Güzel sunucu Saadet Özsırkıntı: "Beyaz'a koşup ağladığım çok oldu"

Milyonların severek izlediği O Ses Türkiye'nin sunucusu Saadet Özsırkıntı, Acunn.com'a özel açıklamalarda bulundu. İlk projesinin Megastar Tarkan'la olduğunu söyleyen Özsırkıntı, "Beyaz'ı çok seviyorum, ona koşup ağladığım çok oldu" dedi. 

Yayınlanma Tarihi: 16.11.2021 10:33
Değiştirme Tarihi: 16.11.2021 10:33

Röportaj: Şebnem BER 

Hepimiz onu, O Ses Türkiye’nin güzel sunucusu olarak yıllardır izliyoruz. Yarışmadaki samimi tavırları, özel hayatında sansasyonlardan uzak duran, cool duruşuyla dikkatleri üzerine çekti hep. Başarılı sunucunun bir dönem Uğur Dündar’la çalıştığını, muhabirlik yaptığını ve üniversite öğrencisiyken Tarkan’la kamera karşısına geçtiğini biliyor muydunuz? Gelin Saadet Özsırkıntı’nın hayat yolcuğuna birlikte bakalım…

Parlak bir eğitiminiz var. Kolej sonrası Koç ve Maltepe üniversiteleri gelmiş. Sektörde sizin gibi iyi eğitim alanların sayısı çok fazla değil galiba?

Aslında vardır. Çünkü sunuculuk sektöründe eğitimsiz ilerlenebileceğini düşünmüyorum. Öğreneceğiniz çok şey var çünkü. Her şeyden önce diksiyonun çok kuvvetli olması şart. O yüzden sunuculuk için öncesinde eğitim şart. Ama en önemli şey, tecrübe. İşin mutfağında pişmeden başarının geleceğine inanmıyorum. Ben de ilk önce işin mutfağında başlamıştım.

İşin mutfağında derken, televizyon dünyasına ilk adımı nasıl attınız?

Sunuculuk hep hayalimdi. Maltepe Üniversitesi’nde Sosyoloji okurken, hayalimi nasıl gerçekleştirebileceğime dair araştırmalar yapıyordum. Tam o dönem, Uğur Dündar ve Müjdat Gezen’in UM TV isimli okuluna başvurup eğitim almaya karar verdim. Uğur Dündar, Müjdat Gezen, Mine Özbek ve birçok gazeteci hocamız derslerimize giriyordu. Benim için inanılmazdı. Zaten dönüm noktalarımdan biri oldu orası.

 

“BİR GÜN UĞUR DÜNDAR BANA DEDİ Kİ…”

Neden dönüm noktası oldu?

Çünkü okulu bitirdikten sonra CNN’de Tarafsız Bölge’de çalışan hocam Mine Özbek aradı ve sayesinde orada 3 ay staj yaptım. Benim için büyük şanstı. Stajım bittikten sonra da Uğur Dündar’ın başında olduğu Artı 1 kanalı kuruldu. Bir gün telefonum çaldı. Telefonun diğer ucunda bir hocam vardı. “Bir kanal kuruluyor ve senin de orada olmanı istiyoruz. Muhabir olarak başlayacaksın” dedi. Hemen kabul ettim. Her şeyden önce Uğur Dündar var orada. Orada hem muhabirlik yaptım hem de komik videolar diye bir program sundum.

Tabii muhabirlik yaparken, ana haber spikeri olmak da istiyordum. Bir gün Uğur hocamın (Dündar) yanına gittim ve “Ne yapmalıyım” dedim. O da bana, “Kızım sen çok başarılısın ama şu yaşında senden kimse haber dinlemez. Şu an çok küçüksün, kimse sana inanmaz, güvenmez. Biraz yaşın ilerledikten sonra çok iyi yapacağına inanıyorum” dedi.

Uğur Dündar’la çalışmak nasıl bir tecrübe?  

1 sene birlikte çalıştık. Karşımızda dururken bile önümüzü iliklerdik saygıdan. Başka bir his o. Çok sohbetlerimiz oldu. Beni her zaman çok destekledi. Güzel yönlendirmeleri oldu. Zaten Uğur Dündar oradan ayrıldıktan sonra ben de ayrıldım ve akabinde TV8 yolculuğum başladı.

TV8 ile yollarınız nasıl kesişti?

Arkadaş grubumuzla ‘Yetenek Sizsiniz’i izliyorduk. Bir arkadaşım bana dönerek, “Acun Ilıcalı’yla çalışsan ne güzel olur, tam senlik” dedi. Aradan 3 gün geçti ve okulda tam sınava girecekken Artı 1’deki haber müdürüm aradı. Acun Medya’dan benimle görüşmek istediklerini söyledi. O an attığım çığlığı ve sevinci unutamam. Sonrasında beni aradılar ve görüşmeye gittim. Aynı gün bir program için demo çekileceğini söylediler. Gece saatlerinde de “Acun Ilıcalı’yla görüşeceksiniz” diye aradılar. Gece 24.00’de Acun Medya’ya gittim ve kendimi anlattım. Kanala gidip çekimi yaptık ve 1 hafta sonra demo çekimim yayınlandı.

Acun Ilıcalı nasıl bir patron?

İnanılmaz yardımsever. Herkese çok değer veriyor. Özel hayatım da dahil olmak üzere ne sorunum olursa olsun, her şeyimi sorabildiğim bir insandır. Bir yandan ağabeyim, bir yandan da patronumdur. Ondan öğrendiğim çok şey var bu hayatta. İyi ki de onunla çalışıyorum. Ve hala her diyaloğumuzda çok heyecanlanıyorum ve çok geriliyorum. Ağzımdan yanlış bir şey çıkmasın diye.

 

“ACUN ILICALI’NIN SÖYLEDİKLERİNDEN SONRA AĞLADIM”

O saygıdan kaynaklanıyordur… Var mı aranızda geçen ve aklınıza kazınan ilginç bir diyalog?

Kesinlikle. Ama bir yandan da çok samimiyimdir. Hem mesafeli hem samimiyim ona karşı. Çalışanlarına çok özverili davranır. Gerçekten tam bir ağabey gibi…

Bir gün O Ses’in kulisindeyiz. Yayına çıkmadan önce bir program olduğunu ve yapmak isteyip istemediğimi sordu. Ben de yapmak istemediğimi söyledim. “Tamam, nasıl istiyorsan” dedi. Ve ayrıca, “Saadet seni gerçekten tebrik ederim, çok kaliteli duruyorsun ekranda. Ve bu zamana kadar emeklerinle bir yerlere geldin, basamakları teker teker çıktın” dedi. Gözlerimin dolduğu o anı hayatım boyunca hiç unutmayacağım.

Sansasyonel bir kişilik değilsiniz. Mütevazı ve cool bir duruşunuz var. Cool olduğunuzu düşünüyor musunuz, kendinizi nasıl tarif edersiniz?

Onu kendime söyleyemem sanırım. Ben samimi, cana yakın ama medya sektöründe çalıştığım için duvarları olan da bir insanım. Yani hem samimiyeti sağlamaya çalışırım hem de bir mesafem vardır hep.  

Neden medya sektöründe olduğunuz için ilişkilerinizde mesafe koyarsınız?

Öyle olması gerekiyor. Çünkü zor bir meslek. Televizyonda olmak çok zor. Her adıma dikkat etmemiz gerekiyor. Çünkü insanlar sizi seyrediyor ve sizi rol edinen gençler var. O yüzden attığım her adıma dikkat ederim. Öte yandan aileme hiçbir zaman söz getirmek istemem. Bu sektöre girerken aileme kabul ettirmem biraz zor oldu. Biz Adanalıyız ve orası küçük bir yer. Ailem de kentin tanınan bir ailesi. Ama şu an çok memnunlar.

 

“HADDİNİ AŞANLARI YOK EDİYORUM”

Sosyal medyayı da aktif kullanıyorsunuz. O dünya hakkında neler düşünüyorsunuz, bir yozlaşma var mı sizce? Mesela sizi şok eden yorumlar geliyor mu?

Her şeyden önce sosyal medya bir iş alanı haline döndü ve bu sebeple çok mutluyum. Çünkü birçok insan para kazanmış oluyor. Tabii bunu kötüye kullanan insanlar da var. Sosyal medya fenomenleri oluşuyor, ünlenenler ve bu ünü kaldıramayanlar da oluyor. Ama doğru iletişimi kullandığınız zaman bizlere çok fayda sağlıyor. Öte yandan çok şükür bana çok kötü yorumlar gelmiyor. Tabii bazen haddini aşan, çirkin yorumlar geliyor. Onları da zaten hemen yok ediyorum.

Ne tür insanlara tahammül edemez Saadet?

Samimiyetsiz insanlara asla tahammülüm yok. Ayrıca saygısızlığa katlanamam. Yanımdaki insan, herkese saygılı olmak zorunda. Mesela bir garsona davranış şekli benim için çok önemlidir. Erkek arkadaşım olduğu zaman da bunlara çok dikkat ederim. Tavrına ve insanlara saygısına bakarım.

Erkek arkadaş demişken, karşı tarafta sizi en çok etkileyen şey ne olur?

O bence bir enerji. Mesela yakışıklı olup olmamasına bakmam asla. Benim için ailesi ve ailesine nasıl davrandığı daha önemlidir. Bana özverili davranmalı ve fedakar bir ruha sahip olmalı. Mesleğini başarılı şekilde yapması da beni çok etkiler. O gücü severim.

 

“HAYATIMDA SADECE İKİ KERE AŞIK OLDUM”

Peki aşık mısınız ve sizce aşk nedir?

Aşk, inanılmaz bir mutluluktur. Hani güzelleşirsiniz ya, öyle bir şey. Midedeki kelebeklerin uçuşmasını ben yaşadım. Çok uzun zaman oldu gerçi. Hayatımda sadece iki kere aşık oldum, o kelebekler iki kere uçuştu midemde.

 

“UZUN SOLUKLU İLİŞKİLERİN İNSANIYIM”

Ender seven kadınlardansınız o zaman…

Evet, öyle. Tabii yanlış seçimler de yapabiliriz hayatta. Fakat çabuk etkilenen biri değilim. Ona gönlümün akması lazım. O çekim olmalı. Zaten ilişkilerime bakarsam, hepsi uzun soluklu ilişkilerdi. Birini bırakıp, 15 gün sonra başkasıyla aşk yaşayamam. O ben değilim. Yapanlara saygım sonsuz. Ama ben de öyle olmuyor. Vereceğim ve almak istediğim çok fazla sevgi olduğu için sanırım. O yüzden benim açımdan bir ilişkinin başlaması uzun sürüyor ve bitişlerde de çok üzülüyorum. Hepsinde üzülmüşümdür.

Hayal kırıklığına mı uğrattılar sizi?

Hayal kırıklığına uğradığım oldu. Bitişler beni hep üzer. Çünkü bir insanı sahiplenmeyi çok seviyorum ve gerçekten çok sahipleniyorum. Alışkanlık da oluyor ve o insandan kopmak benim için çok zor oluyor. Hayatım hep böyleydi.

Hayatınızda en büyük kırgınlığınız kime oldu?

Çok sevdiğim dostlarıma karşı olmuştur. Sevgili olarak tabii ki kırıldığım zamanlar oldu ama en büyük kırgınlığım çok şey paylaştığım dostlarımla yaşadığım problemlerden kaynaklanmıştır. Tabii iş hayatında da olmuyor değil.

Evlilik hayatına nasıl bakıyorsunuz?

Anne olmayı çok istiyorum. Çocukları çok seviyorum. Arkadaşlarımın bebekleriyle çok vakit geçiririm. Aklımda aile olma fikri her zaman var. Evlenmek, yuva kurmak ve çocuklarımın olmasını çok isterim.

 

“EVLENEYİM VE İKİ ÇOCUĞUM OLSUN”

Gerek mesleki gerekse özel hayatınızda hayalleriniz neler?

Mesleki anlamda, yaptığım işte çok daha başarılı olmak istiyorum. “Saadet gerçekten çok iyisin” denilsin istiyorum. Kendi programımı sunmalıyım. Konuklarım olsun, sohbet edeyim, hayata dair konuşayım. Sosyoloji mezunu olarak iyi bir eğitim aldım. Konuşmak, soru sormak çok sevdiğim bir şey. Ve orada gerçek Saadet’i göreceklerine inanıyorum.

Özel hayatta ise mutlu bir aile kurup, iki çocuğum olsun. Ailemin karşısına, onlarla çok iyi anlaşacak bir damat çıkarmak istiyorum. Tabii bir de ev almak hayalim. Ama ailemden gelecek parayla değil, kendi paramla.

Çok hoş bir yüzünüz var. Sizi neden dizi veya filmlerde göremedik? Oyunculuk teklifleri almadınız mı hiç?

Oyunculuk teklifleri hep oldu. Hem de küçük yaşlarımdan bu yana. Ama kabul etmedim. Hani uçak beklerken bile bir yönetmenle tanışıp teklif aldığım oldu.

 

“HAVAALANINDA O YÖNETMEN YANIMA GELDİ VE…”

Hangi yönetmen o? Neler oldu?

Hilal Saral’la. Uçak bekliyordum bir kafede. Hilal Hanım yanıma gelip selam verdi bana. “Ne kadar hoş bir suratın var, oyunculuk düşünürsen bana ulaşır mısın?” diye sordu. O dönemde de Gaye Sökmen Ajansı’na kayıtlıydım. Hatta ilk reklam filmim Tarkan’laydı. Öyle bir anım oldu Hilal Hanım’la. Geri de dönmedim teklifine. Çünkü oyunculuk zor bir meslek. Düzensiz bir hayatları var oyuncuların. Bütün günleri sette geçiyor ve çok yoruluyorlar. Özel hayatları ve özgürlük alanları çok kısıtlanıyor. Bunlar beni hep korkuttu. O yüzden kabul etmedim teklifleri belki de.

Ancak bir gün Acun Ilıcalı oyunculuk düşünüp düşünmediğimi sordu. Ben de “Hiç düşünmedim ama olabilir aslında” dedim. Yanından ayrılır ayrılmaz oyunculuk kursuna başvurdum ve başladım. Yani bir nevi Acun Bey adım atmama yardım etmiş oldu. Çok istiyorum oyunculuk yapmak da. Ama hala tam karar veremedim. Olursa da iyi bir proje olsun istiyorum.

Hangi oyuncuları beğenirsiniz?

Eskilerden Türkan Şoray favorim. Haluk Bilginer, Demet Evgar, ve Demet Özdemir çok takdir ettiğim oyuncular arasında. Ayrıca Pınar Deniz inanılmaz başarılı bir isim. Keza İlayda Alişan son dizisinde harika. Çok başarılı bence, tam bir genç yetenek.

 

“İLK PROJEM TARKAN’LA REKLAM FİLMİNDE OYNAMAKTI”

Biraz önce ilk projenizin Tarkan’la olduğunu söylediniz. Düşünsenize ilk proje ve Tarkan… Bu kaç insana nasip olur? O proje için ne kadar vakit geçirdiniz onunla?

Evet, ilk reklamım Tarkan’laydı. 17 yaşımda üniversiteye gidiyordum. 16 saat aralıksız aynı seti paylaştık. Tabii o bir kısmındaydı reklamın. Öncesinde dayımdan dolayı da tanıyorum onu. Dayım ressam Ertuğrul Ateş, çok yakın arkadaşıdır Tarkan’ın. New York’ta çok vakit geçirdiler.

Çalışması zor muydu?

Hayır, asla. İnanılmaz rahat biri. Sıfır ego. Herkesle birlikte yemeğini yedi, herkesle aynı yerde oturdu. Çok net hatırlıyorum, çok rahattı. Çok güleryüzlü ve şekerdi.

Peki üniversitede haber spikerliği yapmayı çok istediğinizi de belirtmiştiniz. O hayal devam etmiyor mu?

Şu an için devam etmiyor. Çünkü muhabirlik döneminde çok zor şeyler gördüm. Ve gördüklerim beni biraz yıprattı. O yüzden onun içinde olmak istemedim. Ama hayatın ne getireceği belli de olmaz.

 

“BEYAZ’A KOŞUP AĞLADIĞIM ÇOK OLDU”

O Ses Türkiye nasıl gidiyor? En sevdiğiniz jüri üyesi kim diye sorsam?

Beyaz. Hepsini çok seviyorum ama en çok Beyaz’ı seviyorum. Onunla ayrı bir bağımız oldu. Annem ve babamla da tanıştı. Ondan çok akıl alıyorum. Hayatımdaki idollerimden biri. İnsanlığını çok seviyorum. İnsan gibi insan. Vicdanlı, merhametli, yardımsever… Başıma bir şey geldiğinde ilk arayacağım insanlardan biridir ve “ben ne yapacağım şimdi” diye sorarım rahatlıkla. Bir ağabey, bir dost, bir arkadaş benim için. Bir derdim olduğunda ona koşup ağladığım çok oldu.

Peki sizi ne ağlatır?

Beni her şey ağlatabilir. İnanılmaz duygusal bir insanım. En son geçen gün O Ses Türkiye’deki evlenme teklifinde çok ağladım. Bir de geçen hafta bir dede geldi. Torununun hikayesini anlattı içeride bana. O anlatırken, benim de gözlerim doldu.

En sevdiğiniz özellikleriniz neler?

Ben de, ağabeyim de aile bağları çok kuvvetli büyüdük. Ailemiz bizi vicdanlı ve merhametli olmamız konusunda teşvik etti hep. Vicdanlı bir insan olduğumu düşünüyorum. Empati yeteneğim çok. O Ses’te de aynı şekilde. Mesela insanlar “orada o kadar üzülüyor musun” diye soruyorlar. Gerçekten o anı o kadar çok yaşıyorum ki, yarışmacılar kadar üzülüyorum ya da seviniyorum.

 

 

İlgili Sayfalar: Magazin