Zuhal Topal'dan yıllar sonra çarpıcı açıklama: Evlilik programı sunmak bana göre değildi

Hem başarılı bir sunucu, hem ödüllü bir oyuncu hem bir anne Zuhal Topal. 27 yıllık sanat hayatına sayısız başarıyı sığdıran Zuhal Topal’la yaşamını, tecrübelerini, dönüm noktalarını ve daha birçok şeyi konuştuk. 

Yayınlanma Tarihi: 12.11.2021 12:33
Değiştirme Tarihi: 13.11.2021 09:20

Çok özel röportajları acunn.com olarak sizlerle buluşturuyoruz... Daha fazlası için bizleri takipte kalın. 

Röportaj: Şebnem Ber 
sebnember@acunn.com

Sanat hayatınızda 27 yılı geride bıraktınız. Mücadele ettiğiniz, üzüldüğünüz ya da sevindiğiniz zamanlar olmuştur. Nasıl özetlersiniz bu 27 yılı? 
İlk tiyatroyla başladım. Yıllar önce TRT Okul, ilkokul öğretmenim Gülsüm Doğan’la beni bir araya getirmişti. Öğretmenim anneme demiş ki, “Bu kız, ya avukat olur ya oyuncu.” İlkokul 1. sınıfta tek kişilik oyun oynadım ben. O performansım çok beğenilmişti. Doğuştan gelen bir şey vardı bende. O sihir, zaman içinde eğitimle, projelerle şekil aldı. Ve olduğum noktaya getirdi beni. Allah vergisi bir şey. Ailemin maskotuydum, herkesi güldürürdüm. Lisede de okul tiyatrosunu kurdum. Sonrasında Bakırköy Sahne Sanatları Merkezi’nde kursa başladım. 17 yaşımda bir belediyenin tiyatro festivalinde ilk kez sahneye çıktım ve artık orada film koptu. O kadar iyi hissettim ki sahnede kendimi. Ardından Müjdat Gezen Sanat Merkezi tiyatro bölümündeki maceram başladı. Diziler, reklamlar, sinema filmleri, televizyon programları derken 27 yıl oldu. Çok güzel ve keyifli bir 27 yıl. Geriye dönüp baktığımda, “Şu işi de yapmasaymışım” dediğim projeler de oldu. Ama hepsi birer tecrübeydi, hepsi beni geliştirdi ve bugünlere getirdi. Herkesin yaşadığı gibi zor zamanlar da yaşadım.

“İDEALİST VE DELİ GİBİ OKUYAN GENÇLERDİK BİZ”

Bu yola başlarken ünlü olma isteği var mıydı içinizde? 

Hayır, yoktu. Şimdiki gibi değildi o dönemler. Biz tiyatro sevdalıları olarak deli gibi okurduk, oyun seyrederdik. Tek derdim, donanımlı bir oyuncu olmaktı. Yani o zamanlar şöhret yoktu aklımızda, biz idealist gençlerdik. Oyuncu odaklı yetişen bir nesildik. Okulumuz da öyleydi. Ama komediye eğilimim hep vardı. Hatta hocam sürekli, “Güzel komik azdır bizim ülkemizde. Sen onlardan biri olacaksın” derdi. İlerleyen zamanlarla şartların değişmesi, televizyonun parlayıp yükselen bir değer olması oyunculuk kariyerimi ister istemez başka yönlere de taşıdı. 

“EVLİLİK PROGRAMI SUNMAK, BANA GÖRE DEĞİLDİ” 

Oyunculuktan, sunuculuğa geçiş süreci nasıl ve neden oldu? 

Konservatuarın 2. sınıfındayken, Müjdat Gezen Kanal D’de bir program sunuyordu. “Gel seninle sunalım” dedi. Yani ilk olarak Kanal D’de Müjdat hocayla başladı sunuculuk maceram. Çok seviyorum Müjdat Gezen’i. Üzerimde çok emeği vardır. Bu noktaya gelmemdeki mihenk taşlarının en önemlisi. Sonrasında bir gün Kars’ta, eksi 26 derecede film çekerken Birol Güven aradı. Metin Akpınar’la ‘Papatyam’ diye yeni bir projeye başladıklarını ve orada gündüz kuşağı programı sunucusunu canlandırmamı istedi. 1 günde çekeceğimizi söylemişti ama öyle bir senaryo geldi ki 25 sayfa. Sevgili Metin Akpınar’la başladık. 1 bölüm oldu 3 bölüm. O projede gündüz kuşağı sunucusunu canlandırdıktan sonra köşe yazarları beni yazmaya başladı. Ne olduğunu anlamadım. Sürekli gündüz kuşağı sunmam için aradılar. Bir teklif geldi evlilik programından. Başta kabul etmedim. Çünkü benlik bir şey değildi. Tam 6 ay beni ikna etmek için uğraştılar. Sonunda başardılar ve kendimi gündüz kuşağında buldum. 

Haber ile ilgili metin girin!.

“DİZİ VE PROGRAM SÜRELERİ ÇOK UZUN”

Hayatınızın kırılma noktası neydi? 

24 yaşımdayken babamı kaybetmem. 48 yaşındaydı. Benden 10 yaş küçük bir kardeş ve eşini kaybetmiş annemle kaldım. Bu yüzden evi geçindirmem gerektiğini düşündüm. O saatten sonra bir aile babası misyonu üstlendim. Evin hem ablası hem babası oldum. Ve bu yüzden daha fazla para kazanmam gerekiyordu. Babam öldüğünde durumu da iyi değildi. Çok zor zamanlar geçirdik. Bu sorumluluğu kaldırmak için kendi idealist alanımdan çıktım ve işin maddi boyutlarını da düşünmeye başladım. Dolayısıyla televizyon o anlamda daha cazipti benim için. Ama tabii asıl mesleğim oyunculuk. Radyo programı da yaptım, özel gecelerde sunuculuk da, dublaj sanatçılığı da. Hepsi işimin bir parçası.

Öte yandan bizim zamanımızda diziler 40 dakikaydı. Çalışma saatlerimiz ve sistemimiz daha düzenli ve insancıldı. Artık dizi sürelerinin uzaması ve kızım Lina’yı dünyaya getirmem farklı düşünmeye sevk etti beni. Bizde diziler 2.5 saat. Çok uzun. Dünya standartlarına baktığımızda programlar bile uzun bizde. Bir program maksimum 1 saat, dizi de 40 dakikadır. O yüzden sunuculuk benim için daha cazip. Ama oyunculuk bambaşka bir şey. Özlüyorum da. Şu da var, günümüz seyircisinin tercihiyle, içinde yer almak istediğim projeler de çok örtüşmüyor. Hem hayat şartları, hem de bu sebeple sunuculukta devam ettim. Yine oyunculuk yapmak isterim ama komedi olmasını tercih ederim. Şimdilik böyle. Yemekteyiz çok güzel başladı. Sevgili Acun Ilıcalı ve TV8 ailesiyle çalışıyoruz. Reytingler çok iyi gidiyor. TV8 ailesi ve seyircisi bizi çok güzel kucakladı. Seneye de yapmayı düşünüyoruz. 

“İNSANLARIN GÜLMEYE HALİ KALMAMIŞ”

Günümüz seyircisi ne izlemek istiyor? Eski dönemlerdeki komedi dizileri neden artık yok? 
Seyirci profili, toplum çok değişti. 27 yıldan bahsediyoruz. O dönem komedi dizileri revaçtaydı. Sihirli Annem, Geniş Aile, Avrupa Yakası’nı bir düşünsenize. Efsane roller çıkmıştır. Şimdi geldiğimiz nokta çok farklı. Umarım seyircinin gülmeye mecali olduğu zamanlar yine gelir. Şu korona silsilesi, pandemi süreci bitsin. İnsanların gülmeye hali kalmamış maalesef. Ne olursa olsun televizyonda kaliteli işler yapılabilir. Benim kemik bir kitlem var. Komedi ve eğlence anlamında iyi bir alternatif olduğumu düşünüyorum. Zaten bizim programımız da diğer programlara göre eğlenceli ve insanlar izleyip kafalarını dağıtabiliyorlar. 

“ARGO KONUŞMALARDAN UZAK OLSUNLAR” 

Peki çağımızda vazgeçilmez olan sosyal medya hakkında ne düşünüyorsunuz? 

Televizyon şöhret basamağı olmaktan çıktı artık. Eğer ürününü güzel pazarlıyorsan YouTube kanalı da açabiliyorsun, cep telefonuyla içerik de üretebiliyorsun. Bu çağın getirdiği bir durum. Gençlere bakıyorum da, çok zeki ve pırıl pırıllar. Güzel işler çıkıyor sosyal medyada. Benim de beğendiğim, güldüğüm isimler var. Zaten Z kuşağı çok yönlü ve pratik. Kendi işlerini yapmak istiyor. Influencer’lar, YouTuber’lar var. Yapabilen yapsın ve çağın bu fırsatını değerlendirsin bence. Genç kuşak kendi parasını kazanıyor. Bu çok güzel. Ama tabii bunu doğru yollardan yapmak önemli. Çok başarılı olanlar da var, hiçbirimizin tasvip etmedikleri de. Mesela benim en büyük sırrım, disiplinli ve çalışkan olmamdır. Hep planlı hareket ederim. Hiçbir sete geç gitmedim, ezbersiz gitmedim. İş ahlakınız olmalı. İşinize saygı duymalısınız. Şimdiki genç kardeşlerime bunu tavsiye ederim. Bir de kendilerini izleyen milyonların, çocukların olduğunu unutmasınlar. Türkçeyi doğru kullansınlar. Argo konuşmalardan, şiddete yönlendirecek şeylerden uzak olsunlar. Özellikle ergenlik dönemindekiler onlardan çok etkileniyor. Yani Influencer’lar işlerini bu bilinçle yapsın. 

Çocuklara düşkün olduğunuz belli. Kızınız Lina’yla nasıl bir ilişkiniz var?   

Şimdiye kadar yaptığım en güzel şey annelik. Lina’yla birlikte her şey değişti. Tamamlanmamış yanım tamamlandı. Annelik, bir kadının tadabileceği en güzel tecrübe. Ben onu büyütürken, o da beni büyütüyor. Çok olgunlaştım sayesinde. Fren sistemimi geliştirdi. Lina her şey bizim için. Başkasının çocuğu olsa kıskanabileceğim bir çocuk. Bizi hiç üzmüyor ve çok olgun. Bana benzeyen tarafları da var. Çok güldürüyor beni. Oyunculuğa yeteneği var. Ama kendisi daha çok resme meraklı. Babamız müzisyen olduğu için kulağı da çok iyi. Bir ara piyano dersleri alıyordu. Ama biz ona bırakıyoruz, seçimler tamamen onun. Öyle maratoncu annelerden değilim. Büyük bir Masterchef hayranı aynı zamanda. 

“EŞİM, ANNEME EVLAT OLDU”

Aile olmayı nasıl tanımlarsınız? 

Hiçbir zaman işimi ilk sıraya koymadım. Odak noktam kendim ve ailem oldu hep. Babamı küçük yaşta kaybetmiş olduğumdan annem, kardeşim ve ben üçgeni var. Sonrasında Korhan da dahil oldu. Sağolsun çok sahiplendi ailemi. Bir ağabey oldu kardeşime. Benim için aile çok kıymetli. İşim biter bitmez koşa koşa eve giderim. Kızımla vakit geçirmek benim için dünyalara bedel. Her iş seçimimi de ailemi düşünerek yaparım. 

“ACUN ILICALI’YLA YENİ PROJELER YAPABİLİRİZ”  

Zuhal Topal 27 yıllık sanat hayatında tüm hayallerini gerçekleştirdi mi? Yoksa kaldı mı bir şeyler? 

Hayaller bitmemeli bence. Kariyer anlamında çok tatmin oldum. Bundan sonra bir sinema filmi ya da sitcom olabilir. Güzel işler yaptım. Dolu dolu geçti. Artık hayatımdaki önceliklerim farklı olduğu için hayallerimde farklı. Dünyayı gezmek, Lina’yla ve eşimle farklı maceraları deneyimlemek ve bir kitap yazmak istiyorum. Ayrıca eğlenceli bir yarışma programı sunmak isterim. Sevgili Acun ve TV8 ailesiyle bir eğlence ya da yarışma programı yapabiliriz. Acun’la aynı kafadayız bu anlamda, yaptığı işleri çok beğeniyorum. TV8’de olmaktan çok mutluyum. 

İlgili Sayfalar: Magazin