Joan Baez boğazımızda bir yumru bıraktı

Joan Baez boğazımızda bir yumru bıraktı

Müzik-eğlence sektörünün ülke gündeminden fazlasıyla etkilendiği bugünlerde, Türkiye’yi temsilen dünyanın pek çok ülkesinde konser veren Kolektif İstanbul’un Fransız kurucusu Richard Laniepce’e “Kendi ülkenize dönmeyi düşünüyor musunuz?” diye sorduk. Sorularımızı grubun vokali ve eşi Aslı Doğan ile yanıtladı.

* 10 yıldır Türkiye’de müzik yapıyorsunuz. Tam da darbe girişiminden önce yeni albümünüz “Pastırma Yazı”nı çıkardınız. Yaşananlardan tüm sektörler gibi müzik, eğlence piyasası da etkilendi. Bu günler müziğinizi ve sektörü nasıl etkileyecek?- Richard Laniepce: 10 yıldır çalıyoruz. Festivallerde, sokaklarda, gece kulüplerinde, konser salonlarında, mahalle aralarında. Biz çalarken mutlu olduk, onlar dinlerken. Biz seyircimizi besledik, seyircimiz bizi. Aynısını yapmaya devam edeceğiz.- Aslı Doğan: Gittikçe artan toplumsal gerilimler çok ciddi kutuplaşmalara sebep oluyor ve bizler bu ortamda şarkı söylemeye çalışıyoruz. Tabii ki müzik sektörü ve çalışanları bunun bedelini ödüyor. Ancak bizim tek sıkıntımız iptal olan konserler değil. Müziğin, hatta genel anlamda kültür sanat faaliyetlerinin tamamının “eğlence” sektörü olarak tanımlanması... Müzik, sponsorların elinde herhangi bir sektör gibi açık pazar kurallarına tabi olarak ayakta kalmaya çalışıyor. Kültürle ilişkimizi sorgulamadığımız sürece müzik sektörü her türlü problemin bedelini en ağır şekilde ödemeye devam edecek. Ama tüm bunlar bizi karamsarlığa sürüklemeyecek. Dünya zor bir dönemden geçiyor ve akıl sağlığımızı korumak için müziğe ihtiyacımız var. Nerede, ne şekilde olursa olsun şarkılarımızı söylemeye devam edeceğiz. * Richard, grubun kurucususun, Fransızsın ve 15 yıldır Türkiye’desin. Bir yabancı olarak bu yaşananlarla ilgili ne düşünüyorsun? - R.L: 15 yıldır buradayım, Türkçe konuşuyorum, dolayısıyla da herhangi bir İstanbullu ne düşünüyorsa, ben de aynı şeyleri düşünüyorum. Endişeleniyorum, üzülüyorum, umut ediyorum. Zaten bir şekilde aidiyet hissetmediğiniz bir yerde, pek çok olumsuzluğa rağmen yaşamaya devam etmek istemezsiniz.

* Fransa’ya dönmeyi düşünüyor musun?- R.L: Türkiye’de de bir ailem var, eşim Türk. Yıllardır bir hayatı paylaştığım dostlarım var burada. Dünyanın neresinde yaşarsam yaşayayım Türkiye’den tamamen kopamam artık. * Joan Baez, İzmir’de vereceği konseri “Asla kendimi, grubumu ve ekibimi Türkiye’de yükselen tehlike ve kabusun içine sokamam” diyerek iptal etti. Baez’in sözleri kültür-sanat dünyasında tepki çekti. Siz ne düşünüyorsunuz bu konuda?- A.D: Joan Baez severek dinlediğimiz bir müzisyen olmanın ötesinde neredeyse tüm kariyeri boyunca politik tavrını korumaya çalışmış bir aktivisttir. Ancak konserinin iptali için yaptığı açıklamayı okuyunca herkes gibi bizim de boğazımızda bir yumru kaldı. Bu süreçte konser iptallerine şaşırmıyoruz. Müzik başlangıçta bir isyan da olsa, sesini duyurmaya başladığın anda küçük çaplı bir şirkete dönüşüyor ve müzisyenler de şirket yöneticileri gibi risk yönetimi bağlamında kararlar almak zorunda kalıyor. Joan Baez de turnesini riske atacak herhangi bir risk almak istememiş olabilir. Telaşa kapılmış olmasını anlayabiliyoruz. * Ama “Bizim de boğazımızda bir yumru kaldı” diyorsunuz.- A.D: Daha güzel bir dünya düşleyen insanlar arasında yazılı olmayan bir anlaşma vardır; asla karamsarlığa düşmemek, düştüğünüz anda bile bunu dile getirmemek. Türkiye’de milyonlarca insan Baez’in bahsettiği yükselen tehlike ve kabusun tam ortasında yaşıyor ve umudunu yitirmemeye çalışıyor. İptal haberinin yanında, kısa “daha güzel günlerde görüşmek üzere” ibaresi onu sevenleri çok daha mutlu ederdi.

 

KALAŞNİKOVLARIN ARASINDA KONSER VERDİK
* Montreux’den Afrika’ya, Brezilya’dan Kuzey Irak’a dünyanın pek çok ülkesinde konser verdiniz. Hiç tehlikeli bir ülkede, bölgede seyirci karşısına çıktınız mı? Neler yaşadınız?- A.D: Ciddi riskler almak zorunda kaldığımız bir durum olmadı. 2010 yılında, çatışmaların durulduğu bir dönemde, Erbil’de Positive Vibes Festivali’nde sahne almıştık. Seyirciyle aramızda iki sıra Kalaşnikov vardı. Ancak kısa bir süre sonra ne seyirci ne de biz gördük o silahları. Müzik bazen gerçekten birleştiriyor ve iyileştiriyor. * Grubun kurucusu Fransız, 6 kişilik ekipten 2’si Bulgaristan göçmeni. Yani Fransa-Bulgaristan-Türkiye üçgeninde Anadolu ve Balkan müziği yapıyorsunuz. Kolektif İstanbul’u kısaca anlatır mısınız? - R.L: Kolektif İstanbul 10 yılı aşkın süredir müzik yapan, bu süre içinde de onlarca farklı ülkede yüzlerce konser vermiş, 4 adet de stüdyo albümü kaydetmiş bir müzik grubu. Aslında doğal bir füzyondan ibaretiz. Farklı müzikal geleneklerden geliyoruz ve bir arada düğün repertuvarları üzerine kurulu repertuvarımızı sürekli yeniden yorumluyoruz. İşin içinde biraz caz, biraz funk, bol Bulgar havaları, bol göbek hatta biraz da Keltlik var. Bilinen şarkıları deforme etmeyi de seviyoruz. Son albümümüze adını da veren Pastırma Yazı mesela, herkesin çok iyi bildiği l’Ete Indien şarkısının ta kendisi. Biz Fransız şansonunun bu en romantik ve en ağdalı şarkılarından biriyle göbek de atabilmeyi seviyoruz. - A.D: Bizim müziğimizin içine girmek için önceden hiçbir şey bilmeniz gerekmiyor. Nereli olduğunuz, hangi yılda doğduğunuz, bunların hiçbirinin ehemmiyeti yok... Kendinizi bıraktığınız anda kalabalıkla beraber sahnenin ve müziğin bir parçası olacak ve terleyeceksiniz! Her konserimiz bir düğün aslında, oğlan bizim kız bizim! Sosyal medyada bir dinleyicimizin de dediği gibi; “Akraba düğünlerinden tırım tırım kaçanları, çatır çatır oynatmak” bizim işimiz!

 

ÜNLÜLERE GÖBEK ATTIRDILAR
KOLEKTİF İSTANBUL- ACIMADI YİNE 

* Sözleri Ceylan Ertem’e ait, müziği Bulgaristan’dan olan Acımadı Yine şarkınızın klibinde ünlüler de var. Nedir hikayesi? - Acımadı Yine için çektiğimiz videonun mottosu; oynarsın! Klipte de tam 60 kişi oynadı zaten. Biz yıllardır konserlerde farklı sosyal statüler, farklı kültürler ve farklı yaş gruplarından insanları oynatıyoruz! Ve müziğin gücünü de en çok dans edenlerle hissediyoruz. Pastırma Yazı albümünün iki videosu da bu yüzden dans temalı. İlk klibi Hamamcı Teyze’ye çekmiştik. İki modern dansçının performansı ile anlatmak istemiştik derdimizi. Bu defa 60 kişi bizimle beraber göbek attı. Aralarında Cengiz Bozkurt, Onur Ünsal, Ceylan Ertem, Melike Şahin ve Okan Avcı gibi müzisyen ve oyuncu dostlar da var.

 

 

Görüntülenme : 0 Yayınlanma Tarihi: 27/07/2016 14:09:40

Haber Yorumları (0)

500

    Acunn.com'u Facebook'ta takip et.

    Acunn.com'un eğlenceli dünyasını yakından takip etmek için Facebook sayfamızı beğenin