Canlı
TV8'de şu an

Bu yarışmacının performansını beğendiniz mi?
Bir Karadeniz güzeli: Trabzon

Bir Karadeniz güzeli: Trabzon

Geçmişi MÖ 8’inci yüzyıla kadar uzanan Trabzon, insana tam bir medcezir yaşatıyor. Bir yandan şehrin sahip olduğu tarihe ve doğaya hayran oluyor, öte yandan koruyamadıklarını görüp üzülüyorsunuz. İşte 7 adımda Trabzon...

06.11.2016 13:04

Sakladığı tarih ve doğa harmanı arasında yolculuk yapmak keyifli. Özellikle de her yolculuğu Trabzon mutfağının adı da tadı da markalaşan lezzetleriyle bitirmek...

Sümela’nın büyüsüne restorasyon arası
Trabzon denince akla gelen ilk simge Sümela Manastırı. Tam anlamıyla ‘azmin zaferi’ olan yapıyı görmek için Maçka’ya bağlı Altındere Köyü’nün yolunu tutmak gerek. Ama şu sıralar gitseniz de gezmeniz mümkün değil. Geçtiğimiz yıl 22 Eylül’de restorasyon ve güçlendirme için bir yıl süreyle kapatılmıştı. Konumu ve hava koşulları nedeniyle çalışmalar zor yürüyünce planlanan takvim sarkmış, ne zaman açılacağı hala belirsiz.

Bu muhteşem yapı, Altındere Vadisi’ne hâkim Karadağ’ın eteklerinde sarp bir kayalık üzerine inşa edilmiş. Sümela ‘Kara Dağın Meryem’i demek. Manastır halk arasında ‘Meryem Ana Kilisesi’ olarak da biliniyor. Bizans İmparatoru 1. Theodosius zamanında Atina’dan gelen Barnabas ve Sophronios isimli iki rahip tarafından kurulmuş. Rivayete göre, iki rahip aynı rüyayı görmeleri üzerine bugünkü manastırın olduğu yere gelip temelini atmışlar.

Yapı; ‘Ana kaya kilisesi, birkaç şapel, mutfak, öğrenci odaları, misafirhane, kütüphaneyle kutsal ayazma’dan oluşuyor. Avlunun etrafındaki binaların içindeki dolaplar, hücreler ve ocaklarda Türk sanatının etkilerine rastlanıyor. Kaya kilisesinin ve ona bitişik şapelin iç ve dış duvarlarını donatan freskler ise 18’inci yüzyıl başlarında yapılmış.

Kurtuluş Savaşı karargâhından müzeye
Trabzon’daki tarihi evlerden biri olan Kostaki Konağı, günümüzde Trabzon Müzesi olarak kullanılıyor. Zeytinlik Caddesi’ndeki binayı, 1898-1913 arasındaki dönemde Banker Kostaki Teophylaktos yaptırmış. Kurtuluş Savaşında karargâh olarak kullanılmış. 1924 yılında Atatürk’ün Trabzon’a yaptığı ilk seyahatte, eşi Latife Hanım’la birlikte konakladığı ev olmuş.

Ata’nın vasiyetini yazdığı köşk
Ata’nın Soğuksu’ya gittiğinde görüp çok beğendiği ev, bugün Atatürk Köşkü olarak ziyarete açık. 1890 yılında yazlık olarak yaptırılan Rönesans mimarisi izlerine sahip ev, Gazi’ye 1930 yılında armağan edilmiş. Ne var ki Cumhuriyetin kuruluş mücadelesini veren ve her anı çalışarak geçen Atatürk, sadece 1937 yılında iki gece kalabilmiş çok sevdiği bu evde. Ama kısacık zaman zarfında çok önemli bir tarihe tanıklık etmiş köşk; Atatürk tüm mal varlığının listesini çıkarıp Türk ulusuna bağışlanması için talimat vermiş. 1943 yılında müzeye dönüştürülen evde, Atatürk’e ait tablolardan oluşan 344 eser de sergileniyor.

Uzungöl korunmalı
Trabzon’un Çaykara İlçesi’ne bağlı Uzungöl adeta turist akınına uğrayan bir bölge. Göl, heyelan nedeniyle yamaçlardan düşen kayaların Haldizen Deresi’nin önünü kapatmasıyla meydana gelmiş. Etrafı ladin ormanları ile çevrili. Kıyısında ise birçok lokanta var. Fakat üzülerek yazmam gerekir ki son yıllardaki yapılaşma ve kalabalık nedeniyle Uzungöl cazibe noktası olma özelliğini yitiriyor. Böyle doğa harikası yerleri turizmin parçası yapmaya çalışırken, maalesef elimizdeki güzellikten de oluyoruz. Aceleci ve günü kurtarmaya yönelik çözümler yerine, daha doğa dostu ve daha estetik bir turizm anlayışına ihtiyacımız var.

Kiliseden camiye çevrilen bir Ayasofya daha
Geç Bizans dönemi kiliselerinin güzel örneklerinden biri olan Ayasofya, tıpkı İstanbul’daki adaşı gibi fetihten sonra kiliseden camiye çevrilmiş. 1.Dünya Savaşı sırasında depo ve hastane olarak da kullanılmış.. Muhteşem bir taş işçiliğine sahip. Güney cephesinde Adem ve Havva’nın yaratılışına dair kabartmalar yer alıyor. İç süslemeleri oluşturan fresklerde, İncil’den alıntıların canlandırmalarıyla Bizans resim sanatının izlerini sürmek mümkün. 9. yüzyıldan kalma Küçük Ayvasıl Kilisesi de bir Bizans eseri. Şehirdeki en eski kiliselerden biri.

Tarihi camilerin izinde
Trabzon’daki en büyük cami, 1839’dan kalma muhteşem Çarşı Camii. Tepesi tamamen kurşunla kaplı olan cami, taş işçiliğindeki mükemmellik ve pencerelerde göze çarpan barok süslemeler ile dikkat çekiyor. Trabzon’un koruyucu azizi Eugenius adına yapılan bir kiliseden dönüştürülen Yeni Cuma Camii’nin 14. yüzyıla ait olduğu düşünülüyor. İçindeki kartal ve güvercin kabartmaları hala duruyor. Caminin içinde göz kamaştıran kalem işleri var. Ayrıca Yavuz Sultan Selim’in annesi Gülbahar Hatun için yapılan cami, temelleri 941 yılında yapılan bir kiliseye dayanan Ortahisar Fatih Camii, taş işçiliğiyle dikkat çeken İskender Paşa Camii ve 1577’de yapılan Erdoğdu Bey Camii de görülecekler listesine yazılmalı.

Trabzon mutfağı
Trabzon Türkiye genelinde markalaşan birçok yemek çıkarmış; Akçaabat köftesi, Hamsiköy sütlacı, Trabzon döneri, Trabzon pidesi ve Trabzon ekmeği listenin başında yer alanlar. Hamsiye özellikle önem veriliyor. Hamsili kaygana, hamsili pilav, hamsi kuşu gibi birçok yemeği yapılıyor. Mısır çorbasının yoğurtlusu da Trabzon mutfağındaki farklı lezzetler arasında. Karadenizli Rumlar’ın yöre mutfağına armağan ettiği Pepeçura; mısır unu, fındık ve siyah üzümle yapılan bir tatlı. En meşhur tatlısı Laz böreği ise muhallebi ve yufka ile yapılıyor. Şehirde yaşayanların da katkısıyla benim Trabzon lezzet haritamda yer alan mekanlar şöyle:

Köfteci Nihat Usta (0462 228 00 50), Tarihi Kalkanoğlu Pilavcısı (0462 321 30 86), Sürmene Bozo Pide (0462 746 19 16), Yakamoz Köfte & Balık Lokantası (0462 856 61 32), Rüştü’nün Fırını (0462 321 10 51), Galanima Restoran (0 462 248 71 27), Karpi Pide (0462 321 79 33), Nejla Hanım Ev Tatlıları (0462 248 33 09).

Yorumlar | 0
üye profil