Kadınlar Ona Hayran O Eşine

Kadınlar Ona Hayran O Eşine

Yeni dizisi “Bir Çocuk Sevdim”, bir Bülent İnal fenomeni yaratmış durumda. Ama İnal, kadınların bakışlarından çok uzak; her fırsatta sözü eşi Melis Tüysüz’le yaşadığı mutluluğa getiriyor.

Yeni dizisi “Bir Çocuk Sevdim”, bir Bülent İnal fenomeni yaratmış durumda. Ama İnal, kadınların bakışlarından çok uzak; her fırsatta sözü yeni evlendiği, dört aylık hamile eşi Melis Tüysüz’le yaşadığı mutluluğa getiriyor. Ünlü oyuncuyla, Elele dergisi için Ayşe Arman görüştü.70’li yıllarda Şanlıurfa’da büyümek nasıl bir şey...- Benim çocukluğum çok güzel geçti. Kalabalık evlerde, avlularda, damlarda, sokaklarda... Şimdi geriye dönüp bakıyorum, çok eğlenmişim. Tabii 70’li yıllar ülkede büyük sıkıntıların yaşandığı, terörün had safhaya ulaştığı yıllardı, bundan bizim yaşadığımız kasaba da nasibini almıştı. Artık silah sesi ve ölümler hayatımızın bir parçası olmuştu. Maalesef...İnsanın kişiliğine hangi öğeleri katıyor?- İnsan yaşı ilerleyip kendini tahlil etmeye başlayınca, çocukluğunun çok önemli olduğunu fark ediyor. Benim karakterimi şekillendiren en önemli şehir Urfa’dır. Babamın, annemin ve babaannemin Doğu’da şekillenmiş karakterlerinin bir yansımasıydık aslında. Şimdi bende var olduğunu düşündüğüm bütün olumlu vasıflar onların eseridir.Annenize mi, babanıza mı çekmişsiniz? Hangisini daha çok andırıyorsunuz?- Sakin ve sabırlı görüntüm babama benziyor diye düşünüyorum. Ama bu sakin görüntünün altındaki durmak dinlenmek bilmeyen, sürekli hareket halindeki iç dünyam anneme benziyor.BABAMI KAYBEDİNCE ANTİSOSYAL BİRİ OLDUMOyunculuk kanınıza ne zaman girdi? En başından beri kararlı mıydınız, yoksa birçok Türk genci gibi üniversiteye giriş yıllarında kader mi savurdu?- Oyunculuk hayal ettiğim bir meslek değildi. Babam öldükten sonra ailece sıkıntılı yıllar yaşıyorduk. Ben rol modelimi kaybetmiştim, içime kapanmıştım. Antisosyal bir vakaya dönüşmüştüm. Lise son sınıftaydım, bir tiyatro kursu afişi gördüm, içeri daldım ve her şey öyle başladı. Tiyatronun bana iyi geldiğini fark ettim. Beni değiştirdi, daha sosyal biri oldum. Özgüvenimi tekrar kazanmaya başladım. Benim doktorum oldu yani. Sonra da hep doktorumun peşinden gittim.Dokuz Eylül Üniversitesi Tiyatro Anabilim Dalı birinci tercihiniz miydi?- Bir yıl Ege Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde okudum. Fakat tiyatro ağır bastı ve Dokuz Eylül Üniversitesi GSF Tiyatro Bölümü’ne girdim. İyi ki böyle olmuş, sevdiğim işi yapıyorum şimdi.Mektepli tiyatrocusunuz ama biyografinizde oynadığınız herhangi bir tiyatro oyununa rastlayamadım. Hep film ve dizi...- Tiyatro bölümünü bitirince tek amacım ömrümün sonuna kadar tiyatro yapabilmekti. Ya Devlet Tiyatrosu’na girecektim ya da İstanbul Şehir Tiyatroları’na. İstanbul’a gelip bir yıl Devlet Tiyatrosu’nda sözleşmeli olarak çalıştım. Hatta Devlet Tiyatrosu’nun açtığı sınava girdim ama kazanamadım. İzmir’den gelmiştik, kimseyi tanımıyorduk, çok parasızdık. Tam bu sırada televizyonla tanıştım. Ufak tefek roller oynuyordum; o dizide iki bölüm, bu dizide polis, şu dizide zabıta... Öyle böyle geçinmeye başlamıştım. İşte böyle ufak bir rol oynarken Tomris Giritlioğlu görmüş beni, yanına çağırdı “Sana başrol vereceğim” dedi ve dediğini yaptı. Hiç hayalini kurmadığım, hiç beklemediğim bir hayat başladı benim için. Hem maddi hem manevi anlamda çok şey kazandım. Ama hayalim olan tiyatrodan bir hayli uzak kaldım. Bu tamamen benim suçum.ÖĞRENCİLİK YILLARIM HİÇ GÜZEL GEÇMEDİÖğrencilik yıllarınız nasıldı? 80’li yılların sonu, 90’lı yılların başı. Siyasete bulaştınız mı, kaos yaşadınız mı yoksa eğlenceli, bol mavralı bir dönem miydi?- Benim öğrencilik yıllarım hiç güzel değildi. Hiç sevemedim okulu. Zaten ilkokul yılları 80 darbesine denk geldi, hep dayak yedik. Sonraki yıllarda da apolitik yetiştiğimiz için hep ezdiler bizi. Bildiğiniz güdülecek sürüler olmuştuk artık. Biraz biraz İzmirli yıllarımda kendime geldim. Özellikle tiyatro yapmaya başlayınca biraz daha sorgular oldum her şeyi. Mitinglere, protestolara falan katılmaya başladık. Ama 80’li ve 90’lı yıllar genel anlamda öğrenciler için bence goygoyla geçti.Sonunda Bülent İnal oldunuz. Bir isminiz, bir duruşunuz var. Olduğunuz adamdan, kayıtsız şartsız memnun musunuz?- Bulunduğum yerden tabii ki memnunum ama yeterli bulmuyorum.Bülent İnal olmak zor mu oldu, kolay mı? Bu adama çok emek verdiniz mi?- Kendime çok emek harcadım. Bir şey olmak, bu ne olursa olsun kolay değildir zaten. Kendinizi gerçekten tanımalısınız, önce kararlı olmalısınız, çok çalışmalısınız. Her şeyden önce yapmak istediğiniz her neyse ona tutkuyla bağlı olmalısınız. Ben oyunculuk serüvenine başladıktan 12 yıl sonra geçinebilecek parayı kazanmaya başladım. Ama kazanmasaydım, yine oyunculuk yapmaya devam edecektim.EŞİMİ GERÇEKTEN ÇOK SEVİYORUMKendinizi yakışıklı buluyor musunuz?- Çok yakışıklı değilim ama fena da sayılmam. İnsanlarda uyandırdığım duygular beni daha çok mutlu ediyor. Sadece çok yakışıklı denmesinden daha değerli. Evet dışarıdan göründüğüm kadar düzgün ve sakin biriyim. Ruhumda kaynayan bir kazan var ama onu yönetmeyi öğrendim. Beni esir aldığı zamanlarda kendim dahil çok kişiyi üzdüm. Ama artık mutlu, huzurlu ve sakin biriyim.“Evdeki huzur, mutluluk budur” reklamı için seçilmiş olmanızı siz nasıl açıklıyorsunuz?- Çok güzel yazılmış bir reklam metniydi, çok severek oynadım. O reklamdan sonra hep o sıcaklıkta bir evim ve ailem olsun istedim. Öyle de oldu.Kadınları etkilemek konusunda kendinizi kanıtladığınızı düşündünüz mü hiç?- Eski ilişkilerim hakkında konuşmayı sevmiyorum. Şu an benim çok güzel bir karım var, dört aylık hamile, temmuzda bir oğlumuz olacak. Evdeki huzur zenginlik budur!Yaşadığınız nasıl bir aşktı? Ne oldu, nasıl oldu da “Hayatımın geri kalanını birlikte geçirmek istediğim kız bu!” dediniz?- Melis hep gülümseyen, hayata pozitif bakan, mutlu bir kadındı. Yani beni iyileştirebilecek tek kadındı. Huzursuz ruhuma ilaç gibi geldi. Ve beni gerçekten seviyordu. Ben de onu gerçekten çok seviyorum!Aşık olmakla, evli olmak arasında ne fark var?- Bizim için aşık olmakla evli olmak diye bir fark yok. Hem evliyiz, hem aşığız. Hatta evlendikten sonra daha çok aşık oldum.HAMİLE OLDUĞUNU ÖĞRENİNCE AĞLADIMEşiniz, bebek haberini nasıl verdi?- Setteyken aradı beni, “Sana bir hediye aldım” dedi. Ara sıra küçük hediyeler alır, yine öyle bir şey sandım. Metal bir kutunun içinde bir çift bebek ayakkabısı, baba olmakla ilgili kitaplar vs. vardı. Çok güzel bir andı. Dayanamadım, ağladım zaten. Çok özeldi.Çocuğunuz olunca hayatınız değişecek gibi hissediyor musunuz? Korku var mı korku?- Çocuğumuz olunca aile tamamlanacak, daha heyecanlı bir ev olacak. Çok eğlenceli bir süreç başlayacak. Şu sıralar bir çocuk yetiştirmek için kendimi çok hazır hissediyorum. Bunun olmasını biz istedik, hiç korkmuyoruz.Çocuğunuzla ilişkinizin, nesinin babanızla olan ilişkiden farklı olmasını istersiniz?- Babam ben 12 yaşındayken öldü, çok vakit geçiremedik maalesef. Ama muhteşem bir babaydı, inşallah onun kadar iyi bir baba olurum.BIYIK KENDİ TERCİHİM DEĞİLFiziğiniz büyük avantajınız. Bir kere bıyık meselesi var; beğenenler var beğenmeyenler var ama dikkatleri üzerinize çektiği kesin. Bıyık sizin için ne kadar önemli? Kişiliğinizin ayrılmaz bir parçası mı, yoksa önemsiz bir ayrıntı mı?- Ahh şu bıyık mevzuu... Babamın çok yakışıklı bıyıkları vardı, ona çok yakışırdı. Ama benim dizilerle tanışana kadar bıyıkla bir mesaim olmamıştı. Tercih ettiğim bir şey değildi. Bir projede bıyık bıraktım, bütün meslek hayatımı etkiledi. Bıyığın yakıştığı doğrudur ama projeler dışında pek kullanmıyorum.

Haber ile ilgili metin girin!.
Görüntülenme : 961 Güncelleme Tarihi: 01/02/2012 15:28:38
Yayınlanma Tarihi: 01/02/2012 07:04:49

Haber Yorumları (0)

500

    Acunn.com'u Facebook'ta takip et.

    Acunn.com'un eğlenceli dünyasını yakından takip etmek için Facebook sayfamızı beğenin