Yönetmenlerin 'Kıral'ı!

Yönetmenlerin 'Kıral'ı!

Dün vizyona giren 'Yük' filminin oyuncuları Tülin Özen ve Tansu Biçer; yönetmen Erden Kıral'ı yere göğe sığdıramadı.

Dün vizyona giren 'Yük' filminin oyuncuları Tülin Özen ve Tansu Biçer; yönetmen Erden Kıral'ı yere göğe sığdıramadı: O çok özel bir isim. Birçok genç ve yeni yönetmenden de daha heyecanlı ve enerjik biriUsta yönetmen Erden Kıral'a Altın Portakal Film Festivali'nde 'En İyi Yönetmen' ödülü kazandıran 'Yük' filminde başrolleri; Tülin Özen Tansu Biçer ve Nadir Sarıbacak paylaşıyor. İki hasmın birbirleriyle ve kendileriyle olan mücadelesini anlatan film, dün izleyici ile buluştu. Tülin Özen ve Tansu Biçer; hem yeni filmlerini, hem de Erden Kıralsinemasının farkını anlattı...Bize filmden ve rollerinizden bahseder misiniz?Tansu Biçer: Filmin senaryosu aslında yaşanmış iki hikayenin kesişmesinden oluşuyor; yani gerçek bir hikaye. Kısaca söylemek gerekirse, iki hasmın hikayesi. Bu iki hasmın hayatına bir şekilde girmiş bir de kadın var. İki hasmı; ben ve Nadir Sarıbacak canlandırıyoruz. Bu iki hasmın arasına giren kadını ise Tülin Özen oynuyor.Tülin Özen: Benim canlandırdığım karakter, oldukça zor bir roldü. Filmi izlerken ne kadar anlaşılıyor, onu bilemem ama oyuncu olarak canlandırması çok kolay deildi açıkçası.ZOR BİR SÜREÇTİFilmin büyük bir çoğunluğu bir madende geçtiği için çekimler de oldukça zorlu olmuş. Sizin de çekimlerde zorlandığınız oldu mu?T.Ö.: Benim madene indiğim bir sahnem yoktu. Sadece görmek için inmiştim.T.B.: Benim bol miktarda madene indiğim sahne vardı. Aslında fiziksel olarak çok büyük zorluklar yaşamadık çünkü biz film çekmek için indik. Tabii ki bir metrelik tünellerdeki yorgunluğu, karanlığı, tehlikeyi yaşamadık ama orada yaşayan insanları gördük. Bence bu şartlar altında çalışmak hiç kolay bir şey değil.Bu film projesi size geldiğinde bu rolleri kabul etme sebebiniz neydi?T.B.: Öncelikle yönetmenin Erden Kıral olması... Çünkü ben çocukluğumda onun 'Avcı' filmini izlemiş ve çok beğenmiş, çok etkilenmiştim. Daha sonra da 'Vicdan'ı izledim; onu da çok beğendim. Filmin senaryosunu görünce "Bu, enteresan bir adam" dedim kendi kendime. Bir de bu konuyla ilgili Erden Kıral bana gelince, kayıtsız şartsız kabul ettim. Yani konu, hikaye falan hiç önemli değildi benim için. Ne olursa olsun Erden Kıral ile çalışırdım zaten.T.Ö.: Ben de Erden Kıral yüzünden kabul ettim. Zaten 'Vicdan'da da Erden Kıral ile birlikte çalışmıştım. O filmde çok güzel bir uyum sağlamıştık. İnsana ve oyuncuya çok değer veriyor. O yüzden rolü kabul etmemdeki ana sebeplerden bir tanesi Erden Kıral. İkincisi ise Tansu ve Nadir'in bu filmde olması... Çünkü başka iki oyuncu olsaydı, bu rolde olup olmamayı düşünebilirdim. Yani rol arkadaşlarım da bu filmi kabul etmemde etken oldu.Erden Kıral nasıl bir yönetmen? Yeni nesil yönetmenler ile arasında farklar var mı?T.Ö:Erden Kıral'ın; eski ve yeniyle alakası olmayan bir farkı var bence. O çok özel bir isim. Erden Kıral'ın heyecanı sette herkesi etkiliyor. Kendi dünyasını ve kendi çalışma koşullarını yaratmış bir yönetmendir. Zaten bu sebeple eski Yeşilçam kuralları olan ve bunları uygulayan biri değildir. Ayrıca birçok genç ve yeni yönetmenden de daha heyecanlı. Hâlâ öğrenmeye aç ve sizden bir şeyler öğrenmeye açık.

Haber ile ilgili metin girin!.T.B: Film çekimleri sırasında yaşadığım duyguları ölçü alarak bir yorum yapmam gerekirse; bu zamana kadar çalıştığım en genç yönetmen bence. Bütün o heyecanı ve zorluklara karşı direnmesi ile çok farklı, çok enerjik biri. Çekim bittiği zaman sahne değişirken "Bu sahne bitti, öbür sahneye geçelim" dediğinde bütün setin arkasından koşturarak gittiğini bilirim.ÖFKEYİ KÖPÜRTMEYEN SENARYOYU ÇÖZEYİM DİZİLERİ TERCİH EDİYORUMDizi ve sinema sektörüne bakışınız nasıl? Bir karşılaştırma yapabilir misiniz?T.Ö.: Dizi ve sinema iki ayrı sektör aslında. İkisinin de yapılış nedeni farklı. Diziler, tamamen ticaret adına yapılıyor. Diğeri daha farklı beklentilerle yapılan bir dal. Kendi adıma konuşacak olursam; insanlara daha naif şeylerin anlatıldığı dizileri tercih ediyorum. Daha doğru şeylerin anlatıldığı, öfkeyi ve hayata karşı mücadeleleri fazla köpürtmeyen dizileri tercih ediyorum. Çünkü çocukların bunları izliyor olması, beni bu konuda daha hassas düşünmeye itiyor. Yani lise çıkışlarında silahlanmayı, bıçaklanmayı düşündürmeyen dizileri tercih ediyorum. Dizi için tek kriterim bu. Dizi, öyle ya da böyle ticaretin döndüğü bir sektör. Sinema ise öyle bir sektör değil. Bence ikisinin de iki ayrı sektör olarak ilerlemesi lazım. Olmalı mı, olmamalı mı noktasında karar veren taraf olmak istemem.AKILLI DEĞİLİM Kİ ÖFKEYİ KÖPÜRTMEYEN SENARYOYU ÇÖZEYİMOyunculukta rol seçer misiniz?T.B.: Seçerim tabii ki. Benim rolü seçmem; senaryonun gelişi ile değil, yönetmenle yaptığım konuşmalardan sonra belli olur. Ben zaten herkese de bunu söylemeye çalışıyorum. Çünkü bir senaryoyu bir kere okumakla iş bitmiyor. Ben de o kadar acayip akıllı bir adam değilim ki bir okuyuşta bütün senaryoyu çözeyim. O yüzden birkaç kere okuyup kafamdaki soruları cevaplatmam gerekir. Ancak bu noktadan sonra oynayacağım rolü kabul eder veya etmem. Ben bunun böyle olması gerektiğini düşünüyorum.SEÇİM HAKKIMIZ YOKT.Ö.: Ben ekiple birlikte çalışmayı seven bir insanım. İnsanların farklı yönlerini araştırabileceğime inanıyorsam, o rol benim için zengin bir roldür. Bu tarz rollerde olmayı tercih ediyorum. Benim bir oyuncu olarak çok büyük kriterlerim yok. Ben zaten Türkiye'de rol seçtiğini söyleyen birçok insanın böyle bir seçim hakkı olduğuna da açıkçası inanmıyorum. Bence bunlar; onların ütopik hayalleri olabilir. Bence pratikte böyle bir şey söz konusu bile değil!
Yorumlar | 0
üye profil