Ekranların yeni yıldızı Maral Büyüksaraç'tan itiraf: "Onun karşısında yaprak gibi titredim, nefesim kesildi!"

Yeni neslin parlayan yıldızlarından biri olan Maral Büyüksaraç, genç yaşına rağmen başrole terfi ederek akıllara kazındı. Bu genç ve başarılı yıldızla ona dair merak ettiğiniz her şeyi konuştuk…

Yayınlanma Tarihi: 06.04.2020 11:36
Değiştirme Tarihi: 06.04.2020 11:45
Ekranların yeni yıldızı Maral Büyüksaraç'tan itiraf: 'Onun karşısında yaprak gibi titredim, nefesim kesildi!'

Şebnem Ber (sebnem@acunn.com) 

Önce usta oyuncu Erkan Can ile Özgecan Aslan’ı canlandırdığı ‘Faint Sound’ için kamera karşısına geçti, şimdi de bir diğer usta oyuncu Erdal Özyağcılar’la başrolü paylaştığı ‘Sen Doğmadan Önce’ ile milyonların karşısında. İşte Maral Büyüksaraç ile yaptığımız o söyleşi…

Öncelikle Maral Büyüksaraç’ı anlatır mısınız? Eğitimiz, aileniz, çocukluğunuz…

Annem Alman kökenli. Babam Türk. Babamla İsviçre'de tanışmışlar, ben de İsviçre'de doğdum.
3 yaşımdayken Türkiye’ye gelmişiz. 20 yaşında bir ablam, 2 yaşında bir erkek kardeşim var. Ana okulundan beri hem okuyor hem çalışıyorum. Okulla birlikte oyunculuğu yürütmek elbette zorlayıcı. Yıllardır farklı dizilerde, yapımlarda rol aldım. Setin şartları ve koşullarının ağır olduğu, okula uyduramadığım zamanlar oluyordu. Hiç uyumadan okula gittiğim de oldu. Ama bu anlamda hep şanslıydım. Beni tanıyan yapımcılar, okuluma verdiğim önemi görünce, buna hep özen gösterdi.

Haber ile ilgili metin girin!.

Oyunculuğa nasıl adım attınız? Sizin için ne ifade ediyor? Bir aşk mı, tutku mu? 

Oyunculuğu her zaman çok sevdim. Hatta büyüdükten sonra daha çok sevdim. İstemeseydim devam etmezdim zaten. Çok küçükken anneme televizyonun içine girmek istediğimi söylermişim. Hatta arkasına bakarmışım nasıl girebilirim diye. Annem de “Oraya girilmez” dermiş. Yani daha o yaşlarda niyetimi belli etmişim. 3 yaşında talep benden gelmiş aslında.

Güçlü isimlerle kamera karşısına geçtiniz; Erkan Can, Erdal Özyağcılar gibi… Genç yaşta bunu başarmak size neler hissettirdi? Örnek aldığınız, idol kabul ettiğiniz isimler var mı?

Haldun (Dormen) Hoca ve Tekin Akmansoy ile aynı tiyatro sahnesinde çalıştığım için şanslıyım. Çocuk yaşta sahneye çıktım ve kamera karşısına geçtim. Duygunun bütün olduğunu öğrendim. Bir hikaye anlatırken her şeyiyle yaşıyordu her iki hoca da. Erkan Can’ın iki kere kızını oynama şansını yakaladığım için de çok mutluyum, çok severim onu. Faint Sound’da Özgecan Aslan’ı oynadığım özel bir sahnemiz var mesela. Bir noktada dikkatim dağıldı, gerildim. O anlık kopuşumu hissetti, beni yakaladı ve gözümün içine baka baka verdi bana sahneyi ve tekrar aldı içeriye. Onun da hep söylediği bir şey vardır; “Hiçbir zaman oldum demeyeceksin, her zaman daha iyisi olabilir, hep çalış, üstüne koy, öğrenmeye açık ol.”

Kariyerinizde ulaşmak istediğiniz nokta neresi? Hedeflerinizi anlatır mısınız?

Ressam olmak istiyordum babaannem gibi. Sonra oyunculuğa döndüm. İtalya’da müzik okulunda okumamın da bu anlamda katkısı var tabii ki. Kanal yönetmek istediğim bir dönem bile oldu.

Peki ya hayalleriniz… Mesela yurt dışında bir kariyer yolculuğuna çıkmak istiyor musunuz ya da başka bir alana sıçramak?

En büyük hayalim, oyunculuk avantajımı kullanarak Türkiye'nin arkeolojik değerlerini tanıtmak. Mesela Göbeklitepe'ye gitsek, orada çekimler yapsak, tanıtsak orayı. Çünkü gençler bu konuda hevesli, ülkemizi tanıtmak gençlerin tutkuyla yaklaşacakları bir şey. Gençlerle Türkiye'yi tanıtmak istiyorum. O kadar güzel bir ülkemiz var ki... Yapılan kazılar hep yabancıların elinde, biz gidelim, yapalım, tanıtalım. Eğitimimi, işimi hep birbirine ilişkilendirip hareket etmek istiyorum.

Genç yaşta bu kadar tanınmak size değiştirdi mi? Kimsenin tanımadığı zamanlardaki Maral ile şimdiki Maral arasında bir fark oluştu mu?

Şöhret olmak, tanınmak güzel bir duygu. Seyircilerin takip etmeleri, işime yansıyan tepkileri daha çok motive ediyor. Önemli olan gösterilen bu ilgi ve alakaya layık olmak. Şöhret olmak değil, kalıcılık önemli.

Haber ile ilgili metin girin!.

Özgecan Aslan’ı canlandırmak hangi duyguları yaşattı size?

Çok zor sahne çekilirken kitlendim mesela. Erkan Abi geldi, bir kelime söyledi ve gitti. Ben çözüldüm o tek kelimeyle. Kelimenin ne olduğunu hatırlamıyorum ama pek çok duygu geçişini saniyeler içinde yaşamam ve karşımdakine de hissettirmem gereken bir sahneydi ve sayesinde çözülüverdi. Beni en çok etkileyen bu hikâyenin gerçek olmasıydı. O güne kadar bu durumun varlığından haberdar değildim. Televizyon yok evimizde. Sık gazete okuyan ya da interneti tarayan biri de değilim. Hiçbir şey duymamıştım onlarla ilgili. Tahmin bile edemezdim böyle bir şeyin yaşandığını. Senaryoyu okuyunca ‘Böyle bir şey varsa insanları mutlaka bilgilendirmem gerekir’ diye düşündüm. Bu nedenle kabul ettim.

Şimdi de Sabiha Gökçen rolüyle izleyicinin karşısına çıkacaksınız. Türkiye’nin ilk kadın pilotlarından, Atatürk’ün manevi evladı. Böylesine bir karakteri canlandırmak büyük bir onur olsa gerek. Bu role nasıl hazırlandınız, hayatını okuyup, didik didik ettiniz mi?

Aslında bir karakter yaratırken kendinizin dışında, sizin sınırlarınızın uzağında bir yerden şekillendirirsiniz o karakteri. Sabiha da öyle. Maral’dan azade ve bambaşka biri. Oynadığım karakteri kendimle özdeşleştirmemeye dikkat ediyorum. Onu kalıplara ve Maral’ın doğrularına hapsedersem, o Sabiha olmaz. Ben de Sabiha ortaya çıkarken ona dair 100’e yakın soru hazırladım. Ne renk severden tutun da; yetenekleri, ilgi alanları, hayat felsefesi, sevdiği çiçek, sevmediği yemek gibi sorulara hayal gücümü kullanarak cevaplar verdim. Mesela sevdiğimiz yemekler bile farklı. Maral’dan çıkabilecek en doğru ve gerçekçi Sabiha’yı bulmaya çabaladım.

Sabiha Gökçen’in hayatında sizi en çok duygulandıran, şaşırtan kesitler hangileri oldu?

İlginç ve dikkatimi çeken havacılık okuluna gidip, oradan da Rusya’ya eğitim için gönderilmesi. Atatürk tarafından pilot olması için özel bir eğitim sürecine gönderilmiş. Atatürk’ün olduğu sahnede nefesim kesildi kalbim pır pır atıyor, yaprak gibi titriyordum. Çocuk yüreğimde Ata’mın karşısında olmaktan duyduğum gururu tarif edemem size. Üstelik Sabiha Gökçen’in çocukluğunu canlandırıyor olmak çok heyecan verici. Ve Sabiha çok güçlü bir karakter. Kadın gücünü seyretmeyi seven bir ülkede yaşıyorum.

Sabiha Gökçen’le Maral Büyüksaraç’ın benzer yönleri var mı? 

Sabiha benden bağımsız ve birbirimizi hiç etkilemiyoruz. Ama hümanist ve idealist olmak birbirimize yakın taraflarımız.

Seyirci nasıl bir filmle karşılaşacak? Filmi anlatmanız mümkün mü? 

Bizim gibi genç oyuncuların performansını da görmeliler. İnsanları ağlatalım diye bir hedef gütmedik. Tarihe değineceğiz ama günlük hayatta bunu fazlaca konuşup yaşıyoruz. Geçmişimize sık sık dönüp bakıyoruz. Tarihi bir iş çekmemize rağmen içinde neşenin de, iyiliğin de olduğu bir yapım. Filmde, iyiliğin ve sevginin varlığını vurguluyoruz.

Haber ile ilgili metin girin!.

Sizin gönlünüzde yatan sinema filmleri mi, diziler mi? 

Türkiye’de 1-2 tane daha güzel projede yer aldıktan sonra, 1 yıl Polonya, Almanya ya da İngiltere’ye gidip kendimi geliştirmek istiyorum. Sanatsal anlamda beslenmeye fazlasıyla ihtiyacım var.

Canlandırmak istediğiniz bir isim, oynamak için can attığınız bir karakter var mı? 

Ben küçük yaştan beri Aborijinleri tanımak ve yaşamlarını deneyimlemek istemişimdir. Bu hakkımı bir Aborijin kabilesi için kullanmak isterim.

Maral Büyüksaraç’ın ilk kez bize bahsedeceği sürpriz projeleri var mı? 

Doğru yolda ilerlediğimi hissediyorum. Yapmak istediğim şeye doğru gidiyorum. Ama bunun ucu bucağı yok. Oyunculuğun da bir sınırı yok. Her zaman daha fazlasını isteyebilirsiniz. Hiç oynamadığınız bir rol her an karşınıza çıkabilir. Ya da deneyimli olduğunuzu düşündüğünüz bir alanda çuvallayabilirsiniz. Şu an için yolumda ilerlediğimi düşünüyorum. Çok mutluyum.Önceliğim yeni işim. Şu an için okulum da devam ediyor.

Peki ya aşk… Sizin için ne ifade ediyor? Aşk uğruna kariyerinizi ikinci plana atar mısınız mesela?

Hayatımda kimse yok. Zaten hiç aşık olamadım. Aşk nedir, onu bile bilmiyorum.