Dizi dizi entrika, kumpas ve sızıntı: Ekranda yeni sezona hazır mısınız?

Dizi dizi entrika, kumpas ve sızıntı: Ekranda yeni sezona hazır mısınız?

Beş dil konuşması değil, bence hangilerini bildiği ilginç: İngilizce, Fransızca, Almanca.... Üstüne Rumca ve Kürtçe. Antropolog/sosyolog Prof. Dr. Nükhet Sirman, azınlık, kadın, sömürge sonrası toplumlar alanlarının yanında ‘diziler’ üzerine çalışıyor. Fransa Nantes’taki Institut des Etudes Avancées’de yapacağı kitap çalışması için boşaltacağı Boğaziçi Üniversitesi’ndeki odasında buluştuk, Zeki Müren de ekrandan bizi görse, yüzümüze neler söyleyeceğini konuştuk.

Diziler hayatımızı, giyimimizi, kuşamımızı, siyasi tavrımızı ne kadar etkiliyor?

- Abartma. Dizi ciddi iştir. Ancak eninde sonunda eğlencedir.

‘Çakır’ ölünce cenaze namazı kılınan, ‘Hüsnü Komser’ için helva kavrulan bir toplumda yaşıyoruz ya...

- Sosyolojik olarak baktığında bu, işin eğlencesi, renkli kısmı. Şimdi adını söylemek istemediğim bir dizide korkunç bir tecavüz sahnesi vardı. Otomobil camına kafa sıkıştırmalı... Gazetede okumuştum, birisi böyle bir şeye kalkışmış. Ama böyle bir şey toplum tarafından, kitleler tarafından yapılmadı, sana bunu söylemeye çalışıyorum.

İyi de Hocam, ‘büyük kumpas’ tezgâhlanırken, en çok izlenen dizilerden ‘Kurtlar Vadisi’, olup bitene göndermeler yapan senaryolar çekiyordu. Sizce bu, algıyı yönlendirmez mi?

- Diziler bizi değil, içinde bulunduğumuz atmosfer dizileri şekillendiriyor. Onun dışında televizyonda olan televizyonda kalıyor.

 

Kurtlar Vadisi

 

Yani Ergenekon varken ‘Kurtlar Vadisi’ni izleyeceğiz, kumpas ortaya çıkınca kahraman, Türk bayrağıyla hatta tankın önünde duracak. Öyle mi?

- Bu kadar basit. Daha komplike değil.

O zaman önümüzdeki sezon kumpas, sızma ve entrika hikâyeleri izleyeceğiz...

- Arka arkaya geliyor zaten:  ‘İçerde’, ‘Cesur ve Güzel’, ‘Kertenkele’... . Yani içimize ‘sızmış düşman’ dizileri.

 

Cesur ve Güzel

SAVAŞ VARKEN DOĞU DİZİSİ VAR, BARIŞ OLUNCA BİTİYOR MU?

İçerde

Bir ara ağa, sonra tarih, sonra Ege dizileri seyrettik. Her şey bu kadar basit mi? Ne yaşıyorsak onu seyretmeyi mi seviyoruz?

- Atmosfere göre değişiyor. Bir dönem şunu bile sorduk kendi kendimize: “Savaş varken Doğu dizisi var, barış olunca Doğu dizisi bitiyor mu?” Tamamen ülkenin atmosferine göre... Yapımcılar, senaristler o havayı kokluyorlar...

Yeni trend de kumpas...

- Şimdilik o. İçeride’ diye bir dizi var. Çağatay Ulusoy oynuyor. Mafya polise, polis de mafyaya ‘sızıyor’. İşin komik tarafı şu: Biz biliyoruz ama onlar bilmiyorlar: “Siz kardeşsiniz!” Al sana klasik Türkiye...

Abiler/kardeşler, eskiler/yeniler... Bunlar Türkiye’deki eski ve yenilere tekabül ediyor mu?

- Evet. Eski Türkiye’nin derdi ‘adalet’ti. Yeni Türkiye’nin derdi ‘oyun’. ‘Karadayı’, ‘Kara Para Aşk’, ‘Merhamet’... Bunlar, adaleti arayan dizilerdi. Bir haksızlık var ve ‘bu haksızlık nasıl düzelecek, kim düzeltecek’ derdi tartışılıyordu... Devletin yasası mı, mafyanın yasası mı, ailenin yasası mı, kapitalizmin yasası mı? Yeni Türkiye’nin dizilerindeyse, mesela ‘Poyraz Karayel’de... Bir sürü haksızlık oluyor ama haksızlıklar, o haksızlıkların afişe olmasıyla değil, başka bir kumpasla, oyunla bertaraf ediliyor.

ZENGİN KIZ, FAKİR OĞLAN BİZİM SINIF ATLAMA HİKÂYEMİZ

Poyraz Karayel

Hayatımıza kumpas ve oyun  mu girdi artık yeni Türkiye’de?

- ‘Adalet’ kaygısı çıktı, ‘oyun’ girdi. ‘Poyraz Karayel’ ile birlikte artık adalet umurumuzda değil. Çünkü mafya babası kazansın istedik.

Romanda ‘Orhan Pamuk formülü’ denir ya... İçinde cinsellik olacak,  gizem olacak, din olacak... Dizide de böyle formüller var mı? Nedir bu ‘zengin kız/fakir oğlan’ takıntımız?

- Bizim hikâyemiz bu. Osmanlı’dan beri evliliklere baktığımız zaman, genellikle erkekler, bir üst sınıftan evlenir. Akıllı adam Anadolu’dan kopar gelir, İstanbul Üniversitesi’nde öğrencidir, orada zengin kızı bulur... Sonrası: ‘Çemberimde Gül Oya’... Bütün hikâye bunun etrafında dönüyor. Sınıf atlanacak ama bunun için ne bedel ödenecek? Hangi bedel meşru, hangisi ayıp? Yeşilçam sayesinde biz bunu nokta nokta, virgül virgül biliyoruz.

Hocam bizi neyle suçladığınızın farkında mısınız? Yani toplumumuz evliliği bir sınıf atlama aracı olarak mı görüyor?

- Evliliği, aşkı, hayatı öyle görüyoruz. Engel denilen şey de genellikle bu oluyor. 

 

 

MERYEM UZERLİ ÜZERİNDEN SINIRÖTESİ SINIF KAVGASI VERDİK

Meryem Uzerli

Toplam 200 aile yalıda oturuyor ama dizilere baksanız bütün hayatımız yalılarda geçiyor. Bu nasıl bir şey? ‘Yalı’ televizyonda neyi temsil ediyor?

- Elitliği. Zengin-fakir diye bir ayrım koyuyoruz ya... Şu hissi geçiriyor bize: “Onlar da mutlu değil.” Öyle şeyler yaşıyorlar ki  “İyi ki elit değilim” diyecek hale geliyoruz, rahatlıyoruz.

Bir de ‘mutfak’ var çalışanların oturup dedikodu yaptığı... ‘Mutfak’ neyi temsil ediyor? Onlar da biz miyiz?

- Evet, bu ‘şımarık’ bebeklere bakan, onlara lüzumsuz yere fazla bağlı mutfak takımı... Ama en sonunda bu iki takımın arasındaki farkların yok olup bütün karakterlerin eşit öneme gelmesi var. Üsttekiler yavaş yavaş ortaya iniyor, alttaki karakterler yavaş yavaş önem kazanıyor. Türkiye’nin arzusu nedir? Her yerde olduğu gibi ‘imtiyazsız toplum’ değil mi?

Ne diyorsunuz Hocam, bu sezon komünizm mi gelecek?

- Hayır. Bu, ‘rövantikasyon intikam’. Mesela ‘Gülümse Yeter’ diye bir dizi var. Adam çok zengindi. Şimdi düştü, gitti, şoförünün evinde oturuyor...

Toplumsal rollerin intikamını dizilerde alarak mı rahatlıyoruz?

- Evet, bu bir intikam duygusu ve rahatlatıyor.

 

Muhteşem Yüzyıl

O zaman Meryem’le (Uzerli) yaşadığınız neydi, geriye dönüp bize anlatsanıza.

-  Zavallım ya...

Siz öyle mi görüyorsunuz? Birçok kişi için “Oh iyi oldu, dizisi de tutmadı...”

- Hadi ya?

E tabii: “Şımarık, sen gel, bir senede Türkiye’de parayı kır, sonra neymiş ‘tükenmişlik sendromu’... Paran bitince de tekrar geri dön...”

- Bu ne biliyor musun? Bu tam da demin anlattığım avam-havas kavgasını yurtdışına taşımak!

‘Meryem’ üzerinden sınırötesi bir sınıf savaşı...

- (Gülüyor) Farkında değil misin? İnanılmaz bir intikam duygusu... Otobüsteki kadına uçan tekme atıyorsan, demek ki bilinçaltında bir yerlerde cevaz buluyor bu hareket.

Hocam bugünle o kadar ilgisi var mı? En solcu bildiğimiz Yılmaz Güney’lerle başlamadı mı elitizm düşmanlığı: Bütün zenginler esrar içer, yolda insan ezip kahkaha atarak kaçarlar...

- Doğru. ‘Arkadaş’ filmi tam da buydu. Türk sinemasının ilk havuzlu filmi...

 

KADIN HİKÂYELERİ KADINLARI BİLE İLGİLENDİRMİYOR

Kiralık Aşk

“Türkiye kadın değil, erkek hikâyesi izliyor” diyorsunuz. Neden? Biz erkek hayranı bir toplum muyuz? - Kadınların hikâyesi kimseyi ilgilendirmiyor. Bunu söylemek acı bir şey ama kadınları bile. Bir de kadın dizilerinin çoğu zor hikâyeler. İnsanlar daha düz şeyler istiyor. ‘Kiralık Aşk’ çok ilginç bir şey yaptı mesela ikinci sezon.Ne yaptı?- Birinci sezonda bir kadının, bir erkeğin peşinden koşmasını gösteriyordu. Ve kadın suçluydu. Yalan söylemişti. İkinci sezon açıldı, bu kez adam pişman ve kadına hak vererek pişman. Ve suçluyla suçsuz yer değiştirdi; eski suçlu suçsuz; eski suçsuz suçlu oldu. Şimdi kadının arkasından erkek koşturuyor ve kadın dimdik duruyor. Bakalım bizim toplum bunu kabul edecek mi? Eskisi kadar seyredilecek mi? Bu da benim sorum olsun.

 

MERAL OKAY BAŞKA BİR ŞEY...

Süper Baba

Türk televizyonculuk tarihinde bizde en çok yer etmiş dizi hangisidir sizce?- Çok zor bir soru. İnsandan insana değişir ama ‘Süper Baba’ çok etkiledi insanları. Bir babanın çocuklarına bakabilmek için ortalığı yıkması...Peki ‘Muhteşem Yüzyıl’?- ‘Muhteşem Yüzyıl’ çok etkileyiciydi tabii ki ama ‘Kösem’ o kadar değil.İkisi çok benzer. Fark nedir?- Oyunculuk ve müthiş bir senaryo temposu... Meral Okay başka bir şey tabii ki. Senaryo çok önemli dizilerde. Yok Sultan Ahmet, şimdi Dördüncü Murat başlıyor. Kimse onları seyretmek istemiyor ki. Herkes en ‘muhteşem’i seyretmek istiyor.

DİZİLER HEP MUHAFAZAKÂRDIHerkes, “Diziler muhafazakârlaştı” diyor...- Evet, bu çok dillendiriliyor ama bunu söylerken belli bazı şeylere dikkat ediyorlar. Mesela kadınlar dekolte giyiyorlar mı, içki içiliyor mu, öpüşme var mı yok mu... Evet, bunlar azalıyor ama hikâyelerinin hiçbiri muhafazakâr değil. Doğru, bazı kanallarda muhafazakâr hikâyeler anlatılıyor, mesela aile değerlerinin üstün tutulması gibi... Ama bizim bütün dizilerimiz en başından, ta ‘Bizimkiler’den itibaren aynı geleneksel değerlerin yanında durdu.

 

HABERE OY VER:
Görüntülenme : 0 Yayınlanma Tarihi: 02/10/2016 01:07:40

Haber Yorumları (0)

500

    Acunn.com'u Facebook'ta takip et.

    Acunn.com'un eğlenceli dünyasını yakından takip etmek için Facebook sayfamızı beğenin

    ×
    Son gelişmelerden anlık haberdar olabilirsiniz.

    Acunn.com Bildirim ile, web sitesine girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.