Yerli Maske

Yerli Maske

Oyuncu Okan Çabalar 46 dergisinin 90'lı yılları ele aldığı 90's Edition'ı için Jim Carrey'nin 'Maske' filmindeki kılığına girdi.

14.08.2012 15:48

Oyuncu Okan Çabalar 46 dergisinin 90'lı yılları ele aldığı 90's Edition'ı için Jim Carrey'nin 'Maske' filmindeki kılığına girdi. Mehmet Turgut'un objektifinin karşısına geçen Çabalar; o dönemde yaşadıklarının kariyerine ve özel hayatına olan etkisini alattı.90'lar çocukluğumun bittiği dönem demek. Aslında asıl büyü 80'lerdi! Kim bilir tohumları ne zaman atıldı eşi olmayan o yılların. Bana kalırsa 90'ların ilk etkileri özellikle büyük şehirlerde başladı. Ben ise şehir şehir gezen bir öğretmen çocuğu olarak küçük yerlerdeydim.Sadece yazdan yaza gördüğüm, 'büyük şehirlerde' yaşayan kuzenlerim vardı. Hatırlıyorum yıl 1992'ydi, yazdı. Kuzenimin üstündeki tişörtte 'Cartel' yazıyordu, altında da tuhaf bir pantolon vardı. Onu hiç böyle görmemiştim. İşte o an bir terslik olduğunu anladım. Dünyada müzik ve sinema alanlarında büyük gelişmeler yaşansa da bizim ülke için arada kalmışlığın bir trajikomik haliydi 90'lar...

Haber ile ilgili metin girin!.SİNEMA İÇİN İZİN ALIRDIM90'lar denilince Pazar geceleri babamdan zorla kopardığım izinle izlediğim 'Parliament Sinema Kuşağı' filmlerinin tadı geliyor aklıma. O dönemin ilgilendiğim kısımları da zaten bunlar işte! Çünkü benim için her şey o günlerde başladı, çok yol aldım o günlerde bugünler için. O yıllar belki daha samimiydi ama çok da tuhaftı.90'lar ve sonrasında kendimizi unutma sürecine girdik. Özel kanalların artmasıyla bir değişim başladı mesela. Azlar çok oldu, sınırlar genişledi, ufuklar açıldı. Ben 'Tutti Frutti'yi odada yalnız kalıp izleyebilmek için birbirini yatırmaya çalışan aile fertlerini gülerek hatırlıyorum.90'lar deyince Michael Jackson ve 'Moonwalk' elbette unutulmaz. O dönemde bir org modası vardı, çok acayip yabancı besteler yapardım.YARATICILIK YOK OLDUBen 90'lı yıllarda yemedim içmedim, seyrettim. Bilinçaltım sinema ile dolu. Şimdi düşünüyorum 90'ların sineması mı çok büyülüydü, biz mi çocuktuk çok etkilendik? Doğru cevap her ikisi de olabilir. Şimdi eksikliklerimiz çok, büyük. Yaratıcılık yok gibi, her şey tekrar. Hiçbir şey şaşırtmıyor, heyecanımız donuk ve en önemli şey olan coşkumuzu kaybettik. Onu yeniden kazanırsak her şey yoluna girecek. Haber ile ilgili metin girin!.Yaratıcı oyunculuğun en büyük örneklerinden biri Amerikalı komedyen Jim Carrey. Komediye vücudunu kullanarak bambaşka bir tarz getirdi. Jim Carrey'nin en beğendiğim filmi 'Salak ile Avanaktır' aslında. Belki de en güldüğüm filmi demem daha doğru olur. En iyi filmi ise bana göre 'Truman Show'du. Özellikle senaryo açısından çok iyiydi.SAHNEDE ÖZGÜR HİSSEDİYORUMBiz oyuncular yanı başımızdakini görünür hale getirmenin peşindeyiz. Yalan yok, bu iş bizim sınırlarımızı zorluyor. Yazarın kafasındaki, bizim düşündüğümüz ve doğaçlamayla ortaya çıkan üç farklı kişiyle bir karakter yaratmak için çarpışıyoruz. Oyunculuk bu anlamda da epey delilik içeriyor zaten.Sahnede kendimi bütün, sahici ve özgür hissediyorum. Olmak istediğim yerdeyim, rahat davranıyorum. Jim Carrey'nin 'Maske' filmi de ironik bir şekilde 'olduğunuz ve olmak istediğiniz' arasındaki çelişkiyi anlatmıyor mu zaten? Metaforik de olsa hepimiz bir dönem maskeler takıyoruz. Bunu koşullar yüzünden yapıyoruz ama ben şimdi sınırlarımı kaldırdım, kurallarım bana ait, çünkü sevdiğim işi yapıyorum.BENCE SOKAK DEMEK HAYAL GÜCÜ DEMEKTabii 90'larda 'sokak' önemliydi, tam bir sokak çocuğuydum ben de. Şimdi de sokakta oynayan çocukları çok şanslı buluyorum. Oyun konsolları ile futbol oynayanlardan değilim, dar sokaklarda top koşturduğum için çok mutluyum. Kim ne derse desin; sokak demek, hayal gücü demek!Sokakta oynayan çocuklar beni gördüklerinde "Sen o abi değil misin?" diye soruyorlar, mutlu oluyorum. Sanki geri geliyormuş gibi o günler ama köşeyi döner dönmez anında kendime geliyorum, azgın şehir hemen gösteriyor kendini.90'larda lunaparka gidiliyorsa en fazla iki oyuncağa binme hakkı vardı sanki o dönemki çocukların. Bu durum sizlere de tanıdık geldi değil mi?BELKİ DE 'LOST'U YAZACAKTIMBir macera kitabından etkilenip senaryo yazdığımı bilirim. Şöyle ki; Avustralya'daki halamın yanına giderken uçak kazası geçirip yerlilerin arasına düşüyoruz ve gizemli olaylar yaşanıyor... Belki de 'Lost'u ben yazacaktım! Bir de 'Terminator 2'yi izledikten sonra onu yeniden senaryolaştırdığımı hatırlıyorum.
Yorumlar | 0
üye profil