Çok kötüsün Uzay!

Çok kötüsün Uzay!

Televizyon izleyicisinin “Muhteşem Yüzyıl”la keşfettiği Serhan Onat, şimdi Kanal D’nin sevilen dizisi “Bodrum Masalı”yla ekranda... Onat, dizide canlandırdığı Uzay karakteri için “Senaryoyu ilk okuduğumda herkesin verdiği o tepkiyi verdim, kendi kendime ‘Çok kötüsün’ dedim. Fakat üçüncü bölümle birlikte fark ettim ki elimde inanılmaz çeşitli bir karakter var” diyor.

* Dünyanın birçok ülkesinden bambaşka şehirlere uzanan bir hayat hikayeniz var. Nasıl oldu bu geçişler? Bize biraz kendinizden ve çocukluğunuzdan bahseder misiniz?- 1994 yılının Mayıs ayında İzmit’te, çekirdek bir ailenin dördüncü ferdi olarak dünyaya geldim. İlkokul ve ortaokul yıllarımı İzmit’te geçirdim. En güzel yıllarımdı diyebilirim; hiç bitmeyecek dostluklar kazandım, aşık oldum, hayatımın temelini bu yıllarda attım.

* Tiyatro ve oyunculuk bu serüvene hangi noktada dahil oldu?- Aslında benim hikayem, tiyatroya götürülen küçük bir çocuğun kulisi merak etmesi ve o kulisi görebilme serüvenidir. 5 yaşımdan itibaren Kocaeli Şehir Tiyatroları’nda ve çevre tiyatrolarda sayısız oyun izledim. Çocukken tiyatro sahnesi bana çok büyüleyici gelirdi. Şimdi fark ediyorum ki hayatımın en önemli kararını o zaman almışım: Oyuncu olmak. Bu süreç şehir tiyatrolarında oyun izleyerek, drama ve dans dersleri alarak, hayal kurarak geçti. Lisedeyken babam görev nedeniyle Çin’e gitti, ablam da okumaya Amerika’ya. Annem ve ben sürekli Çin’e gidiyor, babama destek olmaya çalışıyorduk. O yıllarda müzikalle tanıştım, inanılmaz etkilendim ve dans derslerime ağırlık verdim. Bir yandan da oyunculuk dersleri devam ediyordu. Tan Sağtürk’ün burs teklifiyle yolum İstanbul’a düştü. İstanbul’da çok değerli hocalarla çalışıp konservatuvar sınavlarına hazırlandım ve profesyonel olarak işe atıldım. * Ya konservatuvar?- Babam ve annem yine babamın işi gereği Tel-Aviv’e gitti, bense okulu kazanıp Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü’ne yani Eskişehir’e... Üniversite yıllarım ailemin yanına gitmek, yurtdışına çıkıp oyun izleyip ve workshop programlarına katılmak, İstanbul’a dizi seçmelerine katılmak ve derslerime çalışmakla geçti. Yani yorucu ama çok verimliydi.* Dizi dünyasına geçiş nasıl oldu?- Dizi serüvenim “Muhteşem Yüzyıl”la başladı. Şimdi “Bodrum Masalı”yla çok keyifli bir şekilde devam ediyor.MESLEĞİMDEN SONRAKİ EN BÜYÜK TUTKUM DENİZ* “Bodrum Masalı” bomba gibi başladı, çok beğenildi gerçekten. O projeyle ilgili neler söylemek istersiniz?- Mesleğimden sonra ikinci büyük tutkum deniz ve teknelerdir. İlk set günüm bir teknede, ikinci set günüm bir gemide geçtiğinde bunun bambaşka bir iş olacağını hissettim zaten... Set denizden karaya taşındığında da bu heyecan bitmedi, aksine daha da arttı. Sımsıcak hikayesi, doğru seçilmiş cast’ı ve inanılmaz güzel ekibiyle “Bodrum Masalı” çok iyi bir iş. Enerjisiyle herkesi içine alıyor.* Başarısının temelince sizce neler var?- Öncelikle çok iyi bir senaryo ekibimiz var. Ayrıca çok iyi bir yapımcı ve yönetmenle çalışıyoruz. Bodrum gibi stresin uğramadığı, havası ve doğasıyla insanın içini açan harika bir yerde çalışıyoruz. Geriye sadece iyi oynamak kalıyor... İnanın insan bu kadar mutlu olduğu yerde onu da rahatlıkla yapıyor.* Senaryo geldiğinde dikkatinizi çeken ilk detay ne oldu?- Senaryo geldiğinde bir önceki işim daha yeni bitmişti ve dinleniyordum. İlk iki bölümü okuduğumda, herkesin verdiği o tepkiyi verdim ve kendi kendime “Çok kötüsün” dedim. Fakat üçüncü bölümle birlikte fark ettim ki elimde inanılmaz çeşitli, renkli bir karakter var... Adam çok aşık, annesini ve öz babasını kaybetmiş, çok zeki, çok esprili, çok enerjik, şaşıracaksınız ama çok duygusal vs... Bir de baktım ki Uzay için kullanacağım her şeyin başına “çok” ekliyorum. Uçlarda ve gerçekten çok yönlü bir karakter. Bu her oyuncu için bulunmaz bir nimettir. Dolayısıyla hemen kabul ettim...* “Bodrum Masalı” ve Uzay ile ilgili tepkiler nasıl?- İlk bölümler yayınlanırken ben yurtdışındaydım. Durumun çok da farkında değildim. Dönüşte, uçakta başlayan ilgi havalimanında arttı, şaşırdım. Şu an herkes seviyor ve ilgi gösteriyor. Bugüne kadar kötü, rahatsız edici hiçbir tepki ya da yorumla karşılaşmadım. Herkes hem çok sinir olup hem de çok sempatik bulduğunu söylüyor. Oyunculuğum hakkında övgüler ise beni dünyanın en mutlu insanı kılıyor.

 

İDOLÜM KESiNLiKLE ROBERT DE NIRO

* Hayatınızda sıralama yapsanız oyunculuk kaçıncı sırada olur?- Ailemden sonra tabii ki birinci... Meslek hayatımda başarılı olamazsam, kendimi mesleğimle tatmin edemezsem, sosyal hayatımda da mutlu bir insan olamam.* Özellikle canlandırmak istediğiniz bir karakter var mı?- Canlandırmak istediğim bir değil birçok karakter var. Aşık da olurum katil de, bir evsizi de canlandırmak isterim uçlarda yaşayan psikopat birini de... İçimde sürekli bir karakter çıkarma arzusu var. Bu yüzden tek bir rol ya da karakter söyleyerek kendimi sınırlandırmam.* Sizin kaçırmadan takip ettiğiniz bir dizi var mı?- Şu an için buna pek vakit bulamıyorum. Boş zamanlarımı daha farklı değerlendiriyorum. Senaryo çalışıyorum, denize açılıyorum, ailemi ve arkadaşlarımı görüyorum. Ama fırsat buldukça yeni başlayan dizileri izlemeye çalışıyorum tabii... Sadık bir izleyici olamasam da fikir sahibi oluyorum en azından. * İdolüm dediğiniz bir isim var mı?- Kesinlikle Robert De Niro...

 

HAYATTAN HAZ AL VE BUNUN İÇİN SINIR TANIMA

* Oyunculuk dışındaki en büyük hayaliniz nedir?- Bunu söylemek için daha erken ama zamanı geldiğinde aile kurmayı çok istiyorum. Baba olmak dünyanın en güzel şeyi olabilir. Bir de hayallerimde yelkenli tekne var, bir gün ona sahip olmayı da çok istiyorum.* Hayat felsefeniz nedir?- Mutlu olduğun yerde, mutlu olduğun insanlarla, mutlu olduğun şeyi yap. Kısacası hayattan haz al ve bunun için sınır tanıma!

 

HABERE OY VER:
Görüntülenme : 0 Yayınlanma Tarihi: 29/09/2016 01:46:07

Haber Yorumları (0)

500

    Acunn.com'u Facebook'ta takip et.

    Acunn.com'un eğlenceli dünyasını yakından takip etmek için Facebook sayfamızı beğenin

    ×
    Son gelişmelerden anlık haberdar olabilirsiniz.

    Acunn.com Bildirim ile, web sitesine girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.