Zarafet Ondan Sorulur!

Zarafet Ondan Sorulur!

Audrey Hepburn, aramızdan ayrılmasının üzerinden 20 yıl geçse de bugün hâlâ zarafet timsali olarak gösteriliyor.

Hollywood’un stil ikonu Audrey Hepburn, aramızdan ayrılmasının üzerinden 20 yıl geçse de bugün hâlâ zarafet timsali olarak gösteriliyor1929 yılında Brüksel’de doğan  Audrey Hepburn, en büyük moda ikonlarından biri olarak kabul ediliyor. Fransız ‘Paris Match’ dergisinin Hepburn stilini, farkını ve duyarlılığını ortaya koyduğu bu yazıya bir göz atın.“Audrey, eşi benzeri olmayan bir aşçıydı. Ve sanılanın aksine yemek yemeye bayılırdı” diyor en yakın arkadaşı Doris Brynner (Yul Brynner’in eski eşi). O narin vücuduna bakıp böyle düşünmemiz zor olsa da... 1950’lerde kadınlarda maskülen esintiler pek de popüler değildi. O dönem Marilyn ya da Sophie Loren insanların rüyalarını süslüyordu. 1953’te  ‘Roman Holiday/Roma Tatili’ filmi Oscar aldı almasına da, bambaşka bir tablo da sundu herkese: Bu doğal güzellik, herkesten farklıydı. 1.70 boyunda ve 50 kilo olan bu kadın, dansçı portresinin katkısıyla da kuğu gibiydi adeta.Kariyer mi aile mi?Birçok kadının düştüğü ikileme o da düşer: Mutlu bir aile kurmak mı yoksa başarılı bir kariyer mi? 23 yaşındayken kendisini ekranlara adamak uğruna, bir İngilizle yapacağı nişanı bozar oyuncu. Ama kendisini, ‘Ondine’ adlı tiyatro oyunundaki Amerikalı rol arkadaşına aşık olmaktan alıkoyamaz. Ve Mel Ferrer’la 1954 yılında evlenirler. 1960 yılında, Sean adlı oğulları dünyaya gelir. Hepburn o kadar mutludur ki, “Kocam ve oğlum hayatta sahip olduğum en değerli şeyler”  demişti. Hollywood’un örnek çifti olarak  gösterilirlerken büyü bozulur. 1968 yılında çift yollarını ayırır. Ardından Hepburn, İtalyan psikiyatr Andrea Dotti’yle nikah masasına oturur ve 40 yaşındayken ikinci oğlu  Luca dünyaya gelir. Ama evlilikleri çatırdamaktadır. Güzel oyuncu ayrılmak için oğlunun yeterince büyümesini bekler. 1980 yılında, Hepburn, Hollandalı aktör Robert  Wolders’dan çok etkilenir. Hiçbir zaman  evlenmeyeceklerdir ama bu zarif kadın,  Walders’la geçen yıllarını hayatının en  güzel dönemi olarak ilan edecektir.“Tarzı onun marifeti” Sade, siyah beyaz elbiseler ve şık takılar: Audrey Hepburn şıklığı denince akla gelenler... Savaşın getirdiği mahrumiyet birçok şeyi kısıtlasa da Audrey Hepburn zarafetiyle kendi görünüşünü oluşturdu. Ve Hubert de Givenchy’nin 1954’te ‘Sabrina’ filminin çekimleri sırasında başlayan arkadaşlıkları öyle ilerledi ki, Hepburn stilini oluşturmasına büyük yardımı olan Givenchy’yi en yakın ve önemli arkadaşlarından biri kabul etti.  Ve bu arkadaşlık oyuncunun ölümüne kadar devam etti. Givenchy,  arkadaşıyla ilgili: “Farklı ve kendisine özgü bir taz yaratmak isteyen bir kadındı. Evet  ben ona yardım ettim ama onu o yapan şey tamamıyla onun marifeti” diyor.İyi niyet elçisiHollandalı bir baronesin kızı olan oyuncu kibirden hep uzak durmuş. Anne babasının ayrılığıyla başlayan zor günlere savaş döneminin eklenmesiyle öğrenir ki aristokrat hareketler birçok yarayı iyileştiremese de gizlemeyi başarabilir. Hatta Londra’da kabarelerde dans etmeye başlar ve bir gün yıldız olmayı diler. İleride çocukluğundaki bu yaraları hatırlayacaktır. Sadece hatırlayıp hayatına devam etmektense, bu konuya daha özen göstermesi gerektiğini düşünür. 1987 yılından itibaren, insanlık adına yaptığı gönüllü işlerle görürüz onu. Afrika’dan Asya’ya, o topraklara giden ilk yıldız olur. Ayrıcalıklı sınıfın hayatını canlandıranlar için, sefalet bir kurgu değildir her zaman. Audrey Hepburn, 1989 yılında UNICEF İyi  Niyet Elçisi olarak atanır.“Ölüm doğanın bir parçası”Yardım için gittiği Somali dönüşü, 1992 Ağustos’una doğru gitgide zayıflamaya başlar Audrey Hepburn. Karnında kötü bir ağrı vardır. Doktorlar kolon kanseri teşhisini koyar ve ameliyattan sonra, cerrah, çocuklarını Audrey Hepburn’un etrafında toplar. Annelerinin üç ay ömrü kaldığını söyleyecektir... Sean Ferrer o anı şöyle anlatıyor: “Altüst olmuştuk. Oysa bize gülümseyerek bakıyordu ve “Çocuklarımla birlikte olabilmek için hâlâ vaktim var” diye seviniyordu. Bu hiç de adil değildi. Ama o çok metanetliydi. “Hayat böyle diyor!” demişti. Eve döndük ve onun için çok güzel bir Noel partisi düzenledik. O gece o kadar çok ve o kadar önemli şeyler söylendi ki...Yatağının başucuna Hubert de Givenchy’i de çağırmıştı: “Çok solgun görünüyordu. Zaten serumla besleniyordu. Üç tane anorak gösterip birini seçmemi istedi. Lacivert olanı seçtim. Onu aldı ve göğsüne bastırdı. “Ve şimdi bunu sonsuza kadar saklayacaksın” dedi. Aktris, 1993 yılında hayata veda etti. Yavru geyikle alışverişteAudrey Hepburn’le ilgili en ilginç detaylardan biri de yavru  geyik ‘Pippin’le ilişkisi. Hayvanseverliğiyle bilinen aktris eşi tarafından eve getirilen yavru geyikle her yeri dolaşmış. 1958’de Beverly Hills’de bir markette alışveriş yaparken görütülenmiş. Pippin de alışverişte ona eşlik ediyor.Çeviri: Fatma Uyar / Milliyet

Görüntülenme : 566 Güncelleme Tarihi: 26/01/2013 12:45:13
Yayınlanma Tarihi: 26/01/2013 12:44:15

Haber Yorumları (0)

500

    Acunn.com'u Facebook'ta takip et.

    Acunn.com'un eğlenceli dünyasını yakından takip etmek için Facebook sayfamızı beğenin