İsmail Çiydem’den seyahat fotoğrafçılığına sanatsal yaklaşım

Genç yaşta uluslararası başarılara imza atarak ön plana çıkan ve eserleri eleştirmenlerden tam not alan İsmail Çiydem kimdir? Neden Seyahat Fotoğrafçılığını tercih etti? 

Yayınlanma Tarihi: 22.03.2021 10:15
Değiştirme Tarihi: 22.03.2021 10:15
İsmail Çiydem’den seyahat fotoğrafçılığına sanatsal yaklaşım

‘’Ben en çok yollarda mutluyum!’’ diyerek 19 yaşından bu yana dur durak bilmeden seyahat eden İsmail Çiydem, insanları büyüleyen ve onlarda yola çıkma arzusu uyandıran fotoğraflarının arkasında yatan sırları anlattı

Dünya her geçen gün biraz daha dijitalleşiyor. Buna rağmen çok az insan 9/5 işini terk etme cesareti göstererek dijital iş gücü trendinin bir parçası olabiliyor. İsmail Çiydem, 18 yaşında Dijital Göçebeliği benimsemiş genç, cesur sanatçılardan biri. Hayatta en sevdiği iki hobinin mesleği haline geldiğini dile getiren Çiydem, ‘’Benimkisi uzun ve yorucu bir yolculuktu. Dijital göçebelerin arasına katılmak ve finansal özgürlüğümü elde etmek hiç de kolay olmadı. Küçük bir çocukken şu anda yaşadığım hayatı hayal ediyordum ve o küçük çocuğun hayallerine sadık kalmayı başardığım için çok mutluyum. Onun arzuladığı yoldan gittim ve bu yüzden her zaman içimdeki çocukla barışığım.’’ diyerek seyahat tutkusunun çocukluğundan bu yana içinde yattığının altını çiziyor.
 
Son zamanlarda popülerliği artmaya başlayan ve adından söz ettiren fotoğraf sanatçısı İsmail Çiydem, hayatının son döneminde ona ilham veren sanatçının ise Jarrad Seng olduğunu ifade ediyor.

Çiydem ‘’Jarrad, harika bir sanatçı! Onunla zaman geçirmek ufkumu genişletti ve bu eserlerime yansıdı. Onunla arkadaşım Stu Larsen sayesinde tanıştım. Her ikisi de bana ilham veren harika sanatçılar! Mesela Stu Larsen’la ilk defa 19 yaşında Amsterdam’da karşılaştım, sürekli seyahat etmek ve seyahat ederken mesleğimi icra etme fikrini tamamen ondan ilham aldım!’’  şeklinde bu konudaki düşüncelerini açıklıyor.
Haber ile ilgili metin girin!.

Fotoğraf çekerken estetik kaygı güttüğünü, kompozisyonu karmaşık hale getiren nesneleri ayıklayıp eserlerinde sadeliği elde etmenin kendisinin önceliği olduğunu söyleyen Çiydem’in fotoğraflarına bakıldığında çok iyi kompoze edilmiş olduğu açıkça görülüyor. Bununla ilgili olarak şöyle diyor:
‘’Ahenk ve düzen aşığıyım. Fotoğrafları kalabalıklaştıran gereksiz objelere tahammül edemiyorum. Güzel fotoğraflar elde etmek istiyorsanız, zor olanı yapmalısınız; sade ve basit olun.’’ 

Seyahat etmek, yeni yerler görmek ve deneyimlemek insanı baştan aşağı değiştirir. Bu herkes tarafından bilinen bir gerçek. Sohbetimizin ilerleyen dakikalarında seyahat etmenin insana ne kattığı konusuna değindik. 19 yaşından bu yana sürekli seyahat eden 24 yaşındaki genç sanatçının bu konuda söyleyecek çok şeyi vardı:

‘’Belki çok klişe bir söylem ama seyahat etmek gerçekten insanı değiştiriyor. Bir kere kendi hayatınıza farklı coğrafyalardan bakıyorsunuz. Açı değiştiriyorsunuz, ki bu inanılmaz bir şey! Bunu yaparak tünel bakış açısını kırmış oluyorsunuz, sivri yerlerinizi törpülüyorsunuz, ufkunuz genişliyor ve olaylara farklı açılardan bakmayı öğreniyorsunuz. İlk yurtdışı seyahatimi 19’umda bir kış vakti yapmıştım, ki o zamanlar çok para kazanmıyordum ve cebimdeki parayı tasarruflu kullanmak ve daha fazla ülke gezebilmek için bazı ülkelerin parklarında ve tren garlarında yatmıştım. Hostellere 4-5 günde bir duş almak için gidip en fazla 1-2 gün kalıyordum. Elimde sahip olduklarımın dışında başka bir şey yoktu, sahip olduklarımın değerini bilmeli ve onla barışık hareket etmeyi öğrenmeliydim. Bu bana tutumlu olmayı ve azla yetinmeyi en acı şekilde öğretti. Barselona’da parkta yatarken iki Alman sevgili geldi ve yanıma kıvrıldılar, benimle battaniyelerini ve yemeklerini paylaştılar. O kadar mutlu olmuştum ki… Bu pozitif enerji sanırım ölene kadar üzerimde kalacak. Şimdi neredeler bilmiyorum, ama onları hep güzel hatırlıyorum. Bir keresinde Berlin’e giden gece treninde bir İspanyol ile tanıştım. O gün fotoğraf çekmekten yemek yemeye fırsatım olmamıştı, akşam acıkmıştım ve konuşurken bunu şakayla karışık dile getirmiştim. Bana çantasından çıkarıp yemeğini ikram etti, elbette nezaketen ‘’hayır’’ dedim. Ben yemeyince o da yemedi ve İspanyol arkadaş, uyuduğum sırada gece trenden inerken bana yemeklerini bırakmış ve ‘’bol şans dostum!’’ yazan not iliştirmişti. O günler öğrendim ki dünyada hala iyi insanlar var ve yeri geldiğinde birbirlerini kolluyorlar! Sokaklarda yattığınızda, bu gibi durumlarda evinizin, ailenizin değerini daha iyi anlıyorsunuz.

Bu sizi daha ılımlı, daha sorumluluk sahibi birine dönüştürüyor. Hayallerinizi bir bir gerçekleştirdikçe, sonraki kuracağınız hayallerde daha cüretkâr birine dönüşüyorsunuz. Bu da hayatımda seyahatin bana kattığı en önemli şeylerden biri. Çünkü bir kere yaptınız, neden bir daha yapamayasınız ki? İşte bu kararlılık barındıran düşüncüler de özgüveni doğuruyor. Bir karar aldığınızda, daha özgüvenli ve emin bir şekilde hedeflerinize yürüyorsunuz. Yoldayken sürekli kafanızda planlar yapıyorsunuz ve bu planlara sadık kalmaya çalışıyorsunuz. Bu sizi daha planlı ve organize hareket eden biri haline getiriyor. Ben genelde yalnız olmayı tercih ederim seyahatlerimde. Kendimle baş başa kalmak ve özgür hareket etmek beni daha mutlu ediyor. Seyahat ederken sizden farklı giyinen, farklı düşünen, farklı şekilde hareket eden milyonlarca insan göreceksiniz. Zamanla bu farklılıklara alışacak, benimseyecek ve dünya vatandaşı olacaksınız. Dünya vatandaşı olmanın en önemli gerekliliklerinden biri de farklılıklara saygı duymayı öğrenmekten geçer. Farklılıklar, zenginliktir ve zenginlik sadece parayla değerlendirilen bir ölçüt değildir!’’