Canlı
TV8'de şu an

Bu yarışmacının performansını beğendiniz mi?
Bir cennet: Sri Lanka

Bir cennet: Sri Lanka

Türkiye’nin ilk elektronik şans oyunları platformu Bilyoner.com’un her sene farklı egzotik destinasyonlara düzenlediği seyahatlerin 2016 durağı Sri Lanka idi. Kelebek de bu benzersiz deneyimi okurlarına aktarmak için oradaydı...

28.06.2016 09:20

Bayram yakında... Eğer alışık olduğunuzdan farklı bir dünyanın sürprizlerini keşfetmek, benzersiz deneyimlerin peşinde bambaşka bir dünyada kaybolmak istiyorsanız, Sri Lanka doğru adres. Neler yaptık Sri Lanka’da? Altı gün boyunca dağların dönemeçli yollarından çay plantasyonlarına tırmandık, kendi evimizde pek sık rastlamadığınız büyüklükte, alabildiğine büyülü ormanların, doğal parkların içinde kaybolduk, filler ve maymunlar başta olmak üzere, pek çok farklı hayvanı kendi doğal yaşamları içinde izledik... Mağaralara oyulmuş bir otelin havuzunda, yanı başımızdaki kayalıkta flüt çalan bir yerli müzisyenin ezgileri eşliğinde yüzümüzü gökyüzüne çevirdik, ışıklı şehirlerde asla fark etmediğimiz yüzlerce, binlerce yıldızla ahbaplık ettik... 2009’a kadar iç savaşın kabusunu yaşamış, turizmi bitme noktasına gelmiş, kendini yeni yeni toplayan, aydınlık insanlarla dolu bambaşka bir kültürü keşfettik... Sözün kısası, doğasıyla, insanlarıyla, kültürü ve insanın boyut algısını sınayacak doğasıyla “evren ile bir olma” duygusu yaşamaksa, doğru adres burası, Sri Lanka.

GÜN 1: Colombo’ya varış...İstanbul’un beton denizinden havalanan uçak Colombo’ya varıp inişe geçtiğinde kuşbakışı manzara nefes kesici: Yeşil, yeşil ve yeşil... Göz alabildiğine yeşil! Sri Lanka’nın doğası, insanoğlunun tüm çabasına rağmen henüz doğaya karşı zafer kazanmadığını anlatıyor esasında. Miniciğiz, ufacığız o ihtişam karşısında... Sri Lanka’nın doğası öyle büyüleyici ki, şehirde kendini bambaşka yerlere koyan, hayatın merkezine kendisini oturtan insan, esasında evrenin içinde küçücük bir nokta olduğunu burada derhal hatırlayıveriyor. Barış içinde işteböyle yaşanır...“Hindistan’ın gözyaşı” olarak tarif edilen, Hindistan’ın 31 kilometre güneyinde 21 milyon nüfuslu bir ülke burası. 16. Yüzyıl’da Portekizli denizcilerin işgaline uğramış, 17. Yüzyıl’da Hollandalılar adayı ele geçirmiş ve 19. Yüzyıl’dan sonra İngiliz sömürgesi haline gelmiş. 1948’de bağımsızlığını kazanan Sri Lanka’nın, 1972 yılına kadar adı “Seylan”...Dünyada önemli çay plantasyonlarının olduğu bir bölge burası ve konu çay olduğunda Sri Lanka, hâlâ aynı isimle anılıyor... Yüzyıllar boyunca sömürgeci devletlerin yönetimi altında olan Sri Lanka, bugün demokratik bir cumhuriyet. 90’lardan 2009’a kadar hükümet ve ayrılıkçı Tamiller arasında süren iç savaşta büyük yaralar almış. Barış sonrası 6 yılda yavaş yavaş eski günlerine dönmeye gayret eden bu cennet ülke, farklı etnik köken, inanış ve düşüncedeki insanların bir arada barış ve huzur içinde yaşamaları üzerine inşa edilmiş bir barış anlayışı ile yönetiliyor. Yüzyıllar boyunca Sri Lanka’yı mesken edinmiş sömürgeci devletlerin etkileri ise bilhassa mimari doku üzerinde hâlâ mevcut ve restorasyon çalışmaları sayesinde orijinal halleriyle korunmuş. Bilhassa başkent Colombo’da ilk durak, hepimizi yüzyıl başına götürüyor. Galle Face Hotel, 1800’lerde yapılmış, bugüne kadar korunmuş, dolayısıyla bu bölgedeki kolonyal etkileri birebir göreceğiniz, “1800’lerin sonunda dondurulmuş” hissi veren tarihi bir otel. Bu otelin koridorlarında, merdivenlerinde, geniş tavanlı odalarında okyanus esintisiyle uçuşan tüllerin arasında, 100 yıl öncesinde burada kalan Sir Arthur Conan Doyle veya Mark Twain’le birlikte Hint Okyanusu’nda günbatımını izler gibi hissetmeniz gayet mümkün...Peki Colombo’da ne yapılır? Belki Hint Okyanusu kıyısında güzel bir yürüyüş, belki tuk tuk’larla küçük bir şehir turu... Şehirde fotoğraflanacak ve gezilecek öyle çok “renk” var ki... Bunlardan en önemlileri Red Mosque ve başkentin en eski Hindu Tapınağı...

 

GÜN 2: “Evrenle bir olma” hissi
Colombo’dan 150 km uzaklaşıyor, rotamızı Dambulla’daki Heritance Kandalama Hotel’e doğru çeviriyoruz. Bu şehirdeki ve bu ekolojik oteldeki deneyimi tarif etmek için tek kelime yeterli: Sihir. Bir sonsuzluk havuzu düşünün. Önünüzde dev bir orman, yanında bir göl, arkanızda eteklerine sis inmiş bir dağ uzanmakta... Gün batımında, etraftaki kayalarda oturarak flütle yerel ezgileri mırıldanan bir Dambulla yerlisi...Müziği hücrelerimize kadar hissettiğimiz bir “doğa” sessizliği ve güzelliği içindeyiz. Başımızı göğe doğru çevirdiğimizde tepemizde, şehirdeyken yapay ışıklar yüzünden göremediğimiz binlerce yıldız eşliğinde bir serap gibi... “Evrenle bir olma hissi”ni iliklerinize kadar yaşadığımız bir bölge burası. Aynı zamanda “Dambulla Cave Temple”ın, Sri Lanka’nın en büyük ve tarihi M.Ö. 4. Yüzyıl’a kadar uzanan mağaralara oyulmuş Budist tapınağının bulunduğu şehir. Bu tapınağa varmak için 300 basamak tırmanıyor, kayalara oyulmuş mağaraların içindeki binlerce yıllık Buda heykellerini ve duvar resimlerini keşfediyoruz. Bu tapınağın özelliği, içinde bir de küçük Hindu tapınağı bulunması...Sri Lanka’da farklı din, dil, kültür ve inançların barış ve dostluğu her adımda karşınıza çıkıyor ve insan bu zor kazanılmış huzur haline tekrar gıpta ediyor.

 

GÜN 3: Çayın öyküsü
Karadeniz’in uçsuz bucaksız, insanın boyut algısını değiştiren o engebeli yemyeşil çay tarlalarını görenler, burada, bambaşka bir coğrafyada, bir başka benzer cennette bulacaklar kendilerini.“Çay diyarı” Nuwara Eliya’ya yolculuk, dolambaçlı yollardan yokuş yukarı gidilen, sıcak iklimden serin platolara, dağların en yüksek yerlerine doğru çıktığınız, doğayı, köyleri, insanları, bin bir rengi izlediğiniz bir film, bir görsel şölen gibi.Nihai hedefe vardığımızda ise en güzel deneyim bizi bekliyor:Geleneksel kıyafet olan Sari’lerimizi kuşanacak, sepetlerimizi belimize takacak ve çay toplayacağız... Nuwara Eliya bölgesindeki tarihi Heritance Tea Factory’de çay toplama geleneğini yaşıyor, beyaz, yeşil ve siyah çay üretimini adım adım görebiliyor, soframıza gelen yaprağın öyküsünü öğrenebiliyoruz.

 

GÜN 4: Dallardan sarkan meyve değil yarasa!
Sri Lanka’nın başkent Colombo’dan sonra en kalabalık ikinci şehrine doğru iniyoruz... Kandy, Budizmin en önemli tapınaklarından Temple of Tooth’un bulunduğu şehir... Buddha’nın dişi burada özenle korunuyor ve tapınakta her gün düzenlenen ayinler iğne atsanız yere düşmeyecek kadar kalabalık... Tapınağın misafirleri sadece dünyanın dört bir yanından gelen Budistler değil. Tapınak, Sri Lanka’yı gezmekte olan farklı din ve kültürlerden meraklı ziyaretçiyi kendine çekiyor. Son durak ise Peredeniya Botanik Bahçesi. Burada yüzyıllık anıt ağaçlar, nadir bulunan bitkiler ile karşılaşmak mümkün. Golf araçlarıyla yapılan bir tur, Jurassic Park’tan bir sahne gibi... Yüzlerce tür bitki ve hayvanlarla karşılaşıyoruz. Dalından meyveler sarkan bir ağaca doğru yaklaşıyor, yaklaştıkça dallardan sarkanların meyve değil yarasa olduğunu fark ediyoruz...

 

GÜN 5: Veda zamanı
5. gün bu cennet adadan ayrılırken hislerimiz karmaşık... Yaşadıklarımızın gerçek olup olmadığını sorgulayacak kadar büyülenmiş bir şekilde ülkemize dönüyoruz...

 

Kısa kısa Sri Lanka...
Sri Lanka, otoyollar ve modern yollarla bezeli bir ülke değil. Ormanlar arasındaki patika yollarda önünüze bir fil çıktığında tüm motorlu araçlar ve yayalar filin “paşa gönlünü”, yani yoldan çekileceği zamanı beklemek durumunda. * Dünyada en çok hayvan çeşidi, bu küçük adada bulunuyor. Bunun yanı sıra 427 çeşit kuş, dünyanın bilinen en eski ağaç türü olan Bodhi... İklim koşullarından ötürü dünyanın çeşitli yerlerinde yetişen bitkiler, bu adada bir arada. *  Sri Lanka, hesaplı bir ülke. İyi bir öğle yemeğini 1.5 Euro’ya yemeniz mümkün. Bu güzel dünyaya rotanızı çevirmek için vizeye de ihtiyacınız yok. Dolayısıyla iş sadece karar verip, pasaportları alarak yola çıkmaya bakıyor. İyi tatiller!

 

 

 

 

 

Yorumlar | 0
üye profil