Mucize Doktor'un Ferman'ı Onur Tuna: Beni Sibirya kurduna da patatese de benzetebilirler hiç sorun değil

Sevilen dizi Mucize Doktor'un doktor Ferman'ı Onur Tuna, kendisiyle ilgili tüm merak edilenleri anlattı.

Yayınlanma Tarihi: 08.12.2019 12:04
Değiştirme Tarihi: 08.12.2019 12:04
Mucize Doktor'un Ferman'ı Onur Tuna: Beni Sibirya kurduna da patatese de benzetebilirler hiç sorun değil

Oynadığı diziler çok izleniyor. Sosyal medyanın gündeminden düşmüyor. Deniz mavisi gözleri dillere destan. Ama şimdi ekranda gördüğünüz o cool, hafif kibirli adamı unutun. O aslında tam bir romantik. Onur Tuna herkesi şaşırtıp sevenlerinin karşısına bir single’la çıktı. Onunla şarkısı ‘Yangın Yeri’ni, müzik yolculuğunu, gündemdeki libido tartışmasını, dizisini, aşkı ve 1.96’lık boyuyla yaşadığı zorlukları ve tüm merak edilenleri Hürriyet'ten Hakan Gence'ye yanıtladı

* Dizileriniz çok izleniyor, insanlar sizi merak ediyor... Ama siz magazinden uzaksınız. Gizemli olmak bir taktiğiniz mi?

- Kendi halinde biriyim. Bilerek yapmıyorum. Diyelim setim erken bitti, “Gidip arkadaşlarımla vakit geçireyim” demiyorum. Eve gidip ertesi gün oynayacağım sahneye çalışıyorum. Sabah 05.30’da uyanıyorum, meditasyon yapıyor, ses açıyorum.

* Hayatınıza giren kadın için bu biraz hayalkırıklığı değil mi?

- Neden?

* E bir jönle birlikte ama adam sabah akşam evde oyunculuk çalışıp meditasyon yapıyor...

- Bununla gurur duyacak kadınlarla olmaya çalışıyorum (gülüyor).

* Aşkı nasıl anlatırsınız?

- Aşk insanı tereddütlerden, anlık anksiyetelerden uzaklaştıran çok güzel bir duygu. Ama benim için net bir tarifi yok. Bir anda karşına çıkar, kendini orada hissedersin.

* Hayatınızda şimdi biri var mı?

- Yok! İlişkim olduğunda bunu gazeteciler çekiyor. Ama hiç magazinsel bir boyuta gelmiyor. Çünkü o ilişkiyi ben iyisiyle kötüsüyle ve iyi niyet besleyerek yaşıyorum.

* Boyunuz kaç?

- 1.96.

* Bu kadar uzun olmak zor mu?

- Tabii zorlukları var. Ama 35 yıldır bu bedenin içindeyim, alıştım. Yolda yürürken kendime arada, “Onur neden kambur yürüyorsun” diyorum. Dik durduğumda yolun sonunu görüyorum, canım sıkılıyor, yeniden başımı eğiyorum. Ergenlik yıllarımda kafamı çarpmışlığım da çok oldu.

Bacaklarımı iki yana açarak oynadığım oluyor!

* İkili ilişkilere yansıması nasıl?

- İki gönül bir olunca samanlık seyran olur Hakancığım!

* Sette karşınızda oynayan herkes takoz üstünde mi?

- Takoz kullanan da oluyor kullanmayan da. Platolarda eğer tavan yoksa alt açıyla çekemiyorlar. Genelde düz açıyla çekiliyorum. Bazen bacaklarımı iki yana açarak oynamak zorunda kaldığım bile oluyor!

* Nasıl yani?

- Yakın planlarda o şekilde durarak orta yolu buluyorum işte (gülüyor). Ama oyunculuğun insanın içinde çalışan bir motor olduğunu düşünüyorum. O motoru iyi ve hızlı çalıştırmak için metotlarını bilmek önemli. Bunları bilen insanlarla çalıştığınızda o boy farkı bir şekilde kapanıyor. Mesela ‘Yasak Elma’da partnerim Sevda (Erginci) 1.59’du. Öyle yüksek bir enerjiyle geliyordu ki, orada bir alışveriş başlıyordu ve fiziksel olguları ortadan kaldırıyordu.

Adam dizide yürüyen bir testosteron ama normal hayatta gay

* Konu partnerlerden açılmışken libido tartışmasına ne diyorsunuz? Bir jönün başarısı, karşısındaki kadın oyuncunun libidosuna mı bağlı?

- ‘How I Meet Your Mother’ diye bir dizi var. Oradaki Barney karakteri 11 sezon boyunca dünyanın görebileceği en hızlı çapkınlardan birini oynadı. Adam yürüyen bir testosterondu. Ama normal hayatında gay ve gay evliliği var. Gay bir adamın bu derece yüksek testosteronlu birini oynuyor olması bence bu tezi teknik anlamda çürütüyor. Oyunculuk libido değildir, metotlar vardır. Bunları çalışırsanız bir gay’i de oynarsanız, bir erkek kadını, bir kadın erkeği de oynar.

13 yaşımdan beri şarkı söyleyip gitar çalıyorum

* Oyunculuktaki başarı yetmedi, “Şarkıcı da olayım” dediğiniz için mi single çıkardınız?

- Şarkıcı olmak gibi bir gayem yok.

* O zaman amaç ne?

- Sanat denen şey birbiriyle orantılı. Ressamın fırça darbesinde de, müzikte de, oyuncunun sahne içindeki dinamiğinde de bir ritim var. Bu ritimler içinizde olduğu sürece hepsini yapabilirsiniz. Ben de üretmekten mutluyum.

* Nasıl başladı bu sevda?

- 13 yaşımdan beri şarkı söyleyip gitar çalıyorum. Yani oyunculuk yapmadan önce şarkı sözleri yazıyordum. 2.5 senedir de bir stüdyom var. Orada üretip söz yazıyorum.

* Klipte neden siz yoksunuz?

- Şarkının söz ve müziği bana ait, kaydı kendi stüdyomda yaptım, klibi kendi imkânlarımla çektim. Bu işin her noktasında ben varım. Bir de yüzüm görünsün istemedim.

* Hiç dinlememiş birine müziğinizi nasıl anlatırsınız?

- Alternatif diyebiliriz. İçinde bağlama, çello, elektronik beat’ler var.

* Şarkınızın adı ‘Yangın Yeri’. Siz de yangın yeri misiniz?

 Bazen yangın yeriyim, bazen değilim. Bazen çok naifim, bazen çok gerginim. İnsan mutlak değil ki. Hep yangın yeri biri olsam bana yaklaşan yanar! Şunu diyebilirim; bu şarkı, içimin yangın yeri olduğu bir döneme ait.

Neremde estetik olacak?

* ‘Ağır Romantik’ isimli filminiz şubatta vizyona girecek. Siz romantik biri misiniz?

- Karşımda doğru kişi varsa romantiğim.

* Buğulu bir ses tonunuz var. Bu, seksi görünmek için yaptığınız özel bir şey mi?

- Zaman içinde ses tonum böyle oldu. Beni

10 senedir tanıyorsun, bir saattir de aralıksız konuşuyoruz, bilerek yapmış olsam, bir yerde kaçırırdım değil mi?

* Hep kadınlar tarafından beğenilen bir adam mıydınız?

- Bazı kadınlar beğenmeyebilir, bazıları da itici bulabilir. Bu tip algıların sonu yok. Dolayısıyla hiç beğenilir miyim duygusuyla yaşamadım. Ama beğendiğim bir kadın varsa onun da beni beğenmesinden mutlu olurum.

* Gözleriniz nedeniyle sizi Sibirya kurduna benzetiyorlar. Rahatsız oluyor musunuz?

- Yooo. Sibirya kurduna da patatese de benzetebilirler, böyle şeyler benim için sorun değil.

* Geçen gün magazinde uzun uzun estetik yaptırdığınız konuşuldu...

- Cevabı sen de biliyorsun. Bir şey olmadığını kendi gözleminle yaz. Neremde estetik olacak? Burnum yamuk. Tabii yok.

Âşık iki insanın birbirine dokunmadan bunu ifade edebilmesi çok zor

* Diziniz ‘Mucize Doktor’da bir cerrahı canlandırıyorsunuz. Bu karakterle kendinizde yeni neler keşfettiniz?

- Doktorlara daha çok saygı duymaya başladım. Çünkü çok değişik bir konsantrasyon. Birinci önceliğiniz yaşam.

* Dizide gerçek organlarla mı çalışıyorsunuz?

- Evet. Mesela “Dalak çıkartıyorum” dediğim sahnede gerçekten elimde dalak tutuyorum. Zamanla gerçek bir kalbin, bağırsağın ya da dalağın elimde olduğunu hissediyor ve bunu normalleştiriyorum.

* Biz neden ekranda bunu görmüyoruz?

- Bunları yurtdışına satılan bölümlerde gösterebiliyorlar.

* Böyle bir şeyin Türk televizyonlarında sansürleniyor olmasına ne diyorsunuz?

- Toplum olarak nerede olduğumuzu ülkemizin psikolojik danışmanları daha iyi bilebilir. Mesela Finlandiya toplumu etkilenmeyebilir ama başka yerde cinayetler artabilir, bunu bilemeyiz. Sanatsal boyutta konuşursak, benim içimde olan bir dalağın televizyonda gösterilmesinin bir zararı olduğunu düşünmüyorum.

* Sevişme, öpüşme sahneleriyle ilgili fikriniz de aynı mı?

- Evet. Sevişmenin doğal, bizim de bunun ürünü olduğumuzu düşünüyorum. Biz oyuncular bir şeyi anlatırken gerçekliği yakalamaya çalışıyoruz. Dolayısıyla âşık iki insanın birbirine dokunmadan bunu ifade edebilmesi çok zor.

Serçe parmakları birbirini tutmuş ve sonra hiç bırakmamışlar

* Çanakkaleliyim. Annem tapu dairesinden emekli. Babam matematik öğretmeni. Şu an 60’lı yaşlardalar. Lisede folklor takımında tanışmışlar. Serçe parmakları birbirini tutmuş ve sonra hiç bırakmamışlar. Geceleri hâlâ beraber dans ediyor, bana vals videoları atıyorlar.

* Abim matematik mezunu. Onun sayesinde benim de hayatımda hep matematik oldu. Dokuz Eylül Üniversitesi’nde iktisat okudum. Matematik ve oyunculuk arasında ciddi bir bağlantı var, ben de bundan çok faydalandım.

* Tarantino, Kubrick ve Almodovar en sevdiğim yönetmenler. ‘Batman: Dark Night’ı defalarca izlesem sıkılmam. Türk yönetmenlerden Fatih Akın’ın farklı bir kafası olduğunu düşünüyorum. Şener Şen’le oynamayı çok isterim.