Aslızen: Bu şarkılara lokomotif lazım

Aslızen: Bu şarkılara lokomotif lazım

Aslızen’in albümünde güçlü bir vokal ve iyi şarkılar var. Ama bunlar doğru şarkılar mı?

Aslızen’in; feleğin çemberinden geçmiş bir kadın olduğunu sadece sesinden bile sezmek mümkün. Felek ve çemberden ne kastediyoruz? ‘İşte Benim Stilim Ünlüler’i takip edenler kendisinin hayat hikâyesinden az çok haberdardır. 17 yaşında şarkı söylemek ve annesini aramak için okulu bırakıp evden kaçan, uzun süre sokaklarda uyuyan, sonunda Sezen Aksu’nun dikkatini çekmeyi başaran genç kızın 40 yaşına gelmiş halinden söz ediyoruz bugün. Bir dönem birçok ünlü isme söz yazan, şarkı veren; rahmetli Meral Okay’ın desteğiyle dizilerde oynayan, geri vokal yapan, şarkılar söyleyen Aslızen ekmeğini kazanıyor belki ama hayal ettiği yerde mi; orası biraz şüpheli.

 

Nağmesi, vurgusu, duygusu yerli yerinde güçlü vokali ve şarkı yazarlığına rağmen temel sorununun kendini konumlamakla ilgili olduğunu düşünüyorum. Son albüm ‘Beyaz Geceler’de de aynı kafa karışıklığı mevcut. Bir yandan 90’lar ruhuna sahip çıkan şarkılar, öte yandan “Alaçatı’yı, Bodrum’u da unutmayalım” düşüncesiyle yapılmış remix’ler (Rüyalar); remix’i olup kendisi olmayan şarkılar (İhanet) derken hedef kitlenin kafası karışıyor;kimi kanallar kendiliğinden tıkanıyor.

 

Beyaz Geceler, Aslızen, 5 üzerinden 3 yıldız Ne remix’e, ne 90’lar ruhuna, ne beach kafasına, ne Sezen Aksu şarkısına (Güvercin) karşıyım. Söylemek istediğim; 40 yaşında ve bana göre hak ettiği yerde olmayan bir müzisyenin hedef belirleyip ona kilitlenme zorunluluğu üzerine. Belki dijital tekliler üzerinden ilerlemesi ve düzenlemelerde 90’lar hissiyatından biraz uzaklaşması başlangıç olabilir. Farklı aranjörlerle çalışmak işe renk verir ancak bütünlüğü ve hedefi gözetmek de önemli. En önemlisi çok güvendiği bir parça olmadan sırf ‘Rüzgârım kaçıyor’ diye düşünerek ortaya çıkmamasını tavsiye edeceğim. ‘Beyaz Geceler’de çok iyi bir şarkıcı var; kötü şarkı yok ama albüme adını veren şarkı dahil olmak üzere lokomotif de yok ne yazık ki.

 

DOSTLARIN SOFRASINDAYIZALL MY FRIENDS ARE HERE ARİF MARDİN/ 5 üzerinden 5 yıldız 

Dünyanın şapka çıkadığı Türk müzik adamı Arif Mardin’in müzisyen dostlarını bir araya toplayıp prodüktör olarak başında durduğu, şarkılarını yazdığı bir albüm var. Albüm kayıtları 2005’te başlıyor. 2006’da Mardin’in ölümünden sonra oğlu Joe tamamlıyor ve 2010’da yayımlanıyor ‘All My Friends Are Here’. Hikâyesi itibariyle gerçek bir saygı albümü... İletişim duayeni Betûl Mardin’in erkek kardeşi Arif Bey’in London School of Economics’te aldığı iş idaresi ve Berklee’deki müzik eğitimleri; iyi bir prodüktörün nasıl bir donanıma sahip olması gerektiğine dair önemli işaretler içeriyor. İstanbul’un aristokrat Mardin ailesinin çalışkan ve tutkulu Arif’i, Atlantic ve EMI gibi küresel müzik şirketlerinin vizyonuna yön verdi. Bee Gees, Bette Midler, Diane Reeves, Aretha Franklin, Barbara Streisand, Phil Collins, Jewel, Chaka Khan ve son olarak Norah Jones gibi dev isimler yarattı. 40 altın ve platin plak; 12 Grammy sahibi bir efsaneye dönüştü. 2010 yılında fiziksel baskısı yapılan saygı albümü geçen ay Apple Music platformunda dijital yeniden basımla taçlandırıldı. Henüz Spotify’da yok. Albümde Mardin şarkısı olmayan tek eser ‘The Greatest Ears In Town’, aynı zamanda oğlu Joe’nun bitirdiği muhteşem Arif Mardin belgeselinin adı. Şarkı New York’a uzanan biyografik bir İstanbul swing’i; yani Arif Mardin’in ta kendisi. Belgeselle eşleştirerek dinlemenizi; Mardin’in çok sevdiği caz ve blues denizlerine kendisinin dostu büyük vokallerle açılmanızı tavsiye ederim.

 

BALKANLAR’DA TAM İSABETKOLEKTİF İSTANBUL/ PASTIRMA YAZI/ 5 üzerinden 3,5 yıldız 

Kolektif İstanbul, 10 yılı devirmiş bir grup. 2005 yılında çıkardıkları ilk albümleri ‘Balkanatolia’; adıyla bile grubun ne yapmak istediğini gayet net özetlemişti. Elâlem başka kıtalarda Balkan müziği üzerine bir kariyer kurarken; Anadolu toprağıyla arasında tarihsel, duygusal, dinsel, kültürel sayısız köprü olan Balkanlar’a müzikal olarak doğru mesafede durmadık sanıyorum. En fazla bir sos oldu Türk popu içinde. Candan Erçetin’in kimi albümleri, Sezen Aksu-Goran Bregovic işbirliği; saysak çok fazla örnek de yok. Ancak Kolektif İstanbul, evrensel boyutta bir okuma yaptı. İşin içine funk ve caz esintileri kattı. Grup, Montreux Caz Festivali dahil birçok yurtdışı etkinlikte beğeni topladı. Türkiye’de takipçileri Babylon ahalisiyle sınırlı gibi gözükse de yaptıkları işin çok daha geniş kitlelere ulaşabileceğine inancım tam. Eğer ‘’Kimmiş onlar” diyorsanız ‘Pastırma Yazı’ tanışma albümünüz olsun, sonra mutlaka eskileri dinlemek isteyeceksiniz. Yüzünüze bir tebessüm yerleşsin istiyorsanız memleketin zor günlerinde çıkardıkları ilk video ‘Acımadı Yine’yi mutlaka izleyin. Pişman olmayacaksınız.

 

Kolektif İstanbul: 'Joan Baez boğazımızda bir yumru bıraktı'

 

HABERE OY VER:
Görüntülenme : 0 Yayınlanma Tarihi: 13/08/2016 01:16:45

Haber Yorumları (0)

500

    Acunn.com'u Facebook'ta takip et.

    Acunn.com'un eğlenceli dünyasını yakından takip etmek için Facebook sayfamızı beğenin

    ×
    Son gelişmelerden anlık haberdar olabilirsiniz.

    Acunn.com Bildirim ile, web sitesine girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.