKILARIMLA AKITIYORUMYeni single'ını piyasaya sürerken çok ilginç bir pazarlama tekniği kullandın. Neden böyle bir yola başvurdun?Kaliteli şeyleri duyurmanın giderek zorlaştığı bir dönemde yaşıyoruz. Bir şarkıcının şarkısını, ressamın resmini duyurması pek kolay değil! Artık ilgi daha çok magazinel olaylarda! Farklı bir çıkış yapıp insanların ilgisini çekmeyi istedim.Şarkının sözleri, “Bugün evlenmişsin, ellerimden kayıp gitmişsin. Yanlış aşka gelin gitmişsin. Sen ‘evet’ derken ah ne çok şey diyemedim” şeklinde akıyor. Şu anda çok mutlu bir evliliğiniz var ama belli ki derin bir pişmanlık dönemi de geçmiş hayatınızdan...Sözleri Dr. Selma Çuhacı’yla yazdık. 10 sene bekledi buşarkı! Sözlerinin bana ait olan kısmı çok üzüldüğüm bir dönem den kalma. Ama sonra hayat başka güzel sürprizler yaptı bana! Geçmişe takılıp kalmamayı öğrendim. Bu noktada müzisyen kimliğim de kurtarıcım oluyor. Yaptığım şarkılar sayesinde bazı olayları takıntı haline getirmiyorum.Şu anda çok mutlu bir evliliğin var ama belli ki bir dönem sen de yaşamışsın bu pişmanlık halini... Bu şarkı da o dönemden armağan bize...Şarkının sözlerini Dr. Selma Çuhacı'yla birlikte yazdık. 10 sene bekleyen bir şarkı bu!Sözlerinin bana ait olan kısmı gerçekten çok üzüldüğüm bir dönemden kalma. O zamanlar cidden bayağı üzülmüştüm ama sonra hayat başka güzel sürprizler çıkardı karşıma. Geçmişe takılıp kalmamayı öğrendim. Bu noktada müzisyen kimliğim de kurtarıcım oluyor. Biz yaptığımız şarkılar sayesinde bazı olayları takıntı haline getirmekten kurtuluyoruz, rahatlıyoruz. Bazen dinleyici bizim yüklediğimizden çok daha fazla anlam yüklüyor yaptığımız şarkılara. Biz yazıp, yapıp içimizdeki zehri boşaltıyoruz. Bu şarkılardaki gibi yaşayarak hayatı sürdüremez insan!TEKERLEME GİBİ ŞARKI OLUR MU?Baban Erol Evgin, yıllarca Türkiye'nin en duygu yüklü kalemlerinden birinin Çüğdem Talu'nun yazdığı şarkıları söyledi. O şarkılarla yoğrularak büyümek senin şarkı yapış şekline de yansımıştır eminim... Üzerinde baskı oluşturduğu oldu mu hiç bu durumun?Evet ben o şarkılarla yoğrularak büyüdüm ama herkes bir şekilde kendi kimliğini bulmak zorunda. Babam, Çiğdem Talu ve Melih Kibar; ayrılmaz bir üçlüydü. Kendi dönemlerinin içinde bile ayrı bir yerleri vardı. Çiğdem Talu edebiyat öğretmeniydi, kendisi pop müziğe edebiyatı getiren insandır bence. Onun şarkılarındaki edebi değer ve anlam, bir de Aysel Gürel'inkilerde vardı. 'İşte Öyle Bir Şey'i yazarken; babam, Çiğdem Talu ve Melih Kibar kafa kafaya verip, önce gök mü gürler yoksa şimşek mi çakar diye düşünmüşlerdi. Bu kadar ince eleyip sık dokunarak yazılmış, yapılmış şarkılardır onlar. Ben onlardan çok şey öğrendim ve zamanı geldiğinde kendi tarzımın içine o öğrendiklerimi kattım.Ne ince bir işçilikle ve derinlikle yaratılmış şarkılar onlar... Gerçek sanat eserleri... Oysa günümüzdeki şarkı sözlerinin çoğu şaka gibi! Geçenlerde birkaç arkadaşımla şarkı tutuyorduk arabada, Serdar Ortaç'ın bir şarkısının sözlerini hiçbirimiz anlayamadık...Bugün tekerleme gibi şarkı yapılıyor, şarkı sözleri sadece kafiye olsun diye yazılıyor. Ben her şarkımı çok uzun zamanda yazarım, he rkelimenin bir ağrılığı olması gerektiğine inanırım. "Sesin çok güzel, bana La Fontaine masallarını anlatıyor" dersem o şarkı tutabilir ama biri çıkıp bana, "La Fontaine'in Masalları hayvan masallarıdır. Sevgilinin sesini hayvan sesine mi benzetiyorsun?" derse, ona hiçbir şey diyemem. İşin en üzücü yanı, bu şarkıyı yazan arkadaşımın 'Koparılan Çiçekleri' de yazmış olması.Aynı şey Serdar Ortaç için de geçerli. 'Çüp'ü de yazan o 'Yaz Yağmuru'nu da. Yazmak istedikleri zaman çok güzel şarkılar yazabilirlerken, bu tekerleme mantığı niye! Herkes satsın diye ticari müzik yapmanın derdinde. Shakespeare, "1000 aptalı eğlendireceğime, bir akıllıyı eğlendiririm" der. Benim için de geçerli bu durum!Babam gibi güzel yaşlanacağımSingle'ına çektiğin klip için seni makyajla yaşlandırdılar. Nasıl bir duyguydu yaşlanmak?Makyaj çok uzun sürdü ve yüzümü çok acıttı. Yüzümde çok çizgi yok, kelim. Dolayısıyla beni yaşnadırmak zor oldu. Ama sonuçta kendimi beğendim. Yaşlanınca çok çökeceğimi düşünmüyorum.Erol Evgin geninden o! Kendisi kesinlikle hiç yaşlanmıyor! (Kahkahalar)Olabilir. Biz yaşama sevinci çok yüksek bir aileyiz. Rahmetli babaannem 95 yaşında öldü. 90'lı yaşlarında bile çektiğimiz fotoğrafalara bakar, beğenmeze yenisini çektirirdi. Ben etrafımda yaşlı insanlar görmek istiyorum Ece! 60 yaşındaki insanlar estetikten 40 yaşında gibi görünüyor. Artık kimse yaşlanmıyor. Herkes hep güzel olmanın, jön kalmanın derdinden! Ben Meg Ryan'a hayrandım, o da mahvetti kendini estetikle! Yaşlanmak güzeldir ya, bu kadar korkmasınlar yaşlılıktan!Alay edelim derken boş adamları meşhur ediyoruzErol Evgin'in oğlu olmanın sektörel anlamda zor yanları var mı? Baban gibi olmanı bekleyenler vardır eminim...Ben bu işi yapmaya 12 yaşında karar verdim. O zaman bana, "Bu iş çok zor. Sen de baban gibi olabilecek misin?" demişlerdi. Babama da kendi bu işe başlarken, "Erol Büyükburç olabilecek misin?" demişler. Ben bu szölere hiç takılmadım. Babamın şarkılarından oluşan bir albüm yapmamı teklif edenler oldu.Kabul etseydim Frank Sinatra Junior gibi ben de Erol Evgin Junior olacaktım, istemedim. Hep kendi tarzımla yapmak istediğim müziği yaptım. Bir duayenin oğluyken kendi kitlesini oluşturan isimlerden biri olduğumu düşünüyorum. Tıpkı Timur Selçuk ve Enrico Iglesias gibi. 13 yıldır bestecilik yapıyorum. Beni bu piyasada asıl yıpratan şey, çok değerli insanlar sadece konu mankeni gibi görülürken, birilerinin gelip hayatımızın baş köşesine oturması.Barış Manço'nun 'İçi boş tencerenin bu sofrada yeri yok' sözüyle büyüyen bir çocuk olarak, içi boş insanları baş köşede görünce çok üzülüyorum. Ajdar gibi adamlar çıkıyor, alay edelim derken meşhur ediyoruz bunları. 'Savaşa hayır' demek yerine barışı desteklemeyi seçmeliyiz. Bu insanları alay konusu olarak bile gündeme getirmemeliyiz.Bu durum zaman zaman çok canımı sıkıyor. Ne zaman sıkılsam rahmetli Barış'ın "Meydanı boş adamlara bırakmamalıyız, küsmemeliyiz" sözleri aklıma geliyor. Onun ömrü bunu yapmaya maalesef yetmedi ama bana çok önemli bir hayat dersi verdi. Haber ile ilgili metin girin!.KAYNAK: HT magazin
Yorumlar | 0
üye profil