Çocukluk Bahçeme Geri Dönüyorum

Çocukluk Bahçeme Geri Dönüyorum
Yayınlanma Tarihi: 12.10.2011 09:08 | Değiştirme Tarihi: 12.10.2011 11:23

Oyuncu ve yazar İclal Aydın; 15 yıl boyunca ara verdiği sahnelere, tek kişilik oyunuyla geri dönmeye hazırlanıyor.

İclal Aydın önceleri, "Nasıl yapacağım?" diye çok korktuğunu ama sahneyi çocukluk bahçesi gibi gördüğü için bu korkusunu yenmeyi başardığını söylüyor...Köşe yazarı, yazar ve oyuncu İclal Aydın, tek kişilik oyunuyla seyirci karşısına çıkmaya hazırlanıyor. İlki 22 Ekim'de, BKM'de sahnelenecek oyunda, hayatında biriktirdiği hikayeleri anlatacağını söyleyen Aydın'la; projesini konuştuk...Bu proje ne zamandır aklınızdaydı?Aslında uzun zamandır gündemde olan, hatta İzmir'de bir denemesini yaptığımız bir proje bu. Çevremdeki insanlar, beni takip edenler biliyordu böyle bir projeye hazırlandığımı ve "Dur bakalım ne zaman çıkacak" diye bekliyorlardı.MONTAJ YAPTIMOyunu yazma süreci ne kadar sürdü?Uzun zamana yayılmış bir süreç bu. İkinci kitabım 'Bitmiş Aşklar Emanetçisi'ndeki bazı öykülerin ve çok sevilen bazı şiirlerimin gerçek hikayeleri var. Dolayısıyla bana, son bir ay oturup bu hikayelerin montajını yapmak kaldı.Yani yıllardır anlattıklarımı ve kendi hayatımı bir derleyip topladım. Bir de bu yıl benim; dünya üstünde 40'ıncı, sahnede 20'nci yılım. Anlatacak da bir şeylerim var, "Dinler misiniz?" diyorum.Sahneye çıkacak olmak sizi heyecanlandırıyor mu?Gözümde çok büyütmemeye ve korkmamaya çalışıyorum. Ama tabii ister istemez insanın bacakları titriyor. 15 senedir tiyatro sahnesine çıkmıyorum, dolayısıyla seyircinin karşısına çıktığımda nasıl hissederim, heyecanlanır mıyım; bilmiyorum.BAŞTA KORKTUM!Bir korku var mı peki?Başta, "Nasıl yapacağım?" diye o kadar korktum ki... Ama ilk prova için salondan içeri girdiğimizde "Aaa!" dedim. Hani çocukken oynadığımız bahçeler bize çok büyük, ağaçlar devasa gelirdi ya; sahne de bana öyle geliyormuş. Prova için ilk sahneye çıktığımda; çocukluk bahçeme, ait olduğum yere geri döndüğümü hissettim. Kendi kendime "Çocukluk bahçesine geri dönüyorum" telkinini yapıyorum.Peki, "Bu kadar kişi sadece beni izlemeye geliyor" diye gurur duyacak mısınız?İnşallah mahcup olmam. Türkiye'nin en geniş arkadaş grubu bende aslında. Okurumun ve izleyicimin, yıllardır bana çok şahane bir hoşgörüsü ve desteği var. O yüzden sahneye çıktığım ilk akşam da yargılamaktan çok, bana destek olmaya gelecekler diye hissediyorum.Tek kişilik şovlar, genelde güldürmeye ve coşturmaya yöneliktir. Siz de güldürecek misiniz seyirciyi? Yok, ben ağlatacağım! (Gülüyor) Tabii ki benim sahneye çıkıp insanları güldüreyim, eğlendireyim gibi bir iddiam yok.Sonuçta bu; tek kişilik bir anlatı. Oyunda, sanki ben yazmamışım gibi anlatırken boğazımın düğümlendiği anlar var. O yüzden evet, seyirci biraz hüzünlenecek herhalde ama neşesi de var tabii...EMANET KASASIYIMOyununuzun adı 'Emanetçi'. Siz kendinizi bir emanetçi olarak görüyor ve bu emanetleri sahiplerine mi dağıtıyorsunuz?Aynen böyle! Televizyona ilk başladığım 1997 yılından beri izleyicim ve okuyucum bana o kadar güvendi ki, dünyanın neresine gidersem gideyim; beni bulup ayrılıklarını, aşklarını anlatırlar... Birden fark ettim ki; okuyucum ve izleyicim beni bir çeşit emanet kasası olarak görmeye başlamış.Bu emanetlerden bir oyun çıkarma fikri nasıl doğdu?Ben çok sık taşınırım. Bu taşınmalarım esnasında, kendi yüklerimin yanı sıra bana gönderilen mektupların, yazıların, günlüklerin de olduğunu gördüm. Yani taşınmalarda bir benim kendi hayatımın döküntüleri, bir de bana emanet edilenler oluyor. Ben de bu emanetleri birleştirip bir oyun haline getirmeye karar verdim.Oyunda, iki ay önce kaybettiğiniz dedenizi de anlatacaksınız galiba, değil mi?Evet, dedem 110 yaşında öldü. Düşünsenize; Türkiye'nin bütün başbakanlarını, cumhurbaşkanlarını, darbeleri, isyanları, her şeyi gördü. Bir tek barışı göremedi! Ölmeden önceki son iki ayda, mutlu ölsün diye, hayatı boyunca uğraştığı ama sonuç alamadığı her şeyin nihayete erdiğine inandırdılar onu.Tapular alındı, her şey tekrar bizim oldu, Türkiye'ye barış geldi... Dedemin mezarı başında şöyle bir baktım; hayatta kalan dokuz çocuk, 28 torun, 39 torun çocuğu ve biz aslında Türkiye'yiz. Bunun üzerine dedemin ve ailesinin hikayesini de anlatmaya karar verdim.