Canlı
TV8'de şu an

Bu yarışmacının performansını beğendiniz mi?
Cem Yılmaz’ın susması stratejik hataydı

Cem Yılmaz’ın susması stratejik hataydı

Cem Yılmaz’ın kırpıp biçilen röportajına gelen yorumlar ve Cem’in bu yorumlara tepkisi hafta boyunca konuşuldu. Cengiz Semercioğlu ve Ayşe Özyılmazel, gösterdikleri tepkilerden sonra özür dilediler. Magazin basını neden bazen böyle çarpıtma haberler yapıyor? Cem, neden iki gün bekleyip, yazarlar tepki gösterdikten sonra açıklama yapıyor?

24.10.2016 01:06

Cengiz Semercioğlu: Ben Cem Yılmaz’dan çok açıkyüreklilikle özür diledim. Çünkü doğrudan Ebru Şallı için dememiş “Ateş et ve unut” lafını. Peki olaya tersten bakalım. Cem Yılmaz’ı çok ağır eleştiren o yazıyı yazmasam, demek ki Cem çıkıp “Ateş et ve unut” haberlerine hiç itiraz etmeyecekti. Bu işin böyle anılmasına razı olacaktı! İki gün boyunca hakkında çıkan haberlere çıkarmadı. Ne zaman ki ben kadına bakış açısı meselesinden yerden yere vurdum, Cem ortalığı yıktı. “Ben böyle bir şey demedim” dedi. Yahu insan ilk gün çıkıp itiraz etmez mi? İlk günden bu haberlerin önünü kesmez mi? Kesmedi. Cem benim yazımda art niyet arıyor ya, ben de bunda art niyet arıyorum. Demek iki gün boyunca magazinde ‘Ebru Şallı’ya ateş ve unut’ şeklinde haber olmaktan memnundu. Ben olsam dakikasında çıkar, ortalığı yıkardım “Ben böyle bir şey demedim” diye. Kusura bakmayın da Lamborghini’sinin üzerine taksi levhası koyarak ‘magazin olmak’ isteyen birinin, Ebru Şallı üzerinden ‘magazin olmamak’ istemesine inanmıyorum ben artık...Onur Baştürk: Magazin muhabirlerinin haberi farklı bir şekilde servis etmesini anlamadığım kadar Cem Yılmaz’ın geç gelen açıklamasını da anlamadım. Ortalık bu açıklamanın ne kadar “cinsiyetçi” ve “rezil” bir şey olduğuyla daha ilk gün çalkalanmışken Yılmaz’ın susması stratejik hataydı. Yurtdışında bir ünlünün başına bu gelse anında basın danışmanı açıklama yapar, herkese gönderir, medya anında hatasını düzeltirdi. Bizde ise tam tersi, kahvehane usulü, “Ben demedim ki öyle bir şey” cümlesi 48 saat sonra geliyor, geçmiş olsun. Ömür Gedik: Medyamız kırpıp biçmeyi, çarpıtmayı, olmayan haberi yazmayı, alakasız başlıklar atmayı bırakmalı artık. Gerçekten ayıp oluyor. Cem, zaten sakındığı bu konuda niye böyle polemik yaratacak bir açıklama yapsın ki? Melike Karakartal: Bu hakikaten çok çirkin bir olaydı. Gerçek magazin gazeteciliği asparagas habere ihtiyaç duymaz, bu haberi uyduran kişi sayesinde pek çok haberci ve yazar zor durumda kaldı. Eğer bugün magazin gazeteciliğinin olumlu algısı zayıfladıysa, böyle haberler yüzünden. Bence Cem Yılmaz bile “Yok artık, bu kadar uydurmuş olamazlar” demiştir, sonra baktı işin ucu kaçıyor, hakikaten insanlar asparagasa inanmış, açıklama yapmak zorunda kaldı!

Dövme yaptıracağına kadını sev, say
Sevgilinin adını vücuda yazdırmayı biliyoruz da, fotoğrafını dövme yaptırmak yeni moda oldu! Caner Erkin’in Şükran Ovalı’nın portresini koluna dövme yaptırmasına ne diyorsunuz?
Melike Karakartal: Bunlar güzel jestler tabii fakat iddialı. Kimisi aşkını ifade etmek için böyle fiziksel etkisi olan yöntemlere başvuruyor, kimisi içinde yaşıyor. Kimse “İleride ayrılacağız” diye çıkmaz yola, ancak biraz sakin olmak lazım bana kalırsa. İlk zamanların aleviyle insan her türlü deliliği yapar o yaşlarda.Cengiz Semercioğlu: Meğer Caner bu aşkı bekliyormuş! Gerçekten Şükran’a deli gibi âşık. Sezon biter, bu çift evlenir. Hazirana düğün var hazırlanın... Diğer taraftan bu kadar kısa sürede sevgilinin resmini vücuduna dövme yaptıracak kadar hızlı yol alan ilişkilerden korkarım ben. Daha tanışalı ne kadar oldu arkadaşlar? Yine de tek dileğim, Caner’in hayatı boyunca sildirmeyi düşünmeyeceği bir dövme olsun bu... Ömür Gedik: Valla eminim Caner’in vücudundaki işlem acılı olmuştur ama dövmeyi kim yaptıysa çok iyi bir iş çıkarmış. Ben beğendim. Böyle bir jest her kadının hoşuna gider. Şükran da kendini iyi hissediyordur mutlaka.Onur Baştürk: Çook abartılı. İnsan aşkından delirebilir, tutkusundan geberebilir ama bu en açık tabirle aşkın gösterişini yapmak. Çok lüzumsuz. Sevdiğin kadının resmini bedenine dövme yaptıracağına o kadını sev, say; bence yeter. Kendinizi Şükran’ın yerine koyun, Caner’i öperken bir bakıyorsunuz karşınızda kendi resminiz! İnsan bir tuhaf olur herhalde!

INSTAGRAM ’ın mutlu çiftleri
Gupse Özay ve Barış Arduç, neden birlikte fotoğraf paylaşmadıkları sorusu üzerine sosyal medyayı iş için kullandıklarını ve işle aşkı karıştırmadıklarını söyledi. Sosyal medyayı sevgiliden uzak tutmak nasıl bir tutum sizce? Birlikte fotoğraf paylaşan üç ünlü çift belirleyelim ve yorum yapalım.

Ömür Gedik: Kim sosyal medyasını nasıl kullanmak istiyorsa öyle kullansın. Belki gelebilecek olumsuz yorumlardan kaçınmak için özellikle yapıyorlardır. Sevdiğim ikili Instagram paylaşımlarına gelince...Şahan Gökbakar-Selin Gökbakar: Şahan, kendi hesabından King and Queen yazısıyla birlikte fotoğraf paylaştı. En güzel yorumlardan biri “Birbirini çok seven çiftler birbirlerine benzermiş, siz de birbirinize benziyorsunuz”du bence.Murat Boz-Aslı Enver: Arada bir de olsa birlikte poz paylaşıyorlar. Murat, kalp işaretiyle paylaşıyor bu pozları. Aşkı en sade dille anlatıyor.Halit Ergenç-Bergüzar Korel: Dizide de beraberler. Demek ki iş ve aşk pek de güzel yan yana gelebiliyormuş.

Melike Karakartal: Özellikle oyunculuk gibi sürekli göz önünde olmayı gerektiren işlerde iş ve özel hayat arasına çizgi çekmek çok kolay değil. “Zaten sürekli göz önündeyiz, bari işimizi yapmadığımız anlar bize kalsın” diyorlar, bunu anlamak mümkün. Saygı duyuyorum.Şahan Gökbakar-Selin Gökbakar: Paylaştıkları fotoğrafların PR ile uzaktan yakından ilgisi yok, güzel anlarını paylaşıyorlar sadece. Halit Ergenç-Bergüzar Korel: Bu sezondan önceki paylaşımları kişisel, şimdi biraz Vatanım Sensin’in PR sayfası gibi görünüyor profili.Murat Boz-Aslı Enver: Murat Boz sık sık çift olarak fotoğraf paylaşıyor, yarı PR aracı, yarı kişisel hesap gibi kullanıyor Instagram’ını.

Cengiz Semercioğlu: Gupse Özay, Barış Arduç fanları tarafından haksızca linç ediliyor. Yakın dostlarına, “Vallahi yüzüme kezzap atmalarından korkuyorum” şakasını yaptığını ben biliyorum. Şimdi böyle bir durum varken çiftin birlikte fotoğraf paylaşabilmeleri mümkün mü? Dolayısıyla en doğrusunu yapıyorlar. Her şeye kulaklarınızı tıkayın ve aşkınızı yaşayın sevgili Gupse ve Barış...

Onur Baştürk: Bence Gupse ve Barış’ınki doğru bir karar. Çünkü onları takip edenler çift olarak değil, bireysel olarak seviyor, hayran oluyorlar. Özellikle de Barış’ı... Ayrıca bir kere çift olarak fotoğraf koydunuz mu, takipçi gerisini de merak ediyor ve siz o talebe karşılık vereceğim diye olmadık pozları paylaşmaya başlıyorsunuz. Bir süre sonra Instagram’ın o sahte mutlu çiftleri gibi algılanıyorsunuz ister istemez... Birlikte fotoğraf veren ünlülerden en samimi bulduklarım Şahan Gökbakar-Selin Gökbakar ve Demet Akalın-Okan Kurt. Çünkü her halleri doğal, olduğu gibi. Murat Boz-Aslı Enver çifti o kadar değil mesela. 

Babam ve Oğlum daaynısını yapmıştı
Yılmaz Erdoğan “gişe ve sanat filmlerinin tam ortasını yapıyorum” açıklamasıyla ne demek istedi? Neden böyle bir açıklama yapma gereği duydu?
Onur Baştürk: Bu da Türkiye’ye özgü bir şey işte. Cool görünmek ve gişeden iyi para kazandığı için kendini suçlu hissetmemek adına yapılmış bir açıklama düşünüyorum. Film filmdir. Sanat filmi dediğin ise tam bağımsızdır. Büyük yapım şirketleri tarafından yapılmaz. Daha az salonda gösterime girer. Ama öyle bir ilgi görür ki, yüzbinler de izleyebilir bazen. Yılmaz Erdoğan’ın filminde böyle bir durum yok. Kendini kandırmasın. Bizi de! 

Ömür Gedik: Sinema dünyasında aşağı tükürsen sakal yukarı tükürsen bıyık durumu var. Sanat filmi yapsan izleyicisi az oluyor. Gişe filmi yapsan festivallere giremiyorsun, değersizleşiyorsun. Yılmaz da ikisinden biraz koyarak ortayı bulmayı hedefliyor anlaşılan. Bunu yıllar önce “Babam ve Oğlum” filmi ile Çağan Irmak başarmıştı. Hem gişede iyi gitti hem de SİYAD’dan 8 olmak üzere pek çok ödül aldı.

 Melike Karakartal: Gişe filmlerinin amacı geniş kitlelere hitap etmesi ve büyük izleyici rakamlarına ulaşması... Gişe filmi ticari kaygılarla yapılır, diğerinin tek kaygısı sanattır... Birbirinin zıddı iki sinema kavramını bir arada kullanmak manasız geldi, demek istediği şey basitçe “Evet, geniş kitlelerin izlediği filmler yapıyorum ancak sadece ticari kaygılar gütmüyorum” olabilir.

Cengiz Semercioğlu: Bence Yılmaz Erdoğan sineması için çok doğru bir tanımlama... Hem gişe var hem de sinema sanatının gereklerini yerine getiriyor. Gişe için ne ucuz bir yola sapıyor ne de sadece sanat kaygısıyla film yapıyor. Yılmaz Erdoğan, Nuri Bilge Ceylan’ın milyonlara hitap eden halidir... Ve bunu Türkiye’de yapabilen tek isimdir. “Vizontele”lerle başlayıp, “Kelebeğin Rüyası”yla bunu kanıtladı. Bu hafta vizyona girecek “Ekşi Elmalar”la zirveye taşıyacak...

Kadınlarahaksızlık
Hande Yener’in sevgilisi Ümit Cem Şenol’un 12 yaş küçük olması, haberlerde sürekli vurgulanıyor. Yaş farkı erkekler büyük olunca normal, kadınlar büyük olunca anormal mi?
Onur Baştürk: Bu yaş farkı olayını bin kez yazsak, gündeme getirsek de sonuç değişmiyor. Fit ve güzel görünen ünlü kadının yaşı her fırsatta parantez içinde belirtiliyor (mesela Madonna’nın yaşı 58 diye hep vurgulanır) ya da ünlü kadın kendisinden yaşça küçük sevgili edinmişse mutlaka o yaş farkının altı çizilir. Bu kadınlara yapılan bir haksızlık ve ne yazık ki değişmiyor.

 Cengiz Semercioğlu: 40 yaşında erkeğin 30 yaşında kadınla olması normalken... 40 yaşında kadının 30 yaşında erkekle olmasının garip gelmesinin nedeni ne biliyor musunuz? Biz erkeklerin daha geç olgunlaşması. 30 yaşında bir kadın kadınken, 30 yaşında çoğu erkek daha ‘çocuktur’. Bu yüzden tartışılıyor bu mesele zaten. Yoksa tabii ki kadınların da kendilerinden genç sevgilileri olması çok normal.

Melike Karakartal: Bazı kadınlar yaşlarından hayli genç hissediyor, kendileriyle yakın gördükleri genç adamlarla birlikte oluyorlar. Bunda bir acayiplik yok, 12 yaş vurgusu yapan kişiler zannediyorum haberlere kendi bakış açılarını katıyorlar ve biz bunu tüm magazin basınına mâl ediyoruz.

Ömür Gedik: Çocuğu yaşında olmadıkça, bırakalım bu kadın büyük erkek küçük muhabbetlerini. 12 yaş öyle atla deve değil. Artık kadınlar olduklarından onlarca yaş daha küçük görünüyorlar hem de. Hande ile sevgilisi de bence aynı yaşta gibi duruyorlar. 

Yok öyle üç kuruşa beş köfte
“Kürk Mantolu Madonna” olayıyla birlikte sabah kuşağı magazin programları ve evlilik programlarından herkesin dert yandığını gördük. Televizyonda bir yenilenme gerekmiyor mu artık?
Onur Baştürk: Sabah magazin programı özelinde konuşursak bir yenilik çok zor. Çünkü televizyon kanalları tembel, izleyen de öyle. Sonuç: Bin tane “Kürk Mantolu Madonna” vakası yaşanır daha! Cengiz Semercioğlu: Hepimiz kendi günahlarımızı, kendi eksiklerimizi başkasının üzerinden temize çekmeye bayılıyoruz. Bilmediğin konu üzerine ahkam kesmenin özrü olmaz da, buradan da hepimizin “Kürk Mantolu Madonna” uzmanı olduğu çıkmaz. Yine de ekrana çıkıyorsan ağzından çıkanı kulağın duymak zorunda. Yok öyle üç kuruşa beş köfte...Ömür Gedik: Yenilenmeyi yapacak olan yöneticiler. Ve belki de bunu sağlayacak olan da haklı tepkiler. Biz yazmaya devam edelim bence. Üzerimize düşen bu. Olmaz olmaz demeyelim, belki bir gün olur. Melike Karakartal: Şüphesiz gerekiyor, çünkü bazı programlar “izleyiciye gram faydası dokunmayan”dan “izleyiciye zararı olan program”a terfi etti! Medya toplumu şekillendiriyor, bu gücü göz ardı edemeyiz. Ve medya, elindeki bu gücü sadece laf salatası programlar vererek harcıyor, izleyici de sayelerinde gıybet zombisine dönüşüyor! Hepsi kaldırılsın, yerine eğitici öğretici programlar koysunlar demiyorum, bir orta yol bulunabilir ama kimse cesaret etmiyor.

Milleti evlilikten soğuttular
Bayhan, Zuhal Topal’ın programında bir gelin adayına talip oldu. Nedir bu evlilik programı ve evlilik programı sevdası?
Ömür Gedik: Valla milleti evlilikten soğuttular. Ters tepiyor böyle abartılı yaklaşımlar. 

Cengiz Semercioğlu: Hükümetlerin, iktidarların yıkamadığı bir kuşaktır bu, bize laf söylemek düşmez! Daha üç gün önce birbirlerine etmedikleri hakaret yoktu, bugün birden uzlaştılar. Neden? İki share için ceplerinden olmadık paralar çıkıyor da o yüzden.

 Onur Baştürk: Evlilik programları bin sene önceki reality show kahramanlarını ekrana sürdüğüne göre son demlerini yaşıyor. Yakında cenazeleri kalkar, amin!

Melike Karakartal: Eski reality show’larda Bayhan gibi bir biçimde büyük şöhrete erişmiş insanlar, bunu kaybettiklerinde tekrar aynı etkiyi yaratmak istiyor olabilirler.

Sibel Can sınıfta kaldı
Sibel Can’ın tilki kürkü giyip sonra da “Hayvanseverleri denedim” demesine ne diyorsunuz?
Ömür Gedik: Kürkü de denedi, dediğine göre bizi de! Ve sınıfta kaldı. Biri de çıkıp uyarmadı mı kendisini? Ömür boyu onu tilki kürkü giyen Sibel Can olarak hatırlayacağız. O kürk tilkiye ait Sibel, sana değil. Onur Baştürk: Kürk bence hediye gönderildi, sonra baktı ki her yerde giyemeyecek, geri iade etti Sibel Can. Cengiz Semercioğlu: O kürkü Sibel Can giyse de Rihanna giyse de tek kelimeyle korkunç... Hem tilkilerden yapıldığı hem de yakışmadığı için... Keşke “Hayvanseverleri denedim” diye çark etmek yerine hiç giymeseydi Sibel Can kürkü. Bu tür reklam/haber faaliyetlerinden hızla uzaklaşmalı ünlüler...Melike Karakartal: Gelecek büyük tepkilerden endişe duyduğu için alelacele bulunmuş bir yanıt gibi geldi.

Hülya Avşar İNDİ
İç çamaşırlı fotoğrafını Instagram’a  koydu ve hemen sildi.
Onur Baştürk: Cesursan tam cesur ol, yarım cesaret manasız!

Ömür Gedik: Silecekse neden koydu? Artık hepimiz bir şey yazar ya da paylaşırken çok iyi düşünüp öyle basmıyor muyuz gönder butonuna? 

Melike Karakartal: İç çamaşırlı fotoğrafını Instagram’a koydu ve hemen sildi. Tamam, Hülya Avşar harika bir kadın, kendine bakıyor, çok iyi görünüyor, kendini de çok seviyor, güzelliği içten gelen bir enerji. Kendini beğenmiş ve bunu paylaşmış... Silmeyebilirdi ama niçin rahatsız hissettiğini anlamak çok zor değil.

Defne Samyeli ÇIKTI
Instagram’da bikinili poz paylaştı ve silmedi.

Melike Karakartal: Kendini seven, kendine bakan kadınlar diğerlerine güzel örnek oluyor. Ömür Gedik: Defne hem çok güzel hem de kendine iyi bakıyor. Bu güzel fotoğraf sayesinde Los Angeles’ta oyunculuk dersleri aldığını da öğrenmiş olduk.Onur Baştürk: Doğru olanı yapmış, paylaşıyorsan silme yani, değil mi?

Serenay Sarıkaya ÇIKTI
“İkimizin Yerine” filmindeki “Vazgeçtim” performansı büyük ilgi topladı. 
Onur Baştürk: Evet Serenay’ın performansı şahaneydi, filmi izlemek için tek neden Serenay zaten!Ömür Gedik: Filmde de izledim, çok duygulu ve güzel söylemişti. “Üç Adam”da da bu performansı tekrarladı. Büyük alkış Serenay’a.Melike Karakartal: Serenay Sarıkaya son dönemin en ışıltılı kadın oyuncusu. Etrafına güzellik, iyilik ve neşe saçıyor, gördüğü ilgi sırf şöhretinden ve yetenekli bir oyuncu olmasından değil...

Hande Erçel ÇIKTI
Alkollüyken otomobilini kendi kullanmayıp vale çağırdı.
Ömür Gedik: Hande’yi herkesin yapması gerekeni yapıp örnek olduğu için tebrik ediyorum. Alkollü yakalananlara ders olsun.

Melike Karakartal: Alkollü araç kullanmak suç. Tebrikler bu kararından ötürü. Bir yudum bile içmiş olsanız, sürücü koltuğuna geçmemeniz gerekir.

Onur Baştürk: Bravo, doğru olanı yapmış. Demek ki yeterince alkollü değilmiş!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorumlar | 0
üye profil