Kasları var diye oyuncu olmasınlar

Kasları var diye oyuncu olmasınlar

‘Ne Seninle Ne Sensiz’ oyununun ekibi manken oyunculara karşı olmadıklarını söylüyor: Başlangıç önemli değil; mesai harcayıp kendilerini geliştirsinler. Kasları ve baklavaları var diye oyuncu olmaya kalkmasınlar

‘Ne Seninle Ne Sensiz’ oyununun ekibi manken oyunculara karşı olmadıklarını söylüyor: Başlangıç önemli değil; mesai harcayıp kendilerini geliştirsinler. Kasları ve baklavaları var diye oyuncu olmaya kalkmasınlar

Zeynep Gülmez, henüz bir yıllık evli ve daha cicim aylarında. Yosi Mizrahi iki kez evlenip boşanmış. Fatih Gülnar, altı yıllık evli ve bir çocuğu var. Buket Dereoğlu iki kez evlenip boşanmış ve bir çocuğu var. Gelelim yönetmene... Savaş Özdural da bir kez evlenip boşanmış. Bu beşli; 'Ne Seninle Ne Sensiz' isimli kadın-erkek ilişkilerini ele alan eğlenceli bir tiyatro oyununa imza atıyor. Aile hayatını sürdürenleri ve sütten ağzı yananları bir arada bulmuşken; ilişkiler üzerine konuşalım istedim ve soluğu Kadıköy'deki 'Tiyatro Ak'la Kara'da aldım... Evlilik aşkı öldürüyor mu? ZEYNEP GÜLMEZ: Oyuna gelen çiftlerin yüzde 90'ı, dirseğiyle eşini dürterek 'Bak, sen de böylesin' diyecek ama biz daha komik yanları ortaya çıkarıyoruz. 'Evlenince bir şeyleri değiştirdim' kafasına girerseniz, bu durum aşkı öldürür. Oysaki evlenmeden önceki hayatınızı devam ettirirseniz, uzun süreli ilişki yürütürsünüz. YOSİ MİZRAHİ: Sıradanlık aşkı öldürebilir. Çiftlerin eğlenmeyi sürdürebildikleri sürece aşkın biteceğine inanmıyorum. Çiftlerin arkadaşlıklarını öldürmemeleri gerektiğini düşünüyorum. FATİH GÜLNAR: Aşk dediğimiz şey, ömrü çok kısa süreli olan bir duygudur. O yüzden öldürmek demeyelim de, sevgi ve alışkanlıklar değişiyor. Buna sıradanlaşmak da diyebiliriz. BUKET DEREOĞLU: Evlilik aşkı öldürmüyor ama insanları zombi haline getiriyor. Önceden insanlar birbirine katlanmayı daha çok seviyordu ama şimdi o yok. Dolayısıyla evlenen insanlar acayip bir karakter geliştiriyor. Ben evliliği iki kere denedim, ikisini de gereksiz buldum. Evlilikten ağzı yananları görünce, evlilerin gözü korkmuyor mu? Y.M.: İki defa evlenip boşandım; şu an evlilik yanımdan geçemez. Ben artık evlilik kurumuna inanmıyorum. B.D.: Bundan sonra 'Önce beraber yaşayalım' diyeceğim. Evlilikte, ilişki sıradanlaşmaya başlıyorsa; ben arıza çıkarmaya başlıyorum. SAVAŞ ÖZDURAL: İnsan doğası maymun iştahlıdır. Para kazanırsınız, bir araba alırsınız ve ilk iki ay cillop gibi arabanıza bakarsınız ama sonra çamurdan geçilmez. Sanatçı kimliklerinizin, ilişkilerinize etkisi oluyor mu? Y.M.: Birlikte olduğum kişi de oyuncuysa beni iyi anlar ama başka bir işle meşgulse beni anlaması pek kolay olmaz. B.D.: İnsanlar, 150 kişiyi davet edecekleri düğün için aylar önce hazırlanır ama biz tiyatroda her hafta 150 kişinin karşısına çıkıyoruz ve gelenleri memnun etmek zorundayız. Düğün sahibine sorsan, yorgunluktan bitmiştir ama bizde tempo hep öyle. O yüzden bipolara meyilli insanlarız. Z.G.: Normal olamayız çünkü bizler duygularımızı terbiye ediyoruz. Çok inişlerimiz, çıkışlarımız oluyor ve bunlar tabii ki gerçek hayatlarımızı da etkiliyor. Eski başbakanlardan Tansu Çiller'in eşi Özer Bey evlendikten sonra eşinin soyadı olan Çiller'i kullanmaya başlamıştı. Ünlü erkekler buna cesaret edebilir mi? B.D.: Bunu başka bir Türk erkeğine yaptıramazsınız, çok zor. Dereoğlu soyadını bir erkek alırsa; önünde eğilip 'Vay be, ne soyadım varmış' derim. Y.M.: Özer Bey'in yaptığı marjinal bir hareketti o dönem için. Ama şu an için böyle bir şeyin olması çok abartılacak bir şey değil. Düşünsenize; Jessica Alba ve Yosi Alba... Bence çok iyi oldu. F.G.: Çok uç bir şey değil, rahatlıkla yapılabilir. Z.G.: Bizim erkekler, kadınların soyadlarını almaya meyilli çıktı ama eşimin, benim soyadımı kullanmak isteyebileceği aklıma bile gelmez. S.Ö.: Eğer alacağım soyadı Clinton olacaksa; bunu bir düşünebilirim. Bence kadın da, erkek de başka soyadı almamalı ve kendi soyadıyla yaşamaya devam etmeli. Oyuncuların egosu vardır. Hiç 'Karizmayı çizdiririz' korkusu yaşadınız mı? Y.M.: Televizyonla şöhret olan arkadaşların karizmayı çizdirtmemek gibi bir dertleri var. 'Ben kadın rolü oynamam' diyenler var. Ben dört sene eşcinsel rolü oynadım ve salon doldu, taştı. Hiç karizmayı çizdirdiğimi düşünmedim, aksine egom acayip beslendi. Bir tiyatro oyunuyla sahneye çıkarım, herkes tarafından olumsuz eleştirilirim; işte bu benim için karizmayı çizmektir. Z.G.: Boş insan karizmayı çok güzel çizebilir. Onu nasıl kamufle edersin; kıyafetinle, sporunla, fitliğinle... Fanların olur ve onlar senin ne yaptığına dikkat eder. Bunu yapanlarda genelde mankenlikten gelen isimler oluyor. Mankenlikten oyunculuğa geçenlere karşı bir tavrınız var mı? Y.M.: Podyumdan oyunculuğa geçilebilir amamesai harcasınlar, eğitimini alsınlar. Kasları ve baklavaları var diye oyuncu olmaya kalkmasınlar. S.Ö.: Başlangıç için nereden geldiğin önemli değil. Ama başladıktan sonra kendine hiçbir şey katmıyorsan, orada problem başlıyor. F.G.: Hepimiz halı sahalarda maç yapmışızdır ama sorulduğunda 'Futbolcuyum' demeyiz. Bazı insanlar da oyunculuk yapabilir ama 'Oyuncuyum' diyemez. Bu işte, okullu olmak değil ama ehliyetli olmak önemlidir.OYUNUNUZ İYİYSE TİYATRODAN PARA KAZANIRSINIZ Tiyatrodan para kazanabiliyor musunuz? S.Ö.: Aylık olarak askeri ücretin üzerinde para kazanılabiliyor. B.D.: Kocası olmayan bir kadın olarak tiyatrodan kazandığımla geçinebiliyorum. Z.G.: Lüks yaşayamayabilirsiniz ama standartlarınızı koruyarak geçinebilirsiniz. Y.M.: Oyun iyiyse, tiyatrodan para kazanırsınız. Hiç kendimizi acındırmaya gerek yok. 25 yıldır oyunculuk dışında bir şey yapmıyorum. Evim, arabam, motosikletim ve bankada param var. SGK, vergi ve de kredi kartı borcum yok.

HABERE OY VER:
Görüntülenme : 0 Yayınlanma Tarihi: 09/10/2016 02:03:48

Haber Yorumları (0)

500

    Acunn.com'u Facebook'ta takip et.

    Acunn.com'un eğlenceli dünyasını yakından takip etmek için Facebook sayfamızı beğenin

    ×
    Son gelişmelerden anlık haberdar olabilirsiniz.

    Acunn.com Bildirim ile, web sitesine girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.