Bu rüzgâr giderse Alaçatı’yı da götürür

Bu rüzgâr giderse Alaçatı’yı da götürür

Alaçatı dendiğinde yıllardır akıllara rüzgâr sörfü gelir. Ancak şu sıralar kime dokunsanız bin ah işitiyorsunuz. İptaller, darbe girişimi derken sezon zaten kötü; Alaçatı’da sörf zaten durma noktasında. Ancak ortada daha büyük ve geri dönüşü olmayan bir sorun var. Alaçatı, plansız, kontrolsüz bir büyümenin kurbanı yolma yolunda ilerliyor. Gittik, yerinde inceledik... Durum gerçekten vahim.

İlk kez tam sekiz yıl önce Alaçatı’da bir sörf tahtasına çıkmıştım. Körfez’deki suyun berraklığı ve turkuvaz, koyu mavi arasında değişen rengi, rüzgâr sörfünün kendisinden daha çok etkilemişti beni. Alaçatı, sörf dendiğinde sadece Türkiye’de değil, dünyada parmakla gösterilen bir yer. Dünya şampiyonasının yapıldığı yedi noktadan birinin burası olması tesadüf değil. İşte yıllar sonra yeniden Alaçatı’dayım... Bu defa iş için ama kolları sıvamadan önce bir denize girip çıkmak istiyorum. Ancak bir fark var. Deniz...  Deniz çok daha farklı. Bir kere su çok bulanık. Keyfim kaçıyor.

“Yanılıyor muyum acaba” diye düşünüp yöre sakinlerine soruyorum. Yanıtlar hep aynı: Sörf yapılan bölgede su artık bulanık. Sebebi: Bölgedeki inşaat faaliyetleri...

 

13 SÖRF OKULU VAR

 

Bir zamanlar sadece katır sırtında ulaşılabilen Alaçatı Körfezi’nde artık milyon dolarlık yatırımlar yapılıyor. Ve bu yatırımlar durmak bilmiyor, boş yer kalmayana kadar da devam edeceğe benziyor.

Ancak bir sorun var. Sörfü bilenlere göre, bu kadar yatırımın sörfe faydası yok.

Körfezin etrafında 13 sörf okulu var.  Bu okulların bulunduğu arazinin değeri her geçen gün artıyor. Örneğin tam ortalarındaki 10 dönümlük bir arazi yeni satıldı ve lüks bir otel için hummalı bir inşaat çalışması başladı. Önündeki sörf okulları da taşınmak zorunda kaldı. Diğer araziler de satıldığı takdirde sörf okulları tamamen Alaçatı’dan çıkabilir... İşte asıl büyük tehlike de bu. Kontrolsüz, plansız büyümenin bir örneği daha Alaçatı’da yaşanıyor.

HER YER BEACH CLUB

Sörf okullarının yöneticileri bu gidişle dünyada bir numara olduğu belirtilen Alaçatı’da 5-10 yıl içinde sörfün yapılamayacağını belirtiyor. Her yerde icra edilemeyen bu spor, yerini artık ‘beach clup’lara, eğlencenin sabaha kadar sürdüğü gece kulüplerine bırakıyor zaten. Sebebi basit: Böylesi işletmeciler açısından çok daha kârlı... Ama yeni otellerin önüne eğer sörf okulu değil de beach kulüp yapılınca sörfün yapıldığı alan bölünüyor. Ziyaretçiler haliyle orada denize girmek istiyor. Ama denizin sörf yapılan kısmının yüzmeye kapalı olması gerekli.

 

DOĞAYA ZARAR VERDİ

 

Sörf bölgesinde inşa edilen ve eleştiri oklarına hedef olan en büyük proje Port Alaçatı. Büyük bölümü biten projenin yeni bölümünün inşaatı devam ediyor. Bölgede 20-30 yıldır sörfle uğraşanlar Port Alaçatı’dan sonra körfezdeki suyun bulanıklaştığını, denizin renginin değiştiğini söylüyor. İşte yıllar sonra Alaçatı’ya geldiğimde hissettiğim fark bu. Sörf için en büyük tehdit olduğu iddia edilen projeyse Biblos Grubu tarafından yürütülen denize sıfır konumdaki inşaat. 10 dönümlük bir alana yapılan inşaatın çevreye, özellikle denize zarar verdiği iddia ediliyor. Bölgede başka inşaatlar da var. Mesela körfezi yukarıdan gören bir arazide Ramada otel zincirine ait yeni bir tesis inşaatı sürüyor (Port Alaçatı’nın çalışması da körfezin hemen girişinde).

SU ARTIK BULANDI

Sörf okullarında çalışanlar hem ekmeklerinin derdinde hem rüzgârlarının. Zaten Alaçatı’da ikisi de aynı şey. Bu yüzden bir dokununca bin ah işitiyorsunuz:

Örneğin Redline Windsurf Kulübü Başkanı Şener Berkem, Alaçatı’ya ilk 1987’de gelmiş. Berkem, son yıllarda Alaçatı’da olup bitenleri şöyle özetliyor: “Biz burada bir taşı yerinden oynatsak ceza kesilirdi. İnşaat aşamasına denizin içine kepçeler girdi, kimse bir şey demedi. Dışarıya atılan su denizi kirletti. Bunu hepimiz gördük. Çimentolu su denize basıldı. ‘Port’ projesinden sonra zaten burada deniz bulanmıştı. Suyun rengi bile değişti. Burada konaklama fiyatları çok yüksek. Yeterli otel yok. Bir yandan böyle bir tezat da var.

Adını vermek istemeyen bir sörf okulu yetkilisiyse şunları söylüyor: “İnşaatın burada düşünülenden daha fazla zararı oldu bize. Ancak kimse sesini çıkarmak istemiyor. Çünkü sonunda önümüzdeki dönemde kimse ne olacağını bilmiyor. Herkes kendi durumunu, pozisyonunu korumak istiyor. Sivrilmek istemiyor. Araziler satılıp sörf okulları kalırsa yine bizler olacağız. Ancak şu anda tepki verip gelecekteki pozisyonunu riske sokmak istemiyor kimse. Ancak Alaçatı’da sörfün geleceği konusunda çok büyük bir tehlikenin olduğu su götürmez bir gerçek.”

 

10 YIL SONRA BİTER

 

Bir başka sıkıntı da şu: Alaçatı’nın altyapısı yetersiz. Merkezdeki pek çok yerde lağım kokusu duyuluyor. Bölge sakinleri bu kadar altyapı sorun varken, bölgeye bu denli yoğun inşaat yapmanın bir anlamı olmadığını ve bunun Alaçatı’ya yarardan çok zararının dokunacağını söylüyor.

Myga Sörf Okulu Müdürü Bekir Budin, doğma büyüme Alaçatılı. İnşaatlar sonrası yeraltından gelen tatlı suyun bile kaybolduğunu söylüyor: “Tuzlu su geliyor artık. Buralar yakında gece kulübü olur her yer. Dönüşüm 10 yıl bile sürmez.  Ama Alaçatı’yı Alaçatı yapan sörftür. Önemli olan burayı bu haliyle korumayı başarmak.”

Değişim çoktan başlamış. Sörf hocası Can Yılmaz’a kulak verirseniz durumu anlıyorsunuz: “Eskiden yazın her günü sudan bir tek yemek yemek için çıkardık. Şu anda günde bir iki saat ders verebilirsek ne âlâ.” Yılmaz gibi eğitmenlerin işleri de tehlikeye girmiş durumda; yatırımlar kaçıyor. İlk akla gelen örnek dünyanın pek çok yerinde sörf okulları açmış bir marka olan Mistral Grubu. Bu yılın başına kadar Alaçatı’da da yatırımları vardı. Ancak otel arazisinin satılması nedeniyle yer bulamadı ve faaliyetlerine Türkiye’de Seferihisar’da devam ediyor. Mistral Türkiye Temsilcisi Reşit Adar, yaşananlarla ilgili şunları anlatıyor: “Yerimiz olmadığı için çıkmak zorunda kaldık. Alaçatı’ya insanlar eskiden sörf nedeniyle gelirdi. Şimdi bu amaçları değişmeye başladı. Genç kesim artık beach kulüplere gitmeye başladı. Buradaki after partiler sabaha kadar sürüyor. Sabaha kadar eğlenen gençlerse sörf yapmıyor. Mistral için Alaçatı’ya yatırım yapmak önemli bir hale gelmedi artık. Sörf Alaçatı’da yok oluyor: Dünyada pek çok sörf destinasyonu gördüm. Alaçatı çok özel bir yer. Ama maalesef...”

 

BEN ARTIK GİDİYORUM

 

Yeni satılan araziye komşu olan, Alaçatı’daki ilk otellerden Alaçatı Beach Resort’ün sahibi Engin Kalafatoğlu da hem otel inşaatı hem de sörfün durumuna dair şunları anlatıyor: “Yapılan inşaat pek çok kurala aykırı. Bunları bildirdik, ancak kimse bir şey yapmadı. İnşaat aşamasında mevzuat üç metreden daha fazla derine inmeye izin vermiyor. Ancak burada 10.5 metreye indiler. Yeraltı sularına zarar verdi. Doğaya kalıcı zararı oldu. Artık Alaçatı’nın yeraltı suyu yok. Dağ kekiklerinin olduğu yere hafriyat döktüler. Orada arılar vardı. Şimdi yok. Kimse ses çıkarmıyor bu yapılanlara. En az altı ay denize çimento ve çamur basıldı. Ben artık burada kalmak istemiyorum. Alan olursa otelimi de satıp gideceğim buralardan...” İddiaları Biblos İnşaat’ın sahibi Hasan Savaş’a da soruyoruz. Açıklaması şöyle: “Çeşme Belediyesi’nde bizim ruhsatımız var. Bizim kaçak-göçek bir işimiz yok. Orası bizim. İzinlerimiz var. İstediğimizi yaparız. Kime ne?

Biz buralardan gelip geçiyoruz sadece. Kalanlar, anıların yükünü de sırtlıyor. Örneğin Alaçatı’da esnaf, Zeytinaltı’nın sahibi Atilla Sezginer körfeze flamingolar geldiğini hatırlıyor: “Binlerce flamingo... Şimdi oraya ‘Venedik Evleri’ yapıldı. 1983’de Zeytinaltı’nı açtık. O yıllarda turizm de yapardık. Alaçatı Körfezi’ne eşeklerle turist götürürdük. Traktörlerle turistleri sörf yapılan yere taşırdık. Şimdi plansız büyüme var. Önüne geçilmezse burası da Bodrum gibi olacak.”

Eski günleri özlüyor Sezginer. Hakkı var. Ben bile Alaçatı’daki hepi topu sekiz yıl önceki sörf keyfimi özledikten sonra.

 

DÜNYANIN BİR NUMARASI

 

Alaçatı’nın dünyanın bir numaralı sörf merkezi olduğu belirtiliyor. Tescillenmiş bir bilgi değil ama pek çok uzman bu konuda hemfikir. Eğitim alanı olarak dünyada örneği yok. 360 gün rüzgâr var. Rüzgâr kıyıya paralel değil. Bir körfezde karşıya gidip geliyorsunuz. Üç tarafı kapalı. Çok güvenli. Eğitim yerinin önünde çok önemli bir sığ kısım var. 450 metre boyuncu bu sığ alan uzanıyor.  Dünya slalom şampiyonaları dünyada sadece yedi yerde yapılıyor. Bunlardan biri de Alaçatı. Geçen yıl yapılan dünya şampiyonası son anda bulunan desteklerle iptal olmaktan kurtuldu. Önümüzdeki yıl yapılıp yapılmayacağının bir garantisi yok. Dünyada parmakla gösterilen, el üstünde tutulan, kimi yerleri doğal ve tarihi sit alanı koruma altında bulunan Alaçatı’nın bugün içinde bulunduğu durum hiç de iç açıcı değil. Alaçatı da aynı kaderi paylaşmasın. Alaçatı Turizm Derneği Başkanı Celal Bayraktar’a kulak vermekte fayda var: “Alaçatı’nın popülerliği sörfle başladı. Burada sürdürülebilir bir yaşamın nasıl mümkün olduğunu konuşup harekete geçmeye çalışıyoruz. Gelişimden kaçılmaz. Gelişimi kontrol etmenin de tek yolu iyi planlama.”

 

DEVLET İZİN VERDİKTEN SONRA...

Cenk Yolaç, 45 yaşında. Ticaretle uğraşıyor. İstanbul’da yaşıyor ancak Alaçatı’da da evi var. Son yıllarda neredeyse tüm yazlarını Alaçatı’da sörf yaparak geçiriyor. Küçük yaşlardan bu yana Alaçatı’da olduğu için bölgedeki gelişmeleri çok iyi takip ediyor. Meseleyi tane tane anlatıyor.

** Bu otellerin buraya yapılması olacak iş değil. Dünyada ilk üçteki bir yer Alaçatı. Allah yapısı, elle yapılmadı. Oteller yapılırken çevreciler itiraz etti. Bir okulun önü halen balçık.

** Devlet izni verdikten sonra tabii ki yatırımcı istediğini yapabilir. Ama otellerin önünde denize girenler olursa bu da sörfün biteceği anlamına gelir. Çünkü sörf yapılan yerde denize girilmez. Sörfün altındaki salmalar insanlara zarar verir.

** Port Alaçatı yapıldı. Güzel proje ancak rüzgâra engel oluyor. Eskiden altı buçuk metrekare yelken yeterliydi. Şimdi yelkenlerimizi büyütmek zorunda kaldık. Rüzgâr azaldı.

** Tekneleri evlerinin önüne çekiyorlar. Ancak tekne kullananlar da kurallara uymuyor. Sörf yaparken kendimizi E-5’te karşıya geçermiş gibi hissediyoruz. Aralarından geçiyoruz.

** Türk milleti olarak elimizdeki değeri kaybetmek konusunda marifetliyiz. Hem pisleterek hem de yavaş yavaş öldürerek...

** Bize “Güle güle” diyecekler. Bu önemli değil, ben yurt dışına giderim ama bu ülke böyle bir yeri bulamaz.

** Memlekette yeni otel yapacak toprak mı yok? Orta vadede burada sörf bitecek. Birçok milli sporcu burada yetişiyor.

** Bir arazinin sahibi de benim arkadaşım. O da şunu söylüyor: “Ben ticaretime bakarım, iyi para veren olursa satarım.” Alan insana da kim “Otel yapmayın” diyebilir... Devlet izin verdikten sonra.... Koruyabilecek yetki sadece devlette var. 

 

 

 

HABERE OY VER:
Görüntülenme : 0 Yayınlanma Tarihi: 21/08/2016 01:30:10

Haber Yorumları (0)

500

    Acunn.com'u Facebook'ta takip et.

    Acunn.com'un eğlenceli dünyasını yakından takip etmek için Facebook sayfamızı beğenin

    ×
    Son gelişmelerden anlık haberdar olabilirsiniz.

    Acunn.com Bildirim ile, web sitesine girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.