Spartaküsvari Bir Fatih Görmek...

Spartaküsvari Bir Fatih Görmek...

Fetih 1453’ün devamı yakında televizyon dizisi “Fatih” olarak ekranlara gelecek...

Türk sinema tarihinin en çok gişe yapan filmlerlerinden biri olan Fetih 1453’ün devamı yakında televizyon dizisi “Fatih” olarak ekranlara gelecek. Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethettiği yıllardan sonrasını anlatacak olan dizide Devrim Evin yine başrolde. Tiyatro seyircisinin çok yakından tanıdığı Evin, bu film ve dizi ile bambaşka bir çevre ile karşılaştı.Oyunculuğunuzu Fetih 1453 öncesi ve sonrası diye ayırıyor musunuz?Hayır. Çünkü ben Fetih 1453’ü 2009 Eylül ayında çekmeye başladım. 2001 yılında Hacettepe Ankara Devlet Konservatuarını bitirdim. Zaten 8 yıldır bu mesleği profesyonel yapıyordum. Onlarca tiyatro oyununda yer aldım, yurt dışında da oyunlarda oynuyorum. Oyunculuğa yeni başlayan bir insan değilim. Kaba tabirle yırtmaya çalışan bir adam olmadım hiçbir zaman. Zaten bu benim profesyonel işimdi. Her oyuncunun arzu ettiği, kritik özel roller vardır. Fatih Sultan Mehmet de bunlardan biri, birçok oyuncuyu heyecanlandıracak bir şey. Profesyonel olarak böyle bir rolde oynamak benim için önemli bir deneyimdi. Fetih’ten öncesi ve sonrası diye bir şey yok. Popüler dünya açısından bakacak olursak evet... Daha fazla kitleye ulaşmam açısından önemli bir projeydi. Benim yaptığım tiyatrodaki işleri daha çok kişi gelip izleyecek.Çıtayı bu kadar yükseltmek büyük bir dezavantaj mı?Bence her oyuncu öncelikli yapacağı işin nitelik açısından önemli olmasına özen göstermeli. Kimse durup dururken para için bu işi yapmaz. Özellikle profesyonelseniz, birden kariyerinizi sonlandırabilirsiniz. Tiyatro açısından kemikleşmiş bir yapım var. Ama sinema açısından, bundan sonra Fetih kadar kaliteli ve nitelikli işler yapmak zorundayım. Bunu Fatih’i oynadım diye ya da rolün ağırlığından dolayı değil. Kimlik olarak ben öyle bir insanım zaten. Gelen teklifleri ona göre değerlendiriyorum. Rolün üstüme yapışması gibi bir tedirginliğim yok. Türkiye’de zaten çok az sinema eseri üretiliyor ve bunların azı nitelikli oluyor. İyi bir iş gelene kadar beklerim.“Romantik komedi film teklifine çok şaşırdım”Romantik komedi filmi teklifi aldınız mı?Evet, hatta ilk teklif o tarz bir filmdendi. Camiadan önemli bir yapımcı ve yönetmenden. Yabancı ülkede çekilmiş bir filmin Türk versiyonunu çekeceklerdi. Çok şaşırmıştım, çünkü beni insanlar sadece Fetih’ten tanıyor. O insanla buluştuğumuzda şunu fark ettim 7 yıldır beni tiyatrodaki çalışmalarımdan biliyormuş. O teklifi kabul edemedim. Fatih dizisi için görüşmeye başlamıştık.Aynı rolü oynamak risk değil mi?Biz filmin devamını çektiğimiz için dizi olarak bir risk diye görmüyorum. Tam tersi, benim için Fatih Sultan Mehmet tam olarak tamamlanmamıştı. İstanbul’a girmiştik ve orada noktalanmıştı. Onun devamı da çok özel bir hayat. Eylül’de 4 bölüm olarak film yayınlanacak,5. bölüm ise Show TV’de devam edecek.Beklentiniz bu filmden önemli ödüller almak mıydı yoksa tamamen gişe hasılatı mıydı?Filmimiz herhangi bir yarışmaya girmedi ve yapımcı tercih de etmedi. Benim zaten herhangi bir ödül beklentim olmadı ve ödül mekanizmasına inanmayan biriyim. Bir jürinin karşısına sınav parçası sunmadım. Bana eksi veya artı not vermeleri pek umurumda değil.“Spartaküs gibi bir Fatih görmek isteyenler fantezi yapıyor”Gelen yorumlardan kırıldıklarınız oldu mu?Olmadı. Benim oyunculuğum ile ilgili hiçbir eleştiri gelmedi. Burun meselesine cevap bile vermiyorum. Sonuç olarak bu da yapımcının tercihi. Onlarca insan arasından beni seçtiyse ve bu kadar bütçesi yüksek bir işe beni koyuyorsa onun tercihine saygı duymak lazım. Cüsse meselesi de okumadıklarından kaynaklı. Fatih 1.65 boyunda, zayıf ve çelimsiz bir çocuk İstanbul’u aldığında. Ben 1.81 boyunda, 74 kilo o dönem adaleli bir adamdım. Birileri daha Spartaküsvari bir Fatih görmek istiyorsa o da onların fantezisizi. Öyle biri oynarsa izlerler.“Tiyatro beni doyurmuyor” deyip, bırakmak istediğiniz bir dönem oldu mu?Hiçbir zaman olmadı. Bunun olmadığını benim hayatım gösteriyor. Şu an 34 yaşındayım ve daha erken yaşta beyazperde de yer alabilirdim. Ama ben tam tersi kendi ana mesleğim sanatla uğraşmayı hep hedef belledim. Beni canlı tutan şey odur.Neden geç karar alındı?Ben o kadar çok tiyatro sanatına konsantre oldum ki... Oyunculuk sanatı birçok insan tarafından kolay düşünülüyor. Ama bitmeyen bir eğitim. Sizin piyasaya yenildiğiniz anlar oldu mu?Yok, ben çok yeniyim. Böyle de kalmak istiyorum.“Kendi gerçeğiniz ile barışıksanız eğer özgüveniniz yüksek oluyor”Özgüveni yüksek bir adamsınız. Bunu size sağlayan bilgi fazlalığı mı yoksa mesleğiniz mi?Bu dışarıdan çok duyduğum bir şey. Kendini öyle hazırlamış bir adam değilim. Eğer kendi iç dünyanızda kötü bir insan olmadığınızın farkındaysanız, özgüven problemi yaşamınıza gerek yok. Bu “Ben çok iyiyim” gibi bir şey değil. Kendi gerçeğiniz ile barışık olmanız, onu var etmeniz ve sınırlarınızı da iyi bilmeniz gerekiyor. Bunun farkında olunca da özgüven problemi zaten yaşamazsınız. Bir sanatçı olmak için gayret gösteriyorum. Sanatçı özgün olan adamdır. İsmim hayat kimliğimi oluşturmuştur.Bu mesleği daha sade düşünmek varken neden bu kadar sorumluluk yüklüyorsunuz?Bu meseleyi çok abartı yaşayan bir adam değilim. Sadece üretmek yorucu bir şeydir. Bazen kısmi yorgunluklar çektiğim oluyor, ama bu benim dünyadaki varlık nedenim. Birileri kafa yormuyor ve düşünmüyor diye ben de böyle olmak durumunda değilim. Bu yorgunluğu bile isteğe yaptığım için, “Aman Devrim abartma” demiyorum. Başkaları diyor ama.Sahneden indiğinizde kendinizi arınmış gibi mi hissediyorsunuz?Bizim sahne üzerinde yaptığımız şey fiziksel olarak çok zor. Ruhsal olarak da yoruyor. Devlet tiyatrolarında haftada 6 gün sahneye çıkan bir aktörseniz çok daha zor bir noktaya gelebiliyor. Anlatmak istediğim felsefeyi izleyiciyi etkileyecek bir şekilde anlatabilirsim, bütün yorgunluklar biter.“Geldiğim yeri bilirim, benim uç noktalarda yaşıyor olmamı beklemeyin”Hayatınız boyunca serseri bir yanınız olmadı mı?Hiç olmadı. Kontrol bağımlısı değilimdir, tam tersi plansız yaşarım, ama serseri bir dönemim olmadı. Sizin aileniz yetişme tarzınız ve hedefleriniz önemli. Dört kardeşiz. Ablam hemşire, kız kardeşim Tarım ve Köyişleri Mühendisliği’nde, diğer kardeşim de Ankara Devlet Tiyatrosu’nda oyuncu. Bu çocuklar nereden geldiklerinin farkında olan insanlar. Baba figürü önemli bizim ailede. Kendi kimliği ile yaptığı meslek birçok defa çatışmış ve namuslu kalmış. Bu durumda benim uç noktalarda yaşıyor olmamı beklemeyin. Olabilirdim, Tanrıya şükür öyle bir adam olmadım. Belki yoldan çıkaracak koşullarla karşılaştım ama geldiğim yeri unutmadım.Mesela Metallica dinlediğiniz bir dönem de mi olmadı?Dinlemem, hayır. Caz, blues ve klasik müzikler tercihimdir.“Babam 12 Eylül döneminde doğmama rağmen Devrim ismini koymuş”Atatürkçü bir aileden geliyorum. Onun devrimlerine inanmış bir ailenin içinde büyüdüm. Rahmetli büyükbabam ismimi veren kişi. Babam emekli polis memuru. 78 yılında polis oluyor, ben de o yıl doğuyorum. 12 Eylül dönemi öncesi... Türkiye’de Devrim ismini koymak gerçekten çok zor. Sıkıntılar yaşayabilirsiniz, özellikle polisseniz. O dönem Devrim ismini koyanlar ya önüne ya da arkasına başka bir isim koyarlarmış. İleri de sıkıntı olmaması için. Benim öyle bir durumum da yok. Büyükbabam adımı kesinlikle öyle olması gerektiğini belirtiyor. Baktığınız zaman hedefi ve hayatta ne yapacağı belirlenmiş bir adamım. Hayatımda bu hikayeler gerçek hale dönüştü. Bir devrimci her zaman namuslu yaşayandır benim gözümde. Babam ne yaparsam yapayım mutlaka en iyisini yapmamı istedi. Sanatla uğraşıyorum diye beni kösteklemedi. Bunu ileri de devam etmemi sağladı. Mutlu bir çocukluk geçirdim. O yüzden varlığımla derdim yoktur.“Şıpsevdiydim şimdi hayatımda özel biri var”Aşık olunca romantik bir adam mı oluyorsunuz?Kısmen, yerine göre değişiyor. Biraz fütursuz olduğum zamanlar oluyor. Mutlaka şunları yapmak lazım gibi bir adam değilim. Heyecanlanıyorsam o an içimden ne geliyorsa yaparım. Refleksli hareket ederim, plan yapmam.Karşınızdakiler nasıl kadınlar?Kadınlar diyorsunuz. Hayır, özel bir kadın var.İlham verir mi o kadın peki?Bir kadın vardı ve ilham kaynağım oldu gibi bir durumum olmadı. Kadın da doğadan bir şey olduğu için ve doğa benim ilham kaynağım... Enteresan ilhamlar arayan bir adam değilim. Ben eskiden şıpsevdi bir adamdım. Aşık olduğumu sanırdım hep. Bu anlamda kadın erkek ilişkisini erken yaşayan biri değilim, şimdiki kuşak gibi... Zamanında yaşayanlardanım.O yüzden şimdiki gençliğe bizim yaşadıklarımız hikaye gibi geliyor.Vatan / Eda Solmaz

Görüntülenme : 520 Güncelleme Tarihi: 22/07/2012 15:32:08
Yayınlanma Tarihi: 22/07/2012 15:26:46

Haber Yorumları (0)

500

    Acunn.com'u Facebook'ta takip et.

    Acunn.com'un eğlenceli dünyasını yakından takip etmek için Facebook sayfamızı beğenin