Avrupa'ya Açılmak İçin Artık Hazırım

Avrupa'ya Açılmak İçin Artık Hazırım
Yayınlanma Tarihi: 06.11.2011 14:13 | Değiştirme Tarihi: 06.11.2011 15:14

Hayranlarının oylarıyla MTV Türkiye birincisi seçilen Atiye, şimdi de İngilizce albüm hazırlıyor.

Asıl adı Deniz, ama biz onu beş yıldır ikinci adı Atiye ile tanıyoruz. Antakya yöresine ait ve son albümü Budur'da da yer verdiği Hali Hali Hal adlı anonim türküyü bir televizyon programında, birlikte seslendirdiği babaannesinin adını çok sevdiği için Atiye'yi tercih ediyor.   Antakyalı bir babayla Hollandalı bir annenin, Almanya Bremen doğumlu tek kızı. 18 yaşında Türkiye'ye döndü ve neredeyse sahnede şarkı söyleyerek büyüdü. Dört dil konuşuyor, kediler başta olmak üzere bütün hayvanları çok seviyor, beş yaşından beri dans ederken sanki kendinden geçiyor, beste yapıp şarkı söylerken kendini buluyor. Ama onu en çok şarkılarını başkalarının da ezbere söylemesi mutlu ediyor. Bu yıl MTV Avrupa Müzik Ödülleri'nde (EMA) 'Best Turkish Act' (En İyi Türk Şarkıcı) kategorisinde birinci seçilen Atiye, iki yıldır Eurovision'da Türkiye'yi temsil edecek isimler arasında gösterilmesine rağmen, bir kez bile yetkililerden teklif almadığını kimseye kabul ettiremiyor.   Pop müzikseverler sosyal medyada sabahtan akşama Eurovision'da ülkemizi onun temsil etmesini istediklerini söyleseler de ya yetkililer bu çağrıyı ciddiye almıyor ya da onun biraz daha büyümesini bekliyorlar. 22 Kasım'da 23 yaşına basacak.    Atiye denilince ilk albümündeki Don't Think şarkısının Türkçe sözlerini mırıldanmaya başlayanlar, bu yıl çıkardığı üçüncü albümü Budur'un klibini izlerken onunla dans ediyor. Yeni dönem sürprizi mi? MTV başarısının motivasyonuyla bir İngilizce albüm hazırlıyor. Bugün yarın bitecek bu albümü ilk olarak Almanya'daki müzik otoritelerine dinletmiş. Sonuç: 10 puan. 'Atiye müzik hayatı ile ilgili herşeyi Figen Yanık'a anlattı.'   ÜLKEMİ TEMSİL ETTİĞİM İÇİN MUTLUYUM   - MTV başarısı, Eurovision söylentileri... Adınızın böyle başarılarla anılması, heyecandan uykularınızı kaçırıyor mu? - Tabii ki çok güzel, gurur verici benim için. Özellikle uluslararası alanda ülkem adına güzel şeyler yapabilmek benim için çok önemli. MTV EMA'da ülkemi temsil etmiş olmam çok güzel. Bu yıl MTV'de Türkiye'nin sanatçısı olarak seçildim. Bazen pozitif olmayan şeyler de oluyor ama bunlar açık söylemem gerekiyorsa, depresyona girecek kadar beni etkilemiyor. Çünkü küçüklüğümden beri bu işi yapmak istedim. Çok zor olacağını biliyordum. Motivasyonum hiç düşmüyor, enerjimi hep yüksek tutuyorum.    - Bu başarının devamı için daha yaratıcı çalışmalarınız olacak mı?  - Evet. 'Bundan sonra daha iyisini nasıl yapabilirim, yurtdışında neler yapabilirim?' diye düşünüyorum. Bunun için de İngilizce bir albüm hazırlamaya başladım.    - Çok iyi bir haber bu. Yurtdışına açılmaya hazır mısınız? - Avrupa için hazırım. İsveç ve Norveç'e gittim. Şu anda 30 İngilizce şarkı üzerinde çalışıyorum. En iyilerini seçeceğim. Geçtiğimiz günlerde Hamburg'da, Alman müzik otoritelerine bu şarkıları dinlettim. Çok güzel tepkiler aldım. Kısmetse Avrupa genelinde de sevilir.   - Eurovision'a iki yıldır sizin katılacağınız söyleniyor ama siz teklif almadığınızı söylüyorsunuz. Nedir bu işin gerçeği?  - Eurovision için adımın geçmesi, hayranlarımın bunu istemesi, başka sanatçıların da desteklemesi tabii ki çok güzel. Ama şimdiye kadar bana böyle bir teklif gelmedi. Eğer bir gün teklif gelirse, o zaman duygularımı anlatabilirim.    - Eurovision bir hedef mi sizin için?  - Hayır, Eurovision benim için hiçbir zaman bir hedef olmadı. Bazen öyle gösteriliyor, ama doğru değil. Ülkemi temsil etmem için de illa Eurovision'a gitmem gerekmiyor.    - Ya Almanya sizi kendi adayı olarak gösterirse, kabul eder misiniz?  - Hayır, kabul etmem. Eğer gidersem, Türkiye adına giderim.   BABAMIN ŞİİRLERİNİ SESLENDİRİYORUM   -Babanız Orhan Yılmaz müzik yaşamınızda hep yanı başınızda olmuş. Yaşam koçunuz da babanız mı? - O da bir yol arkadaşım, iş ortaklığımız da var. Şarkı sözlerimi o yazıyor, ben de onları besteliyorum. Onu da bir sanatçı gibi görüyorum. Başkalarından aldığım şarkılar da oluyor ama kendimi en iyi hissettiğim ve beni en çok anlatan şarkılar, doğal olarak birlikte yaptığımız şarkılar.- Şarkılarınızı ilk babanız mı onaylıyor? - Stüdyo ortamına karışmıyor ama bazen yaptığım işleri, ilk ben ona dinletmek istiyorum. Hem babam olduğu için hem de onu sanatçı gibi gördüğüm için fikirleri benim için çok önemli.   - Size çocukken darbuka çalmayı öğretmesinin yanı sıra müzikle bir bağı var mıydı? Yoksa onun yeteneğini de siz mi ortaya çıkardınız?  - Aslında babam iş adamı, organik gıda işiyle ilgileniyor ama ben küçükken birlikte şarkı söylerdik. Müziğe başladığımda, onun böyle bir yeteneğe sahip olduğunu bilmiyordum, sonradan keşfettim. İlk başlarda zaten o da benim müzikle sadece hobi olarak ilgilenmemi istiyordu. 'Müzik yerine iş hayatıyla ilgilen, müzikle zaten para kazanamazsın,' diyordu. Bense 'Para benim için önemli değil, ben şarkı söylemek, dans etmek, sahnede olmak istiyorum,' diyordum. Başlarda ailem yaptığım işi ciddiye almadı, ama ilk demolarımı dinlediklerinde çok beğendiler. Sonra bir gün babam, 'Kızım, benim şiirlerim var, sen onlara bir bak istersen. Beğenirsen değerlendirebilirsin,' dedi. Dinler dinlemez hepsini çok yakın buldum. Bütün albümlerimde onun sözleri var.    - Annenizin bu müzikal işbirliğindeki yeri ne?  - Aslında annemin de sesi çok iyi. Çok iyi bir opera sanatçısı olabilirdi. Şarkı söyleme konusunda benden daha yetenekli. Bu, yapısal bir şey. Anatomik olarak ve diyaframının gücü açısından doğuştan şanslı. Ama annem bu yeteneğini kabul etmiyor, evde sadece bana şarkı söylüyor. Küçükken ailesi yeteneğini ciddiye almamış. Keşke şimdi beraber sahneye çıkabilseydik.   SOKAK HAYVANLARINA ZARAR VERİLMESİN   - Kedileri çok seviyorsunuz. Yalnız evinizdekiyle değil, sokak hayvanlarıyla da ilgileniyorsunuz. Tenis turnuvası için İstanbul'a gelen Sharapova, başı boş dolaşan kedi ve köpeklerden çok etkilendiğini söyleyerek 'Bu şehre bir daha gelmem,' demiş. Bu manzara sizi de üzüyor mu? Hayvanlar için düzenlenen kampanyalarda şarkı söylemek ister misiniz?  - Kesinlikle istiyorum. Evet, hayvanları çok seviyorum, küçükken evimizde dört kediyle büyüdüm. Bremen'de bir köyde büyüdüğüm için zaten hep inekler, köpeklerle iç içe oldum. Onlar da canlı ve onların da karakterleri var. Kimseden buradaki sokak hayvanlarına iyi davranmalarını istemiyorum. Benim tek isteğim, onlara zarar vermemeleri. Bir insanın aklına, bir köpeği tekmelemek, kedinin kuyruğunu kesmek nasıl gelebilir, anlamıyorum. Arada sırada mahallemizin veterinerine gidiyorum ve bu sakat kalan hayvanları görüyorum. 'Bu hayvanlar nasıl bu hale geldi?' diye sorunca, veteriner anlatıyor. Bunları görüp, duydukça onlar için bir şeyler yapmam, kampanyalarda şarkı söylemem gerektiğini düşünüyorum.   - Hâlâ vejetaryen misiniz, yoksa Türkiye'ye geldikten sonra kebap kokularının tuzağına düştünüz mü? - Sekiz-dokuz yıl tamamen vejetaryendim. Ama yemek sistemim biraz değişti. Artık daha fazla enerji almam gerektiği için bazen kendimi et yemek için zorluyorum. Tabii Türkiye'de zorlamak gibi bir şey söz konusu değil. (Gülüyor.) İtiraf edeyim artık seviyorum ama haftada bir gün yiyorum. Yediğim zaman da bilinçli olmaya çalışıyorum. O hayvanın aslında bizim için öldüğünü unutmuyorum. Çöplere giden etlere çok sinirleniyorum.   PSİKOLOĞA HİÇ İHTİYAÇ DUYMADIM, İKİ HALAM YETİYOR   - İstanbul'da ailenizle birlikte mi yaşıyorsunuz?  - Evet, ama babam sürekli seyahatte. Annem de sık sık Almanya'ya gidiyor. Tek çocuğum ama Almanya'da yaşarken kuzenimle birlikte büyüdük. Bir evin en üst katında teyzem ve kuzenim, orta katta biz, alt katta da anneannem ve dedem yaşıyordu. Ama Türkiye'deki ailem daha geniş. Herhalde 15 kuzenim var.   - Onlar da sizi destekler mi?  - Evet, çok. İki halam var, özellikle onlar bana çok yardımcı oluyor. Psikoloğa hiç ihtiyaç duymadım. Kendimi iyi hissetmediğim zaman onlarla görüşmem yetiyor. Antalya'daki konserimde orada yaşayan halamı görmek benim için çok iyi oldu. Onların benim spiritüel yol arkadaşlarım olduğunu düşünüyorum.    - Ruhsal gelişim konularına ilgi duyuyor musunuz? - Şu sıralar Julia Cameron'ın Sanatçının Yolu adlı kitabını okuyorum. Aslında yaratıcılığını geliştirmek için her sanatçının, hatta herkesin okuması gerekir bu kitabı. İçindeki öneriler size cesaret veriyor, önünüzdeki engelleri ortadan kaldırıyor. Hayatla ilgili 12 haftalık bir programı var, ben de uygulamaya başladım. Bu uygulamalar, hiç bilmediğiniz özelliklerinizi ortaya çıkartıyor. Kitapta herkesin yaratıcı olduğu mesajı var. Buna ben de inanıyorum.   İLK YILLARDA TÜRKÇEMDEN UTANDIM   - Şarkı yarışmalarına katılan gençlerin çoğu İngilizce söylüyor. Siz de tercih ediyor gibisiniz. İngilizce söylemek daha mı kolay?  - Benim için İngilizce şarkı sözü yazmak daha kolay. İngilizcem daha iyi olduğu için değil ama müziğe daha uygun. Türkçede birçok kural var. Şarkı yazarken bu kurallara uymak zorundasın. İngilizcede kelimeleri, heceleri değiştirebilirsin. Ama şimdi daha fazla Türkçe şarkı yazmaya çalışıyorum. İlk başlarda Türkçemden utanıyordum. Bunun için de diksiyon dersi aldım, kitaplar okudum.   AKREP BURCU OLMAK BENİ YORUYOR   - Bir süredir sizi reklam filminde de görüyoruz. Bunun müziğinize katkısı oldu mu? - Animasyonlu bir reklam olması beni heyecanlandırdı. İyi ki kabul etmişim, çok hoşuma gitti. Ürünle, kitlelerimiz birbirinden uzak değil. Çekimlerde kendimi çok iyi hissettim.    - 22 Kasım doğum gününüz. Akrep burcunun özelliklerini taşıyor musunuz? - Evet. Ama fazla titiz ve derinlikli olması bazen zor olabiliyor.                                                                                                                       sabah.com.tr   Haber ile ilgili metin girin!.