Komşuda balık bol, bizde yok, çünkü...

Komşuda balık bol, bizde yok, çünkü...

Geçen yıl balık tezgâhlarında çeşit de miktar da yok denecek kadar azdı. Olanın fiyatı da cep yakacak kadardı. Av yasağı 1 Eylül’de bitiyor. Beklenti geçen yılkinden farklı değil: Balık yine az ve pahalı olacak. Elbirliğiyle denizlerimizi kuruttuk. Bu nedenle artık yakınında Yunan adası olanlar balık yemeye bu adalara gidiyor. Çünkü çeşit bol, fiyatlar ucuz. Peki deniz aynı deniz, balık aynı balık da bu aradaki fark neyin nesi? Neden onlarda çeşit ve miktar bol da durum bizde içler acısı?

Geçen yıl denizlerdeki balık durumuyla ilgili olarak bir tekneyle açılıp birkaç günü denizde geçirmek istemiştim. Konuyla ilgili kişiyi aradığımda “Siz gazetecisiniz, size yasal, kurallara göre çalışan bir tekne ayarlamak lazım” yanıtını almıştım. Daha sonra haftada birkaç defa aramama rağmen o yasal teknelere binmek kısmet olmamıştı. Bu trajikomik durum halimizi özetlese de sorun sadece bundan ibaret değil.

Sualtı Araştırmaları Derneği’nden (SAD) Cem Orkun Kıraç balıkçılık konusunda Yunanistan ile Türkiye arasındaki farkı, “Yunanistan’da balıkçılık iyi yönetiliyor, balıkçılığa kapalı alanlar oluşturuluyor, hangi ağın nerede kullanılacağı belli, kaçak ve yasadışı avcılık yapılmıyor ve bizdeki gibi yarı-profesyonel balıkçılar orada yok. Bu balıkçıların ne sayısı ne de tuttuğu miktar hiç de azımsanacak bir miktar değil. Belki de en önemlisi, karada denetim yapılarak bütün bu önlemlerin sonuç getirmesi sağlanıyor. Bizdeyse ne yazık ki durum bunların tam tersi! Bütün bu uygulamaları yapamadığımız gibi tüketici olarak da balıkçılar olarak da denizlerimize karşı sorumluluk hissetmiyoruz. O yüzden aynı denizi paylaşmamıza karşın onlarda balık bol, bizde ise tükendi” diye açıklıyor.

 

DERİNLİK SARHOŞLUĞU

Yunanistan’da avlanmada derinlik sınırı 40 metre. Yani bundan daha az bir derinlikte av yapılması yasak. Bu da hem balıkların üremesi açısından çok önemli olan derinliklerde av yapılmaması hem de deniz canlıları için hayati önem taşıyan deniz çayırlarının ve diğer üreme alanlarının korunması anlamına geliyor. Bizdeyse bu derinlik iki yıl önce ancak 18 metreden 24 metreye, o da sivil toplum kuruluşlarının çabasıyla, ‘kavga dövüş’ çıkarıldı. O zaman dahi balıkçılarımız buna “Biz yakalamayalım da Yunanistan’a mı kaçsın balık” diye tepki göstermişti.

40 metre derinlik sınırının neden önemli olduğunu Cem Orkun Kıraç şöyle açıklıyor: “Posidonia denen denizlerimizde endemik çayırlar fotosentez yapar ve güneş ışığının etkili olduğu 40 metre derinliğe kadar yayılır. Buralar balıklar için hayati önemde. Hem ürer hem beslenirler. 40 metre yasağı işte bu çayırları koruma amacıyla konulmuş bir sınır. Bu çayırların üzerine ağ atmak sadece oradaki balığı değil balığın geleceğini de yok etmektir. Biz şimdi bu ve bunun gibi detayların sıkıntılarını yaşıyoruz.”

 

İstanbul Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi’nden Prof. Dr. Bayram Öztürk de Türkiye’nin kendi denizlerindeki balıkları bilinçsizce ve insafsızca tükettiğini söylüyor. “10 yıl önce konuşuyor olsaydık size ‘10 kilo balığın 8’ini denizden tutuyoruz’ derdim. Bugün bu oran 5 kiloya inmiş durumda ve gidişat daha da aşağılara doğru” diyor: Kişi başı balık tüketiminde AB ortalaması 26 kilo civarındayken, bizde 8. Bu standarda yaklaşabilmemiz için balık tüketimimize yılda 1 milyon ton daha ekleme yapmamız gerekiyor. Peki var mı? Yok. Dolayısıyla Türkiye’nin artık çiftlik üretimden başka şansı yok.

SORUN MEVZUATTA DEĞİL UYGULAMADA

Türkiye’deki mevzuatla AB mevzuatı kıyaslandığında eksikliklerin olduğunu ancak sorunun bu eksiklerden ziyade uygulamadan kaynaklandığını anlatan Prof. Dr. Bayram Öztürk, “Biz balık tutmasını da balığı tüketmesini de bilmiyoruz. Gırgır, trol, dinamit, zıpkın... Nerede, ne yapılmaması gerekiyorsa yapıyoruz. Tutmasını bilmediğimiz gibi tüketmesini de bilmiyoruz. Toplam balık miktarımızın yüzde 10’u, balığı yanlış kestiğimiz ve yanlış pişirdiğimiz için ziyan oluyor. Bu çok büyük bir oran! Ayrıca tüketici de balığın tüketime uygun büyüklükte olup olmadığını umursamıyor” diyor.

346 BİN TONTarım ve Su İşleri Bakanlığı’nın geçen yılki verilerine göre Türkiye’de geçen yıl avlanan balık miktarı. AMA: AB ülkeleriyle karşılaştırıldığında bu miktarla Türkiye, İspanya, İtalya, Danimarka ve İngiltere’nin ardından beşinci sırada yer alıyor.

47 BİN KİŞİ Balıkçılık sektörünün doğrudan istihdam sağladığı kişi sayısı. AMA: Balıkçılık sektörünün GSYH’ye sağladığı katkı yüzde 0.4...

500 AYRI TÜR Akdeniz’deki balık türü sayısı... Bu sayı Karadeniz’de 247, Marmara’da 200, Ege’de 300.AMA: Bunların sadece 100 tanesi ekonomik değere sahip.

23.1 KİLO BALIKAvrupa Birliği’nde kişi başı yıllık ortalama balık ve deniz ürünleri tüketimi. Bu oran dünya ortalaması olan 18.9 kilonun üzerinde. AMA: Türkiye 18 bin 602 balıkçı gemisiyle AB ülkeleri arasında en büyük filoya sahip olmasına rağmen ortalama 8 kiloyla en az balık tüketimi yapılan ülkeler arasında.

480 BİN TONGeçen yıl deniz ve içsularımızda yaptığımız çiftlik balığı üretimi.AMA: Türkiye çiftlik üretiminde AB ülkeleri arasında ilk sırada olmasına rağmen nüfusuna oranla ihtiyacın çok altında. 

 

HABERE OY VER:
Görüntülenme : 0 Yayınlanma Tarihi: 28/08/2016 01:05:40

Haber Yorumları (0)

500

    Acunn.com'u Facebook'ta takip et.

    Acunn.com'un eğlenceli dünyasını yakından takip etmek için Facebook sayfamızı beğenin

    ×
    Son gelişmelerden anlık haberdar olabilirsiniz.

    Acunn.com Bildirim ile, web sitesine girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.