Filipinli dadılar anlatıyor: Jetiyle tatile gönderen de var kırılan bardağın hesabını soran da...

Filipinli dadılar anlatıyor: Jetiyle tatile gönderen de var kırılan bardağın hesabını soran da...

Para kazanabilmek için çocuklarını dünyanın öbür ucundaki ülkelerinde bırakıp Türkiye’ye geliyor, başkalarının çocuklarına bakıyorlar. Maddi güçlüklerin içinden çıkıp burada çok lüks hayatların bir parçası oluyorlar. Varlıklı aileler arasında yeni moda, çocukları Filipinli dadılara emanet etmek. Bu trendin peşine düştük, Filipinli dadıların dünyasına girdik.

İstanbul’un en lüks otellerinden birinin lobisi... Bütün masalar dolu; bir tarafta Türkiye’nin en zengin aileleri, bir tarafta dünyanın en fakir ülkelerinden biri olan Filipinler’den, dadılık yapmak üzere gelmiş genç kadınlar... İki grup da heyecanla yeni hayatlarına başlamayı bekliyor. “Benim için en önemlisi, temizlik. Üzeri kirlendiğinde hemen değiştirirsiniz değil mi? Bakın, size bebeğimin bir fotoğrafını göstereyim.” Genç anne, telefonunu çıkarıyor. Müstakbel dadı, ekrana baktıktan sonra “Aa, aynı siz!” diyor. Gülüşüyorlar. Bir süreliğine de olsa artık hayatlarının tamamını aynı çatı altında geçirecekler. Bu anne, Filipinli dadı modasını takip eden binlerce kadından yalnızca biri. Beş yıl önce Filipinli Bakıcı isimli bir şirket kuran Olcay Nazlı Karakuş, bu trendin yükselişe geçmesindeki en büyük pay sahibi. Karakuş; ayda, çoğu yüksek gelir grubundan 100 civarı ailenin bakıcı bulma sorununu çözdüğünü söylüyor.

 

 

AYDA 900-1200 DOLAR

 

Çalışma ve oturma izinleri konusunda danışmanlık hizmeti veren Global Kadro şirketinden Mevlüt Aydoğan, “Ev içi hizmetlerde çalışanların yüzde 70’i Özbek. Türkmen, Kırgız ve Moldov da çok var. Çünkü hem havaalanı vizesi almaları yeterli olduğu için kolayca gelebiliyorlar hem de az maaş aldıkları için çok talep görüyorlar. Ama çoğu bir-iki sene içinde dönmek istiyor. Ve İngilizce bilmiyorlar. A+ diye tabir ettiğimiz kesim, bu iki sebepten Filipinlilere yöneliyor. Azeri, Nepalli, Etiyopyalı, Somalili, Afgan, Bangladeşli dadıysa çok nadir bulunuyor.”

Peki Filipinliler neden Türkiye’ye gelmek istiyor? Uzun yıllar dadılık yaptıktan sonra kendi turizm acentesini kuran Hazel Gültay: “Filipinlerde iyi eğitim alıyoruz. Ama nüfus fazlalığı nedeniyle iş bulamıyoruz. Bulabilenler, ayda 100-200 dolara çalışıyor. Çok basit bir hayat için aylık 400 dolara ihtiyaç var. Bu nedenle bizim orada çalışmak için yurtdışına gitmek çok yaygın. Ama Türkiye’nin onlar için özel bir yeri var çünkü burada hem maaşlar çok yüksek hem de ırkçılık yok.” Karakuş, Filipinlilerin Hong Kong’da 500, Dubai’de 400, Suudi Arabistan’daysa 300 dolar kazandıklarını söylüyor, “Maaşlar Kanada’da ve İngiltere’deyse Türkiye’deki gibi yüksek. Minimum, 800 dolar. Benim personelim 900-1200 dolar alıyor. Bir de haftada bir, izin günlerinde 50 lira...”

 

HER ŞEYİMİZ VAR

 

Filipinli dadılar, Türkiye’de ortalamanın üstünde kabul edilen bu parayı -neredeyse kuruşuna dokunmadan- ailelerine gönderiyor. Gültay, “Filipinlilerin en tipik özelliği şudur; kendileri için yaşamazlar” diyor. Dadılara sorulan “Hayalin ne” sorusuna verdikleri yanıtlar, Gültay’ı doğruluyor: “Anneme ev almak, kardeşime iş kurmak, çocuğumun iyi bir eğitim alması”. Sheeren Taladtad, “En fazla birkaç parça giysi alıyoruz. Paranın kalanını ailemize gönderiyoruz. Çünkü onlara daha çok lazım. Bizim burada her şeyimiz var.”

Evet, dadılar genelde çok varlıklı ailelerin, çok lüks evlerinde yaşıyor. Taladtad bu konuyla ilgili olarak, “Lüks bir yaşamın parçasıyız ama o hayatın bizim olmadığının farkındayız. Bunun bir gün biteceğini biliyoruz” diyor. Üstelik bu ‘rüya yaşam’ kendi içinde çok büyük güçlükler barındırıyor. İngilizce bilmeyen işverenin sinirlenip bağırmaya başlaması mesela... Ya da çocuğun başına gelen bir kazadan sorumlu tutulmak...

Ama elbette zorlukların en büyüğü; özlem... Bir annenin, “Kıskandığım hiçbir şey yok şu hayatta, sadece çocuklarıyla birlikte yaşayan kadınlar...” demesinden daha acı ne olabilir? Kaçırılan doğum günleri, Christmas’lar, mezuniyetler... Hangi Filipinli dadıyla laf buraya gelse gözler doluyor, sesler titriyor.

 

TÜRKİYE’DE BİR GELECEK... NEDEN OLMASIN?

 

Mariafe Rodeo  endişeli, “Bazı çocuklar ‘Annem beni bıraktı’ diye düşünüp isyankâr oluyor. Umarım benimki beni anlar.” 

Her anne çocuğunun anlayacağı yaş geldiğinde onu karşısına alıp bir konuşma yapıyor. Onu neden bırakmak zorunda olduğunu, adına ‘hayatın gerçekleri’ denen şeyi anlatıyor. Deliah, “Kızım bazen bakımını üstlendiğim çocukla çekilmiş fotoğraflarımı görünce ‘Anne, senin kucağında neden ben oturmuyorum da o oturuyor’ diyor. Ne cevap vereceğimi bilemiyorum.”

Kendi çocuğunu geride bırakıp kilometrelerce ötede, bir başkasının çocuğuna bakma psikolojisine bir de biten evliliklerin derdi, tasası ekleniyor. Yurtdışına çalışmaya gidip de evliliğini sürdürebilen çok az. Buraya gelen dadılardan Türkle evlenenler, Türk bir sevgilisi olanlar var. Türkiye’de bir gelecek için “Neden olmasın” diyorlar.

Bu ülkeyi seviyorlar. Türkiye’nin, Ortadoğu ülkelerine benzemediğini, burada bir ‘Avrupa dokunuşu’ olduğunu söylüyorlar. Darbe girişimi, terör eylemleri onları pek etkilememiş; ortak görüşleri, “Olacak olan her yerde olur” şeklinde. Türkleri çok güzel ama fazla duygusal bulduklarını anlatıyorlar: “Halkın pek İngilizce bilmemesi ve çok çabuk fikir değiştirmeniz kötü.”

Başta zorlansalar da zamanla yeni hayatlarına uyum sağlıyorlar. Hepsini hayatta tutan bir amaç var. Gözlerini o amaca dikip başka bir şeyi kafaya takmamaya çalışıyorlar. Ama geride bıraktıkları dünyayı her zaman içlerinde taşıyorlar. 

 

FİLİPİNLİ DADILARIN ‘KRALİÇESİ’ OLCAY NAZLI KARAKUŞ: 'ONA AİLEDEN BİRİ OLDUĞUNU HİSSETTİRİN'

 

** Bu işe nasıl başladınız?

- Bir arkadaşımın çocuğunun Filipinli dadısı vardı. Çeşitli milletlerden çok dadı denemiştim. O Filipinli dadı onlar gibi değildi. O kıza benim çocuğuma bakabilecek bir yakını olup olmadığını sordum. Aylar süren bir uğraştan sonra kuzenini getirttim. Ama kız geldikten üç ay sonra kaçtı. İkinci çocuğuma hamileydim. Meğer iki çocuğa birden bakmaya korkmuş. Hırs yaptım, başka bir Filipinli getirttim. Prosedürü öğrendiğim için yakınlarıma da getirtmeye başladım. Aslında ziraat mühendisiyim ama bu işi yapmaya karar verdim. Bir internet sitesi kurdum. Evde bir yandan yemek yapar, bir yandan insanlara Filipinli dadı bulurdum.

** Pek çok ünlünün, siyasetçinin çocuklarına siz dadı buluyorsunuz şimdi. Nasıl işler bir evin mutfağından çıkıp bu kadar büyüdü?

- Bir gün telefonum çaldı. Bir kadın... İkizleri varmış. “Bulacağınız dadıya nasıl güveneceğim” dedi. “Güvenemezsiniz” dedim ben de; “İnsan bu. Sapık da çıkabilir, hırsız da...” Çok teşekkür etti, “Bütün firmalarla konuştum, herkes bana hayal sattı. Bir tek siz gerçeklerden söz ettiniz. Lütfen hemen birini gönderin” dedi ve adını söyledi. Meğer Türkiye’nin en ünlü oyuncularından biriymiş. Böyle böyle İstanbul piyasasına girdim.

 

O BİR KÖLE DEĞİL

 

** Bütün süreçle sizin şirketiniz mi ilgileniyor?

- Evet. Kızın ülkesinde yaptırdığı sağlık testinden buradaki çalışma izni başvurusuna kadar her şeyi biz hallediyoruz. Ve bunun için kızlardan bir lira bile almıyoruz.

** Dadı verdiğiniz ailelere ne gibi tavsiyeler veriyorsunuz?

- Söylediğim birkaç şey var: O bir köle değil. Ona aileden biri olduğunu hissettirin. Mutluluk verirseniz, mutluluk alırsınız. Hemen sizinle oturtup kuru fasulye-pilav yemelerini beklemeyin, pirinç, tavuk, soya sosu bulundurun. İnternet onlar için olmazsa olmazdır. İzin günü vermek istemiyorsanız ekstra para ödemeniz gerek. Mutlaka ayrı bir odası olsun. Diş fırçası, krem, ped gibi kişisel bakım ihtiyaçlarını siz temin ederseniz iyi olur.

** Aileden biri gibi mi davranıyorlar genelde?

- Ülkesine tatil yapmaya özel jetiyle gönderen de var, kırılan bardağın hesabını soran da... Anadilini özler diye Filipinler kanallarını satın alan ailemiz de var, kendilerine kaliteli peynir alıp dadıya ucuz peynir alan ailemiz de...

** Peki dadılar şartlara kolay uyum sağlayabiliyor mu?

- Genelde evet. Ama tabii bırakıp kaçan da oluyor. Bakanlık işten ayrılmadan bir ay önce haber verme şartı koymalı. Çünkü böyle olunca -ne kadar yapmayın desek de- bazı aileler pasaportlara el koyuyor.

** İlginç şeyler yaşıyor musunuz?

- Tabii. Gecenin bir yarısı telefonum çalıyor. Popstarlarımızdan biri, “Dadımız kaçtı, siz çok iyi dadı buluyormuşsunuz, hemen bize bir tane gönderebilir misiniz” diyor. Ünlülerin hamile olduğunu, boşanacağını ilk ben öğreniyorum.

** Tatsız olaylar yaşanıyor mu?

- Çocuğa şiddet şimdiye kadar hiç olmadı. Ama dadıların yaşadığı birkaç taciz vakası oldu. Geçenlerde evin dedesi bir kızımızı taciz etti mesela.

 

MUTLULUKTAN AĞLIYORUM

Mercy Ortiguez: “Arat’ı ve ailesini o kadar seviyorum ki bazen mutluluktan ağlıyorum. Onlar da isterlerse Arat evlenene kadar onlarlayım.” Şeyda Coşkun (Be Light kurucusu, sağlıklı yaşam koçu): “Çocuğumu bir mürebbiyeye emanet etmek istemedim. Benim için sevgi daha önemli. Eğitimin en iyisini ileride alacak zaten. Mercy, oğlum Arat’a kendi çocuğu gibi bakıyor.”

 

ANNE DEĞİLİM AMA ANNE KADAR SEVEBİLİRİM

Sheeren Taladtad: “Ben anne değilim ama anne olmayan biri de  bir çocuğu kendi çocuğu gibi sevebilir bence.”  Mine Tüner: (The Okra Interiors İçmimarlık firmasının sahibi): “Sheeren, bana özgürlüğümü verdi. Onun sayesinde yeniden günde 18 saat çalışabiliyorum.”

 

BODRUM TATİLİ UNUTULMAZDI

Anna Abrantes: Patronumun evinde, kendi evimdeki gibi rahatım. Birlikte gittiğimiz Bodrum tatili unutulmazdı. Evrim Kırmızıtaş (Remax gayrimenkul danışmanı): “Dadımız  bizim her şeyimiz. Çocuklar beni bırakıp onun kucağına gitmek isteyince inanın, mutlu oluyorum. Demek ki çocuğa verilmesi gereken sevgiyi ve ilgiyi veriyor diye düşünüyorum.

 

BİR SARILMALARI YETER

Margory: Ne kadar yorulmuş olursam olayım, çocuklar boynuma sarıldığında her şeyi unutuyorum. Ekin Yılmaz (Nailist Güzellik Merkezi’nin sahibi) - Aydın Yılmaz (futbolcu): Yabancı dil nedeniyle Filipinli dadı tercih ettik. Dadılarımızdan Margory’nin de küçük bir çocuğu var. Ama bizim çocuğumuzu da en az onun kadar sevdiğine eminiz. Öyle olmasa bir anne-baba olarak hissederdik.

 

EVİMİZE 55 DADI GELDİ, GİTTİFerhan Kaya Poroy (Doğan Burda Dergi Grubu, Yayın Direktörü)

Çocukların büyüme evresinde evimize 55 dadı geldi, gitti. Moldov’undan Gürcü’süne... Filipinli modası o zaman olsaydı, onlarla çalışmayı da düşünürdüm. Büyükada’da yaşamayı beğenmediği için ya da ülkesinde gördüğü savaşın travmasını atlatamadığı için gidenler oluyordu. Kimilerini de -çocuğu pusetle tren yolundan geçirmeye çalıştığı için mesela- ben gönderiyordum. Şimdi çocuklarımın biri 16, biri 14 yaşında. Bizim bakıcı sorunumuz bitti, bu yola yeni girenlere kolaylıklar dilerim. Çocuk büyütmenin en zor yanı bakıcılarla çalışmak.

 

 

KAÇAK ÇALIŞTIRMANIN CEZASI BÜYÜKNoyan Doğan (Hürriyet ekonomi yazarı)

Yabancı çalıştırmanın ilk şartı, işverenin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na internet üzerinden bizzat başvurmasıdır. Bir yıllık çalışma izni harcı 500 lira, süresiz çalışma izni için de gereken tutar 5 bin lira. 58.50 lira da belge ücreti alınıyor. Bir de Sosyal Güvenlik Kurumu’na yapılacak sigorta ödemesi var. Bunun da ortalama aylık prim tutarı 250-400 lira arasında. İzinsiz yabancı çalıştıranlara uygulanan para cezası 6 bin lira. İzinsiz çalışansa sınır dışı ediliyor ve beş yıl Türkiye’ye girişi yasaklanıyor; ayrıca 2.400 lira da para cezası kesiliyor.

 

KAÇAK ÇALIŞAN L.D.: ‘MERHABA POLİS ABİ’

Kaçak çalışınca hastaneye gidemiyorsunuz, otelde kalamıyorsunuz. Patronunuz maaşınızı vermezse hakkınızı arayamıyorsunuz. Ben de bir dönem kaçak çalışmak zorunda kaldım. Her an ülkeme gönderilme korkusuyla yaşıyordum. Yolda polis görünce ya hızlı hızlı uzaklaşmaya çalışıyordum ya da doğal davranayım diye “Merhaba polis abi” diyor, daha çok dikkat çekiyordum.

 

 

YAN YANA UYUMAYI ÖZLÜYORUZ12 kardeşiz. Dördümüz (Sheeren, Michelle, Lake ve Madel Taladtad) Türkiye’de dadılık yapıyoruz. Burada, birlikte olduğumuz için çok şanslıyız. Yine de insan ülkesini özlüyor. Filipinler’deki evimiz çok büyük değil. Orada aynı yatakta yan yana yatıyoruz. En çok bunu özlüyoruz.İZİN GÜNLERİ

Zaman zaman bağlı oldukları şirketin tuttuğu evlerde bir araya geliyorlar. Kendi yemeklerini pişirip dertlerini paylaşıyorlar. Çalıştıkları günlerdeyse mesai bittiğinde -yani çocuk uyuduğunda- internete bağlanıyorlar, sosyal medya en büyük tutkuları.

TENİS ÖĞRETİYOR

Toipah Yasin, Matematik ve fen bilimleri okuduktan sonra ülkesinde bir gelecek göremediği için yurtdışında dadılık yapmaya karar vermiş. Singapur’da, patronu çocuklara öğretmesini istediği için tenis oynamaya başlamış.

ODA DEĞİL, EV

Shereen Taladtad’ın kendi odası değil, içinde mutfağı ve giyinme odası da olan bir evi var. Ülkesinden getirdiği meyve ağaçlarını yetiştirdiği evin bahçesinde arkadaşlarını ağırlıyor.

 

 

HABERE OY VER:
Görüntülenme : 0 Yayınlanma Tarihi: 09/10/2016 01:05:00

Haber Yorumları (0)

500

    Acunn.com'u Facebook'ta takip et.

    Acunn.com'un eğlenceli dünyasını yakından takip etmek için Facebook sayfamızı beğenin

    ×
    Son gelişmelerden anlık haberdar olabilirsiniz.

    Acunn.com Bildirim ile, web sitesine girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.