‘Kim derdi ki çocuklar bir gün üzerinde Şakir yazan bir şeyi gururla giyecek?’

Yalnızca çocukların değil, yetişkinlerin de en sevdiği animasyonlardan biri olan Kral Şakir'in yeni filmi 'Kral Şakir: Mikrop Avcıları', Türkiye'nin dijital platformu Exxen'de yayınlanmaya başladı. Filmin yaratıcısı Varol Yaşaroğlu ise, Hürriyet'ten İpek İzci ile bir araya gelip, sorularını yanıtladı. 

Yayınlanma Tarihi: 30.01.2021 13:42
Değiştirme Tarihi: 30.01.2021 13:42
‘Kim derdi ki çocuklar bir gün üzerinde Şakir yazan bir şeyi gururla giyecek?’

Sadece çocukların değil, yetişkinlerin de en sevdiği animasyonlardan biri olan ‘Kral Şakir’in en yeni filmi ‘Mikrop Avcıları’, geçen cuma Exxen’de yayımlanmaya başladı. Bu vesileyle sohbet ettiğimiz animasyon yapımcısı ve karikatürist Yaşaroğlu, “Ben ve kreatif ekibim çocuksu ruha sahip insanlarız; çizgi roman okuyor, çizgi film izliyor, oyun oynuyoruz. Yeni nesle hitap ederken zorluk çekmiyoruz” diyor.

Kral Şakir ilk kez Mayıs 2016’da yayımlanmıştı. Bugün Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki 18 ülkede de gösterimde. Bu karakterlere bugün bakınca ne düşünüyorsunuz?

Kral Şakir’de çocuklara çevre sorunundan cinsiyet ayrımcılığına birçok mesaj veriyor olmamızı başından beri çok seviyorum. ‘Korsanlar Diyarı’ filminde mesela korsanların başına kabasakallı, tek gözü olmayan bir erkek yerine, Müzeyyen adında bir kadın koyduk. Bizde ‘erkek gücü’ diye bir şey yok, ezber bozan şeyler yapmayı önemsiyoruz.

Haber ile ilgili metin girin!.

Karakterleriniz arasında bir biliminsanının olmasını da çok seviyorum ben.

Bunu söyleyen çok kişi var. Yeni filmimiz ‘Mikrop Avcıları’nda pandemiyi anlatıyoruz. Sokağa çıkma yasakları, evlerde hepimizin delirmesi, talan edilen süpermarketler, el yıkama, hijyen... Şakir ve ailesi, gizemli bir şekilde ortaya çıkan bir virüsle mücadele ediyor. Giderek büyüyen virüs tüm şehri ele geçiriyor ve tüm halkı birer birer canavara dönüştürüyor. Mirket’se bulduğu ilaçla salgını sona erdirmek için Şakirlere yardım ediyor.

Hikâyelerinizde iyimserlik ve umut ön planda. Özellikle mi böyle bu?

Ben de herkes gibi zorlu mücadelelerden geçtim. İzmir Gültepe’de doğdum. Orası kurtarılmış bölgeydi ve 12 Eylül’de tankların girdiği dönemin de şahidi oldum. Büyüdüm, bu sefer iş hayatımda zorluklarla karşılaştım ama içimdeki iyimser tarafı korumayı hep başardım. En önemli özelliklerimden biridir hayata iyimser bakmak. Hal böyle olunca, vermek istediğim mesajın bu olması da kaçınılmazdı zaten.

Haber ile ilgili metin girin!.

Bir röportajınızda “Bir zamanlar bana kimse inanmadı, hatta kapılar yüzüme kapandı” demişsiniz.

1999’dan beri bu işin içindeyim. Türkiye’de o dönemde ne animasyon sektörü vardı ne de TRT Çocuk veya Cartoon Network kanalları... Çok zorlandım gerçekten. Bir yayıncıya gittiğimizde, o yayınlara karar veren insanların inisiyatifine kalıyorduk. Benim gibi çizgi film yapmak isteyen birçok insan böyle nedenlerle ya piyasaya küstü ya da yurtdışına çıktı. Çocuklarımız için çok büyük bir kayıp bu. O önemli pozisyonlara çocukların, gençlerin ruhunu çok iyi kavramış kişiler gelmedikçe bu sorunun bitmeyeceğini düşünüyorum.

Kral Şakir kitapları bir okuma devrimi yarattı

Kral Şakir hikâyeleri, çocukların üzerinde nasıl bir etki bırakıyor sizce?

Bir kere Kral Şakir kitapları Türkiye’de bir okuma devrimi yarattı. Beni anne-babaların “Bu çocuk eline kitap almazdı, ilk defa elinde kitap görüyoruz” demesinden daha mutlu eden bir şey yok. Okumaya yeni başlayan çocuklar için bir kitap serisi çıkarmıştık, birinin adı da ‘Afetten Korkma’ydı. İzmir depreminden sonra bir anne “Depremde çocuğum beni soğukkanlı bir şekilde güvenli bölgeye götürdü, beni o yönlendirdi” diye mesaj attı. Bunu nereden öğrendiğini sormuş, çocuk da okuduğu kitabı anlatmış. Bunu duyunca tüylerim diken diken oldu. Dört ay önce Milli Eğitim Bakanı Ziya Bey’le (Selçuk) görüştük. Somut bir adım atılmış değil ama umarım eğitim-öğretimde de bizim yaptığımız gibi eğlenceli yaklaşımlara gidilebilir.

5-6 yaşında ‘Pembe Panter’ izlerken onu neden yetişkinlerin de izlemediğini sorgularmışsınız. Şimdi yetişkinlerin de izlediği animasyonlar yapıyorsunuz. Kendinizle gurur duyuyor musunuz?

Gurur mu bilmiyorum ama dünyalar kadar mutlu olduğum kesin. Bir kitapta ‘İşinizi oyuna çevirin, böylelikle sonsuz bir tatile çıkarsınız’ diye yazıyordu. İşte ben hep o tatilde hissediyorum kendimi.

Böyle bir iş için sürekli hayal dünyasında yaşamak mı gerekir?

Bence evet. Bir kitapta okuduğum ‘Kendi yarattığımız hayal dünyasında her şeyi değiştirmek mümkün’ sözü hep aklımdadır. Benim yaptığım da tam olarak bu. Bir hayal tasarlıyor, sonra onu ‘gerçek’ bir şeye çeviriyor ve bundan hiç yorulmuyorum. Bir zamanlar çocuklar Süpermen, Batman baskılı şeyler giyerdi, şu anda Kral Şakir yazılı tişörtler, çantalar kullanıyorlar. Kim derdi ki çocuklar bir gün üzerinde Şakir yazan bir şeyi gururla giyecek?

Anne-babalar daha ilgili

Bana senaryolarını, çizimlerini gönderen, çizerken hangi programı kullandığımı soran, “Sonraki macerada şöyle olsun”, “Şöyle bir karakter etkileyebilirsin” diye fikir veren o kadar çok çocuk var ki... Mısırlı bir kız bana Kral Şakir çizimlerini gönderdiğinde inanamamıştım. Gözlerini öyle bir evrimleştirmiş ki... Çok profesyonel bir sanatçının, ancak belli bir olgunluk evresinden sonra kendi tarzını koyabileceği bir durumu bu çocuk 8 yaşında başarmıştı. Anne-babalar bu konuya önceki yıllara göre daha ilgili zaten. “Çocuğum yetenekli mi? Kendini nasıl geliştirebilir” diye soruyorlar.

Çocuklara ilişkin tüm trendleri takip ediyoruz

Hem ben hem kreatif ekibim çocuksu ruha sahip insanlarız; çizgi roman okuyor, çizgi film izliyor, çocukların oynadığı oyunları oynuyoruz. Merak duygumuz da kaybolmadığı için çocukların dünyasına ilişkin tüm trendleri severek takip ediyoruz. Arkadaşlarımızın evine gittiğimizde çocuğa “Minecraft’ta neredesin” diye sorduğumda anne-babalar genelde neden bahsettiğimizi anlamıyor ama ben çocukla çoktan ortak bir dil kurmuş oluyorum bile.