Farklı dilde mesaj ulaştırmak güzel

Farklı dilde mesaj ulaştırmak güzel

Lübnan asıllı İsveçli şarkıcı Maher Zain’le düet yapan Mustafa Ceceli, “İki erkeğin aşk şarkısı söylemesi sırıtırdı ama ilahi okuduğumuz için ortaya çıkan iş çok beğenildi” dedi. İkili, ilahiyi üç farklı dilde seslendirdi

‘O Sensin Ki’ düetiyle adlarından söz ettiren Lübnan asıllı İsveçli şarkıcı Maher Zain ile Mustafa Ceceli, kardeş gibi olduklarını söylediler. İkili, dört farklı ülkede çekilen klibin insanlara huzur vermesini amaçladıklarını anlattı.

- Bir araya gelme fikri nasıl oluştu?
Mustafa Ceceli: Maher Zain’i bir önceki albümünden tanıyorum. O projede aranjör olarak iki şarkısını düzenlemiştim. Ondan sonra kardeş gibi olduk.

Daha sonra ‘O Sensin Ki’ ilahisini düet yapmaya karar verdik. İlahiyi Türkçe, İngilizce ve Arapça üç dilde söyledik.

- Geri dönüşler nasıl oldu?
M.C: Pozitif yorumlar geliyor. Klip, iki günde bir milyondan fazla izlendi. Bulunduğumuz ayın ruhuna da çok uygun oldu. Seslendirmekten onur duyuyoruz. Bütün denizler mürekkep olsa, peygamber efendimizi anlatamayız. Bir önceki çıkardığım albüm ilahi formatıydı. Dinleyicime yaptığım bir sürpriz olmadı.

Maher Zain: Herkes ilahiyi çok sevdi. Önümüzdeki günlerde Arapça ve İngilizce versiyonu da çıkacak. O zaman daha çok       yayılacağını düşünüyorum. 

- Türkçe bilmemenize rağmen, cümleleri aksansız okudunuz. Bunu       nasıl başardınız?
M.Z: Mustafa bana yardım etti. Daha önce de Türkçe şarkılar söylemiştim. Türkiye’de çok kaldım, o yüzden telaffuzum daha kolay olmaya başladı.

- İki erkek sanatçı düet yaptığı zaman sırıtır aslında... Ama ‘O Sensin Ki’de iyi bir kimya yakalanmışsınız      diyebiliriz.
M.Z: Şarkının kendisi efendimiz hakkında olduğu için otomatik olarak bütün her şeyi geride bırakıyor. Klibin etkisinin de olduğunu düşünüyorum. Ama gerçekten Mustafa’yla kardeş gibiyiz. O yüzden güzel oldu. 

M.C: Seslerimiz uyumlu. Normalde iki erkeğin düet yapması ses uyumu açısından daha kolay. İki erkeğin aşk şarkısı söylemesi sırıtırdı ama ilahi okuduğumuz için ortaya çıkan iş çok beğenildi. Maher, Lübnan kökenli olduğu için gırtlak hareketleri nüaslarını kolay yapıyor. Sadece İngilizce konuşan biri olsaydı belki Türkçe müziği bu kadar iyi söyleyemezdi. Ama Arap müziğine yatkın olmasının faydası oldu.

- Farklı müzik tarzlarınız var.       Çıkan sonucu nasıl buldunuz?
M.Z: İkimizin de kendi takipçileri var. Karşılıklı olarak bu kitleler ulaşmamız güzel. Mustafa’yla daha farklı şeyler yapabiliriz. Dünyada küçük bir grup tarafından İslam’ın gücü çökertilmeye çalışılıyor. Biz yaptığımız işlerde İslam’ın yüzünün ne kadar temiz olduğunu göstermek istiyoruz. Klibimizde Müslümanların herkes gibi birey olduğunu gösterip, insanlara bu mesajı ulaştırmayı hedefledik.

M.C: Müzik evrenseldir. İlahi, pop, sanat ve halk müziği, İngilizce, Arapça yani fark etmez her şeyi söylerim. Müziği seviyorum. Bizim dilimizi konuşmayan insanlara farklı dilde mesaj ulaştırmak güzel. 

- ‘O Sensin Ki’nin klibi izlerken huzur veriyor. Fikir nasıl ortaya çıktı?
M.Z: Dört değişik ülkede çekildi. Dünyadaki Müslümanların günlük hayatlarını göstermek istedik. Dünyanın bir parçasıyız. İç içe ve birlikteyiz. İnsanların izlerken huzur bulmasını istedik. 

M.C: Fikir, klibin yönetmeni Hasan Kuyucu’dan geldi. 35 bin kilometre yol yaptık. Hiç stok görüntü kullanılmadı, hepsi  Kuyucu’nun çektiği görüntüler.  

 ‘Türkiye yaşayabileceğim bir ülke’ 
- Türkiye’deki müzik sektörünü nasıl değerlendiriyorsunuz?
M.Z: Gerçekten muhteşem.   Müzik evrensel bir dildir.

- Türkiye’ye yerleşmeyi düşünüyor musunuz?
M.Z: Kafamda Türkiye’ye yerleşme gibi bir düşünce var. Türkiye yaşayabileceğim bir ülke...

- Beş sene önce de gelmiştiniz. Ne gibi farklılıklar gördünüz?
M.Z: İlk geldiğimde turist gibiydim, şimdi evimde gibi hissediyorum.

- İsveç ile Türkiye arasındaki farklar neler sizce?
M.Z: Çok farklılıklar var. İsveç, çok büyük ülke ama sadece 9 milyon nüfusu var ve o yüzden çok sakin. Türkiye’ninse tarihi, kültür ve yemekleri çok güzel. İsveçliler de Türkiye’ye gelmeyi çok seviyorlar.

 ‘İnsan hayatı her şeyden daha önemli’ 
- Şarkılarınızın fenomen olmasının sırrı nedir?
M.C: İyi bir ekip çalışması... Yola, ‘şöyle büyüyelim’ diye hırslarla çıkmadık. Kalıcı olmak istedim. Çünkü Barış Manço, Sezen Aksu, Ajda Pekkan, Nilüfer, Kayahan ve Nükhet Duru gibi kalıcı olan sanatçıları dinleyerek büyüdüm. Yaptığımız iş arka planda belli bütçelerle hazırlanıyor ama biz duyguyla yaşıyoruz. Duygunun para birimine dönüştürülmesi imkansız. Bir ressamın tablosuna değer biçildiğinde, onun yaptığı işi sınırlamış oluyorsunuz. Sanat, paha biçilmezdir. Şarkı iTunes’daki satılan bedelinin karşılığı değildir. Günümüzde müziğin ücretsiz olarak yayılmaya çalışması yaptığımız işi değersizleştiriyor. Ekmek satın alamayacağımız paraya şarkı var.

- Türkiye’deki terör olaylarından en çok müzik sektörü etkileniyor. Siz ne düşünüyorsunuz?
Terörün her türüne lanet ediyorum, etmeyenin de insanlığından şüphe ederim. Öncelikle terörün yok olması için dua ediyoruz. Ülkemizi koruyan kahramanlar şehit oluyor. Sektörümüz etkileniyor ama insan hayatı her şeyden daha önemli...

- Oyunculuk fikri var mı?
M.C: Çok fazla teklif var. Yakında olabilir.  

Yorumlar | 0
üye profil