Türkan Şoray: ‘Sinemadaki Acılarımı, Çabalarımı, Heyecanlarımı Yazdım’

Türkan Şoray: ‘Sinemadaki Acılarımı, Çabalarımı, Heyecanlarımı Yazdım’

Şoray, ‘Sinemam ve Ben, Türkan Şoray’ kitabının hazırlıklarına devam ediyor.

‘Bir Zamanlar Osmanlı-Kıyam’ dizisi tatilde, siz de köşenize çekildiniz. Haftalardır size ulaşamadık, konuşamadık ve merak ettik...   (Gülüyor) Bir kitap hazırlığı içindeydim. Bu nedenle her şeyden elimi eteğimi çektim, kendimi  kitabıma verdim. Artık son   eskizleri yapıyoruz.    O zaman kitapla ilgili bilgileri alalım sizden...   Adı, ‘Sinemam ve Ben, Türkan Şoray’... Hayatımla ilgili ilk kez  kağıda, kaleme sarılarak kitap  yazmış oldum.    İçinde kimbilir neler vardır!   (Gülümsüyor) Yok, sizin tahmin ettiğiniz gibi değil, özel hayatımla ilgili ayrıntıları yazmadım. Ancak sinema zaten benim hayatım olduğu için, ‘sinema” deyince işin içine ‘özel hayat’ da girmiş oluyor. Bu kitap,  Türkan Şoray’ı ve onun hayatı olan sinemayı anlatıyor diyebilirim.       Siz her ne kadar mesleğinizle ilgili yazsanız da, özel hayatınızı da kaleme aldığınız bölümler olmuştur mutlaka...   Evet, haklısınız. Ne kadar sadece mesleğimle ilgili yazayım desem de, kitapta sinemanın özel hayatıma dokunduğu yerler de var. Çünkü özel hayatım ve sinemayı o kadar iç içe yaşadım ki... KADİR İNANIR’LA ‘ALTIN KOZA’DA   Haber ile ilgili metin girin!.    Sinemadan uzak kaldığınız dönem oldu mu, ben hatırlayamadım şimdi?   Oldu. Yağmur’u dünyaya getirdikten sonra   sinemadan mecburi olarak iki yıl kadar ayrılmak zorunda kaldım. Onun dışında sinemayla hep iç içe oldum. Sinema hayatımda hep oldu benim. Allah bana bu fırsatı verdiği için kendimi çok şanslı hissediyorum. Kitapta anlatmaya çalıştığım; Türk sinemasının geçirdiği evrim, Yeşilçam döneminden, yani masal dünyasını anlatan filmlerden bugünkü gerçekçi filmlere dönüşen   sinemanın genel durumu. Aynı zamanda toplumdaki değişimler ve seyircinin değişimi... Tüm bunların beni de kişilik olarak, düşünce olarak değiştirmesi... Bu değişimleri kronolojik sırayla, yaptığım filmlerle anlatmaya çalıştım. Setlerde yıllar önceki imkansızlıklarla neler  yapılabildiğini, sinemanın o günden bugüne nasıl geldiğini yazdım. Türk filmlerine  nedense bir dönem önyargıyla yaklaştılar.  “Ticari filmler” deyip, geçtiler. O dönemde  filmlerin konuları birbirlerine benzerdi.  Karakterler, olaylar, mekanlar bile...   "Benim için hava gibi, ekmek gibi, su gibidir sinema. Son yıllarda film çekmesem de, bir tarafım hep sinemayla meşgul. Bu arada kaç tane senaryo yazdırdım... Hikayeler araştırıyorum. Bu yıl Osman Şahin, benim için inanılmaz güzel bir senaryo yazdı. Sanıyorum önümüzdeki aylar içinde bir kasaba hikayesi olan bu film yapılırsa, dünya çapında ses getireceğini söylüyor Şahin."   Sinema günümüzde daha özgür”   Bunun bir neden var mıydı?   Aslında o günlerde filmlerdeki konuların benzer olmasının nedeni sansürdü. Çok önemli bir konudur bu.  Sizin filmleriniz hiç sansüre uğradı mı?    Yapımcılar filmlerin sansüre uğraması korkusuyla bir dönem hep birbirine benzeyen, suya sabuna dokunmayan, masal gibi aşk hikayeleri yaptılar. Ama ne olursa olsun, o filmlerde bizim toplumumuzun yaşantısı var, bizim insanımız var. Belki olaylar abartılı anlatılıyordu ama o insanlar bizim insanımızdı. Sıcacıktı. Tüm bunları anlatmak istedim bu kitapta. Sansürün, sinemamızı ne kadar baltaladığından bahsetmek istedim.    Günümüz sineması daha   rahat galiba...   Elbette, hem daha rahat hem daha özgür. Arzu ettikleri her şeyi yapıyorlar. EDİZ HUN’LA ‘ATEŞLİ ÇİNGENE’Haber ile ilgili metin girin!.    Türkan Hanım, sinemamızın  bugüne gelmesinde elbette sizin de emeğiniz çok büyük.    Tüm sinema emekçilerini   temsilen, ben de o emek verenlerden biriyim. Bugünkü sinemada teknik imkanlar sonsuz. Bilgisayar teknolojisiyle her şey yapılabiliyor.   Özgürce yaratmanın önü kapalı değil, sonsuz... Sponsorlar,   devlet desteği, televizyon   desteği... Para sorunu da yok.  En önemlisi sansür sorunu da yok. Genç beyinlerin, genç sinemacıların, bunun değerini bilerek, devraldıkları Türk sineması geleneğiyle yaratıcılıklarını en iyi şekilde kullanmaları gerekiyor. Kitabımı okuyan hem beni  biraz daha yakından tanıyacak, hem de o filmler sırasında yaşadığım ruhsal durumları, Türk sinemasının bunalım yıllarındaki çektiğim acıları, film çekimlerindeki telaşlarımı, heyecanlarımı,   çabalarımı, başıma gelen iyi ya da kötü olayları öğrenecekler. Sinemaya gönül vermiş birinin, Türkan Şoray’ın duyguları var bu kitapta. Bütün samimiyetimle yazdım.
Görüntülenme : 1011 Güncelleme Tarihi: 08/08/2012 10:34:58
Yayınlanma Tarihi: 08/08/2012 10:28:36

Haber Yorumları (0)

500

    Acunn.com'u Facebook'ta takip et.

    Acunn.com'un eğlenceli dünyasını yakından takip etmek için Facebook sayfamızı beğenin