İbrahim Büyükak: Okulun en popüler ve yakışıklı çocuğuydum

Türkiye'nin dijital platformu Exxen'de yeni dizisi İlginç Bazı Olaylar ile izleyici karşısına çıkan İbrahim Büyükak, Hürriyet gazetesinden Hakan Gence'nin sorularını yanıtladı. Son dönemde verdiği kiloların ardından fiziksel olarak bambaşka biri haline gelen Büyükak, çocukluk yıllarından evlilik hayatına kadar pek çok konuda samimi açıklamalara imza attı. Büyükak, 'Güldüren adam 1-0 öndeyse yakışıklı adam 5-0, Kıvanç Tatlıtuğ 8-0 öndedir. 1-0 durumunda her an yenilebilirsin ama 5-0’da bu çok zor' dedi. 

Yayınlanma Tarihi: 17.04.2021 12:40
Değiştirme Tarihi: 17.04.2021 12:40
İbrahim Büyükak: Okulun en popüler ve yakışıklı çocuğuydum

İşte Hakan Gence-İbrahim Büyükak röportajının tamamı:

Ne kadar zayıflamışsın?

20 kilo verdim. 108 kiloydum, 88’e düştüm.

Nasıl yaptın?

İki sene önce ‘Yol Arkadaşım 2’ filmini çekerken son set günü çevremdeki insanlara “Beni böyle son görüşünüz olacak” demiştim.

Neden birden bu kararı aldın?

Boynumun aşağısında adeta bir enişteyle yaşamaktan bıkmıştım. Aslında geçmişte çok zayıftım. Bu işlere girdikten sonra uyku düzenim tam oturmadı, gece yemekleri arttı. Kollarım, bacaklarım ince kaldı ama göbeğim vardı. Sanki gergedanı yemeye çalışmış ama sindirememiş bir piton yılanı gibiydim. Kasım sonunda koronavirüse yakalandım. Tat ve koku almıyordum, “Neden kendimi yemek yemeye zorluyorum” dedim. Ve akşam yemeklerini azalttım, sağlıklı beslenmeye başladım.

Görüntündeki bu değişim hayatında neleri değiştirdi?

Vücudunun ağırlığı çok olunca, enerjinin yüzde 50’si de yediklerini öğütmeye gidiyor. Şimdi iç enerjim daha yüksek.

Kilolu adamlar daha çok güldürür gibi bir algı var. Bu değişim güldürme katsayını etkiler mi?

Normal kilosunda olup iyi mizah yapan dünyada çok isim var. Şaka her zaman şakadır.

Neden kaslı ve çok yakışıklı adamlar komedyen olmuyor?

O adamlar görünüşleriyle yüz güldürdükleri için ekstra bir zahmete girmeleri gerekmiyor. Komedyen ya da mizahçı olmak eksikliklerinden, zaaflarından, kaygılarından, korkularından beslenmek demek. Sadece fiziksel de değil, içsel olarak da olabilir... Kendini eksik hisseden insanın komediye daha yatkın olduğunu düşünüyorum. Bu sebeple yakışıklıların buna çok başvurmayacağı bir gerçek. Onların güldürmeye ihtiyacı yok.

Haber ile ilgili metin girin!.

İbrahim Büyükak: Okulun en popüler ve yakışıklı çocuğuydum

TUHAF BİR ADAMA DÖNÜŞTÜM
Senin eksikliğin neydi?

Benim tuhaf bir geçmişim var.

Nasıl yani?

Ortaokulda okulun en popüler ve yakışıklı çocuğuydum.

Sonra ne oldu?

Ergenlik depresyonuna girdim. Birden sesim, tipim değişti. Aniden varoluşsal şeyleri kafaya takmaya ve sorgulamaya başladım. Çok içime kapandım. Okula gidip eve dönüyor, sadece kitap okuyordum. Üç senem böyle geçti.

Çirkin ördek yavrusunun tam tersi bir hikâye yani...

(Gülüyor) Evet. ‘Ugly Betty’nin (‘Çirkin Betty’ dizisi) tam tersi gibi düşün... Ve en popülerden birden okulun en tuhaf adamına dönüştüm. Ama iyi ki böyle olmuş. Çünkü o dönem okuduğum kitaplar ve kendi dünyamı aramamın faydalarını sonradan çok gördüm. Genç arkadaşlarıma şunu söyleyebilirim: Hayatınızdaki eksikliklere ya da dezavantajlara küsmeyin, onlarla ne kadar barışırsanız kendinizi ileride o kadar daha iyi bulursunuz.

GÜLDÜREN ADAM 1-0 ÖNDEYSE KIVANÇ TATLITUĞ 8-0 ÖNDEDİR

Güldüren adam kadınlar konusunda her zaman 1-0 önde midir?

Güldüren adam olmanın özellikle akıllı kadınlar üzerinde bir avantajı var. Ama güldüren adam 1-0 öndeyse yakışıklı adam 5-0, Kıvanç Tatlıtuğ 8-0 öndedir. 1-0 durumunda her an yenilebilirsin ama 5-0’da bu çok zor.

Kıvanç Tatlıtuğ kadar yakışıklı olmayı mı, yoksa güldüren adam olmayı mı tercih ederdin?

Kendim olmak isterdim. Diğer türlü delirirdim. Düşünsene, seçme şansın var, kafam Brad Pitt’e falan da gider. Ben böyle iyiyim. 37 yaşıma geldim. Bir tık olgunlaşmaya da başladım. Hayatta sağlıklı olup sevdiğin mesleği yapıyor olmak gerçekten büyük şans. Şu anki bu zayıf halim tamamdır.

İbrahim Büyükak: Okulun en popüler ve yakışıklı çocuğuydum

15 YIL BERABERDİK, SONRA EVLENDİK
Yakında baba oluyorsun. Heyecanlı mısın?

Sorma, iki ay kaldı. Çok çok heyecanlıyım.

Bir oğlun olacak sanırım...

Evet, adını da Aslan koyacağız. Bir görsen sürekli bir şeyler alıyoruz. Evin her yerinde şimdiden peluş aslanlar, oyuncaklar, bebek ayakkabıları falan var. Eskiden “Baba olunca anlarsın” derlerdi. Gerçekten öyleymiş. Eşimin hamileliğini duyduğum an, bir duygu yüklenmesi, ultrasonu gördüğüm anda ağlamalar başladı. Mesela detaylı ultrasona gidiyoruz, iç organlara falan bakıyorlar, bir saat kafam ellerimin arasında doktoru dinliyorum ‘inşallah sağlıklıdır’ diye. Bunlar ihtiyacım olan duygularmış. Sanırım ilgi manyağı bir baba olacağım. İyi bir baba olmak için de çok çabalayacağım.

Nurdan Hanım’la üç yıl önce evlendiniz...

Biz aslında 15 yıl beraberdik, sonra evlendik.

Hiç mi kopmadınız?

Bir ara o İstanbul’da, ben Bursa’da üniversite okurken uzaktaydık ama hep ilişkimiz devam etti. Benim hem eşim hem sırdaşım hem de en yakın arkadaşım oldu. Bir ilişki bir sürü şeye dönüştüğünde hayatınızda vazgeçilmez bir yerde oluyor. Bu yüzden mutluyum.

18 yıl boyunca aşk devam edebiliyor mu?

Evet, bu kişiyle alakalı. Uzaktan bakınca zor gibi düşünebilirsin, ilişkisinde dikiş tutturamayanlar inanmayabilir ama benim tarafımdan bakınca olabiliyor.

Eşin psikolog. Oyuncular son dönemde aldıkları psikolojik desteklerden bahsediyor. Sen eşinden bu konuda destek alıyor musun?

Psikolojik desteği organik olarak alıyorum, kaynağından... Aramızda hasta-doktor ilişkisi yok ama onun insan davranışlarını biliyor olması, tespitleri ve dünyaya bakışı yazı yazarken, bir karakter oluştururken beni mesleki olarak çok besliyor. O yüzden eşimin yorumu benim için herkesten daha değerli.

ASLAN BEBEK GELİYOR!

2018’de evlenen İbrahim Büyükak ve Nurdan Beşen’in iki ay içinde kucaklarına alacakları oğullarının ismi ‘Aslan’ olacak.

ÖZVERİLİ OLMALIYIZ 

* ‘Üç Adam’ı bitirmek istedik. Çünkü bir araya gelip yıllarca talk show yapalım gibi bir duygumuz yoktu. Oğuzhan müzik yapmak istiyordu. Eser şov insanı, moderatör olmaktan keyif alıyordu. Ben de yazmak istiyordum. Bireysel kariyerlerimizde ilerleme kararı aldık. Arkadaşlığımız baki, hâlâ çok sık görüşüyoruz.

* Koronavirüse yakalandım. Üç gün hastanede yattım, tedbir amaçlı. Aşırı sıkıntılı olmasa da zor bir dönem geçirdim. Her gün birçok eve ateş düşüyor. Özverili olmayız. Bunlar da geçecek.

SIĞ ÇOCUKTAN BİR ŞEYLERİ ANLAMAYA ÇALIŞAN ÇOCUĞA DÖNÜŞTÜM

‘İlginç Bazı Olaylar’ isimli dizin Exxen’de başlıyor. Bu sefer ne anlatıyorsun?

Bursa’da yaşarken babam yatak satıyordu. “Gel sana bir şirket kurayım” dedi, bir de ev almıştı. Evle iş arası 10 dakika süren, iyi bir gelecek kuracaktı bana. Ama ben bu yolu seçtim. Pandemi döneminde bu kırılma anlarımı düşündüm. Diğer yolu seçseydim ne olurdu? Dizide Bursa’da yaşayan bir İbrahim var. Bütün arkadaşları meşhur olmuş. Oğuzhan’ın klibini izlerken bir yandan yatak satmaya çalışıyor. İlk defa dram-komedi yazdım, gülerken ağlayacağınız sahneler de var.

Senin yaşadığın en ilginç olay neydi?

Babam bir gün bana verdiği ek kart ekstresini önüme koydu, tamamı kitap alışverişi... “Gerçekten bunları okuyor musun” dedi. O hiç kitap okumazdı. Daha sığ bir çocukken bir şeyler anlamaya çalışan çocuğa dönüşmek, içimde başlayan durduramadığım sanat yapma duygusu benim kırılmamdı.

Pandemi döneminde güldürmek daha mı zor, yoksa daha mı kolay?

Son bir yılda bilimkurgu filminin içinde yaşar gibiyiz. Bu dönemde güldürmek çok zor. Ama en kaliteli mizah da en trajik anlardan çıkar. Woody Allen bir filminde “Komedi, trajedi artı zamandır” der. Yaşadığımız dönemlerden ileride çok eğlenceli şeyler çıkacağına inanıyorum ama bu dönemde gülmek biraz zor.

KÜFÜRLÜ MİZAH, KÜFÜRSÜZ MİZAH YOKTUR

Aslen Bursalısın... Nasıl bir hayatın içine doğdun?

Aslında babam Bulgar göçmeni, annem Makedon göçmeni. Ben İstanbul’da doğuyorum ama babam Bursa’da kendi işini kurunca oraya taşınıyoruz ve Bursa’da büyüyorum.

Üniversitede iktisat okumuşsun. Ailende sanatçı yok. Mizah hayatına nereden girdi?

Güzellik yarışmasına giren kızlar hep “Arkadaşlarımın tavsiyesiyle girdim” derler ya, benim de öyleydi. Hep arkadaşlarımı güldürürdüm. Mezuniyet gömleğime bir arkadaşım “Umarım bir gün yolun Yılmaz Erdoğan’la kesişir” yazmış. Altı sene sonra Erdoğan benim hocam oldu. Ailem başlarda “Eli ekmek tutsun” dedi, üniversite tercihlerimi bile onlar yaptı. Ben okurken bir yandan Bursa’da Olay Gazetesi’nde yazmaya başladım. Sonra Gırgır, Leman, Lemanyak gibi dergilerde devam ettim.

Peki Eser (Yenenler) ve Oğuzhan (Koç) bu hikâyenin neresinde?

Eser’le aynı mahallede büyüdük. Eser, İstanbul’a gitti. Oğuzhan’la birlikte kalıyorlardı. O da çok yakın arkadaşım oldu. O dönem Eser ‘BKM Mutfak’a girdi. Beni de çağırdı ama askerlik kararı almıştım. Askerliğin bitmesine 10 gün kala ekranda ‘Çok Güzel Hareketler Bunlar’ tanıtımını gördüm. Tebrik etmek için Eser’i aradım, “Askerlik bitince hemen yanıma geliyorsun” dedi. O dönemde
bin fikirle yanlarına gittim ve kabul gördüm. Sonra ‘Üç Adam’ dönemi başladı. Ama hep hayalim sinema filmiydi.

Son dönem komedi filmlerinde genelde küfür ve argo kullanılırken sen bunu tercih etmiyorsun...

İyi mizah, kötü mizah vardır. Küfürlü mizah, küfürsüz mizah yoktur. Benim de işlerimin içinde iki-üç tane argo vardır ama kulağını tırmalamıyorsa yerine oturmuş demektir. Diğer türlüsü zorlamadır. Zorlama olan küfür de şaka da çalışmaz.

Kötü mizahın en belirgin özelliği nedir?

Şakasının, prodüksiyonun kötü olmasını geçiyorum; sahnede güldürmeye yönelik hiçbir durum yokken sadece karakterlerin birbirine küfretmesi güldürmemekten de öte, izleyeni irite ediyor.